Kategori: Felsefe

Ortaklıklar ve Karşıtlıklar: Aristoteles ve Thomas More’da Erdem ve Adalet – Irmak Güngör

Ütopyalar şüphesiz birer roman ya da masal değil, yerleşik toplumsal ve siyasal düzenin sorunlarını tespit eden “duyarlı ve yaratıcı” insanın çözüm tasarılarıdır. Bu anlamda onlar içlerinde döneminin eleştirisini ve çözüm önerisini bir arada bulunduran, mutlu bir toplum yaşamı arayışının sonucudurlar. Thomas More Ütopya’da insanların bu dünyada “mutlu” yaşayabilecekleri bir toplum düzenini anlatır, orada insanların ve

okumak için tıklayınız

Bir Ben Vardır – Sara Serçemeli (*)

Akıl sahibi öznenin, bilinçli kişinin kendisini başkalarından ayırmasına ve kendisini öne sürmesine yarayan güç ?ben?dir. Bu bir yönden kendini diğer kişilerden farklı olarak görme bilincidir. (2) Dolayısıyla bu bilinç kişiye sahip olduğu özelliklerin farkına varma olanağı sağlar. Bu makalede Rene Descartes ve Immanuel Kant?ta dile getirilen ?ben? konusu ana hatlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. İlk önce Descartes?ın

okumak için tıklayınız

Red Dust: Hatırlama, Affetme ve Varoluş – İdil Ceren Bozkurt (*)

Geçmiş, sadece geçmişte kalmaz. Hatırlamayla birlikte hafızanın tozlu raflarından çıkar, günümüze gelir. Bazen bir eşyayla, bir kişiyle, bir kelimeyle, bazen kokuda, seste vs. her şey gittiği yerden geri gelir. Zihin bunu nasıl becerir? Geçmiş bir anda nasıl şimdiye gelir ve farkında olmadan gelecekte yer eder? Aslında tüm bu soruları sormadan önce unutmanın o esrarengiz yok

okumak için tıklayınız

Descartes ve Kant?da Ben Deneyimi – Saliha Baysal (*)

Ben bu makaleye Descartes?la başlayacağım. Descartes ?ben?i nasıl temellendirmiş ve bu ?ben?le neye ulaşmıştır, bunu göstermeye çalışacağım. Daha sonra da Kant?ın ?ben?den ne anladığını ve Descartes?a eleştirisini ifade edeceğim. I.) Descartes ve Ben Anlayışı Descartes düşünce üretmeye başladığında ortaçağın niteliğine göre inşa edilmiş doğa felsefesi ortadan kalkar. Nicelik tarafından belirlenmiş doğa felsefesi onun yerine geçer.

okumak için tıklayınız

Takvim Zamanın Efendisi midir? Jacqueline de Bourgoing

Jacqueline De Bourgoing’ın “Takvim Zamanın Efendisi midir?” kitabı ilk çağlardan günümüze insanların takvim ve saat aracılığı ile zamanı kavrama ve yönetme çabalarını anlatıyor. Roma?dan günümüze dek takvimlerin geçirdiği değişimleri gözler önüne seren kitap, tarihlerin bilimsel ve teknik tarihinin izini sürüyor. Ancak bunu yaparken siyasete ve özel takvimlere de sık sık değiniyor. İnsanların zamanı parçalara ayırma

okumak için tıklayınız

Postmodernist Kültür Üzerine Bir İnceleme – Serkan Fırtına

Steven Connor?ın postmodernist kültür ?Çağdaş Olanın Kuramlarına Bir Giriş? adlı çalışmasının giriş bölümünde, Post sözcüğünün kavramsal kullanımına değinir. Kitabı yazmasının nedenini, postmodernizm biçimlerini ortaya çıkarıp betimleyerek, bu alandaki kafa karışıklığınının giderilmesine yardımcı olmayı hedeflediğini söyleyerek açıklar. ?Kesim I Bağlam? başlığı altında öncelikle Postmodernizm ve Akademi arasındaki ilişkiyi açımlamaya koyulur. Postmodernizm 1950 ve 60 larda kullanılmasına

okumak için tıklayınız

Yürümeye Övgü – David Le Breton “Yürüyüş çoğu zaman insanın kendi içine yoğunlaşmasını sağlayan bir dönemeçtir.”

“Ormanda iki yol vardı, ben az gidileni seçtim” Robert Frost David le Breton; Cabeza de Vaca, Richard Burton, Rene Cailie, Michel Vieuchange gibi ufuk yürüyüşçülerini anlattığı, kent yürüyüşlerini tasvir ettiği, yürüyüşün tinselliklerini vurguladığı kitabında “Yürüyüş dünyaya açılmalıdır. İnsanı mutlu yaşam duyguları içinde yeniden oluşturur. Tam bir duyumsallık isteyen derin düşünmenin etkin bir biçimine sokar insanı.

okumak için tıklayınız

Antikçağ Ütopyaları / Platon’dan Jambulos’a. “Eşitliğin ilk adımları”

Sadık Usta’nın derleyip çevirdiği ‘Antikçağ Ütopyaları’nı, insanlığın eşitlik ve mutluluk arayışının tarihi olarak okumak mümkün. *MÖ 5. ve 4. yüzyıl, hem Antikçağın rönesans çağıdır, hem de Antik Yunanistan’ın Aydınlanma dönemidir. Ütopyalar da o günün siyasal ve toplumsal arayışlarının ürünleri olarak ortaya çıktılar. Geçmiş dönemin ütopik devletlerini, Herakles, Prometeus, Dionysos, Helios, Mithra, Zerdüş ve Tao kurardı;

okumak için tıklayınız

Ütopya Ağacı / Felsefi Meyve – Nejdet Evren

Bir ağaç dikelim ve adı ütopya olsun; öyle bir ağaç ki, adı gibi özgür ve sınır tanımaz olsun, öyle bir ağaç ki, kimsenin mülkiyetinde ve egemenliğinde olmasın, öyle bir ağaç ki, herkesin çiçeklerle bezediği ve herkesin meyvelerinden sonsuzca yararlandığı bir ağaç, bir ağaç olsun ki, bilgenin sevgisini paylaşsın… Canetti?nin dediği gibi, ütopyaların olmadığı yerde geleceği

okumak için tıklayınız

Zaman; Nasıl İçimizde, Niçin Dışımızda? Yılmaz Öner

?Her an şimdiki andayız? diye açıklıyor zamanı Öner; hareket anlayışı ?fiilileşmek? kavramına dayanıyor. “Zamanı soyut kavramların metafiziksel dünyasından kurtaramadık değil mi? Peki, zamanı özne olarak biz mi icat ettik? Öyle ya, Platon’un dediği gibi, zaman “ebediliğin hareketli bir kopyası mı”? Yılmaz Öner Ancak bir “akış” olarak anlaşılıyorsa ebedilik bir “durgunluk” değil midir ya da şimdiki-zamanlılığın

okumak için tıklayınız

Filmlerle Sosyoloji – Bülent Diken, Carsten Bagge Laustsen

Filmler asla “sadece film” ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden uzaklaştırmayı amaçlayan hafif kurgular değildir. Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler. Bu nedenle, elinizdeki kitabı yanlızca filmlerin toplumsal gerçeği nasıl yansıttığı ya da meşrulaştırdığıyla ilgilenenler değil, toplumlarımızın nasıl olup da kendilerini

okumak için tıklayınız

Varoluşçuluk ve Sartre (1. Kitap)

Sartre’ın, son yıllarda da yeniden moda olmadan “gündemde” olması, hep şu veya bu kitap/dergi/makalede anılması, alıntılanması, makalelerinin yayınlanması, romanlarının söz konusu edilmesinin esprisi işte, onun tema ettiği ama sübjektivist felsefesinden ötürü altında kaldığı sorunların, kapitalist toplumda sürekli yenilenerek üretilmesidir. İnsanların sürekli öznel dünyalarına itilmeleri, içlerine kapandırılmaları ve bu pozisyondan, yabancılaşmanın devam ettiği dünyadan ancak, tiksinti,

okumak için tıklayınız

Marksist İmgelem – Georg Lukacs

Marksist edebiyat kuramı deyince kuşkusuz Lukacs akla gelen ilk isimlerden. “Soylu” bir Macar ailesinin çocuğu olarak 1885’te dünyaya gelen Lukacs öncelikle estetik kuramıyla ilgilenir. 20. yy.’ın başından 1914’e kadar Bükreş, Berlin, Floransa ve Heidelberg’deki öğrenim yılları süresince estetik kuramı üzerine çalışmalar yapar. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Lukacs yoğun şekilde Marx ve Hegel incelemesine başlar, bunun

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Kökeni / Geniş Bir Bakış ? Ellen Meiksins Wood

‘Kuşatması ve baskısı altında yaşadığımız, hareket ve düşünme tarzlarımızı her an etkileme ya da belirleme kudretine sahip olan kapitalizmin kökenini tartışmanın bir önemi var mı?’, ‘Kapitalizmin, yüzyıllar öncesinde kalan ve çoktan tarihe karışan ‘kökeni’nin bugünkü ve bugünden sonraki hayatımız üzerinde belirleyiciliği var mıdır?’ Siyaset profesörü olan Ellen Meiksins Wood, bu sorulara kaygı duyarak vardır cevabını

okumak için tıklayınız

Sparta’da Mükemmel Toplum / Likurgos Yasaları

Sparta’da Mükemmel Toplum/ Likurgos Yasaları bir derlemedir ve Türkiye’de bu içerikle ilk kez yayımlanıyor. Kaynak Yayınları, Sparta ve Likurgos’la ilgili bütün kaynakları tarayarak en önemlilerini elinizdeki kitapta topladı. Likurgos Yasaları, antikçağın önemli bir ütopyasıdır, ama aynı zamanda, tarih boyunca, bütün ütopyaları da önemli ölçüde etkilemiştir. Likurgos, MÖ 9. yüzyılda, toplumsal çürümeye cevap aramak amacıyla medeniyetin

okumak için tıklayınız

“Sorumluluğunu Arayan Sözün Derinliği” / “yaşamayı bilmeden, ölümü bilemezsin?(*) – Nejdet Evren

?Sözcüklerin bilinci? olur mu? Sözcükler sorumluluklarının peşinden koşuyorlarsa bu neden olmasın ki? Sorumluluk bir yönüyle kişinin her şeyden önce kendine karşı bir yükümlülüğü değil midir ki; her zaman söylendiği gibi ?üstlenemeyeceğini yapma ve yapamayacağını üstlenme ? diye…İnsan, iki ayak üzerinde dik durmaya başladığı günden bu güne değin hep koşmuştur; ve fakat kaçmak bundan öte bir

okumak için tıklayınız

Habermas’ı Okumak – Taner Timur

Taner Timur, Felsefi İzlenimler ve Marksizm, İnsan ve Toplum kitaplarında 20. yüzyıl Batı düşüncesinin bir dizi parlak temsilcisini ele almıştı. Bu kitapta ise Frankfurt Okulu?nun en önemli temsilcisi Jürgen Habermas?ı inceliyor. Günümüzde Habermas, filozof, sosyolog ve tarihçi nitelikleriyle kıta Avrupası düşünce geleneğini Anglo-Sakson geleneğiyle buluşturan düşünür olarak tanınıyor. Ülkemizde de tanınıp fikirleri tartışılan bir felsefeci

okumak için tıklayınız

Tarih Öncesi Ege – George Thomson

İngiliz bilim insanı George Thomson (1903-1987), Batı uygarlıklarına kaynaklık eden tarihöncesi Ege’yi toplumsal, sanatsal ve felsefi yönleriyle incelemek için yıllarını verdi. Thomson’ın bu çalışmalarının başyapıtı niteliğindeki Tarihöncesi Ege, Tunç Çağı’na denk düşen dönemde Ege’de anaerkil toplum düzeni, toprağın kullanım biçimleri, kentlerin gelişimi ve destanın doğuşunu inceliyor. Arkeoloji, antropoloji, sosyoloji, dilbilim gibi farklı bilim alanlarının olanaklarından

okumak için tıklayınız

Aydınlanma ? Christian Destain

Ereği dünyayı insana bilim aracılığıyla sunmak olan Aydınlanma hareketi, dünyayı, tarihi, toplumu ve insanı anlamak ve açıklamak için sadece akla başvurulmasını ister. Aydınlanma, akla ve ilerlemeye duyduğu sarsılmaz güvenle, inandırıcılığını yitirmiş geleneğe, tartışılmazlık zırhına bürünmüş otoriteye ve insanı sadece öteki dünya mutluluğuna hazırlayan dinsel yönlendirmeye karşı çıkıp aman vermeyen bir eleştiri rüzgârı estirerek, yerleşik siyasal,

okumak için tıklayınız

Diyalektiğin Dansı / Marx’ın Yönteminde Adımlar ? Bertell Ollman

Kapitalizm üzerine fikir yürüten çoğu düşünürün görüntülere takılıp kalmasına karşılık Marx’ın tüm üstü örtük ilişkileri kavramasını sağlayan şey, onun diyalektik yöntemidir. Bertell Ollman bu kitapta Marksizmde vazgeçilmez bir rol üstlenen diyalektiğin Marx’ın kendi eserlerinde nasıl çalıştırıldığını ve bugün dünyayı anlamak ve değiştirmek için bizim diyalektiği nasıl kullanmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Marksist külliyatı yine Marksist araçlarla

okumak için tıklayınız