CÜMLELER – Tezer Özlü

CÜMLELER

Bir şeyin değişeceği beni ürkütüyor, bir şeyin değişmeyeceği de.

*

Hiç kimseyle birlikte yaşlanmak istemiyorum. Kendimle bile.

*

Sağlıklı kalmak için koşamam. Soluk alayım yeter.

*

Olaylar ve düşünceler, kafamın içinde sürekli acılar olarak birikti.

*

Göl kıyısında yüzünü güneşe vermiş. Solgunluğu on yıllık bir ihtiyarlar evi beyazlığından geliyor.

*

Özlemin içindeyim şimdi. Ama özlemeye gene de devam ediyorum.

*

Anımsıyorum, yaşamı aradığım zamanlarda olacak, hapishane gibi bir istasyon konaklama evinde geceyi geçirdiğimi.

*

Yalnızca seninle yatarken sadığım sana. Bu bile fazla.

*

Çocukluğumuz üzerine kâbus gibi çöken eski kuşaklar, bilinçli yıllarımızı da elimizden almayı başaramayacak. Biz mutlu isek, mutlu olmayı istediğimiz ve bunun için çaba harcadığımız için mutluyuz.

*

Yaşadığım anların, onları yaşarken anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarken anılaştırırdım. Sonra bunu en güzel biçimde Savinio’da okudum: “Yaşanan an da anı olacak.”

*

Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.

*

Kültür bir şeye cesaret edebilme sorunudur. Okumaya cesaret edebilme, bir görüşe inanmaya cesaret edebilme, görüşlerini açıklayabilme cesaretidir.

*

Güç ve korku her zaman yanyanadır.

*

Ben, belli bir ülkesi olmayan insanlardanım.

*

İnsanın ana dilini yitirmesi, öz kişiliğinin yıkılması demektir.

*

Son bireye kadar savaşmak, kendini feda etmek, yanlış bir kahramanlıktır.

*

Özlem duygusu bende giderek ölüyor. Ancak çok sık gördüğümü ya da ölenleri özlüyorum.

*

Gene her şey benim oldu. Gecelerime, trenlerime, bütün insanlarıma döndüm.

*

Kültür, insanlık uğraşının üstyapısı değil, temelidir.

*

Gene bırakıyoruz gece bizi baştan çıkarsın. Çatılar gerisindeki gölgelerin ardında açık renk bir gölge gibi duruyordu gece.

*

Aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü.

*

Dünyanın acısı olmasaydı taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı.

*

Uzandığımda her şey üzerime yığıldı. Tavana kadar uzanan çini soba, duvar kâğıtları, kentler. Yorgunum.

*

Gece, gündüzün devamı değildir.

*

Asalet ve rütbe ile ilgili kavramları hiçbir dilde öğrenmeyi başaramadım.

*

Meyhanelerde umutsuz bir bekleyiş vardır –kendi kendini bekleyiş.

*

İnsanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur.

*

İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir.

*

Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yaşamım bitti. Bilmiyorum, nerede, ne zaman. Ve işte o bittiği yerde başladı. Acının sonunda. Acı ile.

*

Bittim, yaşamımı kapattım.

İşte “beğendiğim” insanlar:

— lodosta başı ağrımayanlar,

— insan dramının bilincinde olmayanlar,

— her sanat yapıtını aynı biçim ve aynı ölçü ile algılayanlar,

— uçakta iştahla yemek yiyenler,

— karı veya kocasına hayranlık duyanlar,

— kendilerine hakim olmaları gerektiğini sananlar,

— görgüden söz edenler,

— herhangi bir gemide, herhangi bir yabancının ayakkabılarını modaya uygun bulup bu konuda konuşanlar,

— biriyle yatıp, ona iyilik ettiklerini sananlar,

— sabahları genel konular üzerine konuşabilenler,

— özel yaşamlarını gizli tutmaları gerektiğini sanıp, bu konuda hiç söz etmeyenler,

— yemekler ve mutfak üzerine konuşurken, sanki bir askeri darbeden söz eder gibi heyecanlananlar,

— âşık olunca, ömür boyu sürecek eşlerini bulduklarını sananlar.

Kalanlar,
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları