Yazar: cemalumit

Umut içerir: Gezegenimizi Yiyip Bitirdiğimizde

Dünyada olup biten iyi, kötü her şeye karşı duyarlı biri olarak yaşamaya başladığımız andan itibaren, umut da umutsuzluk da aynı anda beraberinde geliyor şüphesiz. Umutlanıyoruz; çünkü başka türlü nasıl yaşanır, güne nasıl başlanır, umuttan daha iyi bir neden henüz bilmiyoruz belli ki. Umutsuzluk hissediyoruz çünkü insanoğlu iktidarlarıyla, kararlarıyla, kişisel hayatlarıyla, özetin özeti tüm varlığıyla ‘’kötü’’

okumak için tıklayınız

Gerçeği keşfetme öyküsü: Viktorya Hayal Kuruyor

Viktorya’nın hayatı sıkıcı mı sıkıcı. Annesi bir casus değil, bütün gününü evde geçiren bir kadın. Babası bir kaz ciğeri firmasında çalışıyor, mucit değil. Yaşadığı yer, okul, aile her şey çok sıradan. Üstelik tek bir arkadaşı da yok! Daha doğrusu gerçekte yok. Onun arkadaşları silahşörler, cinayeti çözmeye çalışan dedektifler, korsanlar, evcilleştirilmiş bir maymun, vahşi atlar ve

okumak için tıklayınız

David Harvey ile Kapital’i okumak

David Harvey’in Marx’ın Kapital’inin 1.cildi üzerine her yıl verdiği derslerin yazılı versiyonundan oluşturduğu “Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz” adlı kitabı Kapital”in daha iyi kavranması ve Kapital okumayı kolaylaştırması açıdan önemli olanaklar sunuyor. Harvey, yolculuk kılavuzu olarak adlandırdığı bu kitabın, yola çıkmak isteyen herkese rehberlik etmesini, Marx’ın ekonomi politiğine yararlı bir giriş sağlamasını umduğunu söylüyor. Harvey, öncelikle

okumak için tıklayınız

Mitolojik yansımalar ve insan

Say Yayınlarından geçtiğimiz günlerde okuyucularıyla buluşan David Adams Leeming imzasını taşıyan ‘’ Mitoloji Kahramanın Yolculuğu’’ kitabı, doğa ve insan zekâsının geçirdiği evrim aşamalarını anlamak ve gerçek dünyanın hayali ürünlerle yeniden kurgulanışını konu alıyor; Yazar mitolojileri insanın kendini anlama çabasının bir ürünü olarak sunuyor. Mitoloji tek bir yazıda anlatılamayacak kadar detaylı bir yapıya sahiptir. İnsanlık tarihinin

okumak için tıklayınız

Bilinmeyenin keşfi: Mitoloji

Say Yayınlarından yayımlanan, Kathleen Sears imzasını taşıyan “Mitoloji 101”; Yunan ve Roma mitolojisini, Olympos Dağı’ndaki tanrılara – tanrıçalara dair bilmemiz gereken her şeyi konu almasının yanı sıra günümüzde hala kullandığımız birçok terimin mitlere dayanan köklerini ve mitlerin geniş literatürünün hayatımızda ne denli etkili olduğunu da gösteriyor. İnsanlar yüzyıllar boyunca sırrını çözemediği doğayı, evreni ve insanın

okumak için tıklayınız

Amerika’da Demokrasi – Alexis de Tocqueville

Alexis de Tocqueville, kitabı hakkında, “İtiraf edeyim ki, Amerika’da Amerika’dan daha fazlasını gördüm” der. Orada demokrasinin kendi imgesini, eğilimlerini, karakterini, önyargılarını ve tutkularını aradığını ilave eder. 19. yüzyılın ilk yarısında yayımlandığında çok ilgi çeken, sonra epey unutulan ve 1960’larda yeniden keşfedilen Tocqueville’in eserleri arasında Amerika’da Demokrasi ilk sırada yer alır. Sadece olağanüstü bir siyasal gözlemcinin

okumak için tıklayınız

Cehenneme Övgü – Gündüz Vassaf “içimizde büyütüp yaşattığımız küçük ‘totaliter dünyalar’ımız”

Bazı eleştirmenlerin “şeytanın avukatı” sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf’ın “gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı”yla sunduğumuz Cehenneme Övgü’sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük ‘totaliter dünyalar’ımızı afişe ediyor, daha doğrusu ‘yüzümüze vuruyor’. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek

okumak için tıklayınız

Yeniden Hayal Kurabilmek – Müslüm Kabadayı

KİTAPTAN BİR BÖLÜM YENİDEN HAYAL KURABİLMEK… Ummanz’dayım. Almanya’nın Baltık Denizi’ndeki adalarından biri ve ben iki çocuğumla bir ay süren uzun bir yolculuktan sonra, buraya bizden bir yıl önce ulaşan kocama kavuşmuş durumdayım. Kocam Reber, bu küçük adada balık lokantasında çalışıyor. Ben de Renas ve Havin’imizi yanıma alarak, Rügen’deki çocukların eğitimi için çalışmaya başladım. Heide köyündeki

okumak için tıklayınız

Yüreği Sağırlaşmayanlara – Sadık Güvenç

“Her sabah kalktığımızda penceremizi açıp ‘Günaydın doğa ve merhaba insanlar!’ diyebilmek çok güzel… ne güzel kuş sesiyle, köpek havlamasıyla uyanmak… Dikmen Vadisi’ndeki yıkılan gecekonduların bahçelerinden yükselen kavaklara, iğdelere, iki yıldır oturduğumuz okulumuz  lojmanının bahçesindeki söğüt, akasya çınar ve erik dallarına bakarak uyanıyoruz. ” Böyle başlamış salgın günlerinde tuttuğu günlüğüne Müslüm Kabadayı.  Yaşama sevinci, yaşama tutkusu,

okumak için tıklayınız

Hem sürgün, hem parasız, hem yatılı Cemal Süreya – Selim Temo

Başka bir dille yazma pratiğine yakın gözlükle bakıldığında birtakım sosyo-politik, psikanalitik çözümlemelere elverişli verilerle karşılaşılacaktır. Zira başka bir dil, anadile ikame edildiği noktada, bir gerilime neden olur. Yadsıma kadar kabul de, o dilin “sahipleri”nden farklı olacaktır. E. M. Cioran’ın Fransızcasının “pürüzlü” olduğunu ileri sürenlerle Joyce’un Dublinliler’le Ulysses’inin farklı olduğunu söyleyenler, bir yönüyle, bu gerilim ilişkisini imâ ederler. Sözgelimi Joyce, Keltçeyi diriltme

okumak için tıklayınız

Platon’a Göre Erdem, Erdem Türleri, Eğitim ve Erdem İlişkisi – A. Kadir Şahin

Platon, etiği insanın ruhunu gözetlemesi, ona gereken özeni göstermesi olarak anlamlandırır. Sorgulanmamış bir yaşamın yaşanmaya değer olmadığını söylerken de etiğin insanın kendilik üzerine düşünmesi, ruhunu tanıması, ona uygun bir hayat kurması gerekliliğini ifade ederken bunun insanın en önemli görevi olduğunu söyler. Toplumsal kabuller ve kültürel taşıyıcılar olarak çoğumuz sorgulamadan kabul ettiğimiz değerleri benimser onlara uygun

okumak için tıklayınız

Siyasal Dilde Huzur Söylemi – İslâm’da Huzur, Söylem ve Kanaat – Ulus Baker

“Karşılaştığımız bu ‘politik’ İslâm belki ‘iktidara’ bile gelebilir. Ama gerçek anlamda toplumsal yaşantıyı dönüştürme yetisine sahip değildir. Bunun temel nedeni ise, İslâmi projelerin İslâm’dan ve tek tanrıcı dinlerden bile önce toplumsal yaşama içkin olarak bulunan bir ‘heteroloji’ bilgisine sahip olmamaları, hattâ ifade edildikleri yerde onlara katlanamamalarıdır. ‘Bizim iktidarımızda her görüş kendini ifade edebilecek’ düzleminde verilen

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: Dostoyevski’yi üne erdiren olayı bilir misiniz?

Sevgili Bayan Milena, İstemeden mektubumdan sezinlemeyesiniz diye şunu söyleyivermek istiyorum: Aşağı yukarı on beş gündür giderek artan bir uykusuzluk çekiyorum; kaygılandığım yok pek, gelip geçici durumlar bunlar, belirli nedenleri de var (gülünç ama, Baedeker’e göre buranın havası da yaparmış!), istemediğiniz kadar hem, elle tutulur çeşitten olmasa bile… Gelgeldim kütük gibi yapıyor kişiyi, bir hayvan ürkekliği

okumak için tıklayınız

Milletvekilliği Hastalığı – Sait Faik Abasıyanık

Benzerlerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için öyledir. Tutulanlar için tadına varılamaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, pek zevklidir. O kadar zevklidir ki, bir dakika bu hastalığa tutulduğunuzu düşünseniz artık

okumak için tıklayınız

Sahaf Mendel – Stefan Zweig “savaşın kültüre olan barbarca saldırısı”

Savaşların tarumar ettiği Avrupa’dan kaçarak ölüme sığınan Stefan Zweig, “Kitaplar, insanları ölümden sonra da birleştiren ve bizi unutmaya, hayatın bu en büyük düşmanına karşı koruyan biricik araçtır,” diye yazmış. Sahaf Mendel, bu büyük ustanın savunduğu insani ve kültürel değerleri kristalize eden kısa bir başyapıt. Sahaflık yaparak geçimini sağlayan, tüm hazinesi kitap sevgisi ve bilgisinden ibaret

okumak için tıklayınız

Atlas – Jorge Luis Borges “zamanın dışında bir zamana açılmak”

Atlas, Borges’in dünyanın farklı şehirlerine yaptığı gezilerde biriktirdiği anıları, gözlemleri ve düşleri harmanlayan benzersiz bir metin. Atlas, Jorge Luis Borges’in tüm kitaplarından farklı bir kitap. Borges ile eşi María Kodama’nın, dünyanın dört bir köşesinde benzersiz sesleri, dilleri, alacakaranlıkları, kentleri, bahçeleri, insanları keşfedişlerinin seyri içinde ortaya çıkan bir atlas. Havasını içlerine çektikleri İstanbul, Venedik, Atina, Cenevre,

okumak için tıklayınız

William Golding’in Sineklerin Tanrısı – Ece Çakır

Yüzlerce yıl boyunca Hıristiyan kilisesi, insanın doğumuyla günahkâr bir varlık olarak hayat bulduğunu söylemiştir. Tanrının emirlerine karşı gelip bilgelik ağacının meyvesini yiyerek insanoğlu kendini lekelemiş, kaderini sonsuza dek değiştirmiştir. Peki, bu görüşten hareketle insan gerçekten “lekeli”, kusurlu bir varlık mıdır? Herkesin içinde iyilik olduğu kadar, kötülük de var mıdır? Bu iyilik ve kötülük doğuştan mı

okumak için tıklayınız

Kapitalizm, Yoksulluk ve Türkiye’de Sosyal Politika – Ayşe Buğra

“Prof. Dr. Ayşe Buğra’nın Kapitalizm, Yoksulluk ve Türkiye’de Sosyal Politika kitabı, yoksulluk sorununun evrensel ve yerel görünümlerini bünyesinde barındıran bir çalışma. Kitapta, yoksulluk konusu kapitalizmin gelişim sürecinde ortaya çıkan yaklaşımlardan hareketle değerlendiriliyor ve ülkemizde yoksullukla mücadele, Cumhuriyet döneminde uygulanan sosyal politikalar analiz edilerek ele alınıyor. İlk bölümden başlayarak kitabın arka planında, kapitalizmle birlikte var olan

okumak için tıklayınız

Feride – Yılmaz Odabaşı

Feride, 1980’lerin sıkıyönetim Diyarbakır’ında yazdığı ve 1990’da Cem Yayınevi tarafından ilk basımı dört yıl boyunca ilgi görmeyen, ama 1994’ten itibaren yoğun bir ilgiyle hemen her yıl yeni basımlar yaparak Türkiye’nin her yöresinde her yaştan insanın büyük bir beğeniyle okuduğu tek şiirden oluşan yapıtıdır. Feride sunu: ‘istasyonda konuşan iki dilsizdi onlar ayrılığı söyleyen kara gürütülerde şaşkındır

okumak için tıklayınız

Büyük Saat (Bütün Şiirleri) – Turgut Uyar

(*) Turgut Uyar “Büyük Saat” şiirinde şöyle sorar: “Şimdi tarihte saat kaç ?” Tarihe ve zamana, insanın tarihle/zamanla ilişkisine ve geçmişine ilişkin temel bir sorudur bu, Uyar’ın şiirlerinde. Çeşitli şiirlerinde bu sorunun ardından giden Uyar, zamanla/tarihle/vakitle ilgili kaygıların, arayışların ve sorgulamalarının gerekçesini şöyle dile getirir: “bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi/sonunda umutlanmak, başında gül bahçesi/bir bayrama su

okumak için tıklayınız