Kategori: Romanlar

Kendi Hayatımızın Efendisi Olmak Ya da Olmamak? Canan Koçak

“Kendimize, Nazizme boyun eğmeye mecbur olup olmadığımız sorusunu sormak zorundaydık” (H.Kirk) Hans Kırk, 9 Nisan 1940?ta Almanya?nın Danimarka?yı işgalinden sonra Gestapo tarafından tutuklanan ilk aydınlardan biridir. Kuşkusuz Nazilerin Avrupa?yı işgali ile başlayan süreç, ?Köle? romanının asıl yazılma sebebini oluşturur. Danimarka?nın Nazilere karşı verdiği savaşı kalemiyle destekleyen Kirk?ın, dört duvar arasında, 17.yy. sonlarında gerçekleşen gerçek bir

okumak için tıklayınız

Uyku – Hüsnü Arkan

?“Hüsnü Arkan, dördüncü romanı Uyku?da vicdan, adalet, ahlak, sorumluluk, yaşam-ölüm, inanç gibi insanlığın evrensel soru(n)larını düşle gerçek arasında gidip gelen bir anlatımla ve ustalıkla ele alıyor. Kitap, Voltaire?in Candide ya da İyimserlik kitabından bir alıntıyla, Pangloss?un sözleriyle açılıyor. Pangloss, kısaca bahsetmek gerekirse, Voltaire?in bu kitabında kilise ve başta Leibniz olmak üzere bazı filozofları eleştirmek için

okumak için tıklayınız

Son Ada – Zülfü Livaneli ?siyasetle ilgin olmadığını biliyorum ama yaşadığın dünyaya gözlerini bu kadar kapatmaya hakkın yok?

Son Ada, doğal zenginliklerle dolu bir küçük adada geçiyor. Adayı yıllar önce çok varlıklı bir adam satın almış, daha sonra sevdiği birkaç dostunu da burada ev yapmaya teşvik etmiş ve böylece kırk evden oluşan bir topluluk oluşmuş. Birbirleriyle anlaşan, azla yetinen bu insanlar, elektrik ve telefon olmadan, kendi kaynaklarıyla ısınarak ve beslenerek geçiniyorlar. Tek gelir

okumak için tıklayınız

‘Demeğe de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu’ kimin?… – Canan Koçak

Tahsin Yücel, “Peygamberin Son Beş Günü” isimli romanında, Rahmi Sönmez ve Fehmi Gülmez adlı, Üsküdarlı iki eski arkadaşı konu edinir. Lise ve üniversite yıllarında tanıştıkları yazın ve sanat hayatı, fikirlerinin ayrışmasına sebep olur ve her zaman birbirini bütünler durumda olan bu iki arkadaş, farklı düşünceler sebebiyle ayrılır. Üstüne üstlük bir de aynı kıza yani Feride?ye

okumak için tıklayınız

İnsanlık Komedisi ? William Saroyan

Anadolu topraklarından (Bitlis) göçmüş Ermeni asıllı Armerikalı yazar William Saroyan?ın ünlü romanı İnsanlık Komedisi, 1943 yılında yayınlanır. Saroyan?ın ilk romanıdır. Bu romanın ilginç bir öyküsü vardır. Roman kitaplaşmadan, sinemaya uyarlanır. 1942 yılında MGM film şirketi Saroyan?a, savaşın insanlara etkisine ilişkin bir öykü yazmasını ister. Öykü aceleyle, senaryoya dönüştürülür. Senaryo, öyküden, ana kaynağından uzaklaşmış, savaşın hizmetine

okumak için tıklayınız

Gölgesiz Yoklar Sürüsü – Canan Koçak

?Öyle bir köydü ki; Kendi gölgesinde, benliğine yabancılaşmış insanlarla doluydu. Doğan her günü besleyen dostluklar değil, sebepsiz düşmanlıklardı. Belki her şey kaybolan ilk insanla, yani köyün berberi Cıngıl Nuri ile başladı. Köylüler için Cıngıl Nuri?nin gidişine değin, yok oluşun tek tarifi ?ölüm?dü. Herkesin bir yoku mu vardı bu köyde? Her insan gibi evlerine girip çıkan,

okumak için tıklayınız

Mucizeler Dükkânı – Jorge Amado

*Amado?nun romanının en etkileyici yanı, neredeyse tüm roman boyunca ustalıkla işlediği aydın ve akademi çevresine yaptığı eleştirilerdir. Arkanjo ve halkı bir dünya savaşına tanıklık etmiştir. Saf ırkın üstünlüğünün kabul gördüğü faşizan bir rejimde melez halkların özgürlüğüne ve halkların yozlaştırılmasına karşı bayraktar olmuştur Jorge Amado, Kandomble dinini ve bu dine mensup insanların yaşadığı Brezilya?nın Bahia bölgesini

okumak için tıklayınız

Öldürmeyen ?Ölüm? Öldürmüyor ? Canan Koçak

Bir eski Acem şairi: «Ölüm âdildir» ? diyor. ? Biliyorum, ölümün âdil olması için hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz… Nazım Hikmet Ve ertesi gün hiç kimse ölmedi? Sonsuza dek yaşamak, başka bir deyişle ölümsüzlük, insanların yüzyıllardır hayalini kurduğu, peşine düştüğü bir ütopyadır. Kuşkusuz ölüm, her canlı için hayatın bitişini ifade eder. Yeri ve zamanı belli

okumak için tıklayınız

Pepo Kuşu – Arslan Kacar

Arslan Kacar ?Pepo Kuşu?nda, İran?da hüküm süren Kacar ailesinden iki kardeşin Elazığ Palu?ya yaptıkları göçü hikâye ediyor. 1779-1925 yılları arasında İran?da hüküm süren bir hanedanlık olan Kacarlar, Türkiye, Türkistan, Azerbaycan ve Esterâbad?ta da yaşıyor. Romanın dikkat çeken yönlerinden birinin, bu aileden Abbas Mirza ve Nasır isimli kardeşlerin göçünü, Türkiye?nin son 60 yılının önemli tarihi olaylarıyla

okumak için tıklayınız

Bir Elin Sesi Var – Anthony Burgess

İngiliz edebiyatının en verimli yazarlarından biri olan Anthony Burgess Türkçe’de daha çok Otomatik Portakal romanıyla bilinir. Anthony Burgess ‘in Bir Elin Sesi Var ( One Hand Clapping ) romanı, Roza Hakmen tarafından 1989 yılında türkçeye çevrildi. “Bu eğer şiirse, o laf şiire yakışmaz,” dedim. “Hangi laf?” dedi Howard. “O terbiyesiz kelime,” dedim. “Hangisini dediğimi biliyorsun.

okumak için tıklayınız

İlk Kürtçe Roman Şivanê Kurd, (Kürt Çoban) – Erebê Şemo

“Geleneksel Kürt edebiyatın modernize etmek ve yeni anlatım biçimleriyle yeni kanallar bulmayı amaçlayan, Kürt romanının öncülerinden 1897 1978 yılları arasında yaşayan Sovyet Kürt yazarı Erebê Şemo?nun, Şivanê Kurd yani Kürt Çoban adlı romanı Kürtçenin ilk romanı olarak bilinir. 1935 yılında Erivan’da yayınlanan ilk yapıtı özelliği taşıyan bu roman çoğunlukla yazarın başından geçenleri, çocukluk ve gençlik yıllarını,

okumak için tıklayınız

Lale Bahçelerinden Fransız Sokaklarına – Kemal Siyahhan

Kemal Siyahhan, yazıp – çizdiği romanı ‘Lale Bahçelerinden Fransız Sokaklarına’da, Avrupadaki yenilikleri keşfetmek için yola çıkan Osmanlı heyetinin yaşadıklarını bilinçaltındaki kahramanlar eşliğinde anlatıyor. Dünya yüzeyinde Doğu ve Batı kültürlerinin tezat tezahürlerini Türkiye’dekiler kadar içselleştiren bir topluluk daha yoktur sanırım. Buna rağmen iki medeniyetin karşılıklı olarak yarattığı bu baskı ortamından tinsel bir evren yaratmayı başarmış bir

okumak için tıklayınız

Ve Durgun Akardı Don – Mihail Aleksandroviç Şolohov

Ve Durgun Akardı Don, Don bölgesinin destanıdır. Eser, bir Kazak ailesi ekseninde Don bölgesini ve savaşın, devrimin ve iç savaşın bölgeye yansıyışını çok yönlü, derinlemesine ama sade bir dille anlatır. Birinci ciltte Don Kazakları’nın Çar dönemindeki yaşam koşulları, gelenekleri, görenekleriyle dile getirilir. Bu cilt, nehir romanın kahramanlarını ve ruh durumlarını da tanıtır. İkinci ciltte, Birinci

okumak için tıklayınız

Yalnız Mor – Kemal Siyahhan

Kemal Siyahhan?ın kahramanları küçük dünyaları olan, çevrenin, ailenin, geleneklerin baskısıyla sindirilmiş ama büyük serüvenler, büyük aşklar, büyük ölümler özleyen kişilerdir. Kemal Siyahhan, Atmaca, Deli, Öküz ve Hayvan dergilerinde çizgi öykülerle başlayan gündelik hayatı anlatma serüvenini romanlarıyla sürdürüyor. Yeni kitabı Yalnız Mor?da babasının günlüklerini okuyarak, mahremiyetini paylaşmanın suçluluğunu duyan genç bir kız, hiç beklemediği bir maceraya

okumak için tıklayınız

‘Karanlıktaki Adam’ Yada Şu Garip Dünya Yuvarlanıp Giderken? – Canan Koçak

?Bir dakika önce hayatını yaşıyorsundur, bir dakika sonra bir de bakarsın ki savaştasın.? ?Sıradan ve tekdüze hayatından aniden koparak, çapı dört metreyi bulan, silindir bir çukura düşmüş olan adamın adı Owen Brick?tir. Genelkurmayın suikastçısı ve kurtarıcısı görevi verilmiş olan Brick, öyle bir haldedir ki, ne görevini ne de hayatına dair herhangi bir şeyi hatırlamaktadır. Kendine

okumak için tıklayınız

Yazmak Ya da Yaşamak – Jorge Semprun

?Yazmak ya da Yaşamak?, Buchenwald toplama kampı eksenli, ancak 1937?den, 1960?lara bir İspanyol komünistinin siyasi mücadelesini gözler önüne seren bir anı-roman. 1923 doğumlu Jorge Semprun, İspanyol İç Savaşı?nın çıkmasının ardından ailesi ile birlikte Fransa?ya iltica etmek zorunda kalır. Fransa?da feslefe okurken Marksizm?e olan ilgisi artar ve Alman işgali sırasında Komünist Parti saflarında direnişe katılır. 1943?te

okumak için tıklayınız

Köle – Hans Kırk

17. yüzyılın sonlarına doğru Yeni Dünya?dan İspanya?ya doğru yola çıkan, altın yüklü bir İspanyol hazine gemisi… Gemide dönemin sınıfsal yelpazesinin neredeyse her renginden insan vardır. Ve hepsi bulundukları yerden bakmaktadır dünyaya. Derken bir Kızılderili köle çıkar sahneye. İlkel ve basit düşünen genç bir adamdır bu. Ama onun bu ilkel ve basit düşünceleri, dönemin ?uygar? ve

okumak için tıklayınız

Küçük Anılar / Çocukluk ve İlkgençlik Anıları – José Saramago

?Küçük Anılar?ı José Saramago, yaklaşık iki yıl kadar önce kaleme almış. Anlattığı günlerden ortalama yetmiş yıl sonra. Bir insanı, seksenli yaşlarında böylesine bir berraklıkla çocukluk yıllarına götüren, pürüzsüz bir dille o yılları aktarmasına neden olan şey kitabın bir yerinde ?şimdi madalyonu çevirip öbür yüzünü gösterecek cesareti bulmam gerekiyor? sözlerinde yatıyor. José Saramago geçen hafta seksen

okumak için tıklayınız

Bab-ı Esrar – Ahmet Ümit

“Ahmet Ümit’ın son romanı, Bab-ı Esrar…Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için? Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti… Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik

okumak için tıklayınız

İnsan Postuna Bürünmüş Köpek – İngvar Ambjörnsen

İngvar Ambjörnsen’in 1982 yılında yayımladığı “İnsan Postuna Bürünmüş Köpek” adlı yapıtı, kalplerinde bomba taşıyan, içindeki duvarların dışına çıkamayan, başka insanların da kendisine ulaşmasına izin vermeyen insanlardaki “kötücülüğün” romanıdır… “Köpek efendi istemezdi, efendi köpeğin dünyasını yıkmasaydı eğer” diyerek zorunluluğa dönüşmüş sadakatin ikiyüzlülüğüne dikkat çeken Ambjörnsen, bu kez “köpeksi” bir insanı anlatıyor. Ahlâki değer ölçülerinin iyice silikleştiği,

okumak için tıklayınız