Sinan – Abidin Dino

Tüm dünyada bir deha olarak kabul edilen ve eserleri hayranlık uyandıran Mimar Sinan’ın hayatı ve sanatı üzerine birçok kitap yazıldı bugüne kadar. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli ressam ve kültür adamlarından Abidin Dino?nun kaleme aldığı ?Sinan?, bunlar arasında önemli bir yer tutuyor. Kitap, aynı zamanda Dino?nun ressam olduğu kadar özgün bir yazar olduğunun da bir kanıtı.

okumak için tıklayınız

Paris Yaşamı – Emile Zola

Romanlarında toplum içinde saygın birer yere sahip olan burjuvaların maskelerini düşürerek bu ?namuslu insanlar?ın ikiyüzlülüğünü ortaya çıkaran Zola, daha ?Paris Yaşamı?nı yazmadan önce Le Figaro gazetesinde yayımladığı bir yazıda hayat kadınlığı kurumunun yaratıcısı olarak sistemi ve sistemin sefalete ittiği insanı gördüğünü yazar. Nana ve hastalıklı oğlu Louiset, toplumun yozlaşmasını temsil ederler. Nana genlerinde ayyaşlarla dolu

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Eğitim ve Öteki Türkler ? Mustafa Çapar

Mustafa Çapar’ın Türkiye?de Eğitim ve ?Öteki Türkler? adlı bu çalışması ?iki taraf? üzerine kurulmuştur: 1) öteki, 2) eğitim bağlamında bir grup vatandaşını bütün ?bizdenleştirme? ve Türkleştirme çabalarına karşın dışlayıcı söylem ve eylemleriyle ötekileştiren devlet ya da egemen ideoloji. Bir devlet ya da daha dar bir topluluk içinde ötekinin yaratılmasında bir çok etkenin rol oynadığı bilinmektedir.

okumak için tıklayınız

Gerçekten ve Yalancıktan (3.Kitap) – Brigitte Labbe, Michel Puech

Birileri bize sürekli olarak, “Doğru söylemelisin,” ya da “Yalan söylemek çok kötüdür,” der. Yalan söylediğimizde cezalandırılırız. Oysa, her şey bu kadar basit midir? Her şeyin bir gerçekten bir de yalancıktan tarafı yoktur. Hayatta “gerçekten”lerle “yalancıktan”lar çoğunlukla birbirine karışmış durumdadır. Yalancıktan olduğunu bile bile bir filmi seyrederken ağlayabiliriz. Bazen de, çok sevdiğimiz birini üzmemek için yalan

okumak için tıklayınız

Yaşam ve Ölüm Arasında – Emile Zola

Rougon – Macquart dizisinin 13. kitabı olan Tohum Yeşerince’de ya da 15. kitabı Toprak’ta Zola yaşamla şiddeti yanyana koymuştu, ancak bu romanda, sanki ayrı ayrı varolmayacak, bir bütünün iki yarısından söz eder gibi ele alır yaşam ve ölüm güdüsünü. Genel olarak Yaşam Ve Ölüm Arasında’yı tüm aşırılıkların bulunduğu bir roman olarak niteleyebiliriz: kıskançlık, şehvet, alkol,

okumak için tıklayınız

Bir Yılbaşı Öyküsü – Charles Dickens

Ebenezer cimri, huysuz ve bencil bir adamdı. Kimseyle arkadaşlık etmez, eğlencelere katılmaz, işinden başka bir şey düşünmezdi. Çok parası olduğu halde, kimseye yardım etmezdi. Dünya üzerinde, iyi kalpli yeğeninden başka seveni yoktu ama Ebenezer bunu da dert etmezdi. Hiç kimseye ihtiyacı olmadığını düşünürdü. Ancak Noel öncesi kapısını çalan bir ziyaretçi her şeyi değiştirdi. Aslında ziyaretçi

okumak için tıklayınız

Başarısız Kore, Başarılı Kapitalizm! – Osman Bulugil

2010 Dünya Kupası?nda Brezilya?ya karşı oynadığı futbolla bir anda dikkat çeken Kuzey Kore, basında ?Teknik direktörü inşaat işçisi yaptılar? başlığıyla karşımıza çıkıyor. Haber metninin teknik direktörün görevden alınması ve ceza verilmesini işleyen bir görüntüsünün yanı sıra alt metin olarak da birçok şey çıkarabiliriz. Aslında kapitalizmin futbol üzerinden de nasıl ideolojik saldırı yaptığını vurgulamak gerekiyor. Odaklandığımız

okumak için tıklayınız

Sınıfı ve Direnişi Anlatmak – Mediha Göbenli

İşçi edebiyatı, işçi yazarların ve sınıf duruşuna sahip işçi sınıfından yana olan yazarların ürettiği eserler olarak tanımlanmaktadır. İşçi edebiyatının tarihini, işçi sınıfının doğuşu ile başlatmak gerekir. İşçi sınıfını doğuşu ise, sanayi devrimiyle başlamıştır. Avrupa?da kapitalizm, 18. yüzyılın sonunda İngiltere?de yaşanan sanayi devriminden, Fransa?da ise 1789 burjuva devriminden sonra doğmuştur. İşçi sınıfının doğuşu, kadın ve çocuk

okumak için tıklayınız

Mum Hala I ? II ? Aziz Nesin

( * ) Bir süredir güncelere sardırdım. Neden? Çok parçalı zamanlarda bile okumaya en elverişli tür olduğundan mı? Bir otobüste, dolmuşta, gün içinde birdenbire karşınıza çıkan işe yaramaz bir zaman aralığında yanınızda bir günce var, kafanızda ise okumaya engel bir konu yoksa, günceyi okumaya başlayabilirsiniz. Nasıl olsa en çok üç sayfa sonra yeni bir tarih

okumak için tıklayınız

Sarı İt – Reşat Enis

Sarı İt, edebiyatımızın ilk işçi romanlarındandır. İşçi sınıfının toplumsal hayata ağırlığını koyduğu, grevlerin filizlenip serpildiği bir dönemi, 1960’lar Türkiyesini konu alır. İşçilerin, yaşadığı semtler, aile ilişkileri, günlük yaşayışları, aşkları.. canlı, çarpıcı diyaloglarla örülü akıcı bir dille tasvir edilir. Sarı İt, işçi sınıfının hayat koşullarını belgelemekle kalmaz, 1960’ların genel ortamını, egemen sınıfların ve iktidarın politikalarını da

okumak için tıklayınız

Lenin’in Düşüncesi / Devrimin Güncelliği – Georg Lukacs

Leninizm, şematik ve mekanik olmayan, salt pratiğe yönelen somut düşüncenin daha önce erişilmemiş bir evresi anlamına gelmektedir. Leninistlerin görevi bunu sürdürmektir. Ama tarihsel süreç içinde, yalnızca canlı olarak gelişen şey sürdürülebilir. Ve Leninist geleneğin bu şekilde korunması bugün, proletaryanın sınıf mücadelesinde bir silah olarak diyalektik yönteme cidden inanan herkesin en soylu

okumak için tıklayınız

Bıldırcın ve Sonbahar ? Necib Mahfuz

Mısırlı yazar Necip Mahfuz (1912 – 2006) romanlarında, hızlı ve sürekli bir değişim süreci içerisindeki devrim sonrası Mısır hakkında gözlem ve düşüncelerini dile getirmiştir. Mahfuz, Mısır?da 1952?de yaşanan askeri darbenin ardından şekillenen Orta Doğu?nun modern yaşamını, evrensel bir vizyonla ve zengin bir anlatımla aktarmayı başarmış bir yazardır. Bıldırcın ve Sonbahar?da devrim sonrası temizlik döneminin kurbanlarından,

okumak için tıklayınız

Radyo Oyunları ? Ingeborg Bachmann

Avusturyalı yazar ve şair Ingeborg Bachmann ‘Radyo Oyunları’nda, ‘Bir Düş Alışverişi’, ‘Ağustosböcekleri’ ve ‘Manhattan’ın İyi Tanrısı’ adlı oyunlarını bir araya getiriyor. Bachmann’ın şiirlerinde, öykülerinde, yazınsal denemelerinde odak noktası olarak seçtiği konular ve sorgulamalar, radyo oyunlarında da egemen. Şiir dilini radyo oyunlarına başarıyla taşıyan Bachmann, ‘Bir Düş Alışverişi’nde, sıradan yaşamların dışına çıkabilmek için düşler kurmakta cömert

okumak için tıklayınız

Tarihsel Roman – Georg Lukács

( * ) Marksist estetik kuramcısı Georg Lukács?ın en önemli eserlerinden Tarihsel Roman, yazılmasının üzerinden yetmiş yılı aşkın bir süre geçtikten sonra nihayet Türkçeleştirildi. Lucas?ın 1936-1937 yıllarında kaleme aldığı bu kapsamlı incelemesi -kendi ifadesiyle denemesi- ilk yayımlanma tarihine bakıldığında, günümüz edebiyat anlayışının çok gerisinde kaldığı düşünülebilir. Aradan geçen yıllarda kuşkusuz hem çok farklı tarihsel romanlar

okumak için tıklayınız

Estetik 3 – Georg Lukacs

Lukas’ın “Estetik” adlı yapıtının üçüncü cildi, genel anlamda estetiğin genel bir kategorisi olarak katharsis’e ayrılmıştır. Burada önce, kendi için varlık niteliğiyle sanat yapıtı (sanat yapıtının biriciklik niteliği, öyle-oluş konumu vb) irdelendikten sonra, estetik mimesis’in uç sorunları ele alınmaktadır. Bu sorunlar müzik ve hoşa giden’in sorunlar çevresi olmak üzere iki bölümde incelenmektedir. Müzik, tarihsel gelişme süreci

okumak için tıklayınız

Estetik 2 – Georg Lukacs

Georg Lukacs, “Estetik” adlı dört ciltlik büyük yapıtının bu ikinci cildinde, mimesis’in çeşitli sorunlarını irdelemeyi sürdürmekte, sanat yapıtı ve sanatçı kavramlarına değişik açılardan somut biçimde yaklaşmaktadır. Günlük yaşamdan alanın kesitlerin nasıl sanatsal düzeyde işlendiği, bu işlemden sonra yine günlük yaşam akaşına bırakılan yapıtın yaşamı neden ve nasıl zenginleştiridği ve değiştirdiği, günlük insan’ın nesnelleşmeye yönelik inan’a

okumak için tıklayınız

July’ın İnsanları – Nadine Gordimer

( * ) Çok temalı bir kitap July?ın İnsanları. ?Çok temalı?, zira anlatım boyunca açılan kanallardan oluşan yan temalarla okuyucunun anlam önceliklerine de olanak tanıyor. Güney Afrikalı yazar Nadine Gordimer, July?ın İnsanları?nda, iki toplumun insanlarını, yani, Güney Afrikalı siyahlarla, Avrupalı beyazları yan yana getirmiş. İki unsurun mekânsal yakınlıkları ?misyoner beyazlar?ın Afrika?daki varlıkları göz önüne getirildiğinde,

okumak için tıklayınız

Yersiz Yurtsuz Filozof – Kaya Genç

Eğer Jack London yaşamamış olsaydı birinin onu icat etmesi gerekecekti. Batı kültürlerinde gerçekleşen yoğun bir tartışma, London?ın 40 yıllık yaşantısının tam ortasından geçiyordu. Bir yandan Darwin?in biyolojik söylemini oluşturduğu ?hayatta kalış? felsefesi Avrupa?da gittikçe yayılıyordu. Bir yandan da Nietzsche?nin Übermensch (Üstüninsan) ve ?efendi-köle ahlakı? kavramı çerçevesinde ilerleyen siyasi bir tartışma vardı. Ve bunlarla bağlantılı olarak

okumak için tıklayınız

Marcos?la On Gün / Adları ve Yüzleri Olmayanlar ? Metin Yeğin

??Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur???(Subcomandante Marcos) Bu topraklarda bir milyon yerli halk yaşıyor ve ladino (beyaz) ve mestizo’larla (melez) beraber bir kabusu paylaşıyor: ‘İki dünyanın buluşmasından’ 500 yıl

okumak için tıklayınız

Dünya?nın Evrimi ? Anna Hatzimanoli

Büyülü doğasını ve tüm güzelliklerini korumak için, dünyamızın değerini anlamamız ve her şeyden önce onu tanımamız gerekir. Haydi o zaman, evimizi, Dünya gezegenini, uçsuz bucaksız Evren’in içindeki bu küçücük noktacığı tanıyalım! İşte bu amaçla, siz çocuklara Dinozor Çocuk olarak Zincir Dizisi’ni yayımlıyoruz. Deneyler, karşılaştırmalı tablolar, on dakikalık bir piyes, aklınıza takılabilecek sorular ve sözlük bölümüyle

okumak için tıklayınız