Say say, sansür bitmiyor!

Kültür Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının yıllık programını Fazıl Say’ın yer aldığı iki haftayı değiştirterek onayladı. Programdan Say’ın ‘İstanbul Senfonisi’, ‘Su Piyano Konçertosu’ ve ‘Yunus’un Sırtındaki Çocuk-Hermiyas’ı çıkarıldı. Sanattanyansimalar.com sitesinde yer alan habere göre, Fazıl Say’a Kültür Bakanlığından ambargo geldi. Kültür Bakanlığı, ünlü bestecinin eserlerinin seslendirileceği konseri CSO programından çıkarttırdı. Devlet orkestraları yıllık sezon programlarını hazırlayarak

okumak için tıklayınız

Che’yi fotoğraflayan Rene Burri yaşamını yitirdi

1961 yılında Havana’da Che Guevara’nın ünlü purolu fotoğrafını çeken kişi olan İsviçreli fotoğraf santçısı René Burri hayatını kaybetti. İsviçreli Fotoğrafçı René Burri, 81 yaşında Zürih’te yaşamını yitirdi. Che Guevara, Fidel Castro ve Pablo Picasso gibi isimlerin sembol haline gelen portrelerini çeken Burri’nin 1961 yılında Havana’da çektiği Che fotoğrafları tüm dünyaya yayılmıştı.

okumak için tıklayınız

Ödevin Azı Karar Çoğu Zarar!

Bu sene çocuklarla New York’tan İstanbul’a taşındık. Onlar artık Milli Eğitim Bakanlığı’nın çerçevesini çizdiği müfredatı takip ediyor, bakanlığın belirlediği başarı kriterlerini tutturmaya çalışıyor. Dolayısıyla ben de bir araştırmacı olarak yıllardır makro düzeyde irdelediğim eğitim sistemimizi bir veli gözüyle de tanıyorum. Doğrusu bizim eğitim sistemimiz üzerine pek çok gözlem yapabilirim ama şimdilik bir noktaya yoğunlaşacağım: Ödevler!

okumak için tıklayınız

Cahil Hoca (Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders) – Jacques Rancière ‘Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır’

Felsefenin elması Joseph Jacotot’nun başına düşmüştür: 1818’de sürgünde bir devrimci olan Jacotot Belçika’da Fransız edebiyatı okutmanı olarak yarı-zamanlı bir iş bulur. Tek kelime Fransızca bilmeyen Flamanlara, kendisi de tek kelime Flamanca bilmediği halde hocalık etmek zorundadır… İkidilli bir Fénelon baskısı koşar imdadına; “öğrencileri”nin kendi kendilerine Fransızca ve Telemak’ı öğrenmelerine kılavuzluk eder. İnsanın bilmediğini de öğretebileceğini

okumak için tıklayınız

Steinbeck’in hayaletleri – Ertuğrul Nehri

“C’est avec les beaux sentiments que l’on fait de la mauvaise littérature.” André Gide André Gide’in “İyi duygularla kötü edebiyat yapılır.” deyişini haklı çıkarır şekilde, hüzün ve dert ile örülmüş, belki de olabilecek en ‘kötü’ duygularla eserler vererek uygarlığın kültürel birikimine tarihi etkiler yapabilmiş pek çok yazar vardır. Bu yazarlar isimleriyle hissi bir kalıp koyarlar

okumak için tıklayınız

Örümceklerin Yuvalandığı Patika – İtalo Calvino

Calvino, bu romanında, Pin adında yetim, ağzı bozuk, sokakları herkesten iyi tanıyan, yaşıtlarıyla değil büyüklerle arkadaşlık eden saf ve cahil bir çocuğun üzerinden savaş, zulüm ve meydan okumayı anlatır. İkinci Dünya Savaşı sırasında, 16 yaşındayken, faşist Mussolini’nin ordusuna girmeyi reddederek direniş mücadelesine katılan Italo Calvino’dan masalsı ve yürek burkan bir hikâye… İtalyan edebiyatının büyük ustası

okumak için tıklayınız

Mahmut Cahit Külebi Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

“Mahmut Cahit Erencan” ( 20.Aralık.1333 ) 12.Ocak.1917 Tarihin de Tokat / Niksar, Zile Çeltek köyünde doğdu, ilk ismi Mahmut Cahit ERENCAN ailesi soyadı kanunu çıkınca ilk önce ERENCAN soyadını aldı.01.01.1930 tarihin de soyadlarını KÜLEBİ olarak değiştirip Tescil ettirdiler Baba ismi; Necati Anne ismi; Feride, evli. Eşinin ismi; Fatma Süheyla 1940 yılında nişanlandı 1941 yılın da nikahlandı

okumak için tıklayınız

Kaos (Kaosun Kutsal Kitabı) – James Gleick

Kaos her yerde karşımıza çıkar. Sigara dumanı bir takım düzensiz helezonlar çizerek yükselir. Musluktan akan su önce düzenli aralıklarla düşerken bir süre sonra düzeni bozulur. Havanın davranışında, otoyolda birbiri peşi sıra giden arabalarda, borsada ve aklınıza gelebilecek her türlü çoklu sistemlerde kaos ortaya çıkar. Çin’de bir kelebeğin kanat çırpışı Atlantik okyanusunda fırtınaya neden olur. Peki

okumak için tıklayınız

Homeros’un İzinde Troya’dan Savaş Efsaneleri – Yaşar Atan

Mitoloji alanındaki çeviri ve incelemeleriyle tanınan Yaşar Atan, Anadolu kökenli eski yunan mitolojisini toplumcu bir bakış açısıyla yorumlayarak okura destan tadında bir mitoloji tarihçesi sunuyor. Ahilleus Troya savaşlarının daha başında savaş denen yıkımın, iğrenç bir yağma kavgası olduğunu anlayınca, savaşlara veda deyip çadırına çekilmişti… Ne var ki can dostu Patroklos’un Troyalı komutan Hektor’un kılıcıyla can

okumak için tıklayınız

Neden, Hangi, Nasıl, Matematik? (Öğretenler ve Öğrenenler İçin) – Ahmet Doğan

‘Matematik Yaramazdır’ kitabının yazarı matematik öğretmeni Ahmet Doğan, kendi deneyimlerinden yola çıkarak, matematik öğretmenin ve öğrenmenin inceliklerini ve hazzını ele alıyor. Tüm öğretmenlerin el kitabı olabilecek bu eserin çerçevesini şöyle çiziyor Ahmet Doğan: “Branş öğretmeni olarak ortaokul ve lisede matematik öğretmenliğine başladığım zaman matematik öğretmenin zorluğunu daha yoğun yaşadım. Giderek soyutlama öne çıkıyordu. ‘Görüldüğü gibi…’

okumak için tıklayınız

Üstü Kalsın – Cemil Kavukçu

Öykücülüğümüzün usta kalemi Cemil Kavukçu, yeni öykülerini Üstü Kalsın’da bir araya getiriyor. İnsanın insanla, doğayla ilişkisi, kendi iç dünyasıyla ilişkisidir aynı zamanda. Kavukçu, kahramanlarını öyle yerlerinden yakalayıp anlatıyor ki, sonunda okur kendisini, adına öykü dediğimiz aynanın karşısında çırılçıplak buluveriyor. Üstü Kalsın, aklınızdan çıkmayacak öykülerden oluşuyor.

okumak için tıklayınız

Öldürmenin dayanılmaz ağırlığı – Öznur Özkaya

Suat Ertüzün’ün dilimize kazandırdığı David Vann’ın “Keçi Dağı” adlı romanı küçük bir çocuğun bilinçli bir şekilde kaçak bir avcıyı, akabinde törelere göre erkek sayılabilmesi için bir geyiği öldürmesini ve çocukla beraber babası ve dedesi de dâhil yanındaki erkeklerin öldürme, töre, modernite, din gibi konularda düşüncelerini konu edinmiş. Okurken tüylerinizi ürperten, midenizi alt üst eden sahnelerle

okumak için tıklayınız

Kafka, «sinemayı sevmiyor musunuz?» (söyleşi)

Ne zaman sinemaya gittiğimi söylesem, Kafka’nın yüzünde pek şaşırmış bir ifadenin belirdiğini görüyordum. Yine aynı durumla karşılaştığım bir defasında kendisine sordum: «Siz sinemayı sevmiyor musunuz?» Kafka, kısaca düşündükten sonra şöyle dedi: «Doğrusu hiç düşünmedim bunu. Orası öyle, harikulade bir oyuncaktır sinema, ama ben katlanamıyorum. Belki fazlasıyla optik yaradılışta biriyim de ondan. Bir göz insanıyım ben.

okumak için tıklayınız

“Tarihsel olayları yaratanlar, bundan böyle tek tek bireyler değil, yalnızca kitlelerdir.” Franz Kafka

Kafka’ya Rusya’daki durum üzerine bir konferanstan bahsettim; Sosyal Demokratlar’ın Hyberner Sokağı’ndaki merkezinde Pembe Salon’da Marksist Öğrenci Derneği tarafından düzenlenmişti ve konferansa babamla birlikte gitmiştik. Ben sözlerimi bitirdikten sonra şöyle dedi Kafka: «Politikadan hiç anlamıyorum. Elbet bir eksiklik bu, gidermeyi çok isterdim. Ama genelde eksik taraflarım o kadar çok ki! Bana en yakın bildiğim nesneler benden

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın Gorki’ye ve Lenin’e ilişkin görüşleri

Kafka’ya Maksim Gorki’nin Leo Nikolayeviç Tolstoy’a ilişkin Anıları’nın Çekçe bir çevirisini verdim. Kafka şöyle dedi: «Gorki’nin bir kişi üzerinde yargıya varmadan o kişinin karakterini çizmedeki ustalığı insanı duygulandırıyor. Bir fırsatla onun Lenin’e ilişkin notlarını okumayı çok isterdim.» «Gorki Lenin’le ilgili anılar mı yayınladı?»

okumak için tıklayınız

Sınıf mücadelesinin antikçağı – İsmail Gezgin

“İnsanlık tarihi bir mücadele tarihidir; ırklar, bireyler arasında değil sınıflar arasında cereyan eder.” Marx-Hegel 1993 yılından bu yana Çatalhöyük kazılarını yürüten arkeolog Ian Hodder, ören yerinden son zamanlarda elde ettikleri ilginç verileri kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Ona göre, Neolitik Dönem’in ilginç bir temsilcisi olan ve yaklaşık 9400 yıl önce kurulan, çağdaşlarına göre bir hayli kalabalık

okumak için tıklayınız

Bilimi bilim yapanlar: Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur, Mendeley, Marie Curie, Einstein, Freud…

Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur, Mendeley, Marie Curie, Einstein, Freud… Öncü 43 ismin çalışmalarıyla tematik bir bilim tarihi: Bilim İnsanları- Bir Keşif Destanı. Dorothy Crowfoot Hodgkin adını pek çok kişi duymamıştır. İtiraf edeyim Bilim İnsanları-Bir Keşif Destanı’nı okuyana kadar ben de bihaberdim kendisinden. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitap Andrew Robinson’un hazırladığı bir derleme. Fotoğraf ve

okumak için tıklayınız

Roman, Film, Müzik ve Livaneli – (Röportaj: Zafer Köse)

Zülfü Livaneli, sinema alanında da önemli çalışmaları olan bir sanatçı. Aralarında Otobüs, Yılanı Öldürseler, Sürü, Yol, Mutluk gibi filmlerin bulunduğu yerli ve yabancı birçok filmin müziklerini besteledi. Çok sayıda en iyi film müziği ödülü kazandı. Bunlardan sonuncusu, Mutluluk film müziği ile 2007 Antalya Altın Portakal’dan geldi. İlk yönetmenlik çalışmasında, Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır

okumak için tıklayınız

Susan Sontag: Derinlikli ve sade

Sontag’ın ölümünün üzerinden on yıl geçti. Ama söyleyip yazdıkları hiç eskimedi; Cott’un yaptığı röportaj da bunu gösteriyor. Susan Sontag, bilmem ne dergisinin düzenlediği ankette “dünyanın en etkili bilmem kaçıncı kadını” gibisinden bir nitelemeye hiçbir zaman sahip olmadı. Kitaplar yazdı, eylemlere katıldı, dünyanın dört bir yanında konferanslar verdi. Bu melankolik, ciddi, lafını esirgemeyen, cesur ve esprili

okumak için tıklayınız

Behiç Ak: Gülümseten Öykülerin Güzel Kalpli Yazarı

Bir çocuk ve iki yetişkinin resmedildiği bir çizim var karşımda. Adı “Geleceğe Borçlanmak”. Yetişkin birer kadın ve erkek, kafasını yukarıya kaldırmış ve yüzlerine adeta haykırırcasına bakan çocuğu dinlemekte. Çocuğun ağzından çıkan hiçbirimizin reddedemeyeceği bir gerçek: “Bana çok şey borçlusunuz!” Yaşantımızın her günü yüz yüze geldiğimiz bu gerçek Behiç Ak’ın Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan karikatür kitabındaki güzelim

okumak için tıklayınız