Sosyal Medya ve Toplumsal Dönüşüm

Sosyal medya devrim yapar mı? Son yıllardaki toplumsal eylemlerde sosyal medyanın örgütleyici gücü; teknolojik determinist bakış açısını sahiplenen uluslararası ve ulusal medyanın “Facebook Devrimi”, “Twitter Devrimi” gibi başlıklar atarak sosyal medyayı toplumun birincil dönüştürücü gücü olarak nitelendirmesine yol açıyor. İran’da “Yeşil Devrim”, Kuzey Afrika’da “Arap Baharı”, ABD’de “Wall Street’i İşgal Et”, İspanya’da “Öfkeliler”, Türkiye’de “Gezi

okumak için tıklayınız

“Bil ki burada karşılaştığın iflah olmayacak kendi benliğindir.”

“Suç ve erdem” söz konusu olduğunda, Marquis de Sade’ın Aşkın Suçları’nı yayımladığı 1800 yılından bu yana insanlık yerinde saymıyor olsa da, aldığı yol pek de iç açıcı olmasa gerek. Geçen zaman boyunca iki kavramın devasa hacmi içinde ve insan zihninin karmaşık labirentlerinde biraz daha alt katmanlara inebilmişsek bile, hâlâ 200 yıl önce yazılmış bir eser

okumak için tıklayınız

Marx’ın selamı var (İki) – M. Şehmus Güzel

Yeni yıl Paris’e SDF’lerden (sans domicile fixe-yertsiz yurtuz) birkaçının, 1 Ocak 2015’teki rakamlara göre, yedisinin, soğuktan öldükleri haberiyle birlikte geldi. Paris’in pek ünlü caddesinde eğlenen ve şampanya patlatan yerli ve “yersiz” (=turist)lerin tantanasını gösteren (buna özel olarak bir itirazım da yoktur hani), “eğlenen Paris”in tv kameraları onların biraz ötesinde, kimi kez yanıbaşında, ağaç diplerinde, ünlü

okumak için tıklayınız

Radikal Kötülük Bağlamında Şiddet – Onur Koçyiğit

Şiddet, varoluşun tumturaklı, karmaşık ve bilin(e)meyenlerle dolu labirentinin, belki de en saf ve tartışmalı yanıdır. Tarih, öngörülmeye ve anlaşılmaya çalışıldıkça, daha da detaylı incelemeler yürütülmüştür – şiddet üzerine. Toplumsallığının tartışıldığı günlerden coğrafi etkenlerin –en azından sosyoloji için– şiddetin kavramsallaşması üzerine etkileri ve varlığı dahi artık söz konusudur. Bu bağlamda yürütülen tartışmalar, şiddeti bir davranış ya

okumak için tıklayınız

Devlet ruhlara yöneldiğinde şiddet uygular… Spinoza

Şayet ruhlara hükmetmek dillere hükmetmek kadar kolay olsaydı, bütün hükümdarlar güvenli bir şekilde hüküm sürerdi ve zalim güç diye bir şey olmazdı. Zira o zaman bütün insanlar hükümdarlarının fıtratına göre yaşar, neyin doğru neyin yanlış, neyin iyi neyin kötü, neyin adil olduğunu neyin olmadığını sadece onların buyruklarına göre değerlendirirdi. Fakat…

okumak için tıklayınız

Kentsel İsyanı Anlamak – Munise Nur Aktan

Beşiktaş’ın Boğaz’ı gören en güzel köşesi değildi belki ama İstanbul’da Anadolu yakasında oturanlara özgü Kadıköy sevdasına bana ihanet ettiren ilk yerdi. Üniversite yılları, sevgiliye sığınmak ve buruk çayla ısınmaktı Hasır. Mezun olmaya yakın “hassas” bir bölgede olduğu için yıkılma kararı verildi. Hemen arkasına kondurulan lüks bir otelin görüntüsünü de bozabilirdi üstelik ve bu yüzden artık

okumak için tıklayınız

Toplumsal Durumlar Mekânlara Yazılıyor – Aysel Sağır

Bir ülkenin kentleşme tarihi, o ülkenin yapısı ve insanlarının kültürel kodlarıyla ilgili önemli bilgiler veriyor. Kentten bahsettiğimizde; toplumsal cinsiyet, sınıf, emek süreci, iktidar yapısı, kimlik, etnisite… gibi toplumsal yaşamda içerilen durumlardan da bahsetmiş oluyoruz. Aslında kent, söz konusu alanların mekânsallaştırılması anlamına geliyor. Yani bir kenti anlamak için, o kentin toplumsal yapısının nasıl mekânsallaştırıldığına bakmamamız gerekiyor.

okumak için tıklayınız

Barbarlığa Övgü – Onur Kartal

“İyimser, çağdaş dünyanın sunduğu korkunçlukları ve hassas ruhları keyfine uygun şekilde yumuşatan sosyal hareketin, politik oluşumda ve özellikle de hükümette yapılacak küçük reformlarla yönlendirilebileceğini sanır. Arkadaşları iktidarı ele geçirdiğinde, işlerin oluruna bırakılmasını, fazla acele edilmemesinin ve iyi niyetlerinin onlara salık verdikleriyle yetinilmesinin bilinmesi gerektiğini söyler; ona tatmin sözlerini söylettiren de her zaman sanıldığı gibi çıkarı

okumak için tıklayınız

AKP Deneyine Karşı Öz-Savunma – Barış Yıldırım

“Petrarca şunu soruyordu: Tarihte Roma’yı övmeyen ne var ki?” Biz ise şunu soruyoruz: “Tarihte içinde devrim çağrısı ya da korkusu olmayan ne var?” Foucault College de France’da verdiği derslerde, Batı düşüncesi içinde iktidar açıklaması öneren düşünceleri inceler ve her şeyin ardında savaşın var olduğunu iddia eden düşüncenin soy kütüğüne odaklanır.

okumak için tıklayınız

“Pinokyo” eksiksiz baskısıyla raflarda

Carlo Collodi’nin ilk kez 1883 yılında yayımlanan unutulmaz yapıtı Pinokyo, İtalyanca aslından Çağrı Ekiz tarafından çevrilerek hazırlanmış eksiksiz baskısıyla her yaştan okur için Kırmızı Kedi Çocuk etiketiyle raflarda. İtalyan çizer Carlo Chiostri’nin çizimleriyle hayat bulan Pinokyo’yu bütün sürprizleriyle, bütün karakterleriyle ve serüvenleriyle okumaya hazır olun.

okumak için tıklayınız

Neoliberal rantın anatomisi

Chomsky’nin makaleleri sadece fikirleri değil, onları temellendiren tarihi bilgileri de barındırıyor. Noam Chomsky ismi, uzun bir süredir Türkiye’nin zihinsel haritasında çınlıyor. Bunun tek sebebi Chomsky’nin eserlerinin çoğunun artık Türkçede olması değil, kitaplarındaki konuların ülke gündemiyle örtüşüyor, bu gündeme dair önemli kavramsal anahtarlar sunuyor olması.

okumak için tıklayınız

MEB’den “yeni değerler” eğitimi

Türkiye’deki tüm eğitim kurumlarındaki öğrencilere seminer şeklinde verilmesi planlanan değerler eğitimi için hazırlanan kitapçıkta belirlenen konular 9 başlıkta anlatıldı Kitapçıkta, ‘Çocuklarını dini ölçülere uygun şekilde evlendirmek anne babanın vazifesidir’, ‘Devletimizin bekası, kurulacak meşru aile yuvalarıyla mümkündür” gibi ifadelere yer verildi.

okumak için tıklayınız

Halil Cibran’ın Peşinde Seyrüsefer

1883 Lübnan doğumlu, ressam, şair, filozof. Bilge. Kutsal metinlerin gizeminden yola çıkan şiirsel bir çığlık. Halil Cibran ve Cibran’ın derin, kuşatan, içten içe sarsan, yıkan dizeleri sözünü ettiğimiz. İnsan, vicdan, adalet, kendini keşfetme çabası metinlerinin olmazsa olmazı olmuş. Sinerek değil; yaşayarak, soluk alarak, insanın öyküsünü bir tin-ten çatışmasıyla anlatmış ozan.

okumak için tıklayınız

Maraş’ta iğneyle mezar kazmak – İsmail Saymaz

Ümmühan Duman katliam günü eşi Mahmut’a “Beni sen öldür, onlara bırakma” demişti. Kahramanmaraş’ta, 19-22 Aralık 1978’de 111 yurttaşımızın can verdiği katliamın üzerinden 36 yıl geçti. Alevileri ve Alevilerin şahsında, yükselen sol hareketi hedef alan bu insanlık suçu, halen tam olarak aydınlatılamadı. Kırımın ipuçlarını toplamak ve uç uca eklemek, 78 Maraşı’nı yerinde yaşayan araştırmacı Aziz Tunç’un

okumak için tıklayınız

Küçük Prens gönüldaşlara emanet

Dostluğu yücelten, “aşk, masumiyet, yalnızlık” gibi yetişkin temalarını derinlikle işleyen Küçük Prens, 71 yıldır pek çoğumuzun “hayat kitabı”. Eserin Tomris Uyar ve Cemal Süreya’nın elinden çıkan efsanevi çevirisi yeniden raflarda. Antoine de Saint-Exupéry, süslü ama istenirse hayli masum tınlayabilen Fransızcayla, 20. yüzyılda yazılan en özel eserlerden biri olan Küçük Prens’i kaleme alalı tam 71 yıl

okumak için tıklayınız

Amerigo, Stefan Zweig

Avusturyalı yazar Stefan Zweig?in ?Amerigo? adlı romanı, Ogün Duman?ın çevirisiyle Can Yayınları arasında Türkiye?de yayımlandı. Zweig, derin karakter incelemeleriyle ünlenen bir yazar. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren ??Yıldızın Parladığı Anlar??, Fransız Devrimi?nde bir politikacının portresi niteliğindeki ??Joseph Fouché??yle birlikte “Amerigo” da böyle bir eserdir. Burada Amerigo Vespucci?nin portresi vardır. Hem düşsel hem de tarihsel karakterler

okumak için tıklayınız

Korkak Kızlar Cesur Erkekler adlı çocuk kitabına dair – Sultan Türkmen

Ezgi 12 yaşında, kitapkurdu bir öğrencimdir. Yeni edindiği her kitaptan beni (öğretmenini) haberdar etmekten çok keyif alır. Bu kez yanıma elinde “Korkak Kızlar, Cesur Erkekler” diye bir kitapla geldi. Kitabın adına takılmadan edemedim. Ezgi’ye sordum: —Kızlar korkak mı? Önce ne demek istediğimi anlamadı. Bu sual de nereden çıktı der gibi yüzüme baktı. Derken gözü kitabın

okumak için tıklayınız

Bir Livaneli Adası – Zafer Köse

Yeryüzü cenneti bir adada, ormanlar arasındaki kırk konutta yaşayan insanların hikayesi, Son Ada’da anlatılan. Adanın asıl sahibi olan martılarla dengeli ve saygılı bir ilişki geliştirilmiştir. Onların yumurtlamak ve yaşamak için gereksinim duydukları alanlara girilmemektedir. Adadaki insanlar arasındaki ilişkiler de bir cennet anlayışını yansıtır. Hesapsız dostluklar, tasasız günler, huzurlu hayatlar yaşanmaktadır. Değerli bir fıstık çeşidinin yetiştiği

okumak için tıklayınız