Felsefenin Temel İlkeleri – 13. Ders: Toplumsal yaşamda fikirlerin rolü ve önemi. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Onüçüncü Ders: Toplumsal Yaşamda Fikirlerin Rolü Ve … Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri – 14. Ders: Bilimsel sosyalizmin şekillenmesi önemi ve rolü. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Ondördüncü Ders: Bilimsel Sosyalizmin Şekillenmesi Önemi Ve … Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri – 15. Ders / Üretim: üretici güçler ve üretim ilişkileri. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Dördüncü Bölüm: Tarihsel Materyalizm Onbeşinci Ders / … Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri – 16. Ders: Üretim ilişkileri ile üretici güçlerin niteliği arasında zorunlu uygunluk yasası. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Onaltıncı Ders: Üretim İlişkileri İle Üretici Güçlerin … Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri – 17. Ders: Kapitalizmden önce sınıf savaşımları. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Onyedinci Ders: Kapitalizmden Önce Sınıf Savaşımları I … Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri 18. Ders: Kapitalist toplumun çelişkileri. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Onsekizinci Ders: Kapitalist Toplumun Çelişkileri I . … Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri – 19. Ders: Üstyapı. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Ondokuzuncu Ders: Üstyapı I . Üstyapı nedir? … Devamını oku

Konuşmalar, Konfüçyüs (K’ung – fu – tzu)

Lun-yü (Konfüçyüs’ün Konuşmaları), Konfüçyüs’ün öğrencileriyle yaptığı konuşmaları toplayan, Konfüçyüsçülerin kullandığı en önemli el kitabı ve Çin’in en önemli felsefe yapıtlarından biridir. (*)

Burada, devletin yönetimi, ahlak ilkeleri, toplumsal düzen, dinsel törenler ve sonra ülküsel [ideal] bir insanın ve toplumun nasıl olması gerektiği, belirli terimlerle anlatılmıştır.

Konfüçyüs bir bilgin, bir devlet adamı, bir düzeltimci (reformcu) olduğu gibi büyük bir öğretmendi de. O, kendine özgü yöntemleriyle öğretimi halka yayan ve öğretmenliği bir uğraş haline getiren ilk kişidir. Çin’de Konfüçyüs’ten önce de öğretim vardı; ama bunun nasıl olduğu konusunda kesin bir bilgimiz yoktur. Hükümdarların çocuklarının özel öğretmenleri vardı. Devlet memurları da, kendi büyüklerince, o dönemdeki yöntemlere göre yetiştiriliyordu. Konfüçyüs ise tümüyle başka yöntemle çalışmış, her toplumsal sınıftan gelen, yoksul ya da zengin bütün öğrencileri kabul etmiş ve onları kılgısal bir biçimde

Devamını oku

Felsefenin Temel İlkeleri – 20. Ders: Sosyalizm. Georges Politzer

Felsefenin Temel İlkeleri, Georges Politzer’in 1935-1936 ders yılında İşçi Üniversitesi’nde verdiği derslerin, öğrencileri olan Guy Basse ve Maurice Caveing tarafından geliştirilerek ve onun imzası altında Principes fondamentaux de philosophie (Editions Sociales, Paris, 1954) adıyla yayınlanmıştır. Georges Politzer (1903-1942), insanlık düşmanı Naziler tarafından 23 Mayıs 1942’de kurşuna dizilerek katledildi. Yirminci Ders: Sosyalizm I . Üretim ve … Devamını oku

Amerika’dan İtalya’ya, Maksim Gorki

‘Amerika’dan İtalya’ya’, Maksim Gorki’nin Amerika’da kaleme aldığı yazılar ile İtalya’da yazdığı öykülerini bir araya getiriyor. Gorki, 1906 yılında, Bolşevik Parti’nin propagandasını yapmak üzere Amerika’ya gitmiş ve tahmin edileceği gibi, burada pek hoş karşılanmamıştı. Kitabın birinci bölümünde yer alan üç deneme, yazarın Amerika’da geçirdiği bu döneme dair izlenimlerinden oluşuyor. Kitabın ikinci bölümündeki öyküler de, Gorki’nin 1906-1913 yıllarında İtalya’da yaşadığı dönemde kaleme alındı. ‘Masallar’ başlığını taşıyan bu öyküler, aslında masaldan çok, İtalyan yaşam tarzının Rus yaşam tarzına uzak oluşunu ironik bir dille anlatmalarıyla öne çıkıyor.
“Sarı Şeytan?ın Kenti denemesinin Amerikan ‘Appleton Magazine’ dergisinde yayınlanması, okurlar arasında büyük yankı uyandırdı. M. Gorkiy, 1906

Devamını oku

Babaya Mektup, Franz Kafka

“Franz Kafka 1919 yılında geçirdiği ağır grip, veremini iyice azdırınca, 1919?da dinlenmek üzere gittiği Schelesen?de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlanır. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup (Brief an den Vater), yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka?ya yanıtıdır.
Kafka?nın yayınlamak amacıyla değil, babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı, ama hiç göndermediği 100 sayfalık bu mektup, hem Kafka?nın yaşamöyküsüne açıklıklar getirmesi, hem de kimi izleklerinin ipuçlarını barındırması açısından büyük önem taşır. Kafka?nın tüm yapıtlarının günümüze ulaşmasını sağlayan Max Brod?un gün ışığına çıkardığı ve yazarın toplu yapıtları arasında yer açtığı Babaya Mektup, Kafka’nın babasını hem küçümsediğinin hem de ona hayranlık duyduğunun belgesidir. Dava’nın son kelimelerini, yine bu kaybedilmiş baba oğul ilişkisinden yola çıkarak yazacak, babasına ve kendisine duyduğu güveni kaybettiğini; “… sanki utanç onun ardından da

Devamını oku

Beyazlar Kirli, Hasan Bülent Kahraman. ‘Bütün renkler hızla kirleniyordu / birinciliği beyaza verdiler’ Özdemir Asaf

Hasan Bülent Kahraman?ın ilk kitabı Beyazlar Kirli’de aydınları içeriden bir gözle eleştiriyor. Aydın kavramını tartışıyor. Aydın ve toplum ilişkisini irdelerken çuvaldızı aydınlara batırıyor. 1989 yılında ilk baskısını yapan eleştiri/deneme kitabının isim babasının Attilâ İlhan olduğunu bu yeni baskıdan öğrendik. Kahraman, ?Kirli Beyaz? ismini koymayı düşünürken Attilâ İlhan?dan ?Beyazlar Kirli? önerisi gelmiş. Bu iki isim arasındaki fark sadece iki sözcüğün yer değiştirmiş olması değil. ?Beyazlar Kirli?de müthiş bir iddia var. Kararlı bir tutum var. Hatta buna bir tür itham da diyebiliriz. Gerçekten de Hasan Bülent Kahraman?ın kitaptaki her yazısı eleştiri yüklü. Her yazının bir tezi var. Lafı dolandırmadan ifade edilmiş tezler bunlar. İşte ?Beyazlar Kirli? tam da buna yakışan bir isim. Hem anlam yüklü, hem de bir şiir dizesi gibi etkili… Kahraman, yazılarında özellikle günümüzün entelektüel dünyasında zor yapılan bir şeyi yapıyor. İşte tam da burada ?Beyazlar Kirli? ismi yeniden anlam kazanıyor. Herkesin kolayca söyleyemeyeceği bir şeyi dillendirmiş oluyor yazar. Herkesin beyaz gördüğünün aslında ?kirli? olduğunu

Devamını oku

O Güzel İnsanlar, Zeynep Oral

” O Güzel İnsanlar “, uzun yıllar boyunca düşünceleri, duyarlılıkları, eserleri ve eylemleriyle daha güzel, daha iyi, daha insanca ve hakça yaşanılan bir dünya özlemiyle yanıp tutuşanların öyküsüdür. “Bu kitapta portrelerini çizmeye çalıştığım otuz insan da bu ülkenin insanları. Benim için ülkemin, aydınlık, ileriye dönük yüzünü oluşturuyorlar. Kimini daha çok, kimini daha az tanıdım. Kimini daha kısa, kimini daha uzun… Hepsi bana yüreğini açtı. Hepsi ama hepsi bana mutluluk verdi, hepsinden çok şey öğrendim, hepsiyle çoğaldım, zenginleştim…”
Zeynep Oral, ona yüreğini cömertçe açanları, sevgiyle, bilgiyle, sonsuz bir duyarlılıkla ele alırken aynı zamanda insanı “insan” yapan evrensel çağdaş değerleri yüceltiyor kitabında. Zeynep Oral’ın akıcı ve işlek kaleminden, Türkiye’nin aydınlık yüzünü yansıtan sanat insanlarının portresini sunuyoruz. İşte o güzel insanlar:

Devamını oku

Yer Demir Gök Bakır / Dağın Öte Yüzü – 2 , Yaşar Kemal

Yer Demir Gök Bakır (1963), Yaşar Kemal’in üçlemesinin ikinci romanıdır . Romanın ilki Ortadirek (1960) ve sonuncusu Ölmez Otu (1968). Eserin tamamı, “Dağın Öte Yüzü” üçlemesidir. Yaşar Kemal, ?Dağın Öte Yüzü? adlı çalışmasının ikinci kitabı olan Yer Demir Gök Bakır?da sadece köylülerin içinde bulunduğu dönemde yaşadıkları çaresizliği anlatmakla kalmamış, onların bu zorluklar sonucunda bir ermiş yaratıp, ona sığınmalarının öyküsünü de okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Yani o, köylünün bulunduğu zor durumu, törelerin onların üzerinde oluşturduğu korku dolu baskıyı köylünün düşleri sayesinde oluşan bir mitos aracılığıyla hafifletmiş, böylece o dönemde yaşanılan gerçeklerin keskinliğini hayal gücünün ürünü olan mitoslarla yumuşatmıştır.
Yaşar Kemal, Yer Demir Gök Bakır’ı eserlerinin arasında en çok mitosa, destansı anlatıma başvurduğu eser olduğunu belirtir. (Yaşar Kemal kendini anlatıyor, 1994, s.191) Yaşar Kemal?i asıl Yaşar Kemal yapan nitelik onun gerçekleri anlatış biçimi değil, okuyucuyu büyülü anlatımı sayesinde gerçekleri anlatırken gerçeklerden uzaklaştırabilme, onları bir düş dünyasına taşıyabilme becerisidir. Yani, Yaşar Kemal, insanlığı asıl yaşama

Devamını oku

Karşıdevrimciler – Devrimciler 2, Kaan Arslanoğlu

Kaan Arslanoğlu’nun romanı Karşıdevrimciler yayınlandığında ?Onu pisliğin ortasına attım. Yolu açık olsun.? diye yazdı. Biz alalım pisliğin ortasından, okuyalım, tartışalım, kurtaralım temiz kalanları pislik bulaşmadan sağına soluna? Daha iyileri yapılabilsin diye, romanlar okuyanlar için reklâm ve şişirilmiş satış rakamlarının ötesinde içeriği ile bir şey ifade etsin diye.

Bu nasıl bir pislik? Arslanoğlu?na göre ?kapitalizmden başka ufuk görmeyen insanlık çoğunluğunun dünyayı hızla kirlettiği, doğayı iştahla öldürdüğü bir alem?? Ama daha da önemlisi dünyayı bu pislikten kurtarmaya niyetlenen, bunun için harekete geçen, örgütlenen, çeşitli işler yapan, bu uğurda yaşamını tehlikeye atan, hayatını karartan solcular için bile tehlikeli bir alem? O yüzden diyor ki: ?Solcuların bile büyük çoğunluğunun sahte gündemler yaratarak kokuşmayı unutturmaya çalıştığı bir ortamdır.? Bu dünyada zekâ düzeyi düşüklüğü, tekelcilik hızla zemin kazanıyor. Ve üstelik bu piyasanın işine geliyor, işini kolaylaştırıyor.
Arslanoğlu?nun Karşıdevrimciler romanında anlattığı ve tartışmaya açtığı topluluk çoğunlukla eski solculardan oluşuyor. Herkesin hemen hemen

Devamını oku

2006 Dünya Şiir Günü Bildirisi, Arif Damar

Şiir depremdir, şiir ayaklanmadır, şiir başkaldırıdır. Şiir şimşektir, yıldırımdır, gök gürültüsüdür şiir. Şiir yani yıldırımı hiçbir siper-i saika durdurumaz. Şiir korkunçtur, güzeldir. Hiçbir kapı, hiçbir duvar önünde duramaz. Şiir yürür, ezer geçer.

Şiir her şeyden, herkesten daha güçlü yıldırıcıdır. Şiir sınır tanımaz, ne kral tanır, ne imparator. Şiir Cengiz Han?dan da, Sezar?dan da, Hitler?den de, Büyük İskender?den de büyüktür. Şiirin yürüdüğü yolun bitimi yoktur. Şiir sonsuzluğa gider, sonsuzluktan gelir.

Şiir hiçbir güce boyun eğmez. En güçlüden daha güçlü, en güzelden daha güzeldir. Eşsizdir, bir benzeri daha olmamıştır olmayacaktır da.

Şiiri hiçbir güç tutsak edemez. Ne altın, ne elmas ne pırlanta şiirden değerli değildir

Devamını oku

Yoksulduk Dünyayı Sevdik, Arif Damar

Arif Damar?ın Toplu Şiirler?i Yoksulduk Dünyayı Sevdik adıyla 2007 yılında yayımlandı. Önceleri Arif Barikat ve Arif Hüsnü adıyla şiirleri yayımlanan ozan, Behçet Necatigil’in saptamasıyla; “Toplumsal içeriği yoğun, dilde biçimde dikkatli, titiz şiirleriyle tanındı.” 1956’dan bu yana birçok şiir kitabı yayımlandı. Yoksulduk Dünyayı Sevdik, ilk şiirleriyle birlikte on bir şiir kitabını kapsıyor. Günden Güne, İstanbul Bulutu, Kedi Aklı, Saat Sekizi Geç Vurdu, Alıcı Kuş, Sesleri Ayak Sesleri, Ölüm Yok Ki, Ay Ayakta Değildi, Yoksulduk Dünyayı Sevdik, Onarırken Kendini, Aynanın Önünde.
Şairin ilk şiirlerinde Nazım Hikmet’in sesini duyumsuyoruz. Kendisi de bunu şöyle açıklıyor: “Şiirlerim yayımlandığında, o şiirleri Nazım’ın sandılar. Nazım takma adla yazıyormuş gibi. Hoşuma giderdi. Oysa hiç de iyi bir şey değildi bu, kimseye benzememek gerekliydi.” (Şiir Irmakları, Arife Kalender, s. 105) İşte, bu benzerliği yansıtan şiirlerden bir bölüm: “… Öldü erkeklerimiz / Günlük güneşlik

Devamını oku

Trajedi şairi Sophokles

Yunanlı trajedi şairi Sophokles (???????? – MÖ. 496- MÖ.406), Aiskhyleos?tan sonraki en büyük tragedya şairidir. Tragedyayı daha da geliştirmiştir. Sophokles?in eserlerinde insanlar alınyazılarına boyun eğmezler, sürekli mücadele ederler. Onun eserlerinde seyirci baştan sona merak duygusu yaşar.
Hükümdarların saray davetlerini hep reddederek saray şairi olmak istemeyen Sophokles,
Bizans kaynaklarına göre, 130 ya da 123 oyun yazmıştır. Günümüze yedi trajedisi ve bir de ?Zağarlar? adlı satır oyununun bir bölümü gelmiştir. Trajedilerinin kesin olmayan bir tarihî sıralaması şöyledir: ?Aias?, ?Trachis Kadınları?, ?Antigone?, ?Kral Oidipus?, Elektra?, ?Philoktetes? ve ?Oidipus Kolones?ta?.
Sophokles?in tragedyaları Aiskhylos?unkilere nispetle daha insancadır. Sophokles büyük rakibi gibi güçlü kahramanların tanrılara karşı isyanlarını anlatmaktan hoşlanmaz. Onun kahramanları da insafsız bir kaderin baskısı altında çırpınırlar; fakat asıl mesele

Devamını oku

Hulki Aktunç’un Hayatı

Şair ve yazar Hulki Aktunç 1949 yılında İstanbul’da doğdu. Askeri okullardaki orta ve lise yıllarından sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Yükseköğrenimi sürdürmedi. Yazı yaşamı, dönemin önemli dergilerinden Yeni Ufuklar?da başladı (1968). İlk kitabı Gidenler Dönmeyenler ile Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü?nü (1977), Bir Çağ Yangını romanı ile Abdi İpekçi Ödülü?nü (1981), Bir Yer Göstericinin Hayatı ile Yunus Nadi Öykü Ödülü?nü (1990) kazandı. 1976 sonrasında şiire özel bir ağırlık verdi. İnsan Aşklarının Külüdür ile Halil Kocagöz Şiir Ödülü?nü (1994), Istıraplar Ansiklopedisi ile de Cemal Süreya Ödülü?nü aldı (1995). On yılı aşan bir çalışmanın ürünü olan Büyük Argo Sözlüğü (1990) gerek Türkiye?de, gerek yurtdışı Türkoloji çevrelerinde yoğun ilgi gördü. 1998 öyküye dönüş yılı oldu (Güz Her Şeyi Bilir).
Aktunç, kendisine özgü bir üslup geliştirdiği öykülerinde ve romanlarında, bir yandan ülkemiz düzyazı / anlatı geleneklerini günümüze doğru değerlendirirken, bir yandan da öncü anlatım denemelerine girişir. Aktunç?un şiiri de bugünün insanında

Devamını oku

Sayıların İcadından Sicim Teorisine 4000 Yıllık Resimli Bilimin Serüveni. Andrea Gianopoulos, Bruce Stutz, John Langone

National Geographics Society tarafından yayınlanan NTV Yayınları?nın dilimize kazandırdığı Bilimin Serüveni isimli kitap, sayıların icadından sicim teorisine merak edilen her konuda bilimin 4000 yıllık resimli tarihini sunuyor. Kitap; bilim muhabiri olan Discover ve Time dergilerinin eski editörlerinden, birçok popüler bilim kitabının yazarı John Langone; Discover, Natural History, Scientific American gibi dergilerin editörlerinden, popüler bilim yazarı … Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme