Yazar: cemalumit

Felsefi Notlar 1 – Nejdet Evren

Kişiyi “özne” yapan şey kendinde var olan ve olmayanların bir öteki üzerinden yansıması, kendine geri dönmesi sürecinin toplamıdır. Özne bu yönü ile bir zaman aralığına gereksinim duyar; bu geçiş, bu süreç ne kadar kısa olursa öznel belirginleşme o kadar net ve fakat bir o kadar hatalı/kusurlu olacaktır. Sürecin uzunluğu ise hem özne’nin netliğini artıracak hem

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü ile ilgili Güner Kuban ‘la söyleşi – Onur Köybaşı

Edebiyat dünyasının en önemli isimlerinden birisi, şüphesiz Tezer Özlü’dür; onun eserleri, duyguları,tutkuları, sevdikleri, sevmedikleri, boyun eğmedikleri ile okurlarının kalbinde muhakkak bir iz bırakmıştır. “On yaşına kadar evrendeki sessizliği kavramaya çalıştım.Yirmi yaş ile otuz yaş arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. Akıl ve çılgınlık arasındaki, yıldırım hızındaki bu atlayışı sözcüklerle nasıl aktarabilirim. Akıl dünyası

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: Kürk Mantolu Madonna, ben bu kitabı hem sevdim, hem kızdım.

Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı kitabı ilk kez 1943’te Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmıştır. Kitap için ilk eleştiri Nâzım Hikmet’ten gelir. Nâzım, Mayıs 1943’te Bursa Hapishanesi’nden gönderdiği mektupta Kürk Mantolu Madonna hakkında şunları yazmıştır:

okumak için tıklayınız

Zulme dönüşen korku

Normal ölçülerde korku eylem ve düşünce için zorunludur, duyularımızı ve zihnimizi uyarır, o olmadan ne bir cesaret ne de bir korkaklık edimi olur… o olmadan, edim olmaz kısacası. Ama Ölçüyü kaçırınca, içimizi kaplar, dışarı taşar, zararlı bir etkene, zulme dönüşen korku budur. Titreyen, başkalarını titretme düşü kurar, dehşet içinde yaşayan vahşet içinde ölür. Böyleydi Roma

okumak için tıklayınız

Devlet benim – L’État, c’est moi – Fransa Kralı XIV. Louis

Louis-Dieudonné de France veya XIV. Louis (okunuş: lui), (5 Eylül 1638 – 1 Eylül 1715) Fransa’nın en uzun süre tahtta kalan kralıdır. 1643-1715 yılları arasında 72 yıl Fransa krallığı yapmıştır. Fransızlar tarafından Louis Le Grand (Büyük Louis) veya le Roi-Soleil (Güneş Kral) olarak da anılır. Devlet benim (l’État c’est moi) sözlerinden de anlaşılacağı gibi Fransa’yı

okumak için tıklayınız

İnsanlar; neyin değerli, neyin onurlu, neyin gerçek olduğu gibi soruların yanıtlarını bulmak için fiyat listesine bakmaktadırlar

Nihilizm sorunu Marx’ın, bir satırında şöyle ortaya çıkar: “Burjuvazi her türlü kişisel onur ve saygınlığı değişim değeri içinde eritti; insanların uğruna savaştığı tüm özgürlüklerin yerine ilkesiz bir tek özgürlüğü koydu: serbest ticaret.”! Burada ilk önemli nokta piyasanın modern insanların iç yaşamları üzerindeki müthiş etkisidir: İnsanlar sadece ekonomik soruların değil, metafizik soruların -neyin değerli, neyin onurlu,

okumak için tıklayınız

Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf” romanı, yayınlandığı tarih olan 1937’den bu yana güncelliğini hiç kaybetmemiş ve edebiyat tarihimizde bir kilometre taşı olmuştur. “Kuyucaklı Yusuf”un önemi yalnızca başarılı bir roman olmasından ileri gelmez, öncü bir yapıt olması da ona tarihsel açıdan bir önem kazandırır; çünkü bu yapıt daha önceki Türk romanından iki bakımdan ayrılır ve yeni bir

okumak için tıklayınız

Kuyucaklı Yusuf’un 1937 yılında “halkı aile hayatı ve askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle toplatılması

Kuyucaklı Yusuf, 14 Haziran 1937’de Cumhuriyet Müdde-i Umumiliği İkinci Tetkik Dairesi 937/176 sayılı iddianamesinde yer alan “halkı aile hayatı ve askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle toplatılmış, Sabahattin Ali romanı yazmak. Remzi Bengi, Karabet Fikri ve Kenan Yusuf Sertel de kitabı satmak nedeniyle suçlanarak mahkemeye çağrılmıştır. 7 Ekim 1937’de İstanbul Birinci Asliye Ceza Dairesi nde görülen davada üç

okumak için tıklayınız

Mahkeme Kapısı – Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik’in mektuplarından sonra şimdi de Haber gazetesinin “Mahkemelerde” köşesi için kaleme aldığı 26 yazısı okurla buluşuyor. Edebiyatın bu büyük ve yalın kalemi mahkeme kapılarında yaşanan dramları, gülünç olayları ama hep insanı anlatıyor. Yazıya kalemini açtıktan sonra öpecek kadar bağlı olan Sait Faik’in bu yazıları da öykü tadında… 

okumak için tıklayınız

Kafka, küçük adımlarla yürür. Adımını attığı yerde, zeminin sağlam olmadığını hisseder

Kafka’da edebiyatçılığın her tür kibri eksiktir; o, asla övünmez, övünmeyi bilmez. Kendini küçük görür ve küçük adımlarla yürür. Adımını attığı yerde, zeminin sağlam olmadığını hisseder. O, insanı taşımaz; onun yanında olunduğunda insanı hiçbir şey taşımaz. Böylece edebiyatçıların kandırmacasına ve böbürlenmesine düşmez. Çok iyi hissettiği edebiyatçı ihtişamı onun kendi sözlerinde yok olmuştur. Onunla küçük adımlar atmak

okumak için tıklayınız

Buda: Korku içinde yaşıyoruz, bu da yaşamıyoruz demektir.

Geç kazanılmış bir şey olan süre algımıza dokunmadan önce, korku bizim uzanım duygumuza, dolaysıza, sağlamlık yanılsamasına saldırır: Mekân azalır, uçup gider, hava gibi hafif, saydam olur. Yerini korku alır, bu korku genişler ve onu kışkırtan gerçekliğin, ölümün yerine geçer. Tüm deneyimlerimiz; özerk bir gerçeklik haline getirilmiş, bizi sebepsiz bir ürperti, nedensiz bir titreme içine kapatan,

okumak için tıklayınız

İstanbul Kimin Şehri? Hazırlayanlar: Dilek Özhan Koçak, Orhan Kemal Koçak

Bir dönemin “Başka İstanbul Yok!” sözü, öyle görünüyor ki yerini “Bu İstanbul’da kaç İstanbul var?” şaşkınlığına bıraktı. Kent büyük bir hızla genişlerken sınıf ve zenginlik, etnisite, cinsiyet ve yaşam tarzı temelinde farklılaşan kentlilerin her birinin kendi kişisel deneyimlerinden kaynaklanan farklı İstanbul’lar beliriyor. Sırrına eremeyeceğimiz duygusu veren, hem üst üste binmiş hem içe içe geçmiş, büyük

okumak için tıklayınız

Var Olma Eğilimi – Emil Michel Cioran “En büyük evet, ölüme evettir”

Emil Cioran bu kitabı oluşturan on bir bölümde ölüm gerçekliğini inkâr etmeden var olma eğilimi, “soluğu kesilmiş bir uygarlık” olarak Batı, sürgün, yazgı, roman ve başka konularda kendine özgü keskin gözlemlerini her zamanki şaşırtıcı üslubuyla bir araya getiriyor. Hayat için öldürücü, özü itibarıyla tahrip edici olan bir bilgi vardır. Bu kitaptaki metinler işte bu bilgiden

okumak için tıklayınız

Beynin Gölgeleri : Bir Psikiyatri Felsefesi – Saffet Murat Tura

Kuşkusuz uzun meslek yaşamım psikiyatrinin insanların ıstıraplarını azaltmada nasıl etkin bir rolü olabileceğini gösterdi. Kaygı bozukluğu ya da depresyonu olan bir hastayı tedavi ettiğinizde iyi bir şey yaptığınız hissine kapılırsınız. Ama gençliğimden bu yana asi tarafım da psikiyatriye daima biraz şüpheyle baktı: Hastanızın yararı içinde de olsa toplumsal normlardan yana taraf almak zorunda kaldığınızı fark

okumak için tıklayınız

Diktatörümüze neden aşık oluruz?

Günümüz siyasal atmosferini en kolay açıklayacak benzetmelerden biri, faşizm. Bu artık bir benzetme olmanın çok ötesine geçmiş durumda. Bu noktada şöyle bir soru hem bugün için, hem de geçmişteki faşist rejimler için akla geliyor: Peki insanlar bu faşist, baskıcı rejimleri neden destekliyorlar? Öyle ya, madem faşist bir uygulama söz konusu, halkın bu uygulamalara bırakın destek

okumak için tıklayınız