Kategori: Makaleler

Martin Heidegger?den Esinle Otantik Varoluş Olanağı Aranışı I – Mert Sarı

Martin Heidegger günübirlik bir yaşamın tekdüze ve sıkıcı görünümlerini etkili bir biçimde betimleyebilmiş bir düşünürdür. Ancak, buna almaşık bir otantik varoluş olanağını sınırlı bir ölçüde sergileyebilmiştir. Gerçekte daha ilkçağda Aristoteles insan varlığının kendisini açıp tamamlama ödevinin bulunduğunu savunuyordu. Düşünce tarihinde pek çok düşünür insanın daha yetkin bir varoluş biçimine evrilebileceği gizilgücüne vurgu yaptı. Bu doğrultuda

okumak için tıklayınız

Bertolt Brecht ve Epik Tiyatro – Özdemir Nutku

Çağdaş tiyatronun önde gelen ismi olan Bertolt Brecht, yalnızca 20. yüzyılın değil 21.yüzyıla da ışık tutacak kapsamda kültür tarihinin önemli bir yol göstericisi olacaktır. Brecht’in bu güne değin yayınlanmış olan oyun, şiir, hikaye, düzyazı, deneme, inceleme, eleştiri ve kuramsal yazıları 10.000 sayfaya yakın, yirmi iki ciltlik yer tutan zengin bir bilgi hazinesidir. “Eleştirel toplumcu gerçekçi

okumak için tıklayınız

‘Karanlıktaki Adam’ Yada Şu Garip Dünya Yuvarlanıp Giderken? – Canan Koçak

?Bir dakika önce hayatını yaşıyorsundur, bir dakika sonra bir de bakarsın ki savaştasın.? ?Sıradan ve tekdüze hayatından aniden koparak, çapı dört metreyi bulan, silindir bir çukura düşmüş olan adamın adı Owen Brick?tir. Genelkurmayın suikastçısı ve kurtarıcısı görevi verilmiş olan Brick, öyle bir haldedir ki, ne görevini ne de hayatına dair herhangi bir şeyi hatırlamaktadır. Kendine

okumak için tıklayınız

“Örgütlü bir devlet yenik düşmez, yoksa dünyanın sonu gelir, ya da bu, yeni bir dünyanın başlangıcı olur.” – Canan Koçak

Jose Saramago?nun ?Körlük? romanını okuyanlar hatırlayacaktır. Roman araba kullanmakta olan bir adamın, yeşil ışıkta aniden körleşmesi ile başlayıp, körlüğü başkalarına bulaştırması ile devam ediyordu. Bu körlük, bildiğimiz körlüklerden biraz farklıydı. Bir salgın gibi bütün şehre yayılmakla kalmayıp, aynı zamanda halkı sonsuz bir beyazlığa hapsediyordu. Şehirde başlayan bu körlük salgını ile varolan tüm ahlaki değerler yok

okumak için tıklayınız

Kapital’in Formülleri: Sömürü ve Artı-değer – Suat Kamil Aksoy

Sömürü yada artı değer kavramı, değişim değeri eşittir toplumsal olarak gerekli emek zamanı şeklindeki tanımdan dolaysızca çıkarsanabilir. Kapitalizm öncesi dönemler için de bir açıklayıcılığı vardır. Özünde insanın kendine yeter bir üretimin ötesine geçebilmesiyle artı değer ve dolayısıyla sömürü olanaklı hale gelir. Köleci dönemlerden beri ve belki daha öncesinde de insan kendi ihtiyacını karşılamanın ötesine geçebilmekteydi.

okumak için tıklayınız

Blonski ve Eğitim ? Emrah Motuğan

Sovyet pedagoji ve psikolojisinin çok yönlü ve etkin temsilcilerinden biri olarak Pavel Petroviç Blonski 14 mayıs 1884?te doğdu. Kiev üniversitesinde psikoloji felsefe ve tarih dersleri aldı. Blonski?nin insanları tanıma ve anlama merakı onun psikoloji ile uğraşmasına ve bu alanda eğitim almasına neden olur. Ancak umduğunu bulamaz. Otobiyografisinde ??psikolojinin beni insanların karakterini ve davranışlarını anlayabilecek duruma

okumak için tıklayınız

Aşk Üstüne – Temel Demirer ‘Aşk ruhta devrimdir. P. Eluard’

Sizin hiç sevda(ları)nız oldu mu? Aşk(ların)ızdan öğrendiniz mi? Bu iki soruya verdiğiniz olumlu yanıt, nasıl ve nerede olursanız olun, hayatı kucaklayarak yaşanmaya değer kılma kavgası verdiğinizin işaretidir elbet… Hayır; sözünü ettiğim Berkant Coşkun?un, ?Kapitalizm Mengenesindeki Aşk? aralığının dışındaki bir şey… Mesela Karacaoğlan?ın, ?Güzel ne güzel olmuşsun görülmeyi görülmeyi? dediği türden bir hasret… Ya da Cahit

okumak için tıklayınız

Nazım Alpman Beykoz?u Konuşturuyor Ve Dinliyor ? Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Nazım Alpman şirin ve yararlı bir kitap sunuyor okuyucularına. Bunu hemen kitabın başında, « Ben Beykozluyum ! » ve « Teşekkürler Beykoz » başlıklı parçaları okuyunca görmek mümkün. Beykoz sevecen bir ana : Unutulması olanaksız. Çocukları da Beykoz?u seviyor ve sayıyorlar. Bu gerçek kitabın a?sından z?sine kadar ortada. Beykoz da bunun altında kalmıyor elbette :

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in Şiiri – Afşar Timuçin

Nâzım Hikmet?in şiiri gerçek anlamda bir arayışın şiiridir. Her sanat arayıştır, her yapıt bir insan araştırmasıyla ilgilidir. Ancak bazı yapıtlar insanı daha genel açıdan, daha bildik, daha alışılmış görünümleriyle ele alırken, bazı yapıtlar insana daha köklü, daha köktenci bir tutumla yönelirler. Dehanın özelliği insanı ortaya çıkarmak adına kılı kırk yarmasıdır. Şiir dehası Nâzım Hikmet insana

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in Oyun Yazarlığı – Asım Bezirci

Orhan Kemal’in sahnelenmiş beş oyunu vardır. Bu oyunların tümü iyi eleştiri almış, ayrıca çeşitli ödüller kazanmıştır. Bu durumda Orhan Kemal’i roman ve öykü yazarlığının yanı sıra bir oyun yazarı olarak da incelemek ve değerlendirmek gerekir. Özellikle oyun yazarlarımızın çoğunun başka yazın alanlarını seçtiklerini, oyun yazarlığını tek ve başat uğraş olarak seçenlerin sayısının çok az olduğunu

okumak için tıklayınız

Puşkin Üzerine Konuşma 2 – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Puşkin olağanüstü bir olaydır; belki de Rus bilincine özgü, eşi görülmedik bir olaydır; demişti Gogol. Bana kalırsa aynı zamanda bize gelecekten bir haberdi Puşkin. Evet, biz Rusların arasına tıpkı bir peygamber gibi geldi. Petro’nun devrimleri üzerinden koca bir yüzyıl geçmişti, kendi gerçek benliğimizi yeni yeni kavramaya başlamıştık. Puşkin’in gelişi önümüzdeki karanlık yola yeni bir ışık

okumak için tıklayınız

Puşkin Üzerine Konuşma 1 – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Bir Yazarın Not Defteri?nin bu sayısında başlıca konu olarak sunduğumuz söylevi bu yıl Haziran ayının sekizinde, Rus Edebiyatını Sevenler Derneği?nin büyük toplantısında kalabalık bir dinleyici topluluğu önünde verdim. Konuşmam büyük tepki uyandırdı. Konu Puşkin, Puşkin?in önemi ve anlamıydı. Bir ara kürsüye çıkarak herkesin kendisine Islavcılar?ın önderi gözüyle baktığını hatırlatan İvan Sergeyeviç Aksakov konuşmamın başlı başına

okumak için tıklayınız

Ölü Bir Ozanın Sevgili Karısını Görmeye Gitmek* – İlhan Berk

Bir şiirin oluşması, varolması çeşitli etkenler sonucudur. Benim için tek bir etken yerine etkenler alanından söz etmek gerekiyor. Şimdiye değin yazdıklarıma şöyle bir göz attığımda, kimi zaman yerli-yabancı şiirler okurken bir dize gelip bana vurmuştur, onda koca bir şiir yükü bulmuşumdur, daha da önemlisi o tam benim içinmiş, benim yaşamımdan kopup gelmiş gibi duymuşumdur onu,

okumak için tıklayınız

Aşk Üstüne – Nazım Hikmet

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla

okumak için tıklayınız

Vladimir Propp Ve Masalın Biçimbilimi – Mehmet Rifat

Giriş Gözlemleri Dilbilim, göstergebilim, budunbilim, halkbilgisi, insanbilim, anlatı çözümlemesi, vb. alanlarda çağımızın önde gelen bilim adamlarından biridir V. Propp. Temel yapıtı Masalın Biçimbiimi (Morfologiya Skazki, 1928; 1969) de söz konusu alanlardaki kaynakçalarda tartışmasız olarak yeri alır. Bir benzetme yaparak belirtecek olursak, F.de Saussure nasıl çağdaş dilbilim alanında Genel Dilbilim Dersleri?yle (Cours de linguistique générale 1916)

okumak için tıklayınız

Filistin’in Nâzım Hikmet’i – Kemal Özer

Mahmut Derviş’in ölümü, dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli yankılara yol açtı. Bu yankıların çoğu, belirli haber kaynaklarından dolaşıma çıkarılan bilgilere, yorumlara dayanıyordu. Adı ülkemizde bilinen bir ozandı Mahmut Derviş, şiirleri dilimize çevrilmişti, Nâzım Hikmet Ödülü de verilmişti hatta. Üstelik Filistin’le ilgili gelişmelere göre kimi zaman sıkça gündeme getirilirdi. Ama anılmalarında, daha çok yaşam öyküsünün

okumak için tıklayınız

Kafka’nın kederi – Ahmet Ümit

Kafka, günlük yaşamın tekdüzeliğini olduğu gibi anlatmak yerine, sıkıcı gerçekliğin sınırlarını aşarak sembol ve imgelerden oluşan bir labirent yaratmıştır. Eş dost sohbetlerinde sıradışı yazarlardan söz açılınca, aklıma önce Kafka gelir. Bende bu düşünceyi yaratan Kafka’nın yazın alanında biricik olmayı başarmış, varolandan farklı bir tarz ve yöntemle metinler kaleme olması değildir. Daha çok onun metinlerinin satır

okumak için tıklayınız

Fransız Devrimi?nde Kadın: Eksik Yurttaş (Woman In The French Revolutıon: Defıcıent Cıtızen) – Araş. Gör. Diren Çakmak

Fransız Devrimi’nde eşitsiz bir rol dağılımı olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber Fransız Devrimi?nin kadınların tarihinde yeni bir sayfa açmış olduğu bir gerçektir. Çalışmanın amacı, kadının tüm zaman ve mekanlarda var olma mücadelesinin bir örneği olan Devrim içindeki konumunu tam da Devrim içinden göstermektir. Bu bağlamda çalışmada, devrimde kadının rolüne, kadın haklarının formülasyonlarının nasıl yapıldığına yer

okumak için tıklayınız

Mizahın dünyaca ünlü ustası Nasreddin Hoca – Barış Yıldırım

800. doğum yıldönümü nedeniyle Nasreddin Hoca?nın yaşamına, fıkralarının ardındaki halk kültürü ve fikriyatına doğru bir yolculuğa çıkalım; Hoca?yı farklı görüşler ekseninde inceleyelim istedik… Görünen o ki, toplumsal adaletsizlikler bitmedikçe, bunun ötesinde insanın, yaşamı ve ölümü, gündelik bilgilerin ötesine geçerek anlama kaygısı sürdükçe Nasreddin Hoca da fıkraları da hep var olacak. İncelikli zekasıyla gülmece türünün öncülerinden

okumak için tıklayınız

1950-1960 Demirkırat – Kibar Aktin

7 Ocak 1946?da kurulan Demokrat Parti dört yıl sonra yapılan seçimlerle 14 Mayıs 1950 tarihinde tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti?nde ilk defa serbest seçimle iktidara gelen partisidir. On yıl boyunca sırayla 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanarak iktidar partisi olmuştur. Demokrat Parti, adını telaffuz etmede zorlanan halk arasında ?Demirkırat? olarak tanınmıştır. Büyük umutlarla

okumak için tıklayınız