Kategori: Modernizm

Türk Şiirinde Biçimsel Yeniliklerin Kökenleri ve Kuramsal Temelleri

Türk şiirinde biçimsel yeniliklerin, özellikle serbest şiirin ortaya çıkışı, edebiyat dünyasında köklü değişimlerin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu süreç, yalnızca estetik bir dönüşüm değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve felsefi dinamiklerin etkileşime girdiği bir evrimin ürünüdür. Serbest şiir gibi yenilikçi formların gelişimi, kuramsal poetik tartışmaların yanı sıra, dil, birey ve

okumak için tıklayınız

Quentin’in İç Dünyasında Aile ve Güney: Faulkner’ın Ses ve Öfke’sinde Çatışmalar

William Faulkner’ın Ses ve Öfke romanı, Quentin Compson’ın içsel çatışmalarını ve aile mirasıyla hesaplaşmasını derinlemesine işleyen bir eserdir. Quentin, bir Hamlet arketipi olarak, aile bağlarının, toplumsal beklentilerin ve Güney’in nostaljik atmosferinin ağırlığı altında ezilir. Bu metin, Quentin’in içsel çatışmalarını, Güney’in tarihsel ve kültürel bağlamını, dilin işlevini ve bireysel bilincin karmaşasını

okumak için tıklayınız

Céline’in Gecenin Sonuna Yolculuk’unda Savaşın ve İnsanlığın Çöküşü: Adorno’nun Sorularıyla Bir Yüzleşme

1. Savaşın İnsanlık Üzerindeki Yıkıcı Etkileri Céline’in Gecenin Sonuna Yolculuk adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı’nın insan ruhu ve toplum üzerindeki derin tahribatını ele alır. Roman, Ferdinand Bardamu’nun gözünden savaşın anlamsızlığını, şiddetin banalitesini ve insanın hayatta kalma mücadelesindeki çaresizliğini betimler. Savaş, yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda bireyin anlam arayışını

okumak için tıklayınız

Hallaç’ın Anlatıcısı: Başkaldırının ve Direncin Antik ve Modern Yüzü

Anlatıcının Antigone’yle BuluşmasıHallaç’ın anlatıcısı, Sophokles’in Antigone tragedyasında görülen arketipsel başkaldırı figürüyle derin bir bağ kurar. Antigone, devlet otoritesine ve toplumsal normlara karşı bireysel vicdanını ve ahlaki duruşunu savunan bir karakterdir. Erbil’in anlatıcısı da, burjuva yaşamının ikiyüzlülüğüne, toplumsal tabulara ve cinsiyet rollerine karşı benzer bir direnç sergiler. Öykülerdeki karakterler, özellikle kadınlar,

okumak için tıklayınız

Yolun Çoraklığına Dokunan Bağ: Cormac McCarthy’nin The Road ve T.S. Eliot’un Çorak Ülke Arasındaki Karşılıklı Yankılar

İnsanlığın Kıyısında Yürümek Cormac McCarthy’nin The Road adlı eseri, kıyamet sonrası bir dünyada bir baba ve oğulun hayatta kalma mücadelesini anlatırken, insanlığın sınırlarını sorgular. T.S. Eliot’un Çorak Ülke adlı şiiri ise modern dünyanın manevi ve kültürel çoraklığını betimler. Her iki eser de insan varoluşunun kırılganlığını ve anlam arayışını merkeze alır.

okumak için tıklayınız

Raif Efendi’nin Yalnızlığı ve Modernite Eleştirisi

Raif Efendi’nin İçsel Çöldeki Yürüyüşü Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna romanındaki Raif Efendi, modern bireyin yalnızlığını çarpıcı bir şekilde yansıtan bir karakterdir. Onun iç dünyası, yalnızlığın yalnızca sosyal bir durum olmadığını, aynı zamanda varoluşsal bir mesele olduğunu ortaya koyar. Albert Camus’nün absürd felsefesi, insanın evrendeki anlamsızlıkla yüzleşme çabasını temel alır.

okumak için tıklayınız

İstanbul’un Otomobil Rüyasında Cassandra’nın Kehanetleri: Sevim Burak’ın Ford Mach I’inde Uyarı ve Gerçeküstü

Anlatıcının Kehanetçi Kimliği Sevim Burak’ın Ford Mach I adlı eserinde anlatıcı, Yunan mitolojisindeki Cassandra figürüyle çarpıcı bir benzerlik sergiler. Cassandra, kehanetleriyle tanınan, ancak bu kehanetlere kimsenin inanmaması lanetiyle yaşayan bir karakterdir. Burak’ın anlatıcısı da, toplumsal dönüşümün ve kentleşmenin kaotik dalgaları karşısında bir uyarıcı rolü üstlenir. Bu rol, anlatıcının İstanbul’un 1970’lerindeki

okumak için tıklayınız

Yüreğin Durduğu An: Turgut Uyar’ın Dizesinde Bireyselliğin Sorgusu

Turgut Uyar’ın “Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur” dizesi, modernist şiirin bireysellik sorgusunu derinlemesine ele alan bir ifade olarak öne çıkar. Bu dize, bireyin iç dünyasındaki çelişkileri, zaman algısını ve ötekiyle kurulan bağı modernist bir perspektiften yansıtır. Modernizm, bireyin öznelliğini merkeze alırken, aynı zamanda bu öznelliğin kırılganlığını ve dış

okumak için tıklayınız

Melih Cevdet Anday’ın Rahatı Kaçan Ağaç Şiirinde Tiresias Arketipi ve İstanbul’un Modern Atmosferiyle Bilgelik Kavramı

Tiresias Arketipinin Varoluşsal Boyutları Melih Cevdet Anday’ın Rahatı Kaçan Ağaç şiirinde, Tiresias arketipi, bilgelik ve varoluşsal farkındalık kavramlarını derinlemesine işleyen bir çerçeve sunar. Tiresias, Yunan mitolojisinde kör bir kâhin olarak, hem insan hem de doğaüstü bilgiye erişim sağlayan bir figürdür. Şiirde ağaç, Tiresias’ın bu ikili doğasını yansıtır; doğanın döngüsel bilgisiyle

okumak için tıklayınız

Kaygının Kimlik Arayışındaki Yeri: Clarissa Dalloway ve Harry Haller Üzerine Bir İnceleme

Kierkegaard’ın “kaygı” (angst) kavramı, bireyin varoluşsal sorgulamaları ve kimlik arayışı bağlamında modern edebiyatta derin bir yankı bulur. Bu kavram, bireyin özgürlükle yüzleştiğinde hissettiği belirsizlik, huzursuzluk ve kendi varoluşsal sorumluluğunu üstlenme zorunluluğuyla ilişkilidir. Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway adlı eserinde Clarissa Dalloway ve Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu adlı eserinde Harry Haller, bu kaygıyı

okumak için tıklayınız

İrfan’ın Hayalleri ve İstanbul’un Panik Dalgaları: Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ta Gülünçlük ve Toplumsal Yansıma

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç adlı eseri, bireysel hayallerin toplumsal kaosla kesiştiği bir anlatı sunar. İrfan karakteri, Don Quixote arketipinin modern bir yansıması olarak, hayallerinin peşinden koşarken gülünç bir portre çizer. İstanbul’un kuyruklu yıldız söylentileriyle sarsılan panik atmosferi, bu gülünçlüğü hem derinleştirir hem de toplumsal bir aynaya

okumak için tıklayınız

Aysel’in Özgürlük Arayışı: Adalet Ağaoğlu’nun Ölmeye Yatmak Romanında Kadın Kahramanın Feminist Çerçevede İncelenmesi

Adalet Ağaoğlu’nun Ölmeye Yatmak romanı, Türkiye’nin modernleşme sürecinde kadın kimliğinin karmaşıklığını ve bireyselleşme mücadelesini derinlemesine ele alan bir eserdir. Romanın ana kahramanı Aysel, Cumhuriyet’in “yeni kadın” idealini temsil ederken, aynı zamanda bu idealin dayattığı çelişkilerle yüzleşir. Feminist kuramlar ışığında Aysel’in karakteri, toplumsal cinsiyet normlarına karşı bireysel bir başkaldırı sergileyen, ancak

okumak için tıklayınız

Hüsn-ü Aşk ile Kara Kitap: Varoluşsal Arayışların Kesişim Noktası

Orhan Pamuk’un Kara Kitap adlı romanı ile Şeyh Galip’in klasik Türk edebiyatının başyapıtlarından Hüsn-ü Aşk adlı mesnevisi arasındaki ilişki, Türk edebiyatında gelenek ile modernizm arasındaki derin bir diyalogu yansıtır. Bu iki eser, aşk, kimlik, bireysel arayış ve anlam yaratımı gibi evrensel temaları işlerken, farklı dönemlerin ve estetik anlayışların izlerini taşır.

okumak için tıklayınız

Toru Okada’nın Sıradanlığı ve Modern Japonya’da Anlam Arayışı

Haruki Murakami’nin Zemberekkuşu’nun Güncesi adlı romanı, modern Japonya’nın toplumsal ve bireysel dinamiklerini Toru Okada’nın sıradanlığı üzerinden inceler. Toru’nun görünüşte basit yaşamı, Japonya’nın modernleşme sürecinde bireyin anlam arayışını yansıtan bir ayna işlevi görür. Bu metin, Toru’nun sıradanlığını, bireysel kimlik, toplumsal bağlam, dil, kültür ve evrensel insan deneyimi eksenlerinde derinlemesine değerlendirir. Japonya’nın

okumak için tıklayınız

Kimlik Arayışının Yapısalcılık ve Postyapısalcılık Arasındaki Yansımaları

Roman kahramanlarının kimlik arayışları, edebiyatın en temel ve karmaşık temalarından biridir. James Joyce’un Ulysses adlı eserindeki Leopold Bloom ile Salman Rushdie’nin Geceyarısı Çocuklarındaki Saleem Sinai, bu arayışın modern ve postkolonyal bağlamlarda nasıl farklı biçimler aldığını gösterir. Yapısalcılık, kimliğin sabit ve yapılandırılmış bir çerçevede anlaşılabileceğini savunurken, postyapısalcılık bu sabitliği sorgulayarak kimliğin

okumak için tıklayınız

Bir Şehrin Düşü: Rem Koolhaas’ın Çılgın Metropolü ve DeLillo’nun Limuzin Yolculuğu

Rem Koolhaas’ın Delirious New York adlı eserinde ortaya koyduğu “çılgın metropol” teorisi, modern kent yaşamının kaotik, yoğun ve öngörülemez doğasını anlamak için bir çerçeve sunar. Bu teori, Don DeLillo’nun Cosmopolis romanındaki limuzin yolculuğu ile kesişerek, bireyin kentle olan ilişkisini ve modernitenin mekan üzerindeki etkilerini mimari bir mercekle yeniden yorumlar. Aşağıda,

okumak için tıklayınız

Joyce’un Dublinliler’inde Gündelik Yaşam ve Modern Bireyin Varoluşsal Krizi

Gündelik Yaşamın Tekdüze Gerçekliği James Joyce’un Dublinliler adlı eserinde, Dublin’in sıradan insanlarının gündelik yaşamları, modern şehir yaşamının monotonluğu ve bireysel yabancılaşması üzerine derin bir sorgulama sunar. Georg Simmel’in modern yaşamın monotonluğu kavramı, şehir hayatının mekanik ritimlerinin bireyi nasıl bir tekdüzeliğe hapsettiğini ele alır. Joyce’un öykülerinde, karakterlerin günlük rutinleri, toplumsal beklentiler

okumak için tıklayınız

Toplum-Birey İlişkilerinde Kimlik Anlayışı: Hall ve Bauman Karşılaştırması

Toplum ile birey arasındaki ilişki, kimlik kavramının karmaşık doğasını anlamak için temel bir eksen oluşturur. Stuart Hall’un kültürel kimlik teorisi ve Zygmunt Bauman’ın likit kimlik kavramı, bu ilişkiyi anlamlandırmak için iki farklı ama birbirini tamamlayan bakış açısı sunar. Hall, kimliği tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamların bir ürünü olarak ele alırken,

okumak için tıklayınız

Yorgunluk Toplumu ve Modern Çağın Tükenmişliği

Bireysel Performansın Sınırları Byung-Chul Han’ın “Yorgunluk Toplumu” kavramı, modern bireyin sürekli performans baskısı altında yaşadığı bir dünyayı tanımlar. Han, bu toplumun temel özelliğinin, bireylerin kendi kendilerine dayattığı bir öz-disiplin olduğunu öne sürer. Geleneksel disiplin toplumlarında dışsal otoriteler (devlet, kilise, fabrika) bireyi kontrol ederken, yorgunluk toplumunda birey kendi otoritesidir. Kronik stres,

okumak için tıklayınız

Toplumsal Kopuşun İki Yüzü: Yabancılaşma ve Anomi

Karl Marx’ın “yabancılaşma” ve Émile Durkheim’ın “anomi” kavramları, modern toplumlardaki birey-toplum ilişkisinin kırılganlığını ele alan iki temel kavramdır. Her iki kavram da, sanayi devrimi sonrası toplumsal dönüşümlerin birey üzerindeki etkilerini farklı açılardan inceler. Marx, yabancılaşmayı kapitalist üretim ilişkilerinin bir sonucu olarak tanımlarken, Durkheim anomiyi toplumsal normların zayıflaması ve bireyin yön

okumak için tıklayınız

İşitsel İmgelem ve Woolf’un Dalgalı Ritmi

Virginia Woolf’un The Waves adlı eseri, modernist edebiyatın en özgün örneklerinden biri olarak, insan bilincinin karmaşıklığını ve bireysel deneyimlerin akışkan doğasını inceler. Don Ihde’nin “işitsel imgelem” kavramı, bu eserin iç monolog ritimlerini anlamada önemli bir çerçeve sunar. Ihde, işitsel algının, bireyin çevresiyle ve kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini

okumak için tıklayınız

Modernleşme ve Gelenek Arasındaki Çatışmanın İzleri

Şinasi’nin Modernleşme Eleştirisi ve Weber’in Rasyonelleşme Çerçevesi Şinasi’nin Şair Evlenmesi, Osmanlı modernleşmesinin erken evrelerinde yazılmış bir tiyatro eseri olarak, geleneksel toplumsal yapılar ile Batı’dan ithal edilen yeniliklerin çatışmasını ele alır. Eser, modernleşmenin birey ve toplum üzerindeki etkilerini mizahi bir dille sorgular. Max Weber’in rasyonelleşme teorisi, modern toplumların bürokratik, akılcı ve

okumak için tıklayınız

Brasília ve NEOM’un Kent Planlamasında Ulusal Kimlik ve Birey Üzerindeki Kontrol Dinamikleri

Yeni Bir Ulusun İnşası Brasília’nın 1960 yılında Brezilya’nın başkenti olarak kuruluşu, yalnızca bir şehir planlama projesi değil, aynı zamanda ulusal kimliği yeniden tanımlama çabasıydı. Lúcio Costa’nın şehir planı ve Oscar Niemeyer’in ikonik yapıları, Brezilya’nın modernleşme ve ilerleme arzusunu somutlaştırmak için tasarlandı. Plan, uçak biçiminde düzenlenmiş bir kentsel yapı sunarak, işlevselliği

okumak için tıklayınız

Modern Bireyin Yalnızlık Deneyimi: Durkheim’in Anomi ve Bauman’ın Likit Modernite Kavramları Üzerine Bir İnceleme

Yalnızlığın Modern Toplumdaki Kökleri Modern bireyin yalnızlık deneyimi, toplumsal yapıların dönüşümüyle yakından ilişkilidir. Sanayi Devrimi’nden bu yana, bireyler geleneksel topluluk bağlarından koparak kentleşmenin ve bireyselleşmenin etkisiyle daha atomize bir yaşam biçimine yönelmiştir. Émile Durkheim’in anomi kavramı, bu bağlamda, bireyin toplumsal normlarla bağının zayıflaması ve anlam kaybı yaşaması olarak tanımlanabilir. Anomi,

okumak için tıklayınız

Toplum ve Birey Arasındaki Yabancılaşma: Marx ve Simmel Perspektifleri

Yabancılaşma, bireyin kendi varlığı, emeği, toplumu veya çevresiyle bağlarının kopması olarak tanımlanabilir. Bu kavram, modern toplumların karmaşık yapılarında bireyin kimlik, anlam ve aidiyet arayışını sorgulayan temel bir tartışma konusudur. Karl Marx ve Georg Simmel, bu olguyu farklı bağlamlarda ele almış, birey-toplum ilişkilerindeki gerilimleri açıklamak için özgün yaklaşımlar sunmuştur. Marx, yabancılaşmayı

okumak için tıklayınız

Mümtaz’ın İçsel Çatışmaları ve Heidegger’in Varlık ve Zaman Felsefesi Üzerine Bir İnceleme

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanındaki Mümtaz karakterinin içsel çatışmaları, Martin Heidegger’in Varlık ve Zaman (Sein und Zeit) felsefesiyle derin bir ilişki içindedir. Mümtaz’ın nostaljisi, bireysel varoluşun zamanla ilişkisi ve modernitenin getirdiği anlam arayışı, Heidegger’in Dasein (orada-olan) kavramı, otantiklik ve varlığın zamansallığı gibi temalarla kesişir. Bu inceleme, Mümtaz’ın iç dünyasını Heidegger’in

okumak için tıklayınız