Ortadirek / Dağın Öte Yüzü 1 – Yaşar Kemal

Başı dara düşenler, yarattıkları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikayelerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir.
Üçlünün ilk kitabı Ortadirek?te uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. Bir çile yürüyüşüdür bu; varacakları yerde sadece ayakta kalmak mücadelesi onları bekliyor olsa da, her yürüyüş bir umuttur. Pamuklar toplanmadan Çukurova?ya ulaşmak, çileye ve umuda da ulaşmaktır.

*”Bugüne kadar okuduğum en mükemmel Türk romanıdır Ortadirek. Hiçbir romanımızda, belirli şartlar içinde yaşayan, belirli bir tarihsel ve sosyal zamanın ?Türk insanı?nın böylesine somut, böylesine derinliğine; tabiatın böylesine zengin, canlı, kıpır kıpır verildiğini hatırlamıyorum. Değişik olaylar ve kişiler karşısındaki tepkileriyle ve ana-oğul, gelin-kaynana, karı-koca ilişkileri içinde durmadan netleşen,

Devamını oku

Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı saygıyla anıyoruz…

Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Fazıl Hüsnü Dağlarca, bugün 15 Ekim 2008 tarihinde 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler:
“Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir.”
Vedat Günyol?un deyimiyle, Fransızların Victor Hugo?ya yakıştırdıkları Mâge (büyücü, müneccim) sözüne dünya ölçüsünde en çok hak kazanan ozan; Fazıl Hüsnü Dağlarca, Garipçiler ve 1940 toplumcu kuşağı gibi çağdaşlarının ürünlerinden alabildiğine ayrı bir kişilik sergiliyordu. Bu özgünlüğünü akımların ve modaların dışında kalarak daima sürdürdü. Ancak şiiri yeni temalar ve anlatım özellikleriyle değişiklikler de gösterdi. Başlangıçta temaları arasında en önemli yeri Tanrı-insan ilişkileri, doğa, zaman, ölüm vb. tutuyordu. Gece, gökyüzü, yıldızlar, bitkiler zengin bir evren canlandırıyor, bunların kuşattığı çevrede yalnızlığını duyan insan sonsuzluk,

Devamını oku

Mike’ın Seçim Rehberi (Mike’s Election Guide) – Michael Moore

“Michael Moore’un kendine özgü mizah anlayışıyla hazırladığı başkanlık seçimlerine dair kitap Amerikalılar için tabu olan bir dizi konuyu ele alıyor. Türkiye’de “Sicko” ve “Fahrenheit 9/11” gibi filmleriyle tanınan yönetmen ve yazar Moore, Amerikan seçimleri için kitap hazırladı. Moore, Amerikalılar için tabu olan konuları mizahi bir şekilde ele alıyor.
Amerikalı yazar ve yönetmen Michael Moore beş yıl aradan sonra bu defa Amerikan seçimleriyle ilgili bir kitap hazırladı: Mike?ın Seçim Rehberi (Mike?s Election Guide).
?John McCain neden bu kadar kızgın??, ?Demokratlar hâlâ bebek bardağından su içip, ışıklar açık mı uyuyor??, ?Amerikan tarihindeki kazanılması en mümkün seçimleri kaybetmek için kaç Demokrat gerekir?? gibi soruları ve yanıtlarını içeren kitap Moore?un kendine özgü mizah anlayışının yeni bir ürünü.
Kitap, ?Bu sıralarda bütün Amerikalıların arka cebinde bulunması gereken bir kitap? olarak tanıtılıyor. Arka kapağında Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Tom Davis?ten bir alıntı var: ?Cumhuriyetçi markası çöp kutusunda. Eğer köpek maması olsaydık, bizi raflardan indirirlerdi.?
272 sayfalık kitapta;

Devamını oku

Danaburnu – Oktay Rifat

Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor.
*Garip akımının öncülerinden olan Oktay Rifat, şiirlerinde kırsal kesimde ve daha çok kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına ‘lirik ögeyi devre dışı bırakacak’ bir biçimde yaklaşmasıyla tanınır. Şiirlerindeki izleği romanlarında da hissettiren Rifat, Danaburnu ve Bay Lear’da da ana karakterlerini sıradan insanlar arasından seçmiş.
Bir film karesi gibi başlamış Danaburnu, deniz ve rüzgârın fırtınalı birlikteliğiyle daha başta ilk karakterler belirmiş. Bir yazlık, kent yaşamını ve zenginliği

Devamını oku

Orhan Kemal’in Oyun Yazarlığı – Asım Bezirci

Orhan Kemal’in sahnelenmiş beş oyunu vardır. Bu oyunların tümü iyi eleştiri almış, ayrıca çeşitli ödüller kazanmıştır. Bu durumda Orhan Kemal’i roman ve öykü yazarlığının yanı sıra bir oyun yazarı olarak da incelemek ve değerlendirmek gerekir. Özellikle oyun yazarlarımızın çoğunun başka yazın alanlarını seçtiklerini, oyun yazarlığını tek ve başat uğraş olarak seçenlerin sayısının çok az olduğunu anımsadığımızda Orhan Kemal’in küçük birikimi daha da bir anlam kazanmaktadır.

Orhan Kemal’in oynanan ilk oyunu İspinozlar’dır. “Balina” adlı öyküsünden oyunlaştırılan İspinozlar 1964 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun Tepebaşı sahnesinde ve Zihni Küçümen yönetiminde sahnelenmiştir. Aynı oyunun 1968 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda Yalova Kaymakamı adı ile oynandığını ve Disk’in bu mevsim için verdiği en iyi oyun ödülünü kazandığını görürüz.

Ankara Şehir Tiyatrosu’nun 1967 yılında repertuarına aldığı ve Asaf Çiğiltepe’nin sahnelediği 72. Koğuş, Orhan Kemal’in adını bir oyun yazarı olarak da üne kavuşturmuştur. Yazar bu oyununu 1952’de yazdığı

Devamını oku

Nail Çakırhan’ın Hayatı

Can Yücel?in, ?yüksek mimardan geçilmeyen bu ülkede yüksek olmayan mimar bir tek Mimar Sinan var, diyordum. Bir ikincisi var yüksek olmayan bir mimar, Nail?? sözleriyle anlattığı şair, edebiyatçı ve mimar Nail Çakırhan, aslında mimar olmamasına rağmen 3 Eylül 1983?te, dünyanın en saygın mimarlık ödüllerinden Ağa Han Uluslararası Mimarlık Ödülü?ne layık görülen dünyada bu ödülü alan ilk kişidir.

1910 yılında Muğla?nın Ula ilçesinde doğan Çakırhan, Konya Lisesi?nde okumaya başladığı yıllarda şiirle tanıştı. Henüz öğrenciliği sırasında yazdığı bazı şiirler nedeniyle gözaltına alındı, hakkında davalar açıldı ancak hepsinden beraat etti. Konya Lisesi?nde yazdığı davalı bir şiiri, ?Resimli Ay? dergisinde çalışmakta olan Nazım Hikmet?in dikkatini çekti. Şiiri çok beğenen Nâzım, Hukuk Fakültesi öğrencilerinin çıkarmakta oldukları ?Hareket? dergisinde yayınlattı. Bu defa İstanbul?da aynı şiir nedeniyle dava açıldı. Altı ay ceza aldı. Ancak, temyiz bu kararı resen bozarak beraat kararı verdi. Nâzım Hikmet?le bu olay dolayısıyla

Devamını oku

Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov – Derleme

Eser, Çehov’un çağdaşı olan kültür ve sanat adamlarının büyük yazarla ilgili anılarını bir araya getiriyor. Gorki, Stanislavski, Dançenko, Kuprin ve Bunin gibi 27 sanatçının içtenlikle yazdıkları bu anılarla Çehov’u daha yakından tanıyoruz. Sovyetler Birliği’nde birçok kez basılan bu kitapla Çehov’un eşsiz güzellikteki öykü ve oyunlarını nasıl yazdığını, dostları, sanat adamları ve kalabalık bir aile ortamındaki yaşamıyla, o dönemin sanat ve kültür ilişkilerini, dönemin toplumsal gelişmeleriyle birlikte öğreniyoruz.
Gorki’den bir alıntı yapalım: “Çehov’un kahramanlarının çoğu iki yüz yıl sonraki yaşamın güzelliklerini hayal eder dururlar, fakat şu basit soru hiç birinin aklına gelmez: Eğer hepimiz yalnız düş kurmayla uğraşırsak yaşamın güzel olmasını kim sağlayacak? Güçsüz insanların oluşturduğu bu silik, can sıkıcı kalabalığın önünden her şeyi dikkatin, özenin süzgecinden geçiren, akıllı, büyük bir adam geçip gitti; yüreğini sıkıştıran umarsız bir üzüntüyle, yüzünde hüzünlü bir gülümsemeyle, kırıcı olmayan, fakat etkili bir sitemle yurdunun iç karartıcı insanlarına baktı ve içtenlikle,

Devamını oku

Puşkin Üzerine Konuşma 2 – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Puşkin olağanüstü bir olaydır; belki de Rus bilincine özgü, eşi görülmedik bir olaydır; demişti Gogol. Bana kalırsa aynı zamanda bize gelecekten bir haberdi Puşkin. Evet, biz Rusların arasına tıpkı bir peygamber gibi geldi. Petro’nun devrimleri üzerinden koca bir yüzyıl geçmişti, kendi gerçek benliğimizi yeni yeni kavramaya başlamıştık. Puşkin’in gelişi önümüzdeki karanlık yola yeni bir ışık … Devamını oku

Puşkin Üzerine Konuşma 1 – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Bir Yazarın Not Defteri?nin bu sayısında başlıca konu olarak sunduğumuz söylevi bu yıl Haziran ayının sekizinde, Rus Edebiyatını Sevenler Derneği?nin büyük toplantısında kalabalık bir dinleyici topluluğu önünde verdim. Konuşmam büyük tepki uyandırdı. Konu Puşkin, Puşkin?in önemi ve anlamıydı. Bir ara kürsüye çıkarak herkesin kendisine Islavcılar?ın önderi gözüyle baktığını hatırlatan İvan Sergeyeviç Aksakov konuşmamın başlı başına … Devamını oku

Mihail Mihayloviç Zoşçenko ‘nun Hayatı

29 Temmuz 1894 yılında St. Peterburg?da sanatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mihail Mihailoviç Zoşçenko (?????? ?????????? ???????), XX.yüzyıl Sovyet-Rus edebiyatının en önemli mizah yazarlarından biridir.
Babası İmparatorluk Sanat Akademisi Mozaik Bölümü sanatçısı Mihail İvanoviç Zoşçenko (1857-1907), annesi Yelena Osipovna Zoşçenko?dur (1875-1920). 1902 yılında küçük bir çocukken ilk edebi çalışmalarına şiir yazarak başlar, ama bu denemelerinden günümüze ulaşan bir örnek yoktur. 1903 yılında Peterburg?da eğitimine başlar. 27 Aralık 1907 tarihinde babasını kaybeder. 1907-1910 yılları arasında ilk öykülerini yazar, ancak bu döneme ait çalışmaları da korunamamış ve günümüze ulaşmamıştır. 1913 yılında Sankt-Peterburg Üniversitesi Hukuk Fakültesine girer. Nisan 1914?te okul ödemesini yapamadığı için üniversiteden çıkarılır. Mayıs 1914?de günümüze ulaşan ilk öyküsü Yirmi Kapik?i (Dvugrivennıy) yazar. Okul sonrasında çeşitli işlerde çalışmaya başlayan yazar aynı yıl üniversiteye geri döner. I. Dünya Savaşının çıkmasıyla

Devamını oku

Hababam Sınıfı – Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı’nı Stepne (yedek lastik) adıyla ilk kez 25 Temmuz 1956 yılında İlhan Selçuk’un sahibi olduğu Dolmuş adlı mizah dergisinde yayımlanmaya başlar. Ve bölümler halinde 1957 ve 1959 yıllarında kitap olarak basılır. Hababam Sınıfı o kadar sevilirki Rıfat Ilgaz artık ünü kendini aşan kitaba sahip çıkabilmek için adını kullanmaya başlar ancak zaman zaman … Devamını oku

Düello Tarihi – Kanşaubiy Miziev

Düello Tarihi, uzun süredir Türkiye’de görev yapan ve Rusça’dan dilimize birçok kitap kazandırmış olan Kanşaubiy Miziev’in Türkçe kaleme aldığı, düello üzerine Türkiye’de yayımlanan ilk kitaptır.
Kitap, düello olgusunun Rusya’da ortaya çıkış tarihini, tanınmış Rus düellocularını, düello yapan ve düello girişiminde bulun Rus ünlülerini konu almaktadır. Bu Rus ünlüleri arasında Puşkin ve Lermontov hayatını düello sonucu kaybetmişlerdir. Düello yapanların arasında ise Lev Tolstoy, Turgenev, Gertsen (Herzen), Gorkiy, Blok gibi yazarlar bulunmaktadır. En önemli Rus yazarların eserlerinden seçilen düello sahneleri ile düello kurallarına da yer verilen kitapta, ayrıca polisiye yazarı Ahmet Ümit’in düello konusundan esinlenerek ilk aşkıyla ilgili yazdığı bir öykü de ilk kez yayımlanmaktadır.

‘Düello, kişiliğin ezilmesine karşı bir protestodur; onurun insan yaşamından daha değerli olduğunu, yani insan onurunun varlığını, bir despotun

Devamını oku

Ölü Bir Ozanın Sevgili Karısını Görmeye Gitmek* – İlhan Berk

Bir şiirin oluşması, varolması çeşitli etkenler sonucudur. Benim için tek bir etken yerine etkenler alanından söz etmek gerekiyor. Şimdiye değin yazdıklarıma şöyle bir göz attığımda, kimi zaman yerli-yabancı şiirler okurken bir dize gelip bana vurmuştur, onda koca bir şiir yükü bulmuşumdur, daha da önemlisi o tam benim içinmiş, benim yaşamımdan kopup gelmiş gibi duymuşumdur onu, böylece yazacağım şiire bir ipucu çıkarmışımdır, orada bir insanın bütün yaşamını görüvermişimdir, o tümceden yola çıkarak bir şiir oluşturmuşumdur ya da birileri konuşurken konuşmanın bir yeri, bir söz ilgilendirivermiştir beni; yine kimi zaman bir resim, bir görü elini uzatmıştır bana, yazmadıkça ondan kurtulamayacağımı anlayıp kaleme sarılmışımdır; sokakta rastladığım bir yüz, bir göz beni allak bullak etmiştir, günlerce aklımdan çıkmıyordur; bazen de durup dururken (bende çoktan varlığının silindiğini sandığım) bir yaşam başını doğrultuvermiştir, zincirlerinden boşanmış, üstüme üstüme

Devamını oku

Aşk Üstüne – Nazım Hikmet

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken

Devamını oku

‘Varlık ve Zaman’ Kılavuzu – Kaan H. Ökten

Bu “Kılavuz”, birkaç görevi birden üstlenmeye çalışmaktadır: “Varlık ve Zaman”a dair hem bir sözlük, hem bir sinopsis, hem bir kavramlar açıklaması ve hem de kısa bir yayım öyküsü özeti olması maksadıyla hazırlanmıştır. Amacı, yazarın yine Agora Kitaplığı’ndan çıkan Alman filozof Martin Heidegger ve onun 1927?de ilk baskısı yapılan eseri Sein und Zeit, Türkçesiyle “Varlık ve Zaman” kitabını Türkçe’ye çevirme sürecine teknik ve terminolojik bakımdan destek olmasıdır. “Kılavuz”un ağırlığını, 2800’e yakın sözcükten oluşan sözlük ile 90’a yakın terimden oluşan kavramlar açıklaması oluşturmaktadır. Kitaptaki 83 paragrafın kısaca özetlendiği sinopsis, mütevazı bir rehber niteliğindedir. “Varlık ve Zaman”ın yayım tarihini kısaca anlatmak suretiyle kitabın nesnesel seyri özetlenmeye çalışılmıştır.
Kaan H. Ökten, 1969’da doğdu. İlk ve ortaokulu Almanya’da bitirdi. Avusturya Lisesi’ne gittikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler

Devamını oku

Dünya Onlarla Daha Güzel – Kemal Özer

Kemal Özer, bu kitabı yazarken, dünyanın sahipleri arasında insanlardan başka canlılar da olduğunu düşünerek belleğinde bir yolculuğa çıktı. Hayvanların ve bitkilerin bu dünyayı daha güzel, daha anlamlı yaptığını vurgulamak için kendi başından geçen kimi olayları size anlatmak istedi. Kimisini acıyla, kimisini sevinçle anımsadığı bu birbirinden güzel ve ilginç anıları sizinle paylaşmak için öyküleştirdi.

Onları okurken belki sizin de belleğinizde anılar canlanır, siz de onları paylaşmak istersiniz başkalarıyla. Hem hayvanlara hem başka insanlara biraz daha yakınlaşırsınız böylece. Bu öyküler size dünyamızın onlarla neden daha güzel olduğunu

Devamını oku

XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları 2 Temel Metinler – Mehmet Rifat

XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları iki ciltten oluşuyor: 1. Tarihçe ve Eleştirel Düşünceler; 2. Temel Metinler.
İkinci cilt, hem doğrudan doğruya dilbilim ile göstergebilimde hem de bu alanlarla yakından bağlantılı anlatıbilim, yorumbilim, yazınsal eleştiri, yazınbilim, alımlama estetiği, yapıbozucu eleştiri, çeviribilim, vb’nde çığır açmış ya da çevresindeki araştırmacılara tutarlı bir çözümleme modeli sunabilmiş temel metinlerden bölümler sunuyor.
Dilsel olmayan göstergebilimler
Göstergebilimsel tasarının dilbilime göre konumunu belirlemedeki zorluk, Saussure’ün gösteren ve gösterilen ikilisiyle kurtulmaya çalıştığı, dil ile düşünce arasındaki ilişkilere özgü felsefi önvarsayımlardan ileri gelir. Doğal dillerin eklemlenişine ayrılmaz biçimde bağlı olan ruhsallık öngerçeği, dilsel olmayan anlamlı dizgeler için dilsel olarak eklemlenmiş bir gösterilenin aracılığını

Devamını oku

Vladimir Propp Ve Masalın Biçimbilimi – Mehmet Rifat

Giriş Gözlemleri
Dilbilim, göstergebilim, budunbilim, halkbilgisi, insanbilim, anlatı çözümlemesi, vb. alanlarda çağımızın önde gelen bilim adamlarından biridir V. Propp. Temel yapıtı Masalın Biçimbiimi (Morfologiya Skazki, 1928; 1969) de söz konusu alanlardaki kaynakçalarda tartışmasız olarak yeri alır.

Bir benzetme yaparak belirtecek olursak, F.de Saussure nasıl çağdaş dilbilim alanında Genel Dilbilim Dersleri?yle (Cours de linguistique générale 1916) bir devrim yaratmış, kuralcı dil incelemelerinden bilimsel dil incelemelerine geçişi sağlamışsa, V. Propp da Masalın Biçimbilimi?yle hem masal incelemeleri alanında, hem de yapısal anlatı çözümlemesi alanında yöntemsel açıdan bir öncü olmuştur.

Masalın Biçimbılimi?nin Önemi
Yapısal dilbilimde göstergelerin değeri nasıl öbür göstergelerde kurdukları bağıntılara göre belirlenirse, aynı biçimde her hangi bir metin de öbür metinlere göre

Devamını oku

Azeri Müziği (Principles of Azerbaijan Folk Music) – Üzeyir Hacıbekov

Üzeyir Hacıbekov, Sovyet dönemi Azerbaycan müziğinin en önde gelen isimlerindendir. Besteci, 20. yüzyıl başında, henüz Sovyet iktidarı öncesinde yaptığı çalışmalarıyla modern Azerbaycan müziğinin öncüsü olmuştur. Hacıbekov’un erken dönem eserleri ‘Leyla ve Mecnun’ ve ‘Kerem ile Aslı’ operaları, ‘Arşın Mal Alan’ ve ‘Maşadi İbad’ gibi müzikal komedileri, Fuzuli, Vagıf ve Natavan gibi pek çok Azeri şairin miras bıraktığı geleneksel söz sanatları ile Azerbaycan müziğinin Batı formları içerisinde sentezlenmesinin ilk örneklerini oluşturur.

Modern Azerbaycan müziğinin okullaşması ve Hacıbekov’un bu süreç içerisindeki önemli rolü ise Sovyet iktidarı dönemine rastlar. ‘Azerbaycan’ tarzında ve ‘evrensellik’ iddiasına sahip büyük orkestra eserlerinin yazılabileceği, bu tarza yatkın besteci, icracı ve araştırmacıların yetiştirilebileceği eğitsel-kurumsal yapıların inşaası bu dönemde gerçekleşmiştir.

Hacıbekov’un ‘Azerbaycan Halk Müziğinin İlkeleri’ adlı eseri ilk kez 1945 yılında ‘Azerbaycan’ tarzında eser yaratmak isteyen besteciler için

Devamını oku

Ermeni Müziği (Armenian Folk Songs) ? Sirvart Polatyan

‘Ermeni Müziği’ Komitas Vartabed’in 1890 ve 1901 yılları arasında, Anadolu’da sınırlı bir bölgede derlediği üç bini aşkın halk şarkısı arasından alınan iki yüz elli üç Ermeni halk şarkısıyla O. Abraham’ın ve E. M. Hornbostel’in Maraş ve Antep’te yaptıkları kayıtlardan notaya aldıkları yirmi Türk halk şarkısının analizinden oluşuyor. Şarkıların modalite ve form yapısı açısından birbirinden farklı olması, halk şarkılarının uzun bir geçmişe sahip olduğunu ve pek çok yabancı etki taşıdığını gösteriyor.
Ermeni müziğindeki analitik çalışmalarıyla tanınan Sirvant Polatyan, Gomidas’in derlediği iki yüz elli üç halk şarkısını Avrupa notasyonu ile yazan Spiridon Melikyan’in hazırladığı kitaptan hareketle, bu ezgilerin analizini yaparken şunları belirtmeyi ihmal etmiyor: ” Bu çalışmada, müzik kayıtları değil, basılı müzik eserleri kullanılması nedeni ile ölçülen aralıklar ve diziler Avrupa notasyonundaki en yakın eş değeriyle verilmiş olup gerçek perde olarak ele alınmamalıdır. Ermeni müziğinde yarım aralıktan daha küçük aralıkların ve bunun yanı sıra

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme