Kategori: Makaleler

Özgürlük, boyun eğme ve iktidar hırsı – Erich Fromm

ÖZGÜRLÜK – BİR RUHBİLİMSEL SORUN MU? Çağdaş Avrupa ve Amerikan tarihi, daha çok, insanları bağlamış olan siyasal, ekonomik ve tinsel kelepçelerden kurtulma çabalarını anlatır. Ezilenler, yeni özgürlükler isteyenler, savunacak ayrıcalıkları olanlara karşı özgürlük savaşı vermişlerdir. Bir sınıf, başkasının egemenliğinden kurtulup kendi öz bağımsızlığını elde etme savaşı verirken, kendisini, insanlığın özgürlüğü uğruna savaşan bir sınıf olarak

okumak için tıklayınız

Nabokov’un Kafka’ya karşı “böcek” inadı

Eğer Kafka’nın Dönüşüm’ünü İngilizce çevirisinden okuduysanız elinizdeki çeviriye göre dönüşüm geçirmiş Gregor Samsa’dan karafatma, hamamböceği ya da daha genel olarak dev bir böcek diye söz edilmektedir. Yazarın orijinal metni Almanca yazdığı düşünüldüğünde bu çevirilerin hiçbiri yanlış sayılmaz – Gregor kaçacak delik arayan, çok sayıdaki bacağını havada sallayan ve bir çeşit kabuğu olan biridir. Hizmetçisi onu

okumak için tıklayınız

Yeni Dönem – Zafer Köse

Yüz yıllık bir projeydi bu Cumhuriyet. En önemli hedeflerinden üçü şunlardı: 1- Müslüman ümmeti Batılı topluma dönüştürmek. 2- Kürtleri Türkleştirmek. 3- Köylerde ve kentlerdeki milyonlarca emekçinin ürettiği değerlerin toplanmasıyla bir zenginler kesimi yaratarak ekonomiyi büyütmek.

okumak için tıklayınız

Mitolojiyle Gerçekliğin Cin Kubbesi – Müslüm Kabadayı

Nihat Aslanyürek’in ilk romanı Cin Kubbesi’ni(1) okurken, hem tema-konu, olay örgüsü ve iletileri açısından hem de dil ve anlatım özellikleri bakımından farklı duygu ve düşünceler atmosferine girip çıktığımı baştan söylemeliyim. Artzamanlı olarak olayların kurgulandığı romanda Osmanlı’nın son dönemi, Fransız işgal yılları ve 1939’dan 12 Eylül’e kadar uzanan geniş zaman diliminde başkahraman Yusuf ve geriye doğru

okumak için tıklayınız

Bizim Cumhuriyet – Zafer Köse

AKP öncesindeki onlarca yıl boyunca uygulanan zulümlerin listesi uzundur. Onca baskı, inkar, vahşet… Bütün bunlar cumhuriyetin gerçek nitelikleriyle yerleşmesi için değildi, onu halktan koparmak içindi. Kuşaklar boyunca biriken hınç ve öfke sonucunda halk, doğal olarak, düzene karşı gördüğü hareketleri destekleyecekti. Ve 12 Eylül nedeniyle ortada bir sol muhalefet kalmadığı için, düzen karşıtı olarak dinci hareketler

okumak için tıklayınız

Boyunuzu aşan “kurnaz” hesaplarınızla ve hatalı kırmızı çizgilerinizle Ortadoğu’dan başınızı kurtarmaya “ölü yıkayıcılığınız” bile kifayet etmez!

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? -4 Bu yazı dizisinin en başında Suriye İç Savaşı’nın patlak verme nedenleri üzerine söylediklerimizi kısaca hatırlayalım: Şam yönetimi, 2009 yılında Katar’ın kuzeyindeki off-shore doğal gaz sahasından başlayıp Suudi Arabistan – Ürdün –Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz sağlayacak bir boru hattı önerisini reddetti. 2011 yılında da tercihini

okumak için tıklayınız

AnGARa Vicdan Patlaması – Müslüm Kabadayı

Dağların taşların kan kaynaması yetmiyormuş gibi kentler de yangın yerine dönmüştü. Her gün ocaklara ateş düşüyordu. Topraklarındaki enerji kaynaklarına el koyanların yaktıkları savaş ateşinde yürekleri yanan insanlar, acılarını bile paylaşıp külleyemeden daha büyük acılara boğuluyorlardı. Memleketi acılarla yönetenler, zebanileşmişlerdi.

okumak için tıklayınız

İnsanlık, sadece tarihin akışını değiştirebilme değil, tarihi sona erdirebilme kapasitesine de sahip

BÎR İSPANYOL KÖYLÜSÜ 1000 YILINDA uyuyakalıp, beş yüz yıl sonra Kolomb’un mürettebatının Nina, Pinta ve Santa Maria gemilerine binerken çıkardığı patırtı esnasında uyanmış olsaydı, dünya yine de gözlerine çok tanıdık gelirdi. Teknolojide, yaşam biçiminde, siyasi sınırlarda pek çok değişiklik yaşanmış olsa da, bu ortaçağ gezgini yine de kendisini evinde hissederdi. Buna karşılık, Kolomb’un denizcilerinden biri

okumak için tıklayınız

Ankara Tren Garı – Sadık Güvenç

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde memleketin birinde Ankara derler bir şehir var mıymış, yok muymuş, ne desem yanlış olur. Bu Ankara denilen şehir koskoca bir ülkenin başkenti değilmiş. Bu koskoca ülkenin koskoca başkenti olmayan Ankara şehrinde kocaman kocaman bakanlık binaları da yokmuş. Kocaman kocaman bakanlık binaları, onlara bağlı yönetim binaları

okumak için tıklayınız

Thomas Hardy – Adsız Sansız Bir Jude

Hardy toplumda egemen tüm normları masaya yatırır; toplumsal sınıf sistemini, evliliği, dini, cinselliği, özellikle de örgütlü dinin nasıl bir canavara dönüşebildiği olgusunu… Geç Viktorya döneminin en önemli romancılarından Thomas Hardy’nin Adsız Sansız Bir Jude’u, aynı zamanda aldığı olumsuz tepkiler nedeniyle Hardy’nin roman yazmaktan vazgeçmesine yol açması ile de ünlüdür. Viktorya dönemi, bilindiği gibi, Kraliçe Viktorya’nın

okumak için tıklayınız

İstanbul’da Bir Pınar – Zafer Köse

Cervantes’ten beri roman okuruz. Aslında hikayelerle olan ilişkimiz çok daha eski tarihlerden gelir. Destanlar, masallar, hatta mağara duvarlarına çizilen resimler var. İnsanın günlük hayatı ve içinde yaşadığı toplulukla ilişkisi değiştikçe, onun hikayesini anlatma yolları da değişti. Ve elbette hayatın değişmeyen yönleri gibi, anlatının da değişmeyen yönleri devam etti. Biliyoruz ki, iyi romanlar insanları kabaca “iyiler

okumak için tıklayınız

“Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.”

‘İktidarı yıpratmak’tan korkmayalım “Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.” Çin atasözü. İçinde bulunduğumuz hali, siyasi kavramlar ile yorumlamak artık yaşadıklarımızı anlatmaya yetmiyor. “Siyasal kriz”, “yönetilemezlik krizi”, “istikrarsızlık”, kutuplaşma… Bunların hiçbiri, bu tahammülü zor hali anlatmak, daha doğrusu anlamak için yeterli değil.

okumak için tıklayınız

Geleceği olmayanların şimdisi: Kâbus mekânlar

Toplumda patlatılan her bomba zaman ayarlıdır, çünkü kronolojik zaman duygumuzu çökertmek, korkularla örülü bir şimdi inşa etmek için patlatılmıştır. Aramıza, zaman ayarlarımızı bozan bombalar yerleştiriyorlar. Baş edemeyeceğimiz korkular üreterek bizi geçmişten koparıp geleceksiz bırakmak niyetleri. Bakmayın siz insanın üç boyutlu olduğuna ve üç boyutlu bir evrende yaşadığına; bir de zaman boyutu vardır.

okumak için tıklayınız

Harold Bloom – Batı Kanonu

İncelemesinde Batı Kanonu içindeki belli başlı yazarları ele alıyor Harold Bloom, Teokratik Çağ’ın edebiyatını dışarıda bırakarak. Tarihsel seyri Dante ile başlatıp Samuel Beckett ile sona erdiriyor. Aristokratik Çağ’ı ise, Batı Kanonu’nun merkezi figürü olarak nitelediği Shakespeare ile başlatıyor ve diğer tüm yazarları onunla ilişkilendirerek değerlendiriyor. Zamana direnenler kulübü! ABD’li usta eleştirmen Harold Bloom imzalı “Batı

okumak için tıklayınız

35 Kilo Tembel Teneke adlı kitaba dair – Sadık Güvenç

Fransız yazar Anna Gavalda’nın yazdığı roman 35 Kilo Tembel Teneke, çocuklara okumayı sevdirecek bir yapıt. İkinci sınıfta ve altıncı sınıfta sınıfta kalan küçük Gregoire’nin gözüyle ana baba ilişkilerinin çocuk üzerindeki olumsuz etkileri, okulu sevmeme nedenleri, ilgi ve yetenek üzerine eğitimin gerekliliği gibi herkese ders olacak bir konu ele alınmakta bu romanda. Yazar, Gregoire’nin yeteneğini ve

okumak için tıklayınız

Bırak tuzun kokmasını… Mars’ta hayat akacak, bizde su çürüdü!

Mısırlılar… Hemen hemen 5 bin yıl önce uygarlıklarının temelini attı. Sosyal yaşamlarında sanatın ayrı bir yeri vardı. Yaşamayı da bir sanat gibi kabul edip keyfe, eğlenceye, güzelliğe, estetiğe değer verdiler. Kralları hayatın bitişine, ölümden sonra bile direndi. Bu yüzden kendilerini mumyalatıp gömdürdüler. Ebedi bir hayat, ezeli bir yaşam enerjisi vardı! Yaşama sevinci Mısırlı için ecele

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?- I

Rus uçaklarının Idlib’in güneyindeki isyancıları bombalamaya başlamasıyla birlikte Suriye’deki iç savaşta yeni bir evreye girildi. Ancak hangi evreye girmiş olduk, onu anlayabilmek için öncelikle bu savaşın Türk basınında pek aktarılmayan, dile getirilmeyen iktisadi arka planına ışık tutmaya ihtiyaç var. 2008 yılında ABD’nin önde gelen stratejik düşünce ve araştırma kuruluşlarından RAND Corporation Amerikan ordusu için önemli

okumak için tıklayınız

Bir Soru – Zafer Köse

Polisiye, tarihsel, inceleme, deneme… Hangi türde olduğu önemli değil; her kitabın temelde iki işlevi oluyor: 1- Sizi alıp başka dünyalara götürmek, eğlendirip geri getirmek ve “normal” hayatınıza devam etmenizi sağlamak. 2- İçinde yaşadığınız hayatı tanımanızı, ne yaşadığınızı anlamanızı sağlamak; bunun sonucunda da hayata müdahale etme istenci yaratmak. Daha çok birincideki işi gören kitaplar, en çok

okumak için tıklayınız

Küçük Bir Kulübemiz Olmalı – Önder Göksal

Bir yazarı tanımak istiyorsanız yazdığı kitapları derinlemesine defalarca okuyun. Yazarla mutlaka bir yerde karşılaşırsınız. Çavdar Tarlasında Çocuklar namı diğer Gönülçelen J.D Salinger’ın münzeviliğe giden hayatını Holden karakterine büründürdüğü bir roman. Salinger da şu yaptığıyla yukarıdaki savı doğruluyor: Çavdar Tarlasında Çocuklar romanının kahramanı Holden, J.D. Salinger’dan başkası değil. Salinger Gönülçelen’i yani Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını yayınlamak

okumak için tıklayınız