Salgın Hızı ve Sokaklar – Dr. Suat Kamil Aksoy

Sevgili arkadaşlar burada öyle kanıta dayanmayan mantık yürütmelerle kimi aykırı sözler bulmanın peşinde oldum. Ne yapalım ben buyum. Yazdığım iktisat metninin de derdi aynıydı. Neyse salgın konusunda daha önce de beyan etmiştim. Evlere kapanmanın yayılma hızında herhangi bir düşüş yapmayacağını dile getirmiştim. Sadece salgın içerisinde yayılacağı kitle daralacağı için sonuçta daha az can alacaktı. Tabi biz bu sonuca ulaşmadan önce

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’a Aşık Olmak

1950’li yıllar şiirde bir milattır: “İkinci Yeni”nin şairleri, edebiyata, “Garip” ve “1940 Toplumcu Gercekçi Kuşağı”dan faklı olarak, şiirin yanında yaşam tarzlarına da değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla özgün bir bakış açısı getirdiler. Aklın, mantıksal işleyişine sırt çevirmelerinden kaynaklı olarak, gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler. Şiirde, “anlamın” dışında imgeyi ön plana çıkarmaları, konuşma dilinden uzak, alternatif bir

okumak için tıklayınız

KORKUDA BİR KAVRAM: Ateş yakıyor, gök gürlemesi ürkütüyor, su boğuyor, yel sürüklüyordu.

KORKUDA BİR KAVRAM Bir XVIII. yüzyıl düşünürü, Volney (Constantin François, Comte de Chasseboeuf, 1757-1820), gök ölçüsünün hikayesini kendi açısından; şöyle anlatıyor: İlk insanların hiçbir düşünceleri yoktu. Önce kollarını, bacaklarını kullanmasını öğrendiler. Gittikçe; babalarının deneylerinden yararlanarak geliştiler. Yaşama araçlarını sağlama bağladıkça zekaları, ilkel gereksemeler (ihtiyaçlar) zincirinden kurtularak dolayısıyla anlamalara; sonuç çıkarmalara (istidlallere) yöneldi. İnsan zekası, giderek,

okumak için tıklayınız

Nişanlılar – Alessandro Manzoni “İtalyanca’da yazılan ilk tarihî roman”

İtalyanca’da yazılan ilk tarihî roman olma özelliğini taşıyan Nişanlılar, bu türün seyrini değiştirirken anlattığı ülkenin ruhunu da yakalayabilmiş bir şaheser. Lombardiya’nın 1620’lerde İspanyollar tarafından işgalinin gölgesinde Renzo ve Lucia isimli iki gencin aşkını hikâye eden Nişanlılar, Alessandro Manzoni’nin “Risorgimento” öncesi İtalya’ya, Katolik inancına ve tarihî romana dair fikirlerini ustaca harmanladığı bir başyapıt. Lucia’ya âşık despot

okumak için tıklayınız

Aydınlanma İdeallerinin Bunalımı

“Giriş”te devrimi hazırlayan 18. yüzyıl Fransız filozoflarının varolan her şeyin tek yargıcı olarak nasıl usa başvurduklarım gördük. Ussal bir devlet, ussal bir toplum kurulmalıydı; ölümsüz usa karşı olan her şey, amansızca ortadan kaldırılmalıydı. Aynı biçimde, bu ölümsüz usun, o zamanlar bir burjuva olmaya doğru evrim geçiren 18. yüzyıl yurttaşının ülküselleştirilmiş anlığından başka bir şey olmadığım

okumak için tıklayınız

Charles Dickens’ın Oliver Twist romanı, suç ve sefaleti merkezine alarak burjuva toplumuna radikal bir eleştiri getirdi

Büyük romancı Charles Dickens’ın Oliver Twist romanı, suç ve sefaleti merkezine alarak burjuva toplumuna radikal bir eleştiri getirdi. Kraliçe Victoria ile İngiltere Başbakanını karşı karşıya getiren bu roman ne anlatıyordu? Dickens uzmanı Profesör John Bowen’dan izliyoruz. Çeviri: Ayhan Koçkaya

okumak için tıklayınız

Jean-Jacques Rousseau: Egemen gücü zorbalıkla kendine mal edene despot diyeceğim

Hükümetin Kötüye Kullanılması ve Bozulmaya Yüz Tutması Özel istem durmaksızın genel istemi etkilediği için, hükümet de egemenliği etkilemekte sürekli bir çaba gösterir. Bu çaba ne denli artarsa, ana yapı o kadar değişikliğe uğrar ve burada hükümdarın istemine karşı gelip, bir denge kurabilecek bir bütün istemi bulunmadığı için, hükümdar sonunda egemen varlığa ister istemez baskı yapacak

okumak için tıklayınız

Jean-Jacques Rousseau: “Bir insan özgürlüğünden vazgeçip bir efendinin kölesi nasıl olabilir?”

Madem hiçbir insanın, benzeri üstünde doğal bir yetkisi yoktur ve madem kaba güç bir hak yaratmaz, öyleyse insanlar arasında her çeşit haklı yetkenin temeli olarak, kala kala yalnız sözleşmeler kalıyor. Grotius diyor ki: “Bir insan özgürlüğünden vazgeçip bir efendinin kölesi olabiliyor da, neden bütün bir ulus kendi özgürlüğünü aktarıp bir kralın buyruğuna giremesin.” Burada açıklanması

okumak için tıklayınız

Dobrolyubov ve Çernişevski

1 Dobrolyubov ve Çernişevski çapında iki yazar, iki sosyalist Lessing yaratan bir ülke, birdenbire Bakunin gibi bir şarlatan, birkaç tane de kocaman sözlerle kurbağa gibi şişinip sonra da birbirlerini yiyen acemi çaylak ürettiği için batmaz. Aslında genç kuşak Ruslar arasında da fevkalade teorik ve pratik yeteneklere ve büyük bir enerjiye sahip, dil kavrama yetenekleri sayesinde

okumak için tıklayınız

Eksik Dünya BALTI – İrem Uşar “insan ve para merkeziyetçi düşünce, dünyayı evimiz olarak görmemizi zorlaştırıyor.”

Doğanın gizemli güçlerini saklayan bilinçaltı… Lataşiba adlı romanıyla çok sevilen İrem Uşar, bu kez okurlarını yeraltında saklı fantastik bir dünyaya davet ediyor. Yerüstündeki bitmeyen bir savaş yüzünden yüzlerce yıldır yeraltına sığınanların yaşam mücadelesi, insanın doğayla eşsiz uyumunu yüceltiyor. Roman, gerçekle bilinçaltı arasında gidip gelen katmanlı kurgusuyla, insan zihninde şiddete karşı koyabilen gizemli güçleri şiirsel bir

okumak için tıklayınız

BBÇ – Ben Bir Çocuğum – Nejdet Evren

Ben Bir Çocuğum/*BBÇ. Masumiyetimden olsa gerek büyüklerimin benden gizleyerek konuştuklarında “sabi” dediklerini duymuşluğum vardır. Sabiydim, masum ve korunmasızdım; her türlü saldırıya maruz kalabilir, gücüm yetmediği için bir çoğunu geri-savuramazdım. Öyle de oldu; bir çok saldırıya maruz kaldım ve gücüm yetmediğinden sindim, sindirildim. Bu acımasızlığın bir ölçüsü yoktu; insanın skalası, ölçüsü, acıma duygusu ve acımasızlığı aynı

okumak için tıklayınız

Zamane canavarları zombiler: “Onlar biziz”

“Tek modern mit, zombi mitidir,” der Deleuze ve Guattari.i Vampirler, kurt adamlar, mumyalar gibi klasik korku canavarlarının altın çağının gerilerde kaldığı 21. yüzyılda zombi miti, peş peşe çekilen filmler ve dizilerle adeta çığ gibi büyüdü. Zombiler, sadece beyazperdede, TV ekranlarında, bilgisayar oyunlarında boy göstermekle kalmayıp dünyanın dört bir yanında düzenlenen zombi yürüyüşleriyle sokaklara dahi taştı.

okumak için tıklayınız

Sanatın Doğuşunda Emeğin Rolü

Atalarımızın, binlerce yıllık sürede, maymundan insana geçiş döneminde, ellerini yavaş yavaş uyarlamayı öğrendikleri ilk hareketler, ancak en basit işlemler olabilirdi. En ilkel vahşiler, hatta aynı zamanda fiziksel bir gerileme göstererek daha çok hayvana benzer bir duruma dönüşenler bile, bu geçiş dönemi yaratıklarından çok daha üstündür. İlk çakmak taşı insan eliyle bıçak haline getirilinceye kadar, öyle

okumak için tıklayınız

Sanatın Kökeni / Sanatsal Duyunun Tarihsel Gelişimi

1 Sanayi tarihinin ve sanayinin yapılaşmış nesnel varoluşunun, özsel insanal güçlerin açık kitabını, somut olarak varolan insanın ruhbilimini nasıl oluşturduktan görülüyor. Somut olarak varolan insan şimdiye değin insanın özüyle bağlantısı içinde değil ama her zaman yalnızca dışsal bir yararlılık bağlantısı içinde tasarlanıyordu. Çünkü –yabancılaşma içinde hareket edildiğinden– bu insanın özsel güçlerinin gerçekliği olarak ve insanal

okumak için tıklayınız

Yenilmez – Stanislaw Lem “İnsan, bilgisinin sınırlarının farkına vardığında verebileceği kararlar ne kadar güvenilirdir?”

Stanislaw Lem’in 1964 yılında yazdığı bilimkurgu kitabıdır. Almanca çevirisi 1967, İngilizce çevirisi ise 1973 yılında yayınlandı. “Yenilmez, giderek yükselen bir gerilimi seven okurları memnun edeceği kadar gizem okurlarını da etkileyecek.” Ursula K. Le Guin Solaris’in yazarı Stanislaw Lem’den, H. G. Wells ve Jules Verne gibi ustaların izlerini takip eden bir bilimkurgu klasiği: Yenilmez. Bilinmeyen bir

okumak için tıklayınız

Bokun Tarihi – Dominique Laporte “hümanist mitolojinin kirli çamaşırları”

1968 Mayıs’ındaki çarpıcı öğrenci isyanı günleri sonrasında ve AİDS salgınının tahribatı öncesinde Paris’te yazılan BOKUN TARİHİ, dönemin ve sonrasının: teori, politika, cinsellik, deneyleme ve mizahı birleştirme girişiminde bulunan teorik yazımının vahşi ve maceracı yapısının ürünüdür. Diyalektik düşünceyi ve Marksist politikaları temelinden yeniden tanımlayarak, Foucault, Deleuze, Guattari, ve Lyotard gibi postmodern düşünürlerin eserlerinin yanı sıra önemli

okumak için tıklayınız

Dünyalar Savaşı – H. G. Wells “istila altındaki umutsuz ve çaresiz bir gezegenin hikâyesi”

“H. G. Wells’in yazdıkları insanı kendine hayran bırakan ve hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacağımız türden.” –Orson Welles “Bay Wells’in eserleri zamanın eskitemeyeceği ve gerçekleşmesi pek de imkânsız olmayan hikâyeler anlatıyor.” –Jules Verne “Her nesil Dünyalar Savaşı’nı kendi deneyimlerinin ışığında yeniden okuyup yeni bir şeyler öğrenebilir.” –Arthur C. Clarke “BU BİR SAVAŞ DEĞİL. HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ

okumak için tıklayınız

Acımak Yok – Alfred Döblin

“Epiğin özünü en iyi Döblin’de kavradım. Epik metinleri ve epik teorisi, benim dramatik sanatımı derinden etkilemiştir.” Bertolt Brecht 1920’lerde Berlin: Dul bir kadın, üç çocuğuyla büyükşehre taşınır ve yokluk içinde yaşam mücadelesi vermeye başlar. Çocuklardan en büyüğü Karl’ın bir süre sonra şansı döner ve aile sınıf atlar. Ama tüm ülkeyi, hatta dünyayı sarsan büyük bir

okumak için tıklayınız