Dostoyevski: “Alınyazısına meydan okumak, onunla alay etmek, ona dil çıkarmak isteğini duydum”

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, “Kumarbaz” (The Gambler) adlı romanını, kumar borçlarından dolayı yoğun baskı altında 25 günde (Kasım – Aralık 1866) kaleme aldı. Kumarbaz, Dostoyevski’nin gençlik yıllarını, dramatik aşk ve kumar tutkusunu en yalın hali ile kaleme aldığı yapıtlarından biridir. İlk büyük romanı olan ve büyük bir kitleye ulaşan Suç ve Ceza’dan sonra yayınevi ile yaptığı … Devamını oku

Shakespeare ve Hamlet – Mina Urgan

Shakespeare’e tutulan ayna?

Geçenlerde, Mîna Urgan’ın “Shakespeare ve Hamlet” kitabının Yapı Kredi Yayınları’nca yeniden basıldığını görünce, aklım ve yüreğim, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuduğum yıllara uzandı. Hep söylemişimdir: Berna Moran’lı, Tatyana Moran’lı, Vahit Turhan’lı, Akşit Göktürk’lü, Cevat Çapan’lı, Murat Belge’li ve elbette Mîna Urgan’lı yıllar, kanımca, bu bölümün Altın Çağıydı.

Devamını oku

Hitler’in lanetli kitabı: ‘Kavgam’ – Celâl Üster

Hitler’in “lanetli” kitabı “Kavgam” Almanya’da 75 yıl sonra yeniden yayımlanıyor

Hiçbir kitap yasak olmamalı…

“Almanya, 1945. Müttefik kuvvetleri ülkeye girerken, telaşa kapılan binlerce Alman ‘Mein Kampf’larını (Kavgam) bahçelerine gömüyor. Hitler’in ırkçı görüşlerini içeren ‘Kavgam’, bu öğreti yüzünden dünyaya savaş açan ve bozguna uğrayan ülkenin topraklarına gömülüyor. Bugün, aradan 56 yıl geçmesine karşın, Almanya’da alınıp satılması yasak olan kitap hâlâ yer altında. Bu ‘lanetli’ metnin serbest bırakılmasının zamanı geldi mi? Yasağın sürmesi, günümüz Batı dünyasının düşünce ve ifade özgürlüğü anlayışına aykırı mı? Yoksa yasağın kalkması, Hitler’in Âri ırkı yücelten düşüncelerinin yeniden canlanmasına mı yol açar?”

Devamını oku

‘İnce Memed’i biliyorsun da Yaşar Kemal’i niye bilmiyorsun, ben onun yazarıyım işte!’

‘Peki, Kerimoğulları nerede?’ dedim. ‘Şu aşağıdaki köy benim köyüm, Hemite köyü. Onlar gelirler, yanımızda konaklardı,’ dedim. ‘Haa,’ dedi, ‘biliyorum o Kerimoğlları’nı, ama görmedim. İnce Memed romanında var onlar,’ dedi. ‘Peki,’ dedim, ‘İnce Memed’i biliyorsun da Yaşar Kemal’i niye bilmiyorsun, ben onun yazarıyım işte!’ ‘Ne bileyim ben onun yazarı olduğunu, Köroğlu gibi bir şey zannediyorum,’ dedi…”

Devamını oku

Soma ve Ermenek katliamlarının ardından sonra ‘Germinal’i yeniden okurken

“Germinal”de, 1860’lı yıllarda Fransa’nın kuzeyindeki maden ocaklarında yaşanmış acımasız, ilkel, dayanılmaz koşulların, günümüz Türkiye’sinde, Soma’da, Ermenek’te hemen hemen hiç değişikliğe uğramadan sürüyor olması, yüreğinize isyan duyguları salmıyor mu?

Yüreğimde öfke ve isyan…
Calvino’nun klasikleri değişik açılardan tanımlayan ünlü denemesindeki ölçütler, kuşkusuz, Zola’nın “Germinal”i için de geçerli. Tıpkı Shakespeare’in, Dostoyevski’nin, hayatın ve insan ruhunun evrensel derinliklerini afallatıcı bir ustalıkla keşfedip edebiyatın simyasına döken pek çok yapıtı için de geçerli olduğu gibi.

Devamını oku

Yıkıcı, boyun eğmez ve asi?

Edebiyatın dünü ve bugünü üzerine yazan iki Latin Amerikalı yazar, Mario Vargas Llosa ve Carlos Fuentes, Edebiyata Övgü başlığı altında toplanan yazılarında tartışıla gelen pek çok konu üzerinde odaklanıp edebiyatın neden baş tacı edilmesi gerektiğini anlatıyor, bizleri edebiyat üzerine düşünmeye, gerçek edebiyatı yapay olandan ayırt etmeye davet ediyor.
Edebiyat, özgürlüğe açılan yollardan biri, gürültüyle sükunet arasında mahur bir bestedir. Seslerin resmedilmesidir, yaşamak için tek başına yeterli olmasa da ölmemek için kusursuz bahaneler yaratan ve bizi daima ileriye taşıyacak olan bir imdir. Flaubert ?Yazmak bir masumiyet yitimidir? dese de, benim bildiğim en kutlu eylemdir ve ?okumak? düşünebilmek, sorgulayabilmek, üretebilmek, dahası bambaşka bir dünya yaratabilmek için didinirken düş ve düşünce yoksunluğumuzu aydınlatan güneştir. Çünkü ?Okumayan, edebiyata el sürmemiş bir insanlık, kaba ve ilkel dili yüzünden ürkütücü iletişim sorunları yaşayan bir sağır ? dilsizler topluluğuna, sözcük oluşturma yetisinden tümüyle yoksun bir topluluğa döner.? (s.22) Yahut okumamak, yapacak daha önemli işleri olduğunu söyleyip duran, çok konuşup az şey söyleyen insanların yaşadığı bir cehennemi yaratır.

Devamını oku

Yorgo ve Sula Bozis’ten “Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar”

Yorgo Bozis ile Sula Bozis?in ?Paris?ten Pera?ya Sinema ve Rum Sinemacılar? (Yapı Kredi Yayınları) adlı kitabının yayımlanışı, hem sinemamızın yüzüncü yılına rastladı, hem de İstanbul Film Festivali günlerine. Sinema sanatının ?en azından tutkunları açısından? gündemde olması bakımından anlamlı bir rastlantı.

Bozis?lerin kitabının ?sinemamızın yüzüncü yılına rastladığını? söyledim ama, Fuat Uzkınay?ın, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Ayastefanos?ta (bugün Yeşilköy) yapılan barış antlaşmasının anısına Rusların dikmiş olduğu anıtın 14 Kasım 1914 günü yıkılmasını görüntüleyen ve bir Türk yönetmenin ilk çalışması olduğu için Türk sinemasının ilk filmi sayılan ?Ayastefanos?taki Rus Abidesinin Yıkılışı? adlı 150 metrelik belgeselin bugüne kadar bulunamadığı,

Devamını oku

Giordano Bruno – Celal Üster “Beni ölüme yollarken siz benden daha çok korkuyorsunuz”

Kimileri ölümsüzlük peşindedir, kimileri de ölümsüz bir bellek. 16. yüzyıl sonlarında, Venedik’in genç soylularından Giovanni Mocenigo, her şeyi anımsamasını sağlayacak çok güçlü bir belleğe sahip olmak için yanıp tutuşmaktadır. Anımsama sanatı konusundaki ününü duyduğu Giordano Bruno’yu Venedik’teki malikânesine çağırır ve kendisine ‘bellek dersleri’ vermesini ister. Ama ölümsüz bir bellek de ölümsüzlük kadar tehlikelidir o dönemde. Aslında, Bruno’nun anımsama yetileri,

Devamını oku

Ömer Hayyam ve Yaşar Kemal – Celal Üster

Geçenlerde piyanist ve besteci Fazıl Say’a, düşünce ve ifade özgürlüğünün temel ilkeleri ayaklar altına alınarak verilen ‘ceza’nın ardından pek çok şey yazıldı, konuşuldu, tartışıldı. Gel gör ki, ‘ceza’nın ve tartışmaların belki de asıl öznesi olan 11. ve 12. yüzyılların İranlı şair ve bilim insanı Ömer Hayyam’ın kendisi pek gündeme gelmedi.

Fazıl Say?a verilen ?ceza?nın öncesi ve sonrasındaki tartışmalar sırasında Ömer Hayyam?ın rubaileri ne kadar okundu ya da ne kadar yeniden okundu, bilmiyorum. Ama Hayyam?ın, yalnızca Doğu?da değil Batı?da da evrensel bir niteliğe

Devamını oku

İnsanın Özü – George Thomson

İnsanın Özü’nde Thomson, sanatın ve bilimin kaynaklarını inceliyor. Sanatla bilimin, toplumsal gücün örgütlenmesinin birbirine bağımlı iki biçimi olduğunu ve ikisinin de çalışma sürecinden doğduğunu ortaya koyuyor.
Bilimle sanatın toplumdaki tarihsel işlevlerini ve bilim adamıyla sanatçının dünyayı değiştirme ortak çabasında nasıl birleştiklerini çok yalın bir anlatımla gözler önüne seriyor.

Halil Berktay, Tarih Öncesi Ege’nin Önsözünden
Zamanımızın soyu giderek tükenen çok yönlü toplumsal bilimci ve mücadele adamlarından George Derwent Thomson, 19 Ağustos 1903’te, Londra’nın West Dulwich semtinde doğdu. Önce Dulwich College’da okudu; sonra, Cambridge Üniversitesi’nin King’s College’mda, o sırada kendini Aiskhylos, Homeros ve Sofokles

Devamını oku

Latin Amerika Hikayeleri Antolojisi

Kolombiyalı Gabriel Garcia Marquez, Arjantinli Jorge Luis Borges ve Julio Cortazar, Kübalı G. Cabrera Infante, Şilili Jose Donoso ve Jorge Edwards, Perulu Mario Vargas Llosa, Uruguaylı J. Carlos Onetti, Uruguaylı Mario Benedetti, Brezilyalı C. Vasconcelos Maia ve J. Guimaraes Rosa, Meksikalı Juan Rulfo ve Carlos Fuentes?den seçilmiş hikayeler.

Kitabın Künyesi
Latin Amerika Hikayeleri Antolojisi
Çeviren: Celal Üster, Tomris Uyar, Fatma Akerson , Fatih Özgüven, Güler Dikmen , Yusuf Atılgan , Adnan Benk, Turhan Ilgaz

Devamını oku

Kırık Taşlar – Herakleitos

Diyalektik düşüncenin kökenleri açısından Hegel?e olduğu kadar Marx?a da esin veren Herakleitos?un Doğa Üzerine adlı yapıtından günümüze kalan Parçalar?ı, şair Alova?nın şiir diliyle yaptığı çeviriyle sunuyoruz. Alova?yı Parçalar?ı Kırık Taşlar başlığı altında bir araya getirerek çevirmeye yönelten etkenlerin başında, Eski Yunanlı filozofun ateşe, suya, toprağa, güneşe ?çıplak akıl?la bakarak evrensel yasaları çözmeye çalışması, diyalektik düşünceyi gözlem yoluyla keşfetmesi, her şeyin sürekli bir akış halinde olduğunu sistemli bir biçimde açıklaması ve tüm bunları açıklarken birkaç sözcükte indiği o büyük derinlik gelmektedir.

Devamını oku

Yeryüzü Ayetleri – Furuğ Ferruhzad

(*) “Yaşarken dört kitabı yayımlanan Furuğ, genç yaşta ölümünden sonra neredeyse kırk yıl kimsenin dikkatini çekmemiştir. Furuğ şiirleri bu sürecin sonunda tekrar gün yüzüne çıkartılmış ve hak ettiği değeri nihayetinde bulmuştur.
Bazı şairler vardır, sadece şiirleriyle şair olmazlar. Yaşamları da yazdıkları şiirin bir parçası olarak uzanır gider. Yani çoğunca şiir hayatın içerisinde bir yerde başlar, sonra kâğıda aktarılır ya da yazıya diyelim… Aynı nedenle biz onların sadece şiirlerini okumayız. Yaşam öykülerini de dikkate değer buluruz. Sanki yaşam ve şiir bir sarmal gibi iç içe geçmiştir. Şiirlerini okudukça yaşamlarının, yaşamlarına baktıkça şiirlerinin bir kat daha derinine

Devamını oku

Sözün Özü / Eski Çağlardan Günümüze Ünlü Yazarlar Ve Düşünürlerden Özlü Sözler – Celal Üster

Sözün Özü, insanlık tarihinin binlerce yıllık birikimine uzanan, bu büyük birikimden her biri pırlanta değerinde sözler derleyen Celâl Üsterin hazırladığı bir kaynak kitap. Edebiyattan resme, ekonomiden felsefeye, politikadan bilime hemen her alandan önemli düşünce adamlarının özlü, çarpıcı, kimi zaman eğlenceli sözleri… Dev bir alıntılar kılavuzu. Yediden yetmişe herkesin yararlanacağı çok önemli bir kaynak.

Cumhuriyet gazetesi kültür sanat servisi şefi, çevirmen ve editör Celal Üster?in insanlık tarihinin binlerce yıllık birikimine uzanan ?Sözün Özü? adlı ?özlü sözler? derlemesi Can Yayınları?nca yayımlandı. 382 sayfalık kitapta, edebiyattan resme, ekonomiden felsefeye,

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme