Kategori: Denemeler

Gazze İçin Sessizlik – Mahmud Derviş

(*) Filistinli şair Mahmud Derviş, İsrail işgaline karşı direnen ülkesinde, edebiyat cephesinin önde gelen isimlerinden biridir. Altbaşlığı “Alışılagelmiş Hüznün Günlüğü” olan Gazze İçin Sessizlik adlı kitap, şairin 1970’li yıllarda yazdığı dokuz denemeyi kapsıyor. Dünya kamuoyunun, medyasının Filistin olayına duyarlı davranmadığını, halkına karşı uygulanan kıyım-zulüm karşısında sessiz kaldığını vurgulayan şair, İsrail?in attığı bombaların seslerinin ve Filistinlilerin

okumak için tıklayınız

Yoğunlaşmak Gerek / Denemeler 2 – Nejdet Evren

Yoğunlaşmak gerek; kümülüslerin su kristallerini evire-çevire yoğunlaştırmaları gibi; yoğunlaşmak gerek, en ufak kıvılcımda şimşeğin damlaları doğurması için?Ve yukarıdan süzülen damlalar tek-tek ve daha sonra çoğalarak akmalı, hem de sicim gibi; dağa, taşa, toprağa, denize ve limanlara çarparak; canlı, cansız ne varsa top-yekün yıkamalı onları; öyle bir yıkamalı ki, tüm dünya pür-ü-pak olmalı; tüm bunlar için

okumak için tıklayınız

Dilin Çalışma Sesi – Roland Barthes

Dilin Çalışma Sesi Roland Barthes’ın 1964-1980 yılları arasında kaleme aldığı edebiyat, dil ve gösterge üzerine yazıları bir araya getiriyor. Meşhur ‘Yazarın Ölümü’ başlıklı denemesinin de yer aldığı bu “eleştirel denemeler” ilk kez Türkçe’de yayımlanıyor. Yazı’nın ve yazın’ın büyük ustası Roland Barthes’tan yolları çatallanan bahçede yürümek isteyen okurlar için. (Tanıtım Bülteninden)

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin hayvanlar üstüne düşünceleri ve bakış

okumak için tıklayınız

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü,

okumak için tıklayınız

Canetti?nin hayvanları – Ömer Erdem

Bir yazarın hayvanlarına da bakarım ben. Hayvandan geçmek, hayvandan yazmak, hayvandan süzülmek diye bir şey var sonuçta. Bir yandan hayvandan çıka çıka insana varmak, bir yandan da insandan döne döne hayvana çıkmak var. Hayvansız kalmışsa bir şair, bir öykücü, bir romancı bir tiyatro yazarı sadece soyutlama kuraklığına sıkışmaz, yaratıcılığının imkânlarını da yitirir gözümde. Nerdeyse hayvanların

okumak için tıklayınız

Hayvanlar Üzerine – Elias Canetti

Politik, oyunbaz, alet yapan, konuşan, bilen insan tanımlamalarının ortak endişesi, insanı diğer hayvanlardan ayıran özelliği bulmaktır. Peki insanın içindeki hayvan(lar) ve hayvanın içindeki insan(lar)dan bahsetmek bu kadar imkansız mıdır? Uzun yıllarını iktidar ilişkileri ve kitlelerin davranış biçimleri üzerine düşünerek geçiren Elias Canetti için insanlarla hayvanların ilişkileri ve bunların geçirgenliği

okumak için tıklayınız

Dünya adil değil ya da bu dünyayı değiştirmeliyiz* – Efe Gönenç

Nasıl bir evde oturmak istediğimizi veya nasıl bir yerde çalışmak istediğimizi kendimize sorduğumuzda eğer imdadımıza her türlü mecrayı büyük bir cüretle kullanan reklamlar yetişiyorsa, önce ?yaşam alanlarının? parlak resimleri ve bu resimlerde yaşayan mutlu insanlardan biri olmanın maddi bedeli gözümüze çarpar. İlk bakışta seçenek çok gibi görünüyor, İstanbul?da bir Venedik?te mi yaşamak istersiniz, yoksa saray

okumak için tıklayınız

Okumalar Okuması – Alberto Manguel

Pinokyo’nun okumayı öğrendikten sonra bütün yapabileceği, ders kitabı laflarını papağan gibi tekrarlamaktır. Sayfadaki kelimeleri özümser ama hazmetmez: Kitaplar hakiki anlamda onun olmaz, çünkü hâlâ, maceralarının sonunda bile, onları kendine ve dünyaya ilişkin tecrübelerine uygulamaktan acizdir. Deneyimin kitapları, kitapların kişisel deneyimi zenginleştirdiği ve dönüştürdüğü yaratıcı bir okuma nasıl olur? Okumalar Okuması tam da bu sorunun yanıtı.

okumak için tıklayınız

Eski Harflerle Kalb Ağrısı Var mı? Var da Onlar Biraz Pahalı – Beliz Güçbilmez

Bankalar bize gelecekten haber veriyor. On yıllık ev kredileri, on yıl boyunca, her gün bir gün öncekinden daha bağımlı ve daha yoksul olacağımızı müjdeliyor. Kredi kartı ekstrelerinin taksit dökümü henüz gelmemiş günlerin utkulu vaatleriyle dolu. Sistem bugünümüzü harcamakla yetinmiyor, geleceğimizi de harcıyor, gelecek daha gelmeden zaten çoktan bitmiş oluyor. Yeni kapitalizm buradan okunduğunda basbayağı gelecekçi

okumak için tıklayınız

Oku Oku Yat; Yat Yat Oku! – Ahmet Eroğlu

Okuyan, yazan bireylerden oluşan toplum, gelişir, yarışır, uygarlaşır. Bilgi ve bilim üretir. Ürettiğini paylaşır. Demokrasi gelişir; demokratik kültür kökleşir; demokratik değerler yerleşir. Hem birey, hem de toplum, kendi çıkarlarını korumasını bilir ve dünyada ki gelişmelerden haberdar olur. Olaylara, olgulara, toplumsal ve kültürel değerlere doğru bakar! Baktığını doğru görür! Gördüğünü nesnel olarak değerlendirir? Bu süreç, bireysel

okumak için tıklayınız

Denizler Geçti Gökyüzümden adlı kitaba dair – Nevzat Süer Sezgin

NEZİH_ER yayınlarının, şair dostumuz Mine Ömer?in editörlüğüyle, biz okurlara sunduğu ?Denizler Geçti Gökyüzümden? Azime Akbaş Yazıcı?nın ikinci kitabı.Geçtiğimiz günlerde ikinci basımı yapıldı. Kitabı elinize alınca ön ve arka kapaktaki Ilgaz Uğurluer?in nefis fotoğrafları ve Perihan Ömer?in özenli tasarımını sevmemek mümkün değil. Arka kapaktaki Gültekin Emre?nin kısa tanıtım yazısıyla sarsılmaya hazırlanarak okumaya başlıyorsunuz. Seksenyedi kısa bölümden

okumak için tıklayınız

Kendini Gerçekleştirebilme Kılavuzu – Serkan Engin

İnsan, elbette çağının ve içine doğduğu toplumun ürünüdür, ama aynı insan, birey olarak toplumsal realiteye kendi çapı oranında etki eden, bu realitenin dönüşümünde payı olan bir toplumsal parametredir. İçine doğduğunuz ailenin, şehrin, ülkenin sosyo-kültürel yapısı, ekonomik koşulları ve ilişkileri, din-gelenek bağlamındaki kalıplaşmış davranış modelleri, çağın ve ülkenin politik dinamikleri, siz daha gözünüzü açar açmaz sizi

okumak için tıklayınız

Kızılcık Ağacı (Kitaplar – İnsanlar – Oyunlar – Kentler) – Neşe Baştürk

Neşe Baştürk?ün yazıları okundukta şu görülür. Yazar Neşe Baştürk, ele aldığı konuyla arasına belli bir uzaklık koyar. Bunu önemsiyorum. Neden. Yazar, ele aldığı konuya belli bir uzaklıktan bakmazsa, o yazı nesnel olamaz. Burası önemli. Yazar, konuya belli bir uzaklıktan bakamazsa, yazı, neden nesnel olamıyor. Olamıyor, çünkü konuya duyguyla yaklaşıyor. Kızdığı kişinin ürününü yerden yere vuruyor.

okumak için tıklayınız

Dünyayı Deviren Kentler (Manchester, Paris, St. Petersburg, Selanik, Varna) – Mustafa Tabak

?Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?? Ne yalnızca çok gezen ne de yalnızca çok okuyan bilir. Bilmek için çok gezmenin yanında çok da okumak gerekir. Çünkü gezmek bir uygulamaysa okumak onun kuramıdır. Uygulama, deneme yanılmayla değil de önceki deneme yanılmaların, deneyimlerin sonucu olan kuramla gerçekleşirse daha başarılı olur. Örneğin, bir yeri gezmek sözkonusu olduğunda

okumak için tıklayınız

Alacakaranlıkta – Thomas Mann

Ey, sonsuzlukta birleşmenin sevinci! Yanılma kurtulmanın, zamanın ve uzamın zincirlerinden kopmanın, seninle benim kaynaşmamızın sevinci, senin ve benim tanrısal sevincimiz! Günün aldatıcı işleri onları ayırabilir; ama büyülü içkinin gücüyle gözleri açılalı beri yalanı bağışlamasını öğrenen yüreklerini hiçbir şey aldatamaz artık. Ölüm gecesini aşkla geçiren- lere, bu tatlı gizi çözenlere gün ışığı yalnızca özlem duyurur; sonsuz,

okumak için tıklayınız

Ve Günler Yürümeye Başladı – Eduardo Galeano

Bir takvim formatında yazılan Ve Günler Yürümeye Başladı, 1 Ocak?tan 31 Aralık?a her gün için yakın tarihte ya da eski çağlarda o gün yaşanan özel bir hikâye anlatıyor. Eduardo Galeano, Aynalar?da olduğu gibi kadın, erkek, iktidar, yerliler, ırkçılık, emperyalizm, kültürler, daldan dala atlayarak; değinilmedik konu, ulaşılmadık coğrafya, çoğaltılmadık ses bırakmıyor. Sürekli daha ileriye taşımaya çalıştığı

okumak için tıklayınız

Sözcükleri Sıcak Tutmak – Duran Aydın

Her ne kadar ak kâğıt üstünde kaleminiz kayıyor; sözcükler cilveli bir güzel olup sizinle oynaşıyor, kışkırtıyor, diyelim ?taciz ediyor?sa da; ele geçmesi oldukça zor o sayılı anlarda, hemen daha oracıkta sevişmeye soyunacağınız bir şiir, öykü, deneme, günlük, roman? neyse onunla ?mutlu son?a ulaşmanız, sanıldığı gibi hiç de öyle tereyağından kıl çekercesine kolay olmuyor; az biraz

okumak için tıklayınız

Estetik Kalkışma (Roman – Öykü Nasıl Yazılmalı, Nasıl Okunmalı) – Cengiz Gündoğdu

Bu yapıtta iki amaç güttüm. İlki, gerçeki bir roman gerçekçi bir öyküyü estetik konuma getiren öğeleri örneklerle göstermek. Ama şu bilinmeli. Gerçekçi öykü, gerçekçi roman yazmak için bunlar yeterli değildir. Yazarda gerçekliği derinden kavrama gücü, sağlıklı tür bilinci, bir de düş gücü olmalıdır. İkinci amaç okurlar için. Türkiye’de okur, bir romanı, bir öyküyü değerlendirecek ölçütlerden

okumak için tıklayınız

Yengeç Adımlarıyla / Sıcak Savaşlar ve Medyatik Popülizm – Umberto Eco

Eco soruyor: ?Yeni binyılda tarih geriye mi ilerliyor?? Dünyaca ünlü İtalyan yazar ve düşünür Umberto Eco?nun Yengeç Adımlarıyla adlı yeni kitabı, günümüz dünyasıyla ilgili önemli soruları gündeme taşıyor. Eco?nun 2000-2005 yılları arasında yazdığı bazı makale ve konferans metinlerinden oluşan kitap, özellikle ?sıcak savaşlara geri dönüş? ve ?medyatik popülizm? konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Eco?ya göre, içinde bulunduğumuz

okumak için tıklayınız