Kategori: Romanlar

Duygusal Eğitim – Gustave Flaubert

1836 yılında Gustave Flaubert, 15 yaşında Trouville sahilinde, o sırada 26 yaşında olan Elisa Schlésinger ile tanıştı ve hayatı boyunca ?mesafeli bir şekilde de olsa- ona aşık kaldı. Bayan Schlésinger, Flaubert’in daha sonra kaleme alacağı Duygusal Eğitim’deki Marie Arnoux karakterinin temel ilham kaynağı oldu. 1845’te Duygusal Eğitim’in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber çıktığı bir

okumak için tıklayınız

Tavandaki Kukla – Ingvar Ambjörnsen

İngvar Ambjörnsen’in Tavandaki Kukla (Dukken I Taket) adlı romanı, intikamcı bir kadının hikayesi.. Ama aynı zamanda “suç”, “ceza” ve “intikam” üzerine düşünmeye davet eden bir yeraltı kitabı.. İnsanlığın “ilkel” diye adlandırılan dönemlerde kişi sorunu kendi çözerdi. “Uygarlık”la birlikte “toplumsal sözleşmeler” yapıldı ve “ceza” verme görevini devlet üstlendi. Peki, verilen her “ceza” mağdurdaki hasarı onarıyor, intikam

okumak için tıklayınız

Beyaz Zenciler – İngvar Ambjörnsen ‘imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat’

1986 yılında yayınlanan Beyaz Zenciler ile yazın hayatının en büyük başarısını yaratan İngvar Ambjörnsen bu romanında, egemen sistemin nosyonlarına isyan edenlerin, hayatın kıyısında yaşayıp bir türlü içine giremeyenlere nanik yaparak uçuruma ramak kalanların, özgürleşenlerin hüzünlü öykülerini anlatıyor. Beyaz Zenciler uyku tulumları, sırt çantaları ve bira kasalarıyla Çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir… Beyaz Zenciler şairdir,

okumak için tıklayınız

Kusma Kulübü – Mehmet Eroğlu

Mehmet Eroğlu’nun medya ve popüler kültürü sert bir biçimde eleştirdiği sekizinci romanı Kusma Kulübü Şubat 2004’de yayımlandı. Eroğlu, tabiri caizse, magazin kültürünün, medyanın ve ??bu gezegenin üstündeki en tehlikeli hastalık” olarak tanımladığı zenginliğin üzerine kusuyor. Kusma Kulübü; ??Hayat mutlu olmak içinmiş! Benimki mutsuzluğuma alışmaktan ibaret” cümleleriyle başlıyor. Kitabın kahramanı Umut, İstanbul’u terk etmeye karar verdiği

okumak için tıklayınız

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti – Sevgi Soysal

Sevgi Soysal, 1974 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanan Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’nde, çok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hiç zorlanmadan edebiyata aktarmış gibidir. Gözlemlediği alabildiğine gerçek insan portrelerini, birbirinden kopukmuş gibi duran hayatlarından alıp, zekice bir kurguyla buluşturur. Bu çerçevenin içine de, Ali, Doğan ve Olcay’dan oluşan bir üçgen kurar; o dönemin sorularını, abi-kardeş, arkadaş

okumak için tıklayınız

Belleğin Kış Uykusu – Mehmet Eroğlu

“Mehmet Eroğlu ‘Belleğin Kış Uykusu’nda, tartışmak istediği sorunsalı uzun diyaloglara döküyor ve zaman zaman edebiyatla felsefe arasındaki sınırı silikleştiriyor. Yazar ortaya sarsıcı bir roman çıkarmış. Mehmet Eroğlu, yeni romanında alışılageldik hikâye yapısını değiştirmiş. Daha önce sürükleyici, hatta polisiyelerin alanına giren izlekler takip eden hikâyeleriyle tanıdığımız yazar, bu kez gerçeküstü bir dünyanın, bir rüyanın, felsefi bir

okumak için tıklayınız

Geç Kalmış Ölü – Mehmet Eroğlu

Geç Kalmış Ölü, Mehmet Eroğlu’nun ilk romanı Issızlığın Ortası’nın kahramanı Ayhan’ın 1971 yılında kaybolan arkadaşı Zafer’i dört yıl sonra, 1. Milliyetçi Cephe Hükümetinin kuruluş arifesine rastlayan günlerdeki arayışının öyküsüdür ve bu özelliği nedeniyle ilk romanını bütünleyen bir kitaptır. Ankara’dan Gaziantep’e, oradan Suriye ve Antakya’ya uzanan -aslında Ayhan’ın yazgısını da belirleyecek- bu arayış İskenderun’da sona erer.

okumak için tıklayınız

Düş Kırgınları – Mehmet Eroğlu

Mehmet Eroğlu’nun kitabı ‘Düş Kırgınları’nda, 12 Mart darbesi sonrasına odaklanıyor ve geçmişle ilişkisi acılı insanların hikâyesini anlatıyor. ‘Düş Kırgınları’, okuyucuyu kolayca etkisi altına alan başarılı bir roman. Düş Kırgınları, Mehmet Eroğlu’nun dokuzuncu romanı. 1984-1994 yılları arasında yayımlanan ilk beş romanında ağırlıklı olarak 68 kuşağı devrimcilerinin savrulup giden hayatlarına ilişkin hikâyeler anlatmıştı. Ancak bu romanlar barındırdıkları

okumak için tıklayınız

Kumru ile Kumru – Tahsin Yücel

Tahsin Yücel, romanı Kumru ile Kumru’da toplumumuzun aslında gözler önünde olan ama kimsenin bir türlü dile getiremediği, yüksek sesle söylemekten herkesin ürktüğü bir sorunu anlatıyor. Yaşamımıza egemen olan eşyanın, yalnızca günlük çalışma biçimimizi değil, aynı zamanda duygularımızı, düşüncelerimizi, giderek kişiliğimizi nasıl etki altına aldığı, son derece etkileyici ve inandırıcı bir dille anlatılmış Kumru ile Kumru’da.

okumak için tıklayınız

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü – Victor Hugo

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü (Le Dernier Jour d?un condamné de), dünya edebiyatının ölümsüzlerinden Victor Hugo’nun 1829 yılında yirmi altı yaşında yazdığı ölüm cezasına karşı çıktığı bir yapıtıdır. Victor Hugo’nun içerik olarak bu romandaki amacı çok yalın, çok açık: İdam cezasının hem trajik, hem de saçma yanını göstermek. Onun büyüklüğünde, onun dehasında bir yazar için

okumak için tıklayınız

Dönüş – Cemil Kavukçu

Cemil Kavukçu, 1998 yılında yayımladığı Dönüş adlı ilk romanında 12 Eylül’ün öncesi ve sonrasının hesaplaşmalarını anlatıyor. Yazar ustaca anlatımı, kıvrak diliyle daha ilk sayfadan romanın içine çekiyor, sürükleyip götürüyor. Romanın konusu ise şöyledir: Vedat, 1980 öncesinin çalkantılı döneminin yıktığı, dört bir yana savurduğu genç insanlardan biridir İnandığı her şeyi ve herkesi, hatta kendi benliğini ve

okumak için tıklayınız

Kıskançlık – Yuri Oleşa

Sovyet yazar Yuri Oleşa, Kıskançlık adlı romanını 1927 yılında yayımladı. Bu roman ilk kez dönemin Sovyet edebiyat dergisi Bakir Kızıl Topraklar?da yayınlanır ve oldukça övgü toplar. (…) Stalin?in 1934?teki Yazarlar Birliği kongresinde yazarlar için kullandığı meşhur tanımlama ?insan ruhunun mühendisleri? kavramının yaratıcısı olan Oleşa bu romanla devrimin ilk yıllarında yaşanan ciddi değer çatışmalarını Sovyet toplumunun

okumak için tıklayınız

Umut Tarlaları (Levantado do Chão) – José Saramago

José Saramago ‘nun Umut Tarlaları (Levantado do Chão) adlı romanı, yoksul halkın, sömürücü güçlere ilk başkaldırışından, Portekiz’deki ilk örgütlü greve giden süreç içinde, tutuklanmalar, kovuşturmalar, zulüm ve işkence, ama illede yoksulluk ve haksızlıklar anlatılıyor. Evrensel boyutlardaki toplumsal sorunlara parmak basan bu politik- tarih roman, yazarın keskin gözlem gücüyle özgün ve unutulmaz bir romana dönüşmüş. Yapıtlarında

okumak için tıklayınız

Ortadirek / Dağın Öte Yüzü 1 – Yaşar Kemal

Başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikayelerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir. Üçlünün ilk kitabı Ortadirek?te uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. Bir çile yürüyüşüdür bu; varacakları yerde sadece ayakta kalmak

okumak için tıklayınız

Danaburnu – Oktay Rifat

Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları

okumak için tıklayınız

İvan İlyiç’in Ölümü (The Death of Ivan Ilych) – Lev Nikolayeviç Tolstoy

Lev Nikolayeviç Tolstoy’un 1886 yılında yazdığı İvan İlyiç’in Ölümü (The Death of Ivan Ilych), ‘iyi’ bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı kısa ama büyük romanıdır. İvan İlyiç kahraman bir memurdur, hep herkes gibi yaşamayı isteyen bir adamdır.

okumak için tıklayınız

Diriliş – Lev Nikolayeviç Tolstoy

Lev Nikolayeviç Tolstoy, milyonlarca insan tarafından tekrar tekrar okunan Diriliş (Rusça: ??????????? – Voskreseniye) adlı romanını, 1890’ların başında yazmaya başlayarak dokuz yıl sonra 1899 yılında yayımladı. Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyargalarını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyası’nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanıdır Diriliş. Ruhani bir “diriliş”i konu

okumak için tıklayınız

Madonna’nın Son Hayali – Doğan Akhanlı

Doğan Akhanlı Madonna?nın Son Hayali?nde, Sabahattin Ali?nin “Kürk Mantolu Madonna”sı Maria Puder?in peşine düşüyor. Maria Puder, gerçekten de doğum sırasında mı ölmüştü? Yoksa İstanbul?da demir atmasına izin verilmeyip, soykırımından kaçmaya çalışan 769 yolcusuyla sulara gömülen Struma?da mıydı Kürk Mantosuz Madonna? Doğan Akhanlı, farklı hikâyelerin ve farklı edebi türlerin “deneme ve romanın” kardeşliğini, “metinlerarasılık” kavramının oyundan

okumak için tıklayınız

Moskova Önlerinde / Volokolamsk Şosesi Savaşları – Aleksandr Aleksandroviç Bek

Aleksandr Aleksandroviç Bek, en ünlü yapıtı olan Moskova Önlerinde – Volokolamsk Şosesini  1943-1944 yılları arasında yazdı. Bu kitabın devamı niteliğindeki Birkaç Gün ve General Panfilov’un Yedekleri kitapları 1960 yılında yayınlandı. İkinci Dünya Savaşı?nda Nazi orduları Moskova kapılarına dayandıklarında hayallerinin bir avuç komünist Rus savaşçı tarafından yere çalınacağını hiç düşünmemişlerdi. Türkler?den, Tatarlar?dan Ruslar?dan ve dünyanın diğer

okumak için tıklayınız

Devlet Ana – Kemal Tahir

Kemal Tahir’in 1967 yılında yayınladığı, 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü alan Devlet Ana romanı, Osmanlı Devleti kurulmadan önceki Anadolu’nun görünümünü ve Anadolu insanının özlemlerini anlatırken onların güçlü güvenli adaletli bir devlete duyduğu ihtiyacı da açığa çıkarmaktadır. Kemal Tahir’in en önemli romanlarından kabul edilir. Eser adını roman kahramanı Devlet Hatun’dan alır. Dört bölüme ayrılmış olan

okumak için tıklayınız