Kategori: Sosyoloji

Kürd neden kökenlidir?

Hiç merak ettiniz mi: Acaba neden Kürdlere “Kürd kökenli vatandaşlar” denir? Başka bir ifadeyle, Kürd neden kökenlidir yahut Kürd’e yapıştırılan kökenin kökeni nedir? Eskiden askere giden Kürdler, tüm Kürdlere yapıştırılan bir eklentiden çeşitli iltifatlarla haberdar olurlardı: “Kuyruklu Kürd.” Kuyruklu Kürd’den “Kürd kökenli vatandaş”a evrilmiş bir kimlik ile karşı karşıyayız. Kuyruğun yerini köken almış. Kürdlere haksız

okumak için tıklayınız

Tatil Kitabı Meselesi – Zafer Köse

“İş günleri” ve “izin günleri”: Kapitalizmin iki büyük yalanı! Kâr amaçlı üretim sistemi için çalışırken insan yorulur, verimsiz hale gelir. Tıpkı şarjı biten aletler gibi. Aletleri şarja takmak gerekir. Sahibi için yeniden iş görür hale gelmeleri için. Tıpkı çalışanların izne çıkması gibi. Kâr amaçlı sistemin bir çalışanı, “boş zaman”ını da aynı sisteme faydalı olacak biçimde

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Göç Tarihi (14. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Türkiye’ye Göçler)

Türkiye’nin Göç Tarihi, 14. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Türkiye’ye Göçler adlı bu eser, Anadolu topraklarının yüzlerce yılın ötesine uzanan son derece hareketli, zengin ve o ölçüde de çok yönlü, çok kültürlü sonuçlar yaratan göç tarihinin, dünden bugüne ulaşan hikayesini konu ediniyor. Aslında çalışma, Anadolu coğrafyasının kısa sayılabilecek bir tarihsel dilimi üzerinde yoğunlaşmakta ve genel olarak Osmanlı

okumak için tıklayınız

Zararlı Kitaplar – Zafer Köse

ÖRNEĞİN, BİR ÖNGÖRÜ Temmuz 2015’in bu son günlerinde birçok kişinin “olamaz” diyeceği bazı gelişmeler, kısa süre sonra çoğu kişinin tahmini haline gelebilir. Örneğin, AKP, Tayyip Erdoğan’ı dışlayarak yoluna devam etmeyi tercih edebilir. Geçtiğimiz yıllar boyunca liderle özdeşleşme yaşanan bu kesimde, böyle bir değişim akla yatkın bulunmayabilir. İyi de, lider hayranlığı ve özdeşleşme, iktidar çarkının dönmesi

okumak için tıklayınız

Pantolon mu? Çok ayıp!

Melissa Mohr’un Küfür Etmenin Kısa Tarihi isimli kitabı bildiğimiz küfürlerin bilmediğimiz tarihini anlatıyor. İngilizcede çok sık kullanılan belli başlı küfürler üzerinde yoğunlaşan Mohr, bu sözcüklerin zaman içindeki evrimini incelemiş. Trafikte sıkışıp önünüzdeki bir saati daha aynı yerde geçireceğinizi hissettiğiniz bir an veya karşınızdakinin hatasını anlamayıp pişkin pişkin üste çıktığı bir tartışma sırasında sinirlerinizin yavaş yavaş

okumak için tıklayınız

Neden ve nasıl arkadaş seçeriz?

Ünlü yazar CS Lewis, “‘Ne! Sen de mi? Bir tek benim sanıyordum’ dediğimiz anda başlar arkadaşlık,” diyordu. Aynı şekilde Yunan düşünür Plato da “benzerlikler arkadaşlıkları doğurur” demişti M.Ö. 360 yılında. Aristo benzer bir yorum yapmıştı: “Kendimize benzeyenleri sevdiğimiz söylenir.”

okumak için tıklayınız

Ermeni Soykırımı – Raymond Kevorkian

Raymond Kévorkian, yıllar süren araştırmalara dayanan büyük eseri Ermeni Soykırımı’nda bu konuda yapılmış en geniş kapsamlı incelemeyi sunuyor. Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı bölgelere, sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarına dair ayrıntılı bir döküm ortaya koyan Kévorkian, farklı arşivlerdeki belgelerin ve yayımlanmış araştırmaların yanı sıra, çeşitli yazışma, hatırat, konsolosluk raporu, telgraf, gazete haberi ve tanıklığa dayanarak, tehcir güzergâhlarını,

okumak için tıklayınız

İbni Haldun’dan Bir Önsöz – Zafer Köse

İbni Haldun, Mukaddime adlı eserinde, insanın toplumsallık zorunluluğuna dikkat çeker. Yaşama gereçlerinin tek başına sağlanamayacağını anlatır. Üretim, üretime yetecek kişilerin bir araya gelmesiyle mümkün olur. Korunma da öyle, eğlenme, eğitim, güvence de. İnsanlar için normal olan, birbirlerinin payına göz dikerek değil, ortak hareket ederek yaşamalarıdır. Bu durumda, üretimin nedeni “pazarlamak” ve “kâr” olamaz.

okumak için tıklayınız

Osmanlı Ermenilerinin asimilasyonu

Taner Akçam, yeni kitabında Ermenilerin dininin zorla değiştirilmesi ve asimilasyon süreçlerini inceliyor. Kitapta Talat Paşa’nın ihtida edenlerin tehcirden muaf tutulması emrini daha sonra nasıl geri çektiği de anlatılıyor. Taner Akçam bugün belki de Türkiye’nin en ihtilaflı meselelerinden biri olan “Ermeni Sorunu” ve bunun etrafında dönen tartışmalarla ilgili resmi Türk tarih tezini ciddi biçimde sorgulayan, onun

okumak için tıklayınız

Canavar ve Ölü (Burke, Marx, Faşizm) – Mark Neocleous

canavarlarınız ve ölüleriniz politiktir… Ölülerle ilgili en basit politik varsayım, onları geçmişin bir parçası olarak göstermek ve böylelikle “geleneğe,” özellikle de milliyetçi [ulusal] geleneğe bağlamaktır. Fakat bu, ölüleri gelenekle en yakın bağı olan politik öğretiye, yani muhafazakârlığa teslim etmektir. “Salt” gelenek olmaktan kurtulduklarında ölüler, genelde geçmiş hakkında, özelde de ulusal geçmiş hakkında konuşup durmaktan pek

okumak için tıklayınız

Sosyal Medya ve Toplumsal Dönüşüm

Sosyal medya devrim yapar mı? Son yıllardaki toplumsal eylemlerde sosyal medyanın örgütleyici gücü; teknolojik determinist bakış açısını sahiplenen uluslararası ve ulusal medyanın “Facebook Devrimi”, “Twitter Devrimi” gibi başlıklar atarak sosyal medyayı toplumun birincil dönüştürücü gücü olarak nitelendirmesine yol açıyor. İran’da “Yeşil Devrim”, Kuzey Afrika’da “Arap Baharı”, ABD’de “Wall Street’i İşgal Et”, İspanya’da “Öfkeliler”, Türkiye’de “Gezi

okumak için tıklayınız

Toplumsal Durumlar Mekânlara Yazılıyor – Aysel Sağır

Bir ülkenin kentleşme tarihi, o ülkenin yapısı ve insanlarının kültürel kodlarıyla ilgili önemli bilgiler veriyor. Kentten bahsettiğimizde; toplumsal cinsiyet, sınıf, emek süreci, iktidar yapısı, kimlik, etnisite… gibi toplumsal yaşamda içerilen durumlardan da bahsetmiş oluyoruz. Aslında kent, söz konusu alanların mekânsallaştırılması anlamına geliyor. Yani bir kenti anlamak için, o kentin toplumsal yapısının nasıl mekânsallaştırıldığına bakmamamız gerekiyor.

okumak için tıklayınız

AKP Deneyine Karşı Öz-Savunma – Barış Yıldırım

“Petrarca şunu soruyordu: Tarihte Roma’yı övmeyen ne var ki?” Biz ise şunu soruyoruz: “Tarihte içinde devrim çağrısı ya da korkusu olmayan ne var?” Foucault College de France’da verdiği derslerde, Batı düşüncesi içinde iktidar açıklaması öneren düşünceleri inceler ve her şeyin ardında savaşın var olduğunu iddia eden düşüncenin soy kütüğüne odaklanır.

okumak için tıklayınız

Neoliberal rantın anatomisi

Chomsky’nin makaleleri sadece fikirleri değil, onları temellendiren tarihi bilgileri de barındırıyor. Noam Chomsky ismi, uzun bir süredir Türkiye’nin zihinsel haritasında çınlıyor. Bunun tek sebebi Chomsky’nin eserlerinin çoğunun artık Türkçede olması değil, kitaplarındaki konuların ülke gündemiyle örtüşüyor, bu gündeme dair önemli kavramsal anahtarlar sunuyor olması.

okumak için tıklayınız

Sosyolojide Temel Kavramlar

Anthony Giddens, bugün sosyoloji denilince hem dünyada hem de Türkiye’de ilk akla gelen isimlerden biri. Yaşayan en önemli sosyologlardan sayılan Giddens, şöhretini ve sosyolojideki merkezi konumunu sosyolojinin hemen her alanındaki üretkenliğine borçlu. Giddens, bir yandan sosyolojinin kurucularının ve düşünsel atalarının görüşlerini merkeze alan çalışmalarıyla seçkinleşirken,diğer yandan sosyolojinin güncel gelişiminin izini süren ve bu gelişime önemli

okumak için tıklayınız

Uygarlaşma ve Şiddet – Nejdet Evren

“İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri” ni araştıran düşünür, filozof Erich Fromm’un üzerinde yaklaşık altı yıl gibi uzunca bir süre çalışıp, araştırmalar yaptığı ve kendi psikanaliz gözlemleriyle tespit ettiği değerlendirmelerle birlikte kaleme aldığı iş bu yapıtı ile genel kabul gören neredeyse hiçbir şekilde düşünülüp tartışılmadan üstün-körü olarak, yetersiz bilgiye dayalı ve çoğunlukla kulaktan doğma mevcut paradigmaları hem psikolojik

okumak için tıklayınız

Yetişkin Eğitimi ve Eşitlik – Ş. Erhan Bağcı

Eşitlik, Türkiye’de ve dünyada eğitimin en yakıcı sorunlarından biri durumunda. Modern eğitimin eşitlik vaadi aslen hiçbir dönemde gerçekleşmemiş olmakla birlikte, içinden geçtiğimiz neoliberal dönemde Türkiye’de yaşanan yeni sağ dönüşümün eğitim ve eşitlik ilişkisinde keskin bir kırılma yarattığı ve daha önceden söz konusu olan kısmi eşitlikçi uygulamaların bile gündem dışında kaldığı söylenebilir. Bu gelişme, eğitim bilimlerinin

okumak için tıklayınız

Mehmet Atlı ile ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabına dair söyleşi

Bugüne kadar şarkılarından ve güzel sesinden tanıdığımız Mehmet Atlı’nın ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabı geçen ay İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, şehrin çeşitli bölgelerinin mimari tarihine farklı açılardan bakışı merkeze alan makalelerden oluşuyor. Atlı’yla kitabını ve kitabından yola çıkarak Diyarbakır’ın tarihini ve bugününü konuştuk. Bu kitap nasıl ortaya çıktı? Bundan sonra ne

okumak için tıklayınız

Rojava Toplumsal Sözleşmesi

Rojava Toplumsal Sözleşmesi Giriş Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için.

okumak için tıklayınız

Umberto Eco’dan insanoğlunun en önemli çağı – Çetin San

“Ortaçağ” üzerine “Barbarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar” isimli kitap yazan Umberto Eco, bu ikinci ciltte, çağın gündelik yaşamından müziğine, teknik gelişmelerinden Haçlı Seferleri’ne uzanan bin bir yüzünü uzmanlar tarafından yazılmış makalelerle aydınlatıyor. Şu anda düşünüyorum da, gerçekten insanoğlunun en önemli çağıdır ‘Ortaçağ’… Çünkü o çağ artık bir değişim yapmaya karar verdiği, hatta belki de gezegenin üstündeki hükümdarlığını

okumak için tıklayınız