Nurullah Ataç’ın eleştiri anlayışı ve uygulayışı üzerine, Asım Bezirci
Nurullah Ataç, tüm varlığını edebiyata adamış bir yazar. Büyük bir dil ustası, çevirmen. 80’i aşkın dergiye dağılmış, 4 bini aşkın yazıya imza atmış üretken bir denemeci. Bedri Rahmi, Ataç’la ilgili bir çalışma yapılmamasına içerleyerek şöyle demişti: “Hepimiz onu seviyor, sayıyor, arıyoruz. Fakat niçin içimizden birisi kolları sıvayıp onun gazete ve mecmualara parça parça dağılmış eserini
okumak için tıklayınız‘Zeki görünmek adına’ okunduğu söylenen kitaplar
İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan araştırmada, okunduğu söylenmesine rağmen okunmayan kitaplar incelendi. Listede yer alan kitapların önemli kısmının sinemaya uyarlanmış olması dikkat çekiyor. 2 bin kişiye sorularak gerçekleştirilen anket sonucunda, insanların en çok ‘zeki görünmek adına’ klasik eserleri okudukları şeklinde yalan söyledikleri ortaya çıktı. Ankete katılanların yarısının da okumadıkları kitapları kütüphanelerinde sergiledikleri belirtiliyor.
okumak için tıklayınızKoçyiğit Köroğlu, Ahmet Kutsi Tecer “ezilen halkın bir derebeyine, yani feodal düzene karşı koyuşu.”
Ahmet Kutsi Tecer’in “Koçyiğit Köroğlu” adlı eseri, 1 Ekim 1941 -1 Mart 1942 tarihleri arasında Ülkü Mecmuasında tefrika edilmiş ve ilk defa 1949 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. Konusunu Köroğlu hikâyesinden aldığı Koçyiğit Köroğlu adlı eserinde Tecer, bu halk kahramanının etrafında oluşan motifleri bir mekâna bağlı kalmaksızın, üslubundaki zindelik, anlatımındaki ustalık ile esere destansı bir hava katar.
okumak için tıklayınızKant’ın yaşama ışık tutan 15 sözü: “İnsanlar ışığı görmez, ışıkla görür.”
Alman filozof Immanuel Kant; ahlak, bilim ve felsefe üzerine çalışmalarıyla çoğu insanın hayatına ışık tutmaya devam ediyor. İşte Kant’ın sözleri:
okumak için tıklayınız25 klasik romanın ilk baskı kapaklarının fotoğrafları
Kitapları kapaklarına göre yargılamamaya çalışsak da kimi zaman buna engel olamıyoruz.Sonuçta bir kitabın kapağı ilk dikkatimizi çeken, kitapla ilgili bir ipucu veren ve belki de arkasını dahi okumaksızın almaya karar vermemizi sağlayan bir etken. Buna ek olarak, yanında kitabı olmadan sokağa adımını atmayan her dikkatli okurun hafızasında bir anı ya da hissin belirmesini sağlayan şeylerden
okumak için tıklayınızMai ve Siyah, Halit Ziya Uşaklıgil “En çok beğendiğim romanım”
Halit Ziya Uşaklıgil 1897 yılında yazdığı Mai ve Siyah adlı romanın adı simgeseldir. Mai, romanın kahramanı, Ahmet Cemil’in umutlarını ve düşlerini, siyah, bu umutlarının ve fantezilerinin kırılışını simgeler. Roman; mavi ve siyah arasında bocalayan, ikilem içinde kalan, mücadele eden ve bu mücadeleden yenik çıkan Ahmet Cemil’in yaşamından bir bölümü anlatır. Romanda gerek başkahramanın canlandırılışında, gerek
okumak için tıklayınızŞiirlerle Ezop Masalları – Kemal Özer
Ezop, Milattan Önce 7. ve 6. yüzyıllarda yaşamış ünlü bir Yunanlı masalcı. Özgürlüğünü elde eden bir köle olduğu, doğu ülkelerine birçok yolculuk yaptığı dışında, onunla ilgili çok az şey biliniyor bugün. Ama anlattığı masallar yüzyıllardır aktarıla aktarıla günümüze dek ulaşmış bulunuyor. Ezop (Yunanca: Aisopos), İ.Ö. VI. yy’da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan
okumak için tıklayınızGüneş Harfleri, Osman Şahin “Sizce harfler ilk kez ortaya çıktıklarında ne renkti?”
Sizce harfler ilk kez ortaya çıktıklarında ne renkti? Hep böyle ak kağıtlara kara renklerle mi yazıldılar? Yoksa, karanlıkta gün ışığı gibi apaydınlık parıldayan renkler mi taşıyorlardı? Harf sayısı belirli olduğu halde, yeryüzünde nasıl bu kadar değişik dil ve alfabe vardır? Hepsi de oldukça meraklı sorular, değil mi? Belki de bu sorularımızın yanıtlarını Güneş Harfler öyküsünde
okumak için tıklayınız