Kategori: Felsefe

Herkül – Derman Bayladı

Herkül! Bin yıllardan beri cesareti dillerden dillere dolaşır. İnsanların hayatlarına korku salan pek çok canavarı yok etmiş, birbirinden zorlu görevlerin üstesinden kolaylıkla gelmiştir. Tüyleri çelikten kuşlar… Üç başlı, yılan kuyruklu köpek… insan etiyle beslenen, rüzgârdan hızlı atlar… Kentauroslaar… Amazonlar… Kerkoplar… Ve daha onlarcası cezalarını Herkül’ün elinden bulurlar. Kahramanlığın ve cesaretin gerçek temsilcisi Herkül, sizi nefes

okumak için tıklayınız

Akhilleus – Derman Bayladı

Filmlere, kitaplara konu olmuş, binyıllar boyunca bütün sanat dallarını etkilemiş bir kahramandır Akhilleus. Dünyanın en güçlü, en korkusuz erkeklerinden biri olan Peleus ile bir deniz tanrıçası olan Thetis?in oğludur. Akhilleus demek Troya Savaşı demektir. Çünkü herkes, Akhilleus olmadan Yunanların Troya?yı ele geçiremeyeceğini bilmektedir. Troya ordularının başkomutanı Hektor bile ondan çekinmektedir. Cesaretin ve gücün simgesi Akhilleus?un

okumak için tıklayınız

Upanishadlar – Sanskrit aslından çeviren: Korhan Kaya

Upanishadlar İÖ 600 yıllarında ortaya çıkmıştır. Eski Hintlilerin evreni, tanrıyı, yaşamı, ölümü ve ölümden sonrasını açıklamaya çalıştıkları felsefe ve teoloji metinleridir. Upanishadlar’daki öğretiye göre en yüce amaç, Brahma ile bir olmaktır. Bu amaca ulaşmak da bilgisizliğin yenilmesiyle mümkün olabilir. Hindistan’daki bütün düşünce akımlarını etkileyen Upanishadlar’ın batı felsefesi üzerinde de etkileri görülür. Schopenhauer, Upanishadlar için şöyle

okumak için tıklayınız

Biyoloji Felsefesi – Elliott Sober

Wisconsin Üniversitesi (Madison) felsefe bölümünde öğretim üyesi ve daha önemlisi, belki de yaşayan en önemli biyoloji felsefecisi Elliott Sober, “Biyoloji Felsefesi” başlıklı nitelikli çalışmasında, evrim kuramından kaynaklanan felsefi problemleri ele alarak bir kuram tartışmasına girişiyor. Hem yaratılışçı iddiaların hem de Darwin’in kuramının mantığını irdeleyen Sober, evrimsel biyolojiye özgü felsefi konuları inceliyor. Evrim kuramına Darwin’den beri

okumak için tıklayınız

Putların Alacakaranlığı – Friedrich Nietzsche

Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren Nietzsche, ?Putların Alacakaranlığı? adlı eserinde insanı kavrayışı Apolloncu ve Dionysosçu karşıt-kavramlar ile ayırt ederken Sokrates’ten Kant’a kadar pek çok ünlü düşünürü çöküş-tipleri olarak nitelendirir. Bu eser Nietzsche’nin Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde bütün eserleri bağlamında yayımlanan üçüncü kitabıdır. ‘ Neden böylesine

okumak için tıklayınız

Pozitivizme ve Pragmatizme Karşı Felsefeyi Savunmak – Maurice Cornforth

İngiliz Marksist filozof Maurice Cornforth, ‘Pozitivizme ve Pragmatizme Karşı Felsefeyi Savunmak’ eserinin en özgün yanı, öncelikle felsefeyi, farklı sınıf çıkarlarını temsil eden değişik akımlarıyla tanımak açısından sunduğu açılımdır diyebiliriz. Kitap özellikle, işçi sınıfının teorik mücadelesinin güncel ihtiyaçları bakımından büyük bir öneme sahip. Çoğu zaman, Marksizm, pozitivist bir ideoloji olarak eleştirilmişti. Cornforth’un eseriyse, bu akımın “burjuva

okumak için tıklayınız

Çağdaş Gerçekçiliğin Anlamı – Georg Lukács

Macaristan’lı filozof ve yazar György Lukacs, Marksis estetik ve eleştirinin en önemli temsilcisidir. Çağdaş Gerçekliğin Anlamı (The Meaning of Contemporary Realism) adlı bu incelemesinde Lukacs, önce yenilikçi edebiyatın Kafka, Joyce ve Musil’den, Beckette ve Faulkner’a uzanan temsilcilerini ele almakta ve bu akımı Balzac, Tolstoy ve Thomas Mann gibi yazarların temsil ettiği eleştirel gerçeklik geleneğiyle karşılaştırmaktadır.

okumak için tıklayınız

Gençler İçin Hayat Bilgisi El Kitabı – Raoul Vaneigem

Giderek sıradanlaşan gündelik hayatımızdaki sefaleti hangi yanılsama gizleyebilir? Topluluk halinde yaşadığımızı sanırken yalnızlığımızı ve tecrit oluşumuzu keşfettiğimizde ölü birer nesneden farkımız kalmadığını da görmüyor muyuz? Birbirimize dokunuyoruz sadece; kimse kimseyle karşılaşmıyor, yüz yüze gelmiyor. Âşık olarak birlikte olduğumuzu sanıyoruz, oysa çoğu zaman sıradanlığın içinde iflas edip gidiyor aşkımız. Nesneleştikçe toplumsallaşıyoruz. Sürekli bir aşağılanma ve saldırganlık

okumak için tıklayınız

Hızlandırılmış Ateizm Dersleri – A. L. Campillo, J. I. Ferreras

Antonio Lopez Campillo ve Juan Ignacio Ferreras?ın ortak yazdığı “Hızlandırılmış Ateizm Dersleri” adlı bu kitap aslında 2003 yılında İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar?ın 2004 yılının eylülünden itibaren ilk ve ortaöğrenim boyunca zorunlu olacak din dersini müfredata sokmasına karşı bir tepki olarak kaleme alınmış. Yazarlar, yazdıkları önsözde, kurumsal dinlerin inançlarını yaymak için çeşitli yayınlar, ilmihaller yayınladıklarını

okumak için tıklayınız

Dinin İnsanlıkdışılığına Dair / Bolluk Cennetinden Çalışma Cehennemine – Raoul Vaneigem

1961-1970 yılları arasında Fransız Guy Debord?la birlikte Situasyonist Enternasyonal?i kurup aktif olarak faaliyetlerde bulunan, manifestolar ve kitaplar yazan Vaneigem, din kurumunun nasıl olup da insanların önünde kendilerini gerçekleştirmelerinin bir engeli olduğunu öne çıkarıyor kitabında. Daha çok insanın din tarafında yönlendirilip köleleştirilmesi, bir köle ahlakına tabi olmalarını ele alıyor. Zaten kitabın alt başlığı da bunu vurgular

okumak için tıklayınız

Tanrıya Karşı Söylev – Marquis de Sade

( * ) Tanrıya Karşı Söylev, Marquis de Sade ‘nin çeşitli kitaplarından seçilmiş Tanrıya karşı ilendiği, Tanrının yokluğunu ortaya koyduğu bölümlerden oluşuyor. Sade?ın adı ateizmle de anılır sık sık. Zira yaşamında ve yazısında hiçbir sınır tanımayan, hiçbir aşırılıktan çekinmeyen de Sade?ın bu tavrının kökeninde az yukarıda da belirttiğim gibi, doğaya karşı sonsuz inanç, özgürlüğe bağlanış

okumak için tıklayınız

Etika – Benedictus de Spinoza

“Bu büyük eseri birkaç satırda özetleme iddiasından uzağız. Bununla birlikte, belirli noktalarını işaret için göstermemiz gerekir ki, Spinoza’nın açıklamasında tuttuğu sıraya rağmen, hakiki başlangıç noktası Descartes’tan ya da başka bir yazardan çıkarılmış bir cevher teorisi veya fikri değildir. (…) O kendi duygulanışlarının şuuruna sahiptir; nitekim, bir Bedeni olduğunu ve Beden hayatının hangi şartlarda sürüp gittiğini

okumak için tıklayınız

Kırık Taşlar – Herakleitos

Diyalektik düşüncenin kökenleri açısından Hegel?e olduğu kadar Marx?a da esin veren Herakleitos?un Doğa Üzerine adlı yapıtından günümüze kalan Parçalar?ı, şair Alova?nın şiir diliyle yaptığı çeviriyle sunuyoruz. Alova?yı Parçalar?ı Kırık Taşlar başlığı altında bir araya getirerek çevirmeye yönelten etkenlerin başında, Eski Yunanlı filozofun ateşe, suya, toprağa, güneşe ?çıplak akıl?la bakarak evrensel yasaları çözmeye çalışması, diyalektik düşünceyi

okumak için tıklayınız

“Ey Özgürlük!”/ Hürriyet (*) – Nejdet Evren

Bireysel ve toplumsal yönlerden özgürlük, aydınlanma dönemi ile başlayan düşünce fırtınasına bağlı olarak her yönden ele alınmaya başlanmış ve haklar ve bildirgelere işlenip normatif olgulara dönüştürülerek işlevselleştirilmeye çalışılmıştır. Ne ki, bu tanım/olgu kimilerince bireyin her istediğini yapabilmesi, kimilerince zorunluluğun bilincinde olunması ve kimilerince de bir diğerinin haklarının başladığı yerde biten sosyal bir içerikte değerlendirilmiştir. Ötekileştirmenin

okumak için tıklayınız

Yabancılaşma – Karl Marx

Karl Marx’ın “yabancılaşma” ile ilgili metinlerinden hazırlanan bu derleme, Yabancılaşma adı ile Sol Yayınları tarafından Mayıs 2003 (Birinci Baskı: Kasım 2000) tarihinde yayınlandı. DERLEYENİN SUNUŞ NOTU – BARIŞTA ERDOST Marx’ın “yabancılaşma” ile ilgili metinlerinden hazırlanan bu derleme, okura, Marx’ın Yahudi Sorunu gibi gençlik dönemi ürünlerinden başlayarak Kapital gibi olgunluk dönemi yapıtlarına kadar kronolojik olarak, marksist

okumak için tıklayınız

Demokritos İle Epikuros’un Doğa Felsefeleri – Karl Marx

Karl Marx’ın Jena Üniversitesi Felsefe Fakültesine sunduğu (15 Nisan 1841) doktora tezi Differenz der Demokritischen und Epikureischen Naturphilosophie’yi (1840-1841 Martı arasında yazıldı. İlk kez Marx und Engels, Aus dem literarischen Nachlass, Stuttgart 1902, içinde yayınlandı) Hüseyin Demirhan dilimize çevirdi ve kitap Demokritos ile Epikuros’un Doğa Felsefeleri adı ile Sol Yayınları tarafından Kasım 2000 tarihinde Ankara’da

okumak için tıklayınız

Sözün Özü / Eski Çağlardan Günümüze Ünlü Yazarlar Ve Düşünürlerden Özlü Sözler – Celal Üster

Sözün Özü, insanlık tarihinin binlerce yıllık birikimine uzanan, bu büyük birikimden her biri pırlanta değerinde sözler derleyen Celâl Üsterin hazırladığı bir kaynak kitap. Edebiyattan resme, ekonomiden felsefeye, politikadan bilime hemen her alandan önemli düşünce adamlarının özlü, çarpıcı, kimi zaman eğlenceli sözleri… Dev bir alıntılar kılavuzu. Yediden yetmişe herkesin yararlanacağı çok önemli bir kaynak. Cumhuriyet gazetesi

okumak için tıklayınız

Arı Usun Eleştirisi – Immanuel Kant

Arı Usun Eleştirisi 1781’de çıktı ve ilk tepkiler olumsuzdu. İkinci ve gözden geçirilmiş yayım 1787’de çıktı ve bunu çok geçmeden 1790’da bir üçüncü basım, 1794’te bir dördüncüsü, bir yıl sonra izinsiz bir basım, ve 1799’da beşinci basım izledi. Sonuç felsefenin bir kez de Alman dilinde doğuşunun başlangıcı oldu. Kant’ın zamanı azdı, ve hızla yazdı: Bir

okumak için tıklayınız

50 Soruda Aydınlanma – Afşar Timuçin ve Ali Timuçin

“50 Soruda” dizisinin ikinci kitabı da yayınlandı: Afşar Timuçin ve Ali Timuçin?in kaleme aldığı “50 Soruda Aydınlanma”. Afşar Timuçin kitaba yazdığı önsözde hedefini şöyle belirliyor: ?Tarihin bütün gelişim süreçlerini doğru olarak kavrayabilmek her şeyden önce yerin ve zamanın toplumsal, iktisadi, kültürel sorunlarını yakından görmekle olasıydı. Aydınlanma devinimini kavramak da ancak bu çerçevede olasıydı. Aydınlanma düşünürlerini

okumak için tıklayınız

Ecce Homo (İşte İnsan) / Kişi Nasıl Kendisi Olur – Friedrich Wilhelm Nietzsche

Friedrich Wilhelm Nietzsche, kendini anlatma ihtiyacını niçin hissettiğini kitabın önsözünde şu şekilde belirtiyor; “Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı gözönüne alarak önce kim olduğmu söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: ‘Kimliğimi saklamış’ değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile.”

okumak için tıklayınız