Freud’dan Lacan’a Psikanaliz – Saffet Murat Tura

Freud’dan Lacan’a uzanan, yeni buluşlarla, tartışmalarla dolu uzun yol boyunca psikanaliz hem dönüşmüş, hem de insanı açıklamak bakımından beşeri bilimleri etkileyecek çeşitli imkânlara sahip olduğunu göstermiştir. Saffet Murat Tura’nın bu klasikleşmiş kitabı bir yandan dikkatimizi bu imkânlara çekip irdelerken bir yandan da Freud’un kavramlarının ve psikanalizin Lacan’ın elinde kazandığı yorumu açıklamaya, anlamlandırmaya çalışıyor. Psikanalizin epistemolojik

okumak için tıklayınız

Siyaset ve Dinin Gösterisi / Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine – Ebru Thwaites Diken

Günümüz Türkiye sinemasından altı film: Gnostisizmin kefaretçi, mesihçi ve devrimci yönlerine olumlayıcı yaklaşan bir masal üzerine kurulmuş Ulak, din ile ekonomi arasındaki ilişkiyi tartışma fırsatı sunan Takva, din görevlisi başkahramanı Selman Bulut’un Karaköy’deki merkez camisinde işlenen bir cinayeti soruşturduğu İtirazım Var!, heterodoks İslam ve sosyalist düşünce arasındaki paralellikleri konu edinen İftarlık Gazoz, İslam’ın modernlikle bağdaşabilirliği

okumak için tıklayınız

Türkiye İşçi Partisi Radyoda – Proletaryanın Büyülü Kutusu

13 Şubat 1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi, Türkiye siyasal tarihinin en önemli olaylarından biridir. TİP’in gelişip güçlenmesinde parti sözcülerinin efsanevi radyo konuşmalarının çok önemli bir yeri vardır. Türkiye proletaryasının sözcüleri, 1961-1971 döneminde, bambaşka bir dile, bambaşka bir seslenişe ve bambaşka bir içeriğe sahip konuşmalarıyla o zamana kadar devletin ağzı olan radyoyu ‘proletaryanın büyülü kutusu’na çevirmişlerdi.

okumak için tıklayınız

Susuz Yaz – Necati Cumalı

Susuz Yaz, Necati Cumalı’nın, öykülerden oluşan, adını da içindeki bir öyküden alan kitabıdır. Yazar, avukatlık yaptığı yıllarda, hem memleketi olması hem de yaşamının önemli bir kısmını orada geçirmesi nedeniyle, İzmir’in Seferihisar ve Urla ilçelerine bağlı köylere ait deneyim ve izlenimlerini sunar bu kitapta. Yazılanlar her ne kadar kurgu olsa da, öykülerdeki isimler değiştirilmiş olsa da,

okumak için tıklayınız

Avuçlamalı Özgürlüğü – Nejdet Evren

Neşeli şarkılar söylemek isterdim hurcumda hüzün birikmeseydi; lakin, koynumda büyüdü geceleri ve bir yanım kaldı  üryan!   Tutsak güvercin midir yalnız tel-örgülerden ötelere bakan; örgüsü var mıdır zindanların nerede başlar  sınırı ve biter mi?   Gün gelir uçar ötesine duvarın ki, aşılmadık olanı yok! Zindanda bağıra çağıra bir bahar doğar, “düş dediğin aslında ————yolun yarısı”(1)

okumak için tıklayınız

Edebiyatla Bilimi Anlatmak – Kadir Can Aydemir

Edebiyat, üç önemli yaratıcı düşünce tarzı olan sanat, bilim ve felsefeden tabii ki sanat dalına girer. Sanat; estetik olana, “güzel” olana yönelen eserler bütünü iken; edebiyat ise olay, düşünce ya da duyguların dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade edilme biçimidir. Bilim… Bilim ise apayrı bir kulvarda at koşturur. Bilimi, evrendeki her şeyi sistematik biçimde

okumak için tıklayınız

Göklerden Gelen Umut – Döngü Bir insanlık Üçlemesi – Kemal Sinan Özmen

Kemal Hoca, Gazi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nde Uygulamalı Dilbilim ve Öğretmen Eğitimi profesörüdür. Kendisiyle tanışmamız, Bilim ve Gelecek dergisi sayesinde oldu. Aynı sayfada ikimizin de kitaplarının tanıtımı yapılmıştı. Bilgi Yayınları’ndan çıkmış olan “Göklerden Gelen Umut” adlı kitabının ilgimi çekmesi çok da zor olmadı. Çünkü yerli bilim-kurgu kitaplarının sayısı, o kadar da fazla değil ne

okumak için tıklayınız

Yabancılaşmaya Karşı Özgürlük – Nejdet Evren

Arzu etmek/istemek çeşitli nedenlere dayalı olabilir. Biyolojik nedenler ile sosyolojik nedenler arasında kapanmaz bir fark vardır. Her ikisinin de ortak noktası ise, varlığına ihtiyaç duyulan bir eksikliğin hissiyatıdır. Bu nedenle arzu edilen/istenen şey her daim eksikliği duyumsanan/hissedilen varlıktır. Eksikliğin kendine dair hissin bağlandığı arzu ise her ikisinden farklı olarak yoksunluk/doyamama hissine denk düşer; yeterli olana

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath: Ariel (Ses Kaydı, 1962) | Türkçe Altyazılı

Ariel, Sylvia Plath’ın şiirinin ikinci kitabı idi. Başlangıçta intihar nedeniyle ölümünden iki yıl sonra 1965’te yayınlandı. Ariel’in 1965 baskısında serbest akan görüntüleri ve karakteristik olarak tehdit eden psişik manzaraları ile şiirler, Plath’un önceki Colossus şiirlerinden dramatik bir dönüş yaptı.

okumak için tıklayınız

Bertolt Brecht Yargılanıyor! (1947) | Türkçe Altyazılı

1938’de kurulan Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (House Un-American Activities Committee), 1975’te Temsilciler Meclisi tarafından lağvedilinceye dek faşist veya komünist bağları olduğundan şüphe duyduğu sivilleri, kamu çalışanlarını ve kurumları ihanet ve yıkıcı faaliyetlerde bulunma suçlamalarıyla yargılamıştır. Komitenin yürüttüğü soruşturmalarda pek çok sanatçı ve düşünür yargılanmış, Hollywood özelinde bir kara liste bile yayınlamıştır. Nazi rejimi karşıtı

okumak için tıklayınız

Sait Faik: “Yazmasam deli olacaktım” – B. Sadık Albayrak

“Yazmasam deli olacaktım”; Sait Faik’in bu sözünü hepimiz biliriz de, hangi öyküsünde, neyi anlatmak için yazdığını çoğumuz bilmeyiz. Bağlamından kopartılmış bu söz pek hoşumuza gider. Bir yazarın işi yazmak olduğuna göre, yazmasa deli olması, işini tutkuyla yapan bir yazar için en olağan söz olsa gerektir deyip geçeriz. Bana öyle geliyor ki “yazmasam deli olacaktım” sözü

okumak için tıklayınız

“Bir Gün Tek Başına” üzerine – Kadir Can Aydemir

Yaklaşık beş yıl kadar önce okumuştum, bir daha okudum. Konusunun önemli bir kısmını unutmuşum. Daha çok “Baba” aklımda kalmış. Kitabın konusu kısaca şöyle: Eskiden devrimcilik yapmış bir adamın (Kenan), polis karşısında çözülmesi sonrası, yıllar sonrasında yaşadığı iç çelişkilerini ve buna paralel olarak sisteme/evliliğine tutunamamasını izliyoruz. İkinci karakterimiz ise (belki de başkarakterimizdir budur!) Günsel adında bir

okumak için tıklayınız

Yapay Zeka Bilge İle Bilime Yolculuk / Bilim ve İnsan Üzerine Bir Roman – Kadir Can Aydemir

Fen bilgisi ve bilim ne demektir? Bilimsel gelişim nasıl sağlanmıştır? Evren nasıl oluştu? Ya Dünya? Yaşamın kökeni nedir? Canlılık oluşumu ve evrim hangi biçimde anlam kazanır? İnsanın oluşumuna giden süreç nasıl gerçekleşmiştir? Dikkat, bahsedilen konuları, salt bilim diliyle işlemeyecek, roman kurgusu içinde anlatacağız. Zira fen bilgisi öğretmeni olan kitabın yazarı, Yapay Zekâ Bilge programını yaratmada

okumak için tıklayınız

“Farklı Coğrafyalarda Üretenler” hakkında – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın bir dizi söyleşiyi bir araya getirdiği “Farklı Coğrafyalarda Üretenler” adlı kitabının arka kapağında “Anlatılan hepimizin hikayesi.” diyor Prof. Dr. Yüksel Akkaya. Bu kitapta zorunlu ya da isteğe bağlı olarak Türkiye’den yurt dışına çıkmış ve şimdi Avustralya, Fransa, Almanya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, Norveç ve Rusya’da yaşayan yirmi şair-yazar, ressam, müzisyen, gazeteci, eğitimci

okumak için tıklayınız

Öğrenmenin Coğrafyası: Batılılar Ağaçları Hatırlarken, Doğulular Neden Ormanı Hatırlar?

Farklı kültürel birikimlerden gelen insanlar farklı mı düşünür? Farklı düşündükleri kanısı (kültürel görelilik) on yıllardır tabuydu. Bazı bilim insanlarına göre farklı insan gruplarının farklı düşünüp düşünmediğini gündeme getirmek bile ırkçıdır. Diğerleri, kültürel göreliliğin kuramsal olarak kalıplaşmış bir yanlış olduğunu ileri sürüyor. İnsan zihninin temel işleyişleri evrenseldir, değil mi? Kültürün düşünceyi nasıl şekillendirdiğini merak eden bilim

okumak için tıklayınız

Galileo Galilei Kimdir? Ne Yapmıştır? Kendi Ağzından Yaşam Öyküsü

Adım Galileo Galilei… 78 yaşındayım… Yaşlandım artık… 1642’ye kadar yaşayacağımı hiç tahmin etmezdim.. Ancak ölüme çok yaklaştığımı, yürümeye mecali kalmamış dizlerim, tam göremeyen gözlerim, titreyen ellerim ve eskisi kadar kıvrak çalışamayan belleğim her gün hatırlatıyor bana. Olsun… Ölüm de doğum gibi yaşamın gerçeği. Eğer siz benim hikayemi sahiplenirseniz, merak ve kuşkunun gerçeği aramaktaki önemini yeterince

okumak için tıklayınız

Nikos Kazancakis’in “Zorba” romanına dair – Onur Taşdemir

1883 Girit doğumlu Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının en çok yabancı dile çevrilen, en prestijli yazarlarından biridir. (Bu arada Laos’taki bir havalimanının kitapçısında bile bulabileceğiniz en iyilerinden olmasa da en prestijli Türk yazarının Orhan Pamuk olduğunu anımsatalım) Kazancakis’in ömrü isyanlar ve savaşlarla geçmiştir. Ancak bu korkutucu yaşam ikliminde eğitimine asla ara vermemiş ve hukuk öğrenimini

okumak için tıklayınız

“Konya’da Kürt mü Var?” / Orta Anadolu Kürtleri ve Kürtlerin Siyasallaşması – Hacı Çevik

Konya’da Kürt mü var?” sorusu, Orta Anadolu taşrasındaki Kürt nüfusuna dair bilgisizliğin günlük dildeki ifadesi. Oysa Ankara, Konya, Kırşehir, Çankırı, Aksaray, Yozgat, Çorum, Amasya, Niğde ve Tokat’ın kimi ilçelerinde, kimisi 15. yüzyıla kadar uzanan zamanlardan beri yerleşikleşmiş Kürt toplulukları yaşıyor. Hacı Çevik “Konya’da Kürt mü Var?”da kademe kademe göçlerle oluşan Orta Anadolu Kürt topluluklarının toplumsal

okumak için tıklayınız