İroni Kavramı – Sokrates’e Yoğun Göndermelerle – Soren Kierkegaard

Kierkegaard zihinsel ve sanatsal gelişimi sürecinde önceleri Alman romantizminin etkisi altındaydı. Kendini, geleneklerin zihinsel gelişimini sınırlamasına izin vermeyen yaratıcı bir birey olarak tanımlıyordu. Bu başkaldırının ana motifini ise ironi kavramı oluşturuyor ve böylece ironi genel bir zihinsel ilke düzeyine yükseltiliyordu. Bunun üzerine Kierkegaard, ironiyi zihinsel faaliyet için önemli bir ilke olarak gören ilk felsefi kişilik

okumak için tıklayınız

Birden Friedrich Engels döndü ve Rusça Puşkin’den bir şiir okudu

Konuklar arasında hararetli tartışmalar yapılıyordu, herkes heyecanlanmış, bağırıyor ve Engels’in soruyu yanıtlaması isteniyordu. Birden Engels bana döndü ve benim hiçbir yabancı dil bilmediğimi dikkate alarak, Rusça konuştu. Puşkin’den aktarıyordu: V Yalnızca raslansal eğitim Bize kural diye verdikleri Bizimle şöhretleri çökecek Çünkü ancak ahmaklar öğrenir Kaskatı ve kuşkuya kapılmayan Kafalar birleşti bir noktada Yevgeni çok bilgili

okumak için tıklayınız

Moleküler Kızıl – Antroposen Çağının Teorisi – McKenzie Wark

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferini ilan eden dizginsiz kapitalizm, kendi yarattığı için çözüm getiremeyeceği felaketlerle yüz yüze bugün. Artık insan türü olarak bozduklarımızı küçük rötuşlarla düzeltip kendi çıkarımıza kullanacağımız bütünsel, organik bir döngü varsaymamız mümkün değil. Kapitalist gerçekçilik de, hepimizi bambu bisikletlerde hayal eden ideolojik ikizi kapitalist romans da çare sunmuyor. Melankoliye kapılmamak için bize

okumak için tıklayınız

Arnold Toynbee: Hatalarını kendi dışındaki güçlere bağlamakla çöküş başlar

Tarih Bilinci(*) – Arnold Toynbee Yunan ve Doğu Medeniyetleri üzerine önde gelen tarihçilerden olan Arnold Toynbee, (1889-1975) yarım yüzyıldan uzun bir süre Londra’daki Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü Çalışmaları Müdürü olarak görev yaptı. Kendisi de bir tarihçi ve yazar olan D. C. Somervell’in (1885 – 1965) özetleyerek satışa sunduğu Tarih Bilinci adlı eserinin ilk üç cildi

okumak için tıklayınız

Spengler ve Toynbee: Döngüsel Tarih Anlayışına Dönüş

Oswald Spengler’e göre, 19. yüzyılın tüm tarih felsefeleri aslında “gelecek felsefeleri”dir. Bu felsefeler daima bir “total anlam”dan, geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsayan bir anlamdan hareket etmişlerdir. Ama onların esas kaygısı, hep gelecek hakkında önbililer (Prognose) ortaya atabilmektir. Spengler’e göre, tüm bu tarih felsefeleri, bu yüzden “anlamsız olan şeylerin en anlamsızı” bir şey olarak, tarihte hep

okumak için tıklayınız

Gizli Bahçe – Frances Hodgson Burnett “sömürgeci bir kültürde yetişmenin etkilerinden sıyrılma yolculuğu”

İngiltere’nin uçsuz bucaksız fundalık arazilerinden birinde yer alan Misselthweite Malikânesi, kapısı kilitli yüz odası, geceleri duyulan tekinsiz ağlama sesleri ve duvarla çevrelenmiş bahçeleriyle birlikte değişim, kurtuluş ve arınma temalı bir hikâyeye ev sahipliği yapar. Frances Hodgson Burnett’ın Gizli Bahçe’si, Victoria döneminde tasvir edilen gelenekselleşmiş yetim çocuk imgesini başka bir noktaya taşır. Oliver Twist, Jane Eyre

okumak için tıklayınız

Toynbee Üstüne – Cemal Süreya

Toynbee Üstüne Bir süre önce Melih Cevdet Anday’ın Cumhuriyet gazetesinde “Sosyalist Bir Dünya” başlıklı bir yazısı çıktı. Arnold Toynbee’nin Türkçede yeni yayımlanan Tarih Bilinci adlı yapıtından söz ediyor. Toynbee’nin insanlık tarihini bütünüyle kavramaya çalıştığı bu kitabı bütün okurlara salık veriyor; sonra da Toynbee’nin görüşünü ve yöntemini destek alarak, günümüzde oluşan tarih bilincinin artık sosyalist bir

okumak için tıklayınız

Bellekteki Che, Ernesto Che Guevara

Che Guevara’nın günlükleri, öyküleri, mektupları ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflarından oluşan “Bellekteki Che”, Everest Yayınları tarafından yayınlandı. Yayınevinden yapılan açıklamaya göre, kapsamlı bir albüm çalışması olan kitap, tüm dünyanın kararlı bir devrimci olarak tanıdığı Che’nin iç dünyasına bir yolculuk niteliği taşıyor. İçerdiği röportajlarla ünlü devrimci Che Guevara’yı kendi ağzından tanıma imkanı sunan kitap,

okumak için tıklayınız

İlkçağ Tarihi – 2 Roma, V. Diakov, S. Kovalev

V. Diakov, S. Kovalev, İlkçağ Tarihi – 2 eserinde, insanlık tarihinin karakteristik bir dönemini oluşturan Roma Uygarlığını inceleniyor. Antik Yunan uygarlığının yıkılmaya yüz tutmasından başlayarak öne çıkan Roma, katı köleci özellikleriyle öne çıktı. Kıtalara yayılan bu imparatorluğu tüm yönleriyle mercek altına alan bu kitapta, cumhuriyetin doğuşu ve yıkılışı, monarşinin yükselişi, kitlesel köle ayaklanmaları, kültürel bunalım

okumak için tıklayınız

İlkçağ Tarihi – 1 Ortadoğu, Uzakdoğu, Eski Yunan, V. Diakov, S. Kovalev

İlkçağ Tarihi, ilkel topluluk düzeni ile Ortaçağ arasında yer alan uzun bir tarih kesitini materyalist bir bakışla incelemektedir. Bu dönemin incelenmesi, insanın kökeni, dinin doğuşu, sanatların ve bilimlerin ortaya çıkışı, sınıfların ve devletin oluşumu gibi çok önemli sorunların aydınlatılmasını sağlar. İnsanlığın aştığı o güç yolu, atalarımızın doğa karşısında verdiği kahramanca savaşı inceler. İki ciltlik eserin

okumak için tıklayınız

Tepetaklak / Tersine Dünya Okulu, Eduardo Galeano

“Cardona Köyü’ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan Toto Zaugg müthiş bir insandı: Toto asla soğuk almaz, diyorlardı. Toto bir şey demiyordu. Soğuk alıyordu. Alamadığı şey paltoydu.” Eduardo Galeano’nun Tepetaklak / Tersine Dünya Okulu (Patas Arriba La Escueladel Mundo Al Reves) adlı kitabı, dünyanın aldığı korkunç hali gözler önüne seriyor. Ama bunu

okumak için tıklayınız

Felsefenin Politik Vaadi Hâlâ Geçerli mi? – Kutlu Tuncel

Zizek, bir yerde kapitalist totaliter tahakküme karşı, “soyut özgürlük” konumuna çekilmeyi önerir. Bu geri çekilme, verili bir parlamenter mevzi savaşını yeniden örgütlemek ya da legal alanın[1] içine gömülü sol mücadelenin derinleştirilmesinden öte bir şeyi imler: bütün reformist muhakemeleri geçersizleştirecek şekilde, özgürlük konseptinin yeniden tanımlanması. Bu yeniden tanımlama prosedürü sırasında her halükarda Adorno’nun, somut özgürlüksüzlük ve

okumak için tıklayınız

Spinoza’nın İyi-Kötü Ayrımı ve Ahlâk Karşısında Etik – Hasan Cem Çal

Spinoza’nın, çokça ünlenmiş olan Etika’sını yazmadan önce de iyi-kötü sorunsalıyla uğraşmış olduğunu biliyoruz. İyi-kötü sorunsalından kasıt, iyinin ve kötünün ne olduğu ya da, başka bir deyişle, ne ifade ettiğidir. Spinoza’nın bilinen ilk kitabı olan Kısa İnceleme’de dahi bu meseleye ayrılan bir bölüm vardır. İyinin ve kötünün mahiyeti, Spinoza’da, duygular ve duygulanımlarla ilişkisi ekseninde Etika’da ve

okumak için tıklayınız

“Spinoza Tayfası”: Spinoza’yı Yanlış mı Tanıdık Yoksa? Ahmet İlhan

Teolojik-Politik İnceleme ve Etika adlı eserleriyle dinî dogmalar ve duygulanımlar üzerine devrimsel çalışmaları ile tanınan Bento Spinoza, 17. yüzyıl Avrupa’sında, bilimsel aydınlığın ve dogmatik karanlığın keskin karşılaşmalarının, zirvedeki hesaplaşmaların yaşandığı bir süreçte doğdu, yaşadı ve öldü. Bahsi geçen yıllar, din ve mezhep savaşlarının, şiddetli teolojik tartışmaların, baskıcı dinsel hüküm ve yönetimlerin ve bunun tersine çok sayıda bilimsel buluşun,

okumak için tıklayınız

Döngel Dünya – Ethem Baran “Yeşilçam melodramlarının sıcaklığına sığınan gariplerin öyküleri”

Mahallede, evde dikiş diken bir erkek yadırganmazdı, öyle hatırlıyorum. Para veren de olmazdı. Bu işi para için yapmazdı babam… Babam yokken, dikiş makinesinin küçük çekmecesindeki terzi yüksüğünü alır, parmak parmak dolaştırırdık. Parmağımıza bol gelen o yüksükle, iğneli iğnesiz, dikişli dikişsiz nice oyunlar uydurur, kaybedeceğimizden korkan annemizden ne azarlar işitirdik. Bir masal oyuncağını andıran bu yüksük,

okumak için tıklayınız

Mıknatıs-Ses / Rezonans ve Sanatın Politikası – Nermin Saybaşılı

“Ses yazıyı ve anlamı nereye götürür? Eleştirel düşünce ne kadar titreşim, ne kadar rezonans taşır? Her metin imge ve sözden meydana geldiğine göre ses tınlar, anlam çınlar mı? “Bir anlam arayışının taşıyıcısı olan ‘mıknatıs-ses’ son kertede yaşamanın gücüne ve yüküne işaret ediyor: Nefes ile düşünce arasındaki ilişki, yaşamı sürdürmek ile bilgi üretmek arasındaki devinim süreklidir.

okumak için tıklayınız

Yaşasın Bencillik

“Bencillik kolundan tutmasa, erdem pek uzaklara gidemezdi” diyen La Rochefoucauld, bilim yolundan gelmiyor. O, daha çok, Sainte-Beuve’ün dediği gibi, yemeklerden sonra eğlenmek için düşünceler karalayan, giderek yaptığından etkilenen, düşüncelerinin tadına varan, tadına vardıkça da onları daha bir düzenlemek gereğini duyan akıllı bir adamdır: Çeşitli davranışları tek açıdan ele almış, soyut olarak yorumlamıştır. Yaşadığı çağ, XVII.

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: İbn Rüşd; İslam felsefesi için bir sondu, Hristiyan felsefesi içinse bir başlangıç

İbnu Rüşd (Avrupalılar Averroes derler) (1126-1198) İslâm dünyasının öbür ucunda yaşamıştır. Cordoba’da doğan İbnu Rüşd’ün babası ve büyük babası kadıydı, kendisi de önce Sevilla’da, sonra Cordoba’da kadılık yapan İbnu Rüşd, önce teoloji, fıkıh, sonra tıp, matematik ve felsefe tahsil etmiş, halife Abu Yakub Yusuf’a Aristoteles’in eserlerini şerhetmeye yetenekli bir kişi olarak tavsiye edilmişti. (Bununla birlikte

okumak için tıklayınız

Platon’un Devlet’inde İdealar Kuramı – İrem Kılıç

Bu makalede yapılmak istenen Platon’un idealar kuramını açıklamak, yani değişim içinde olan ve onun bilgisi ile, değişmeyen ve onun bilgisi arasındaki ilişkinin nasıl açıkladığını belirlemek olacaktır. Ayrıca çalışmanın bir diğer amacı Platon’un idealar kuramından hareketle Devlet’i anlamaya çalışmaktır. Bunun için Platon’un Devlet adlı eserinin 6-7-8 ve 9’nolu diyalogları/kitapları tartışılacaktır. Bu diyalogların seçilme nedeni; Platon’un idealar

okumak için tıklayınız

Bakkhalar – Euripides “En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir.”

Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu durum şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripidesin oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri

okumak için tıklayınız