Emperyalist Kuşatmaya Karşı Suriye’yle Dayanışmak – Müslüm Kabadayı

Eskiler, ?Gön inceldiği yerden delinir.? demişler. Biz yeniler, bu atasözünü devrimci bakış açısıyla dönüştürmek zorundayız : İnsan, inceldiği yerden ayağa dikilir. Bugün insanlığın inceldiği yer nedir ya da neresidir? Vicdanını sermayeye teslim etmemiş, insanın mutluluğunu ve doğanın korunmasını isteyen her insan, savaşın büyük bir yıkım ve zulüm olduğunu bilir. Bugüne kadar gerçekleşmiş savaşların ana nedeninin

okumak için tıklayınız

Yeşim Ustaoğlu / Su, Ölüm ve Yolculuk – Mizgin Müjde Arslan

Yeşim Ustaoğlu’nun filmlerinin hiçbirinde neden ‘baba’ yoktur? Bütün filmlerinde çok özel anlamlar yüklenen su, yolculuk ve ölüm seyirciye neyi anlatır? Yönetmenin kişisel yaşam öyküsü ile sineması arasında nasıl bir bağlantı vardır? Yönetmen neden bizi Türkiye tarihiyle, ötekiyle, karakterin kendisiyle yüzleştirir? Bütün filmlerinde neyi sorgular? Neden bu kadar çok soru sorarız bir Yeşim Ustaoğlu filmi izlediğimizde?

okumak için tıklayınız

Korku ve Kaygı – Hoimar von Ditfurth

Korku ve Kaygı bir tartışma kitabı. Hoimar von Ditfurth’un yönettiği, konularında uzman biliminsanı ve düşünürleri bir araya getiren bir konferansın konuşma ve tartışmalarından oluşuyor. Konuya felsefe, psikoloji, antropoloji, psikanaliz ve edebiyat gibi farklı alanlardan bakan tartışmacılar, insan davranışı olarak korku ve kaygının nedenlerini, tarih ve toplum içindeki değişimini inceliyorlar. Korku ve kaygıyı ayırt etmeye yardımcı

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Sınırları ve Toplumsal Proletarya – Haluk Yurtsever

Dünyayı daha iyiye, güzele doğru değiştirmek, sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum kurmak gerçekten olanaklı mı? Bu büyük dönüşümün motoru olacak bir toplumsal özne var mı? Daha hakça, eşitlikçi ve özgür bir topluma geçiş için gerekli toplumsal rolü kim, hangi güç ve özneler yerine getirebilir? Yaşadığımız dünyadan hoşnut olmayan, bununla da kalmayıp dünyayı değiştirmek için mücadele

okumak için tıklayınız

Kayda Geçsin – Ece Temelkuran

Ece Temelkuran “inatla” kayda geçsin diye tarihe not düşüyor!.. ”Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür. Bu, milyon kez yaşanmıştır bu topraklarda. Yine de bu kaderin değişebileceğine dair bir umudum var mı? Pek yok! Her zaman söyledim bunu. Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile

okumak için tıklayınız

Georg Lukacs’ta Gerçekçilik – Korkut Köseoğlu

?Edebiyatta gerçekçilik, yüzyıllar boyunca, git gide gelişmiştir. Fakat gerçekçilik düşüncesi ve kavramın kendisi 19.yy ortasında oluşmuştur.? Önce Puşkin(1799?1837), daha sonra da Belinski (1811?1848) geçmişte yaşamış kimi yazarlarda ortak bir niteliğe değinmişlerdi. Bu ortak nitelik gerçekçilikti. Önceleri bu ortak yön sanat eserindeki karakterlerin çok yönlülüğüyle ortaya çıkmıştı. Çok yönlülük, olaylar, koşullar ve değişik durumlarda karakterlerin nasıl

okumak için tıklayınız

Bu kitapların peşine düşmeli – Aslı Tohumcu

Almanya?da yaşayan/doğmuş Türk çocuklarının ?anadili eğitimi? bahsi açıldığında kaplan kesilen, dil haklarını ve ikidilliliğin yararlarını savunan bizler, konu Türkiye?de yaşayan Kürt ya da Ermeni çocuklara ve onların anadillerine gelince ne kadar da anlayışsız ve ırkçı kesiliyoruz. Çeşitliliğin hiçbir türüne saygımız yok ki dilsel çeşitliliğe olsun. Oysa bir dilin varlığını sürdürebilmesinin en temel koşulu, o dilin

okumak için tıklayınız

Bir Roman Değerlendirmesi: Ankara – Korkut Köseoğlu

Yakup Kadri, Ankara romanını ilk kez 1934 yılında yayınlamış. Romanında Cumhuriyet devrimlerinin amacına ulaşamamasını anlatır. Ankara, hem bir roman, hem de siyasi eleştiri kitabıdır. Romanın siyasi etkisi kendini hemen göstermiştir. Kadro dergisindeki yazıları ve Ankara romanının etkisiyle, Yakup Kadri aynı yıl ülkeden uzaklaştırılmış Tiran?a büyükelçi olarak gönderilmiştir. Ankara üçüncü tekil kişi ağzıyla yazılmıştır. Roman üç

okumak için tıklayınız

Baharat Deyip Geçmeyin! – Elif Kutlu

Bu MÖ 4. yüzyıldan günümüze kadar devam eden bir yolculuk. Her ne kadar bir zamanlar çok değerli olsa da bu gün sadece sofralarda yer bulabiliyor. Tüketim toplumunda modası geçen her şey gibi o da 18. yüzyıldan itibaren o şaşaalı zamanlarını yitiriyor. Bu yolculukta, sosyal statü belirtisi olmaktan, ilaç olmaya, kutsal bir değer taşımaktan, ticareti canlandıran

okumak için tıklayınız

Kiraz Küpeler – Mustafa Balel

“Kiraz Küpeler”, öyküleriyle olduğu kadar çevirileriyle de bilinen Mustafa Balel?in sekiz öyküsünü bir araya getiriyor. Bu öykülerin ortak özelliği, acımasız bir hızla akıp giden dünyada, insani sıcaklığın, samimiyetin izini sürüyor olmalarıdır diyebiliriz. Öykülerde, açlık, yoksulluk ve çaresizliğin yanı sıra, varlığı unutulmanın eşiğine gelmiş dostluklar, hayatı anlamlı kılan kuşatıcı sevgiler hikâye ediliyor. Balel, kitaba adını veren

okumak için tıklayınız

Aşk Şiirleri – Louis Aragon

MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara Mutlu aşk yok ki dünyada Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o

okumak için tıklayınız

Körler İçin Mektup – Sağırlar ve Dilsizler Üzerine Mektup (Ciltli) – Denis Diderot

Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie’nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. 1749’da yayımlanan Körler Üzerine Mektup’ta bilgi edinmede duyuların rolünü ele aldı. Diderot bu eserde din hakkında ileri sürdüğü düşünceler yüzünden tutuklandı,

okumak için tıklayınız

İnsan Yazdığı Şeydir – Tahsin Yücel

Tahsin Yücel, 1954’de, Alphonse Daudet’nin Tarasconlu Tartarin’iyle başlayan çevirilerini kendi yapıtlarının yanı sıra hep sürdürmüş, 2008’de yayımlanan son çevirisi Robert Desnos’nun Hayır, Aşk Ölmedi’ye gelinceye dek yüze yakın eseri Türkçeye kazandırmıştır. İnsan Yazdığı Şeydir’de Tahsin Yücel’in, aralarında Balzac, Flaubert, Camus ve Barthes’ın da bulunduğu yirmi altı yazarın otuz altı çeviri yapıtı için yazdığı sunuşlar ile

okumak için tıklayınız

Üzerinde Güneş Batmayan Katliam (El Nino Kıtlıkları ve Üçüncü Dünyanın Açlıkla İnşası) – Mike Davis

Viktorya döneminin son çeyreğinde, tropikal kuşağın dört yanında ve ayrıca kuzey Çin’de, muazzam kuraklıklar tarımı tekrar tekrar enkaza çevirdi. Yaşanan kuraklıklar ve salgınlar, yoksul kırlarda 50 milyondan fazla insanın canına mal oldu. Bir zamanların yemyeşil toprakları kasvetli çöllere dönüşürken, Etiyopya, Çin ve Brezilya’nın bazı kesimlerinde, bir nükleer katliamı akla getirecek ölüm oranları ortaya çıktı. Büyük

okumak için tıklayınız

Mit ve Destan 1 (Hint-Avrupa Halklarının Destanlarında Üç İşlev İdeolojisi ) – Georges Dumezil

20. yüzyılın en önemli filologlarından Georges Dumézil’in başyapıtı Mit ve Destan Yapı Kredi Yayınları farkıyla Türkçede. “Hint-Avrupalıların dünyayı açıklayışı, insanlığın sayısız rüyasından sadece biridir ve içeriği bakımından, ayrıcalıklı bir rüya da değildir. Ama onun gözlem koşulları bakımından ayrıcalığı vardır ve bu, Hint-Avrupalıların mirasçısı olan halkların, bugünkü gerileme ve gelecekteki muhtemel ‘tahttan çekilme’lerinden önce, “gerçek” tarihte

okumak için tıklayınız

Turuncu Eleni – Mustafa Balel

Mustafa Balel öyküde lirizm öğesini yakalayan bir yazar. Sekiz öyküsünün yer aldığı “Turuncu Eleni” bu duyarlıklarla yüklü. Öykülerinin tümünü ben- anlatıcı üzerine kurmuş. Balel, tek tek yaşamları / yaşanılanları ele alıyor. Öykülerin ortak figürü olan bu kişilerin yaşadıkları “an”lar ve “durum? ve “olay”lar öne çıkarılırken arka planda insanı insana bağlayan, yaşadıklarıyla ilişkileri var kılan değerleri

okumak için tıklayınız

Etiyopya Kralının Gözleri – Mustafa Balel

Kiraz Küpeler’den sonra, usta öykücü Mustafa Ba lel’den ilmik ilmik işlenmiş yeni bir öykü kitabı: Etiyopya Kralının Gözleri. Bugün çoktan unutulup gitmiş de yimlerin soluklandığı, geçmiş zamanlardan kalmış konaklarda, çocukluğun ve ergenliğin ilk izleriyle; tahtanın, sıcak havlularla yer yataklarının kokusu… Sabırlı, gün görmüş insanlar. Hayatı anlamaya çalışırken bugünden kendi çocukluğuna bakan kahramanlarıyla, insanı derinden etkileyen

okumak için tıklayınız

Belleğini Yitirmeyen Şair? Kemal Özer – Mustafa Özmen

?Dostluklar kurulsun insanlar gülsün / Son bulsun savaşlar kimse ölmesin? Nesimi Çimen 2 Temmuz sönmeyen yangın Sivas? 2 Temmuz 1993? Madımak Oteli? 33 aydın, yobazlarca katledilir. Hem de güpe gündüz… bir şehrin orta yerinde? devletin valisinin, polisinin, askerinin gözleri önünde. Onlar yalnızca 33 insan değil 33 ayrı yaşamdı. Kiminin kitaplarını üst üste koyduğunda boyunu aşardı.

okumak için tıklayınız

Hapishane Defterleri (Cilt: 1 ve 2) – Antonio Gramsci

Bu kitapla birlikte sadece sosyalizm tarihinin değil dünya yazınının en önemli, üzerinde en çok tartışma yapılan ve yazıldıktan yıllar sonra bile dünyayı değiştirme kudretine sahip olan metinlerinden birini okumaya başlayacaksınız. Gramsci okumak bir macera gibidir. Hele Hapishane Defterleri başlı başına bir dünyadır. Bugüne değin sadece özetlenmiş, kısa ve sadece aktüel politik metinlerden oluşan seçkileriyle tanıştığımız

okumak için tıklayınız

Dili Yüreğinde – Celal İlhan

Gözü ve Gönlü Alınterinde Bir Yazar Celal İlhan Daha çok işçi öyküleri yazarı diye tanıdığımız (iki kez Abdullah Baştürk İşçi Edebiyat Ödülü alan) Celal İlhan; Ateşle Dans 2005, Dokunan 2007 ve Grevden Dönenin! 2009 adlı öykü kitaplarından sonra yeni bir öykü kitabıyla karşımızda. ?Dili Yüreğinde? Celal İlhan, kitabına koyduğu adla da okuruna, yönünü ne yana çevirdiği

okumak için tıklayınız