Kategori: Makaleler

Arthur Schopenhauer Felsefesinde Aşkın Metafiziği – Mert Sarı

Kısa tutulmak durumunda olan bir yazıda, bütünsel bir düşünceyi tümü ile ele alış yerine, ilgili düşünürün düşünce sistemindeki kimi öğeleri değerlendirmek çok daha akıllıca bir iletişim yordamı olsa gerek. Schopenhauer’ın başyapıtı kuşkusuz istenç ve tasarımlama olarak Dünya’dır (irade ve tasavvur olarak dünya). Bu kült yapıt pek çok konuda derinlik kavrayışla, iç görüler içermektedir. Ünlü aşkın

okumak için tıklayınız

Ubıhça’nın kurtarılış öyküsü – Georges Dumezil

Georges Dumezil, Türkiye’yi uzun zamandan beri tanıyordu. 1859-1864 yıllarında Rus işgalinden kaçan bütün azınlıkları ve bu azınlıkların Türkiye’de yerleştikleri köyleri biliyordu. 1926-1931 yılları arasında Türkiye’de geçirdiği altı yıl boyunca on ikiden fazla dil öğrendi (otuza yakın dili konuşurdu). Bu dillerden çoğu Rusya’da artık yaşamıyorlardı. Sadece Türkiye’ye gelen göçmenler arasında konuşuluyordu. 1929 yılında İstanbul’dan 300 kilometre

okumak için tıklayınız

Ömer Hayyam adındaki matematikçi – Sennur Sezer

Gıyaseddin Ebûl Feth Ömer bin İbrahim’el Hayyam ya da Ömer Hayyam fizik, matematik, astronomi ve felsefe dallarında eserler vermiş bir İranlı bilgindir. 18 Mayıs 1048’de Nişabur’da doğmuştur. Doğum tarihinin tam olarak bilinmesi Hayyam’ın takvim uzmanı olması ve kendi doğum tarihini araştırıp saptaması yüzündendir. Miladi ve Hicri takvimlerden daha “hassas” sayılan Celali takvimini düzenlemiştir. 4 Aralık

okumak için tıklayınız

Sultan Hamid Düşerken’de Devrim Sahneleri – B.Sadık Albayrak

Nahid Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken romanı, edebiyatımızın 1908 Devrimi’ni ve devrimcilerini anlatan güçlü romanlardan biridir. Romanın baş kişisi, 10 Temmuz (Miladi takvimle 23 Temmuz) 1908 ihtilalinin, Talât ölçüsünde ön saflarında bulunan Şefik, Sultan Hamid’in paşalarından birinin damadı olduktan sonra, iktidarın ve servetin etkisiyle yozlaşmıştır. Roman Şefik’teki bu değişimi anlatırken, onun kişiliğinde, iktidara gelen ve

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in şiiri “Jokond ile Si-Ya-U” – Zeliha Berksoy

“Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U’su, adını Nâzım’ın koyduğu Zeliha Berksoy tarafından sahneleniyor. Sanatçı Berksoy, ‘1928’de yazılmış bu denli modern, epik, ekspresyonist, sağlam bir eser az bulunur’ diyor. Jokond’u tanır mısınız? Hani yüzünün bir tarafı gülerken diğerinin ağladığı söylenen, Leonardo da Vinci’nin başyapıtı ‘La Joconde’… Yani ‘Mona Lisa’… Ya Jokond, Louvre Müzesi’nde kendisini izlemeye gelen bir

okumak için tıklayınız

Dersim hakkında ‘kuyruklu’ yalanlar – Ayşe Hür

Olayların kronolojisi “20/21 Mart 1937’de 33 askerimiz şehit edilince Dersim’e harekat yapıldı” yalanını açığa çıkarıyor. Dersim’in önemli kanaat önderi Seyit Rıza ve altı arkadaşının idamının 77. yıldönümünün yaklaştığı bu günlerde, bazısı samimi, bazısı suret-i haktan görünmek için, bazısı da siyasi saiklerle Dersim tartışmaları yapılıyor. Bunlardan birinde, 12 Kasım 2014 gecesi, CnnTürk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge

okumak için tıklayınız

Türk romanında fantastiğin serüveni, Berna Moran

“Türkiye’de fantastik roman üzerine hiçbir çalışma yok bildiğim kadarıyla. Buna şaşmamak lazım, çünkü Türk romanı ile Batı romanı arasından dikkati çeken farklardan biri, romanımızın tür bakımından Batı’ya oranla çok fakir bir görünüş sunmasıdır. Batı’da polisiye roman, fantastik roman, casus romanı, korku romanı, bilim-kurgu romanı gibi çeşitler popüler bir anlatı sınıfı oluşturmuşlardır. Bizde popüler roman örneklerinin

okumak için tıklayınız