Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı eserinde yer alan Çiçikov’un Babasıyla İlişkisi: Psikanalitik Bir İnceleme – (Freud, Adler, Lacan, Winnicott temelinde)

Çiçikov’un Babasıyla İlişkisi: Psikanalitik Bir İnceleme

Özet

Bu çalışma, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı eserinde yer alan Pavel İvanoviç Çiçikov’un babasıyla ilişkisini psikanalitik açıdan incelemektedir. Çalışmada Freud’un kişilik kuramı, Adler’in bireysel psikoloji yaklaşımı, Lacan’ın “babanın adı” (Nom du Père) kavramı ve Winnicott’un nesne ilişkileri kuramı temel alınmıştır. Bulgular, Çiçikov’un babasıyla kurduğu duygusal yoksunluğun ve çarpık otorite ilişkisinin, onun süperegosunu, arzularını ve benlik yapılanmasını şekillendirdiğini göstermektedir. Sonuç olarak, Çiçikov’un karakteri “eksik baba otoritesi”, “telafi edici başarı dürtüsü” ve “sahte benlik” üçlemesiyle psikanalitik olarak açıklanabilir.


1. Giriş

Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı romanı, yalnızca toplumsal eleştiri değil, aynı zamanda bireysel psikolojinin derinliklerine inen bir karakter çözümlemesidir. Başkahraman Çiçikov’un eylemleri, bilinçli çıkar arayışının ötesinde, bilinçdışı bir iç çatışmanın dışavurumudur. Bu çatışmanın kökeni, Freud’un (1923) belirttiği gibi çocukluk döneminde baba figürüyle özdeşleşme sürecinde aranmalıdır.

Romanda Çiçikov’un babasının oğluna verdiği tek öğüt şudur:

“Her şeyde parayı sev oğlum… Para kazan, her şey parayla olur.”

Bu cümle, baba figürünün ahlaki değil ekonomik ve araçsal değerlerle tanımlandığını gösterir. Bu durum, psikanalitik açıdan, süperegonun işlevsel değil çarpık biçimde gelişmesine neden olur. Dolayısıyla Çiçikov’un tüm yaşamı, sevgi eksikliğini başarıyla telafi etme ve babanın otoritesini taklit etme çabası olarak okunabilir.


2. Yöntem

Bu çalışma, nitel bir çözümleme yöntemi benimseyerek Ölü Canlar romanındaki baba-oğul ilişkisinin psikanalitik yorumuna odaklanmaktadır.

  • Metin, Freud’un (1923) yapısal kişilik kuramı,
  • Adler’in (1930) aşağılık duygusu ve telafi kavramı,
  • Lacan’ın (1957; 1977) “babanın adı” ve arzu teorisi,
  • Winnicott’un (1965) sahte benlik (false self) kavramı çerçevesinde çözümlenmiştir.

Kuramsal çerçeve, karakter çözümlemesini bireysel travma ve sembolik baba eksikliği bağlamında değerlendirmeye olanak sağlamıştır.


3. Bulgular

3.1. Freudcu Analiz: Süperegonun Çarpık Gelişimi

Freud’a göre süperego, çocuğun baba figürüyle özdeşleşmesiyle gelişir (Freud, 1923). Baba, çocuğa toplumsal yasayı ve ahlakı temsil eder. Ancak Çiçikov’un babası bu rolü üstlenmez; oğluna ahlaki yasaklar yerine çıkarcı bir yaşam ilkesi sunar. Bu durum, Freud’un tanımladığı “ahlaki süperego” yerine “pragmatik süperego”nun oluşumuna yol açar.

Çiçikov’un hırsı, dürüstlükten çok “kazanç” ilkesine dayanır. Marcuse’un (1955) Freudcu temelde belirttiği gibi, “libidinal enerjinin ekonomik başarıya yönlendirilmesi”, bastırılmış duygusal arzuların dışavurumudur. Böylece baba otoritesinin yerini para ve statü alır.


3.2. Adlerci Analiz: Aşağılık Duygusu ve Telafi Mekanizması

Adler’e göre birey, çocuklukta yaşadığı değersizlik duygusunu yaşam boyu telafi etmeye çalışır (Adler, 1930). Çiçikov’un babası, sevgi yerine öğüt veren, duygusal olarak uzak bir figürdür. Bu nedenle Çiçikov, içsel bir “eksiklik” hissiyle büyür.

Ölü köylüleri satın alması, sembolik olarak ölü baba sevgisini yeniden diriltme çabasıdır. Çiçikov’un ölü canlara yönelik takıntısı, aslında ölü bir duygusal bağın yeniden canlandırılmasıdır. Bu, Adler’in tanımladığı “aşağılık duygusunun telafisi”nin psikanalitik bir örneğidir.


3.3. Lacancı Analiz: Babanın Adı ve Arzunun Eksikliği

Lacan’a göre “Babanın Adı” (Nom du Père), çocuğu anneden ayıran, yasayı ve sembolik düzeni temsil eden unsurdur (Lacan, 1957). Çiçikov’un babası bu işlevi yerine getiremez; yasa ve otoriteyi temsil etmek yerine, bireysel çıkarı öne çıkarır.

Bu durumda çocuk, sembolik düzenle sağlıklı bir bağ kuramaz ve arzusu “eksik bir nesne” etrafında şekillenir (Lacan, 1977). Çiçikov’un “ölü canlar”a duyduğu saplantı, Lacan’ın objet petit a kavramına karşılık gelir; yani babanın onaylamadığı, ancak baba boşluğunu doldurmaya çalışan bir arzu nesnesidir (Žižek, 1992).


3.4. Winnicott’un Nesne İlişkileri Kuramı: Sahte Benlik (False Self)

Winnicott (1965), yeterince sevgi göstermeyen ebeveynlerin çocuklarında “sahte benlik” geliştiğini öne sürer. Çiçikov’un babası duygusal olarak mesafeli olduğu için, Çiçikov dış dünyanın beklentilerine uyan, yapay bir kimlik geliştirir. Toplumun gözünde saygın bir tüccar görünümündedir, ancak bu kimlik içsel boşluğu örten bir maskedir. Gerçek benliği ise sevgi yoksunluğu, korku ve onay arayışıyla doludur.


4. Tartışma ve Sonuç

Elde edilen bulgular, Çiçikov’un kişilik yapısının erken çocukluk döneminde yaşanan baba eksikliğiyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Freudcu açıdan ahlaki gelişim çarpık biçimde tamamlanmış, Adlerci açıdan aşağılık duygusu başarı hırsına dönüşmüş, Lacancı açıdan baba otoritesinin yokluğu arzu eksikliğine neden olmuş, Winnicott açısından ise sahte bir benlik yapısı oluşmuştur.

Dolayısıyla, Çiçikov’un yaşam felsefesi ve toplumsal konumu, babasının duygusal yokluğunun ve otorite eksikliğinin psikanalitik bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Gogol’ün bu karakteri, bireysel travma ile toplumsal yozlaşma arasındaki derin bağlantıyı sembolik biçimde gözler önüne serer.


Kaynakça

  • Adler, A. (1930). The Science of Living. London: Allen & Unwin.
  • Freud, S. (1923). The Ego and the Id. London: Hogarth Press.
  • Gogol, N. (1842). Мёртвые души (Ölü Canlar). Moskova: Tipografiya Departamenta Vnutrennikh Del.
  • Lacan, J. (1957). Écrits. Paris: Seuil.
  • Lacan, J. (1977). The Four Fundamental Concepts of Psychoanalysis. New York: Norton.
  • Marcuse, H. (1955). Eros and Civilization: A Philosophical Inquiry into Freud. Boston: Beacon Press.
  • Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. London: Hogarth Press.
  • Žižek, S. (1992). Looking Awry: An Introduction to Jacques Lacan through Popular Culture. Cambridge, MA: MIT Press.