Sizi Hep Şaşırtacak Bir Roman – Sadık Güvenç

Bugünü yaşayan yazarın sizi iki yüz yıl öncesine yolculuğa çıkardığını düşünün. 19. yüzyıl İngiltere’sine şöyle bir uzanmak ilginç olmaz mıydı? Kasnaklar üzerine geçirilmiş kadın elbiselerinin giyildiği yıllar… Manastırların, günahkar kadınlara sığınak (!) olduğu yıllar… Nedense hep kadınlar günahkar sayılır.
Günümüz yazarı John Fowles, 19. yüzyıl atmosferini başarıyla kuruyor romanında. Sanki kendisi de o yıllarda yaşamış gibi en ince ayrıntılara giriyor. Dil ve üslupta da o dönemin yazarlarının, şairlerinin üslubundan geri durmuyor. Zaman zaman okuyucunun karşısına çıkarak açıklayıcı bilgiler vermesi, kahramanlarına kızması ya da acıması tam da 19. yüzyıl romantik yazarlarının yöntemidir. Fowles elbette romantik değil gerçekçidir. Karşılaştırmalı bir ürün sunuyor okuyucusuna. 19.yüzyıl İngiltere’siyle 21. yüzyıl İngiltere’sini karşılaştırma ve gelişmeyi, değişimi görme olanağı sunuyor.

Devamını oku

Dostoyevski evlenmeseydi İstanbul?a gelecekti!

Dostoyevski Vakfı Başkanı Prof. İgor Volgin ?Dostoyevski?nin pek çok eserini St.Petersburg?da yazdı. Doğum yerine göre Moskovalı, gönlü ve sanatına bakılırsa Petersburglu?dur. 8 defa Rusya dışına çıkmış ve toplam beş buçuk yılını yurt dışında geçirmişti. Batıya yaptığı zorunlu yolculuk 1867?de alacaklılardan kaçabilmek içindi. Eşi Anna ile birlikte üç aylığına

Devamını oku

Dram ve acıların başlangıç noktası – Ümit Kurt

24 Nisan 1915, Ermeni aydınlarının İstanbul?da başlayan ölümcül yolculuklarının Çankırı, Ayaş ve Ankara hattında izlerini süren; resmi belgelerden ve anılardan yararlanarak yazılmış bir çalışma.

Soykırım ve etnik temizlik gibi devasa kitlesel katliamlarda gözlemlenen ortak örüntülerden biri söz konusu sistemli ve organize imha eylemlerine maruz kalan toplulukların aydınlarının tasfiyesi ve imhasıdır. Bu, toplumların direncini ve mücadele gücünü zayıflatmak saikiyle gerçekleştirilir.

Devamını oku

İstanbul / Küresel ile Yerel Arasında – Çağlar Keyder

Dünyanın en eski ve en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul bağlamında küreselleşme sürecinin etkileri inceleniyor bu kitapta. Doğu ile Batı arasında, İslam ile Laiklik arasında bir köprüdür İstanbul, ya da bunlar arasındaki bir mücadelenin arenası olarak düşünülür sıklıkla. Bu kitapta bir araya gelen yazarlar, bu tür klişelerin ötesinde, kentin ruhu ve kentte yaşayanların kimlikleri üzerinden sürüp giden bir mücadelenin biçimlendirdiği daha karmaşık

Devamını oku

Yirmi birinci yüzyılın insanlarına – Sennur Sezer

Hasan İzzettin Dinamo şiirleriyle hep geleceğe seslenmiştir. Ölümünün yirmi beşinci yılında seçme şiirleri yayımlandı. Kitapta Dinamo?nun kendi sesiyle şiirlerin yer aldığı bir CD de var.
Hasan İzzettin Dinamo?yu tanıyan biri olarak onun portresini kısacık bir cümleyle en iyi çizenin Yaşar Kemal olduğuna inanırım: ?O bir ermiş, bir kahraman, bir çocuk saflığında, dudaklarında hüzünlü bir gülümseme, yaşadı ve öldü.?

Hasan İzzettin Dinamo şiirleriyle hep geleceğe seslenmiştir. Yaşadığı günlerden daha iyi olacağına inandığı, ?Yirmi Birinci Yüzyılın İnsanlarına? sevecenlikle fısıldamıştır:

Devamını oku

Leylâ, Zalım Leylâ! – Sennur Sezer

Ne zaman mektuplardan söz edilse, bir koruluk hatırlıyorum. Ağaçların gölgesindeki banklardan birinde bir kadın oturuyor. Yanında bir tahta kutu, elinde bir mektup, dalıp gitmiş. Almanya?da sık görülen bir öykü. Savaştan dönmemiş bir nişanlı. Mektupların kutusu bombalanan evinden kurtarabildiği tek eşyasıymış.

Mektuplar hep bir tanık olarak yaşarlar. Özellikle şairlerin mektupları onların şiirlerinin de şifre anahtarıdır.İki şairin, iki yazarın mektuplaşmasıysa iki ayrı dünyayı aydınlatır. Ahmed Arif?in Leylâ Erbil?e yazdığı mektuplar, Leylim Leylim adıyla yayımlandı.

Devamını oku

Leonis – Bir Dünyanın Merkezindeki Şehir: İstanbul 1914-1922 – Yorgos Theotokas

İki Dünya Savaşı arasındaki Yunan Edebiyatı’nın Küçük Asya kökenli en önemli ustalarından biri olan Yorgos Theotokas’ın Leonis’i, kendini ve kentini tanımanın, büyümenin, öğrenmenin, acının, aşkın, kaybın, savaşın ve yüzyılının hastalığının çerçevesini çizdiği özyaşam öyküsünün sınırlarında gezinen bir başyapıttır.

Ana karakterleri, ilk gençliğe henüz adımını atmış Leonis ve onun hayatının merkezinde yer alan İstanbul -Rumların, Yunanların, Taksim Bahçesi’nin, çocukluk oyunları ve gençlik ülkülerinin,

Devamını oku

Umudun Arkeolojisi: Din ve Maddecilik – Bora Erdağı

Bazı yazarların veya kitapların okunması için özel nedenler gerekir. Eğer bu özel nedenlerden yoksun sıradan bir okursak zaten okumamızın başarıya ulaşması, beklentilerimizin karşılanması mümkün değildir. Kısa sürede okumayı bırakıp sızlanmaya başlarız. Fakat kendi gündelik yaşam alanlarından hayata doğru ve hayattan kendi ilgi alanlarına doğru söz almak isteyen bir okursak, o zaman işler değişir. Yani sıradan okur için sıkıntı olan tüm imgeler, simgeler, sözler, anlatılar, düşünceler ve gerekçeler bizim için bütünsel dünyanın patikalarına

Devamını oku

İçimizdeki İrlandalılar İçin Dublin ve Dublinliler Hikâyesi – Bora Erdağı

Dublin?i boydan boya arşınlayan Liffey nehrinin kıyısındaki SIPTU?nun (Endüstri ve Teknik İşler Hizmet Sendikası?nın) genel merkez binasının yakınında, Birleşik Krallık askerleri tarafından vurularak öldürülen İskoçya doğumlu İrlandalı bağımsızlık savaşçısı ve devrimci işçi sınıfı önderi James Connolly?nin (1868-1916) bir heykeli bulunur. Connolly?nin heykeli altında şu yazar: ?Emeğin nedeni İrlanda?nın nedenidir, İrlanda?nın nedeni emeğin nedenidir.? Bu heykelin biraz ilerisinde Gümrük Binası İskelesi?ne doğru ?Kıtlık Anıtı? bulunur. ?Kıtlık Anıtı? bir dizi heykelciğin

Devamını oku

Tahsin Yücel?le Yolculuk – Ali Yıldız

Tahsin Yücel, yıllardır okurlarının karşısında; salt öykü, deneme, eleştiri ve romanlarıyla değil, çevirileriyle de.İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü?nde öğretim üyesi olan Yücel, çalıştığı dönemlerde hem yüzlerce öğrenci yetiştirdi hem de Fransız yazınından Zweig, Flaubert, Gide, Proust, Sartre, Balzac ve Camus?un eserlerinin yanı sıra, daha birçok yazarı da Türkçeye kazandırdı.

Dert Çok Hemdert Yok (Yeni Hikâyeler)?den itibaren, üretmeye de devam ediyor hâlâ. 1950?den beri,

Devamını oku

Şiddetten Barışa Barıştan Şiddette: Bitimsiz Sarmal – Önder Özden

Modern devlet, varoluş nedenini sınırların içinde sağladığı barışta bulur. Onun varlığını anlamlı kılan, şiddetten temizlenmiş bir uzam yaratması ve şiddeti sınırların dışına ötelemiş olmasıdır. El çabukluğu yapıp alışagelmiş yorumlara yaslanarak Thomas Hobbes?u, modern devletin oluşumunun kuramsal müjdeleyicisi olarak yerleştirirsek, Hobbes?un ?kurt-insan?ının, modern siyasal yapı olarak devleti inşa etmesi; insanın ?kurt?luğundan sıyrılmasıyla, elinde bulundurduğu şiddet tekelini, kendisinin parçası olduğu ama yine de kendisinden aşkın olan varlığa, egemene, devretmesiyle mümkün olur. İkili sürecin, devir ve feragatin, odağında şiddet tekelinin

Devamını oku

Karanlığa Mektuplar / İstanbul, Gri Kuşların Şehri! – Dağhan Dönmez

Bu şehri Stanbûl ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.
Nedim.

Rilke, ?Malte Laurids Brigge?nin Notları? na ?Demek buraya yaşanacak yer diye geliyorlar; burası ölünecek yer desem daha doğru.? diyerek giriş yapar. Bu cümleyi okurken İstanbul?u düşünüyorum. Malum, İstanbul?da yaşayanlar sızlanmalarıyla maruftur. Zor bir şehirdir İstanbul. Kaldırımdan yürüyenlerin değil, yoldan yürüyenlerin şehridir. ?Yaşanacak yer değil?; serzenişinin altında yatan da budur. Gelin görün ki, İstanbul?a bir kez bulaşan; ölmeden de vazgeçemez bu kentten. Mavi sularından, eski yapılarından,

Devamını oku

İstanbul – Edmondo de Amicis

İtalyan yazar Edmondo de Amicis?in 1870?lerde büyük bir heyecanla geldiği ve aynı duygularla kitabını yazdığı İstanbul, bu şehir üzerine yazılmış en güzel ve etkileyici kitaplardan biridir. Amicis?in müthiş gözlem gücüyle ruhunu okumaya çalıştığı İstanbul, yayımlandığı günden beri pek çok yazar ve ressam için de esin kaynağı olmuş. Tuhaflığı, güzelliğinden fazla bu şehrin insanlarına ve alışkanlıklarına, iskelelerinden kuşlarına, camilerinden sokak aralarına, çeşmelerinden meydanlarına, İstanbul?un her yerine tutkulu bir merakla, hayranlıkla bakmış Amicis. Aşkla ışığına bağlandığı İstanbul?un geleceğiyle ilgili olarak kaygı duymadan da edememiş…
İtalyanca aslından ilk kez ve eksiksiz yapılan bu çeviriye, Cesare Biseo?nun gravürlerinin de tamamı eklenmiştir.

Devamını oku

Alnında Mavi Kuşlar – Aysel Özakın

1979 Madaralı Roman Ödülü’nü alan Alnında Mavi Kuşlar (1978), Aysel Özakın’ın tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak  geçen 1 Mayıs 1977 günü İstanbul?da yaşananları konu edinen romandır.
Çok değil, bundan 30 yıl önce yaşananlar, edebiyatımızda ne kadar yer bulabildi? 1970’li yılların Türkiyesi’nde toplumsal mücadelelerin içinden geçenler, edebiyatımıza birçok katkı sundu ama o günleri gerçekten ne kadar anlatabildi? 1 Mayıs 1977’de Taksim’de yaşanan katliamın sonrasında, Aysel Özakın’ın kaleme aldığı “Alnında Mav Kuşlar” Türkiye edebiyatının o döneme ve olaylara yönelen romanları arasında, hâlâ biricik yerini koruyor.

Olayların kenarında kalanlar, yakınları alanlara çıktığı için telaş duyanlar, alanları

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme