Sürgün Ruhum – Zabel Yesayan “ruhumun gözleriyle gördüğüm şeyle insanların gözlerinin önüne bıraktığım şey ne kadar da farklı.”

Türkçeye çevrilen kitaplarıyla büyük ilgi gören Zabel Yesayan, ‘Sürgün Ruhum’da, uzun yıllar yurt dışında yaşamış İstanbullu bir ressam olan Emma’nın memleketine dönüşünden sonra yaşadığı iç hesaplaşmaları ve yaşadığı güçlükleri anlatıyor. Yesayan’ın 1915’ten sonra kaleme aldığı ilk edebi eserlerden olan ve 1922’de yayımlanan ‘Sürgün Ruhum’, yaklaşık 1910’da, özelde Ermenilerin ve genelde tüm Osmanlı vatandaşlarının yaşadığı gerilimleri

okumak için tıklayınız

Krizde Felsefe ve Direniş – Costas Douzinas

Küresel kriz ve direnme hakkı, neoliberal biyopolitikalar ve doğrudan demokrasi, entelektüellerin sorumluluğu ve çokluğun şiiri hakkında bir kitap bu. Costas Douzinas Yunanistan örneğinden yola çıkarak birbiri ardına patlak veren protesto, ayaklanma ve devrimlerin siyaset manzarasını kökten değiştirdiğini öne sürüyor. Bu yeni siyaset direnme dürtüsünün, insan ruhunun o kalıcı özelliğinin son örneği. Avrupa Birliği ve IMF,

okumak için tıklayınız

Hepimiz Yamyamız – Claude Lévi-Strauss “mitik düşünce ile bilimsel düşünce arasındaki ayrılmaz bağlar”

Claude Lévi-Strauss gibi “uzaktan bakma”yı tercih ettiğini açıklamış bir antropolog günlük bir gazeteye yazı yazacak olsaydı ortaya nasıl bir toplam çıkardı? Hepimiz Yamyamız Lévi-Strauss’un 1989-2000 yılları arasında İtalyan La Repubblica gazetesine yazdığı yazılardan oluşuyor. Yeri geldiğinde “deli dana” hastalığı veya Lady Diana’nın ölümü gibi güncel konulardan hareket eden bu yazılarda, bir yandan antropolojinin ana temaları

okumak için tıklayınız

Demokrasi Nefreti – Jacques Rancière

“Rancière’in yazıları, solun yönünü şaşırdığı günümüzde, direnmeye nasıl devam edebileceğimizi gösteren ender anlamlı kavramlaştırmalardan biri.” Slavoj Žižek Düne kadar Avrupa’da resmî söylem totaliter dehşete karşı demokrasinin erdemlerini övüyordu. Devrimciler ise bugün ve buradaki demokrasiyi biçimsel bulup, gelecek bir gerçek demokrasiyi savunuyorlardı. Şimdi bütün bunlar geçmişte kaldı. Artık bazı hükümetler demokrasiyi silahların gücüyle ihraç ederken, Batı’da

okumak için tıklayınız

Bizans – Bir Ortaçağ İmparatorluğunun Şaşırtıcı Yaşamı – Judith Herrin

Bizans, imparatorluk ve devlet geleneği olarak kendi özelliklerini yaratmış ve etrafındaki diğer devletleri de etkilemiştir. Siyasi olduğu kadar yönetsel ve iktisadi araçlarının “ihracı” ile de bu etkisini pekiştirmiştir. Bu uzun ömürlü imparatorluğun yarattığı kültür ve toplumsal yaşam da aynı derecede ilginç olmasına rağmen daha az ilgi görmüştür. Bu nedenle Bizans’ın “ne olduğu”na dair bir anlatının

okumak için tıklayınız

Corona Ne Zaman Girdi? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Arkadaşlar yaptığım hesaplara göre bu virüs ülkeye 28 Ocak günü bir kişi olarak girdi ve yayılmaya başladı. Bu tarih benim emekli dilekçemi verdiğim gündü. Virüs ilk canı 15 Mart günü aldı. Bu tarih ise yine benim dilekçemin onaylanması sonucu işten ayrıldığım gündü. Hesaplarıma göre işten ayrıldığım gün virüs 83 bin kişiye ulaşmıştı. Yani her bin

okumak için tıklayınız

Simone de Beauvoir: Kadın Doğulmaz, Kadın Olunur! (1975) | Türkçe Altyazılı

1975 tarihli “Simone de Beauvoir: Neden Feministim?” adlı 50 dakikalık kayıttan kısa bir kesit. Çeviri: Ümid Gurbanov Ünlü feminist kuramcı Simone de Beauvoir, 1975 yılında katıldığı bir TV programında -ki kendisinin televizyona çıktığı ender anlardan biridir bu- İkinci Cins kitabı bağlamında feminizmin ne olduğunu ve önemini anlatıyor, kadın-erkek eşitsizliği ve kadınlara yönelik uygulanan baskı ve

okumak için tıklayınız

Jacques Lacan Konuşuyor! – Louvain Konferansı (1972) | Türkçe Altyazılı

Psikanaliz, yirminci yüzyılda en çok tartışılan kuramsal alanlardan biri olmuştur hiç kuşkusuz. Sigmund Freud’un gerek bilinç gerekse de bilinç dışı üzerine yaptığı çalışmalar beraberinde pek çok lehte ve aleyhte görüşün doğmasına yol açmıştır. Psikanalizin bu çalkantılı dünyasında, Jacques Lacan da en az Freud kadar önemli ve etkili bir isim olmuştur. Lacan’ın özellikle “bilinç dışının bilimi”ni

okumak için tıklayınız

Kriton veya Ödev Üzerine – Platon

Sokrates, toplumun inandığı tanrılara saygı duymama, yeni tanrılar icat etme ve gençlerin ahlakını bozma suçlamasıyla idama mahkûm edilir. Ancak cezası hemen infaz edilmez, çünkü Atinalılar cezanın infazı için, kutsal bir vazifeyle Delos’a gönderdikleri heyetin geri dönmesini beklemektedirler. Sokrates’in infazından iki gün önce, söz konusu heyeti taşıyan geminin artık Atina sularına girdiği yönünde haberler gelmeye başlar.

okumak için tıklayınız

Başkalaşımlar – Lucius Apuleius “Roma İmparatorluğunda sıradan insanların gündelik hayatlarının çarpıcı yanlarını alaycı ve eğlendirici bir ifadeyle sunan öyküler”

Farklı farklı öyküleri birbirine örerek dost canlısı kulakları birkaç hoş fısıltıyla okşamak isterim; tabii Nil’den gelen şu sivri uçlu kamışla yazdığım Mısır papirüsüne göz gezdirmeye üşenmezsen. İnsanların biçimlerinin ve yazgılarının başka görünümlere dönüşmesine ve iç içe örülerek yeniden kendi asıl halini almasına şaşırıp kalacaksın. Öyleyse başlayalım. Birbirinden ilginç öyküleri peş peşe dizerek okuruyla ilgisini hiç

okumak için tıklayınız

Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye’de Korporatizm – Taha Parla

Türk siyasal düşüncesinin, hatta diyebiliriz ki Türk kamu felsefesinin temel eğilimi korporatizmdir. İster dayanışmacı ister faşist alt türleriyle olsun, bu eğilimin temel özelliği kapitalizme antiliberal bir teorik-ahlaki rasyonel sağlamaya çalışması ve Marksizm ile sosyalizme karşı olmasıdır. Korporatizm, toplumu birbirlerini uyum içinde tamamlayan organlardan, meslek zümrelerinden oluşan bir organizma olarak görür. Hem liberalizmin bireyciliğini, hem de

okumak için tıklayınız

Yazı ve Fark – Jacques Derrida “Kitap labirenttir. Çıktım derken, daha da dalıyorsun.”

Modern düşüncenin klasiklerinden biri olarak, okumaya ve yazmaya odaklanmış bir kitap bu. Okumanın yazmak, yani “zeyil” yapmak olduğunu kabul eden Jacques Derrida’nın 1959-1966 arasındaki özgün okumalarından oluşuyor: Rousset, Foucault ve Descartes, Jabès, Levinas, Artaud, Freud, Bataille ve Lévi-Strauss hakkındaki denemelerinden. Bu yazılar bir yandan modern düşüncenin gelenekten kopmayı amaçlamış akımlarının nasıl geleneksel veçheler taşıdığını, metafizik

okumak için tıklayınız

Sermayenin Mikropolitikası – Şimdiki Zamanın Tarihöncesi ve Marx

Kapitalist üretim, son otuz yılda derin bir başkalaşım geçirdi. Mal ve hizmet üreticisi olan sermayeyi, eskiden üstyapı olarak adlandırılan fikir, inanç, algı ve beğenilerin üretiminden ayırt etmek artık olanaksız. Bu dönüşüm emeğin de temelden başkalaşımını beraberinde getirdi: Artık yalnızca fiziksel emek gücü değil, bilgi, duygulanım ve arzular da işe koyuluyor. Hasılı, kapitalist üretim “mikropolitika” tabir

okumak için tıklayınız

Yaşam Nedir? Biyolojinin Kimyaya Dönüşümü – Addy Pross

Canlı varlıklar nasıl tanımlanabilir? Onları cansız maddelerden ayıran özellikleri nelerdir? İkisi de aynı “ölü” moleküllerden oluştuğu halde birbirlerinden nasıl bu kadar farklı olabilirler? Peki ya ilk canlının ortaya çıkışı? Darwin’in evrim kuramı bütün canlıların tekhücrelilerden nasıl türediğini büyük bir başarıyla açıklamasına rağmen, ilk canlının nasıl ortaya çıktığı sorusunu yanıtsız bırakır. İşte bu kitap tam da

okumak için tıklayınız

Pastoralya – George Saunders “kara mizah türünün çok iyi bir örneği”

“Çok güzel bir dünyada yaşıyoruz, güzel maceralar, çiçekler, kuşlar ve harika insanlarla dolu, ama ne yazık ki bu dünyada çürük elmalar da var.” Dünyanın yaşayan en iyi öykücülerinden sayılan George Saunders’tan canlı ayrıntılarla kurgulanmış, tamamen kendine özgü bir sosyal hiciv: Pastoralya. Yedi hikâyeden oluşan Pastoralya’nın ilk hikâyesi, kitaba adını veriyor. Novella tarzındaki bu uzun hikâye,

okumak için tıklayınız

Oyun yazarı olarak Maksim Gorki, Ataol Behramoğlu

Yaratıcılığıyla Sovyet Rus edebiyatını başlattığı kabul edilen, sosyalist gerçekçilik akımının kurucusu sayılan Maksim Gorki, yapıtlarını iki çağın (19.Yüzyıl-20.Yüzyıl) kesiştiği noktada verdi. Marangoz bir babanın ve köylü kökenli bir ananın çocuğu olarak dünyaya gelen Maksim Gorki’nin, yapıtlarında, devrim öncesi, devrim yılları ve devrim sonrası Rusya’sının sorunları bütün genişliğiyle yansıdı. Ona dünya çapında ün getiren ilk hikâyeleri

okumak için tıklayınız

Dersim – Alevilik, Ermenilik, Kürtlük – Gürdal Aksoy

“… Duzgı’nın Mehr’in (Avesta Mithra) bir devamı olduğu şeklindeki yakın tarihli bir tespite ek olarak, Zerdüşti Ermenilerin tanrısı Vahagn ile Dersimli Alevi Kürtlerin evliyası Tujik Bava arasındaki devamlılık da Ermenilerin Alevi Kürt kültürü üzerindeki etkileri ya da devamlılığı babında, satırlar arasında kaybolacak türden bir bulgu değildir…” Özellikle Alevi ve Kürt kültür tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla

okumak için tıklayınız

Herkesin Bildiği Sır: Dersim – Derleyen: Şükrü Aslan

Bir eski öyküdür bileceksiniz Masallardan kalmıştır Dersim Ülkemin ortasında gizli Yanık bir türküdür Dersim Yıl otuz sekizdi dağlarda İri ceviz ağaçları ve atım vardı Belki bir gökyüzü savaşçısıydım Bir arpa ekmeği kadar sıcaktı Toprağım, karım ve çocuklarım Oysa soğuk bir kuştur Parıldar süngü Bana niçin uzaksın düşündün mü? Kurda kuşa dostluğumu düşündün mü? Bu sularda

okumak için tıklayınız