Kategori: İnceleme

Burjuva bireyin ilk destanı: Robinson Crusoe

Bu metin, burjuva bireyin ilk destanıdır. Felaketler ard arda gelse de, her zaman ayakta durmasını, kazanmasını ve şükretmesini bilen örnek bir yurttaştır Robinson. Daha önceki dönemlerde, toplumun önüne geçmemesi gerektiği düşünülen ve kınanan bireysel çıkarları apaçık savunur bu yeni insan tipi. Düşünün ki, ıssız bir adada bile, elinden hesap yaptığı kağıdı ve kalemi hiç düşmez.

okumak için tıklayınız

Zübük’ün hileleri sonunda hep açığa çıkar, ama ilginçtir ki halk aldatıldığını öğrenmekle ondan uzaklaşmaz, becerisine gittikçe artan bir hayranlık duyar.

“Anlatım tutumu açısından roman sınıflandırmalarında yer alan hiciv romanına çağdaş edebiyatımızda evrensel düzeyde örnekler kazandıran Aziz Nesin, Zübük’te bir insan zaafını, ona ortam hazırlayan çevre faktörüyle iç içe işliyor. Romanın odak figürü Zübük, tip kavramını iki anlamda gerçekleştiriyor: Hem çıkarcı, dolandırıcı, hinoğluhinin özelliklerini akla gelebilen bütün, çeşitlemeleriyle üzerinde birleştiriyor, hem de bu özelliklerin adeta kişileşmiş,

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Faulkner’da Zaman: Ses ve Öfke

Ses ve Öfke’nin okuru ilkin yazış tekniğinin tuhaflığı karşısında şaşırır. Faulkner niçin hikâyesinin zamanını parçalamıştır ve parçaları dağıtıp birbirine karıştırmıştır? Niçin Faulkner’ın dünyasına açılan ilk pencere bir budalanın bilincinden verilir bize? Burada okur dayanak noktalarını keşfetme ve kendisi için kronolojiyi yeniden inşa etme ihtiyacı duyar: “Jason ve Carolina Compson’ın üç erkek çocuğu ve bir de

okumak için tıklayınız

Ne Çok İstanbul Var! – Zafer Köse

İstanbul’dasınız. Belki yaşadığınız şehirdir orası; geçim derdiyle işe gittiğiniz sokaklar, çalıştığınız şirket, dostlarınızla buluştuğunuz evler oradadır. Belki de bir akrabanızı ziyarete gitmişsinizdir; daha çok televizyondan bildiğiniz bir kentte konuksunuzdur. Evde uyku hazırlıkları başlamış, siz pencerenin önünde oturmuş kitap okuyorsunuz.

okumak için tıklayınız

Hiç kimsenin yüzleşmek istemediği bir trajedi: Faust

Kendi kendini anlamak isteyen modern insanlar, Faust da ilk gelişme trajedisini sunan Goethe ile başlayabilirler. Hiç kimsenin yüzleşmek istemediği bir trajedidir bu- gelişmişlerin de, geri ülkelerin de, kapitalist ideologların da, sosyalistlerin de… Ama herkes tekrar tekrar canlandırıp durmakta bunu. Goethe’nin perspektif ye tasavvurları, modernliğin en eksiksiz ye en derin onun serüven ve romansını en ateşle

okumak için tıklayınız

Zombi Emek – Vampir Sermaye

David McNailly özellikle 2008 ekonomik krizinin ardından zombi ve vampir hikâyelerindeki artışı gözlemleyerek girişmiş çalışmasına. Yazara göre ekonomik kriz sonrası yapılan betimlemelere de korku figürleri damgasını vurmuştu: Analistler zombi kapitalizminden, zombi iktidarından bahsetmeye başlamış, büyük yatırım bankaları “kokusu paraya benzeyen her şeye o kanlı ağzını doymak bilmemecesine dayayan koca bir vampir” olarak tanımlanmaya başlamıştı. Böyle

okumak için tıklayınız

Oktay Akbal: Sait Faik’in Kayıp Aranıyor’u mutluluk arayışında düşülen düş kırıklıklarının hikayesi

Kayıp Aranıyor tam anlamıyla aydın, kültürlü, zevk ve anlayışın en ileri düzeyine varmış genç bir kızın gerek hayatta, çevresinde, yaşadığı toplumda, gerek aşklarında, mutluluk arayışında durup dinlenmeksizin düştüğü bir yığın düş kırıklıklarının hikayesidir. (…) Şurasını açıkça söylemek gerekir, Sait Faik’in bu romanı derli toplu, okuyanı baştan sona kadar sürükleyen bir kitap. Yazarın öykülerindeki o sevimli

okumak için tıklayınız

Fethi Naci: Halide Edip, Sinekli Bakkal’da mistik düşünceleri yeni ve olumlu bir şeymiş gibi ileri sürüyor

“Ayrıca, çok sıkı bir din eğitiminden geçmiş Rabıa’nın önemli bir ‘iç hesaplaşma’ geçirmeden Peregrini ile evlendirilmesi hiç inandırıcı değil. Halide Edip romancılığını, düşüncelerinin yanında ikinci plana itmekten çekinmiyor. Halide Edip’in asıl amacı, sevdiği bir sokağı ve insanlarını anlatmak; bir Batı-Doğu bileşimini araştırmak; Jön Türkler’e şöyle bir değinip geçiyor. (…) Sinekli Bakkal sıradan bir roman.

okumak için tıklayınız

Berna Moran: Sinekli Bakkal, boyun eğmenin romanı

“Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamit’in istibdat idaresi karşısında ayaklanıp devrim yapmanın doğru olup olmayacağı sorunudur. Adıvar’a göre amaç iyi de olsa, zorbalığı yıkmak da olsa, şiddete başvurmak yanlıştı. Devrime değil, evrime inanın Hilmi de giriştikleri işin nelere malolduğunu görünce daha ilk aşamada fikirlerini değiştirir, Vehbi Dede’nin felsefesini benimser ve vazgeçer devrimcilikten.

okumak için tıklayınız

Füsun Akatlı: Tezer Özlü’nün Çocukluğun Soğuk Geceleri, duygu düzeniyle ve bütün incelikleriyle özgün bir kitap

“En baştan gireyim kitaba: Bu bir roman mı? Ve hemen olduğu yerde bırakayım soruyu: ‘Roman nedir?’in tartışılması Çocukluğun Soğuk Geceleri”ni ısıtmaz. Tutalım ki roman değil de anlatı, herhangi bir yazınsal metindir elimizdeki, fark etmez. (…) Bence, Çocukluğun Soğuk Geceleri bu güç işi, güç yaşanmış bir yaşantılar öbeğini yazınsallık dışına taşmaksızın aydınlığa çıkarma işini, az rastlanır

okumak için tıklayınız

Orhan Pamuk: Sessiz Ev’de anlattığım hikayeyi, onu bazı biçim ve yöntemlerle anlatmanın zevki için de seçtim.

“Bence, keyif ve istekle yazılmış bir romanın başarı şansı, görev duygusuyla yazılmış bir romandan çok daha yüksektir. Belki Sessiz Ev’deki yapısal değişikliğin anlattığım hikâyeden kaynaklandığını da söylemeliyim, ama eksik de olur bu söz. Sessiz Ev’de anlattığım hikayeyi, onu bazı biçim ve yöntemlerle anlatmanın zevki için de seçtim. Anlatacağım hikâyeyi seçerken onu anlatma yöntemini de seçmiş

okumak için tıklayınız

Murat Belge: Mehmet Rauf’un Eylül romanı gerek biçim, gerekse içerik bakımından çağına göre ileri özellikleri olan bir eserdir.

“Türk edebiyatının ‘ilk psikolojik romanı’ olarak tanınır. Mehmet Rauf ilk romanında, yeni bir tür deneyen genç bir yazardan beklenecek acemiliklere pek az düşmüş, “tahlil” romanına iyi bir örnek vermiştir. (…) Eylül gerek biçim, gerekse içerik bakımından çağına göre ileri özellikleri olan bir eserdir. Yukarıda saydığım teknik yenilikleri ve yazış ustalığından başka, Mehmet Rauf, aşk ve

okumak için tıklayınız

Muzaffer Erdost: Aylak Adam, bilinçaltı komplekslerinin güdüsü ile sürten tipik bir hastadır.

“Romanın esasında Fethi Naci ile ayrıldığımız noktalar var: Fethi Naci’ye göre romandaki Aylak Adam, bunalan aydın gençligin tipik örneğidir. Bence Aylak Adam, bilinçaltı komplekslerinin güdüsü ile sürten tipik bir hastadır. Onun bütün bunalmışlığı, rahatsızlığı çocukluğu ile ilgilidir. (…) İkinci nokta, Aylak Adam’ın tedirginliğidir. Aradığı aşkı, aradığı kadını bulamamasıdır.

okumak için tıklayınız

Tahsin Yücel: Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde Tanpınar, bir yeri, bir insanı bir fikir, bir düşünce bir görüş olarak sunuyor

Bir romanda kişilerin, olayların her şeyden önce belirli bir fikrin anlatılması, açıklanması için kullanıldıkları çok görülmüş bir şeydir. Ama Tanpınar bu kadarla yetinmiyor, bir yeri, bir insanı doğrudan doğruya bir fikir, bir düşünce bir görüş olarak sunuyor. Soyut düşünceleri, duyguları, kavramları somutlaştırarak, bir yerin, bir insanın,, bir olayın biçimi, rengi, kokusu, hareketi içinde veriyor.

okumak için tıklayınız

Fethi Naci: Aylak Adam’ın kişiliğinde, henüz yolunu bulamamış aydın gençliğin tipik bir örneğini buluyoruz

“Romancılarımızın çoğunun dilleri temiz, ama üslupları yok, dili kendilerine özgü kullanışları, yoğruşları yok. Atılgan’da bu var. Ortalama bir aydın dilini sürdürmekle yetinmiyor, kendi üslubunu bulmuş. (…) Romanda ayrıntıları, çağrışımları, bir anlık saptamaları çok iyi kullanmış Atılgan. (…) Aylak Adam’ın kişiliğinde, Sadık’ın deyimiyle, ‘bütün değerlerini yitirmiş, dayanarak bir şey’ (sf. 124) arayan, henüz yolunu bulamamış aydın

okumak için tıklayınız

Can Yücel: Aylak Adam, toplumsal yönünden alırsak bir yere bağlanması çok güç

“Romanın bütünlüğü ancak, motif tekrarlarıyla, sembol tekrarlarıyla bu refulman açısından bakıldı mı görülebiliyor. Toplumsal yönünden alırsak bir yere bağlanması çok güç. Toplumsallığın başlangıcını kadın erkek ilintilerinden başlar kabul etsek bile, yine roman havada kalıyor. Çünkü o ilintinin toplumsal plana çıkması için gereken cinsel ve ruhi yetkinlikten yoksun bir insanla karşı karşıyayız. Oysa, kadın erkek ilintilerini

okumak için tıklayınız

İklim Değişikliği Konusunda Neden Anlaşamıyoruz? – Mike Hulme

İklim değişikliği, ‘çözüm’ bekleyen bir ‘problem’ değil, çevresel, kültürel ve politik bir olgudur. Mike Hulme, iklim değişikliği üzerinde uzmanlaşan bilim insanı ve yorumcu olarak yirmi beş yıllık profesyonel tecrübesine dayanarak, iklim değişikliğinin ortaya çıkışı ve çeşitli kavrayış biçimlerine ilişkin özgün bir açıklama sunuyor. İklim değişikliğinin detaylı bir bilimsel incelemesini yaptıktan sonra, konunun ekonomik, psikolojik ve

okumak için tıklayınız

Beynin Gölgeleri : Bir Psikiyatri Felsefesi – Saffet Murat Tura

Kuşkusuz uzun meslek yaşamım psikiyatrinin insanların ıstıraplarını azaltmada nasıl etkin bir rolü olabileceğini gösterdi. Kaygı bozukluğu ya da depresyonu olan bir hastayı tedavi ettiğinizde iyi bir şey yaptığınız hissine kapılırsınız. Ama gençliğimden bu yana asi tarafım da psikiyatriye daima biraz şüpheyle baktı: Hastanızın yararı içinde de olsa toplumsal normlardan yana taraf almak zorunda kaldığınızı fark

okumak için tıklayınız

Fidel Castro’yu Öldürmenin 634 Yolu – Fabian Escalante

Bilgiye, özgüvene, insan ve yaşam sevgisine dayanan devrimin dünyanın en büyük süper gücünün yok etmeye yönelik her saldırısını, ki dile kolay, 634 belgeli tanıklı komplo, boşa çıkarma yeteneğinin yakın dünya tarihinde eşinin benzerinin olmaması gerçeğini anlatıyor… Mao’nun o ünlü, “emperyalizm kağıttan kaplandır” sözü bu kitabı okurken sıkça akla geliyor.

okumak için tıklayınız

Tolstoy’dan Camus’ye, Kafka’dan Woolf’a ölümün ayrıntılı anlatımları

Trajedi ve yıkımı benliğinin bir parçası haline getiren Kafka’nın, edebiyat tarihinde yeni bir sayfa açtığını söylemek herhalde gereksiz. Yaşarken ölen, infazlara şahit olan, daha önce hiç karşılaşılmayan tekniklerle katledilen insanların varlığını eşeleyen Kafka, Brombert’e göre hasta ve titreyen bedenle çevrili bir ruh âdeta. Dahası, yazma eylemini “korkunç” hale getiren bir isim. Ölenin mi yoksa yaşayanın

okumak için tıklayınız