Çocuklar İçin Temel Bağlama Eğitimi – Erdal Erzincan

Erdal Erzincan, yeni çıkardığı ‘Çocuklar için Temel Bağlama Eğitimi’ kitabının önsözünde öğretmenlere, öğrencilere ve velilere seslendi: “Ağaç yaşken eğilir”, “Demir tavında dövülür” Kuşkusuz hepimizin aşina olduğu yukarıdaki atasözleri verimli bir eğitimin güçlü birer formülüdür aynı zamanda. Zira bu formülün geçerliliği çağlar boyunca sayısız deneyimlemeler neticesinde ortaya konulmuştur. Mesleğinde yetkin, farklı alanlardaki nice usta bu formülden

okumak için tıklayınız

Faşist Kimdir? Emilio Gentile

“Faşizme dönüş, Umberto Eco’nun ‘Ebedi Faşizm’ başlıklı makalesiyle, büyük bir sükseyle yeniden tedavüle girdi. Bu makalenin okunma biçimi, yazarın, ‘ebedi faşizm en masum kisvelere bürünerek geri dönebilir’ ve ‘görevimizin onun maskesini düşürmek ve dünyanın her yerinde her gün ortaya çıkan yeni biçimlerinden her birine dikkat çekmek’ uyarısını yaparken söylediklerinin tam tersi etkiler yaratabilir diye düşünüyorum.”

okumak için tıklayınız

Bizans’ın Fethi – Stefan Zweig

Tehlikeyi Görme 5 Şubat 1451 günü Edirne’den yola çıkan bir ulak, Sultan Murat’ın en büyük oğlu 21 yaşındaki Manisa Sancak Beyi Mehmet’e, babasının ölüm haberini getiriyor. Zeki olduğu kadar da hırslı olan bu genç şehzade, vezirlerine ve danışmanlarına duyurmadan hemen en iyi atlarından birine atlıyor ve kamçıyı bastığı gibi, bu safkan atı yüz yirmi mil

okumak için tıklayınız

Kaygı ve umut üzerine bir eser: Empedokles’in Dostları

Atlas Okyanusu kıyısındaki küçük Antioche adasının yalnızca iki sakini vardır: Orta yaşın verdiği olgunlukla sesiz bir hayat sürmek isteyen Alec ile yazdığı ilk romanının yakaladığı başarı sonrası her şeyi arkada bırakan esrarengiz Eve. Birbirlerinden uzakta kırılgan yalnızlıklarının tadını çıkaran bu insanların yolu bir gün elektriğin, telefonların, televizyon yayınlarının, internetin, kısacası her tür iletişim aracının etkisiz

okumak için tıklayınız

İnsanın var oluş nedenini sorgulayan “Tatar Çölü” – Sadık Güvenç

Bir insanın en büyük beklentisi çıkması olası bir savaşta yararlılık göstererek “şan” kazanmak olabilir mi? Siz bir savaş karşıtı, barış yanlısı bir okuyucu iseniz ömrünü bu savaşa adamış birinin serencamını merak eder misiniz? Aynı işte yaşlanmak mı iş ve çevre değiştirerek yaşlanmak mı doğrudur? İtalyan yazar Dino Buzzati’nin 1940 yılında yayımlanan ve 1949 yılında Fransızca

okumak için tıklayınız

“İzlerin Peşinden” Şiir Koşmak – Müslüm Kabadayı

İnsan beynini hayvan beyinlerinden ayıran birinci özellik, yavaş ama daha çok sayıda nöron üreterek büyümek ve dil-düşünce bağlantısını sürekli geliştirmek denilebilir. Şiir, insanın bu niteliğinin bir iz-lek ve imgelem oluşturmasının dil inceliğidir. Her insan bu inceliği yaşamının akışında bir biçimiyle (sözle, yazıyla, duruşu ve vuruşuyla) dışa vurur. Ancak şair, bu inceliğin atardamarıdır. Her yerde ve

okumak için tıklayınız

“Kürtler Aslında…” Uç Sağın Kürtlere Bakışı – Bayram Koca

“Uç sağ Kürt meselesini müstakil bir şekilde ele almak yerine komünizmle ilişkili, ‘komünist Kürtçülük’ olarak değerlendirmiş ve komünistlerin Türkiye’deki emellerine ulaşmak için Kürt meselesini ‘araç’ olarak kullandığını iddia etmiştir. ‘Komünist Kürtçülük’te vurgu daha çok ‘komünistlik’te olmuş, böylece Kürt meselesi ‘antikomünizm politikaları’ çerçevesinde çözülmeye çalışılmış ve bunda da devletle işbirliği içerisinde olunmuştur.” Türkiye’nin en temel demokrasi

okumak için tıklayınız

Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı – Lev Vigotski

Gelişim psikolojisi, çocukların ve ergenlerin psikolojik gelişimi, dil gelişimi, bilişsel gelişim gibi alanlarda yaptığı çalışmalarla tanınan Sovyet psikolog Lev Vigotski’nin temel yapıtlarından birini okurlarla buluşturuyoruz. Vigotski’nin bu kitabı, diğer eserlerinden bir miktar ayrılıp yöntem tartışmalarına odaklandığı, denebilirse diğer çalışmalarının altyapısını inşa etmeye çalıştığı, bunları yaparken de psikoloji dünyasında 20. yüzyıl başında yaşanan krizi ele aldığı

okumak için tıklayınız

Küresel İktisadi Tarihçe, 1980-2009 – Oktar Türel

Elinizdeki kitap, küresel iktisadın neoliberal ideoloji güdümünde geçen 1980-2009 dönemini betimlemek ve irdelemek amacı ile yazılmış olup, giriş ve sonuç bölümleri dışında, başlıca üç kısımdan oluşmaktadır. Bu üç kısımda, anılan dönemdeki küresel iktisadi yönetişim mekanizması, uygulanan belli başlı iktisat politikaları ve dönemin iktisadi başarımı sırayla incelenmiştir. Birinci kısmın ilk bölümünde neoliberalizmin gelişmiş ve gelişmekte olan

okumak için tıklayınız

Borçlandırma Siyaseti / Türkiye’de Finansal İçerilme – Ali Rıza Güngen

Neden Türkiye’de finans sistemi, herkese birden fazla kredi kartı vermek, borç ve kredi temin etmek için adeta çırpınıyor Türkiye, nasıl ve niçin bir “krediye hücum” diyarına, bir “borçlu devletine” ve borçlular ülkesine dönüştü? Ali Rıza Güngen, bu basit soruların cevabını hem ayrıntılı verilerle, hem derinlemesine bir analizle, gayet de yalın bir şekilde ortaya koyuyor. 2001

okumak için tıklayınız

Kavuran Soğuk – Wolfgang Schorlau

Afganistan’daki “terörle savaş”tan dönen bir Alman askeri, ağır travmalarıyla, tehlikeli işlere girmiş olabilir mi? Schorlau’dan yine cesur bir siyasî polisiye. Alman ordusunun Afganistan’daki “görevinden” dönüşte travma sonrası dağınıklık yaşayan, öfke nöbetleriyle saldırganlaşan, psikiyatrik tedavi gören bir gedikli başçavuş, ortadan kayboluvermiştir. Askerin karısı, özel dedektif Georg Dengler’den yardım ister. Başçavuşun polisçe de arandığı ortaya çıkar. Buna

okumak için tıklayınız

Münih Komplosu – Wolfgang Schorlau / bir “derin devlet” romanı.

Günümüz siyasi polisiye edebiyatının cesur ve gerçekçi yazarı Wolfgang Schorlau’dan yine sarsıcı bir “derin devlet” romanı. Hikâye tamamen gerçek bir olaya dayanıyor: 1980’de, Münih’te, geleneksel Ekim Festivali’nde, kalabalığın ortasında bir bomba patlamış, 13 kişi ölmüş, iki yüzden fazlası yaralanmıştı. Saldırıyı düzenleyen bir neonazi idi. Resmî soruşturma, bunun “münferit” bir terör eylemi olduğu hükmüne vardı. Acaba

okumak için tıklayınız

Koruyan El – Wolfgang Schorlau ‘Dikkat, devlete olan güveninizi sarsabilir!’”

Siyasî polisiye ustası Schorlau, bu defa, Almanya devletinin gizli servisleri ve neonaziler arasındaki “derin” ilişkilere dair ürpertici şüphelerin izini sürüyor. Almanya’da 2000-2006 yılları arasında biri Yunanistan, sekizi Türkiye kökenli dokuz göçmen öldürüldü. Bu cinayet serisi, medyada uzun süre Türkiyeliler arası mafyavari işlere bağlanarak “döner cinayetleri” diye magazinleştirildi. Bu cinayetlerin failleri 2007’de bir de polis öldürdüler.

okumak için tıklayınız

Büyük Plan – Wolfgang Schorlau

Çok zengin siyasi, toplumsal ve tarihî arka plan bilgisini hikâyelerine yedirerek siyasi polisiyeyi “iyice siyasileştiren” Schorlau, bu defa Yunanistan iktisadi krizini konu ediyor. Özel dedektif Georg Dengler’in bu defaki vakası, Avrupa Birliği’nin iktisadi krizdeki Yunanistan’a son derece ağır şartlar dayatan bürokrasisi içinde yer alan bir memurenin esrarengiz biçimde kaybolması. Dedektifimiz, Almanya’daki ve Yunanistan’daki araştırmalarında, görünürdeki

okumak için tıklayınız

Mavi Liste / Dengler’in İlk Vakası – Wolfgang Schorlau

Devlet, büyük sermaye, gizli servisler ve onların düzen karşıtı silahlı örgütleri bile manipüle edebilen komploları hakkında, ürkütücü biçimde gerçekçi bir siyasi polisiye. Polislikten ve eşinden ayrılmış, başka bir şehre taşınmış, ufak ufak özel dedektifliğe soyunan bir yalnız adam… Demokratik Almanya’nın sanayisini özelleştirirken “kamu yararı” gözeten bir devlet kurumu ve bürokratlar… Özelleştirmenin bu “sosyal adaletçi” biçiminden

okumak için tıklayınız

Zadig ya da Yazgı – Voltaire (François Marie Arouet)

1747’de yazdığı Zadig, Voltaire’in ilk felsefi romanıdır. Kitabın ikinci başlığı Yazgı olmakla birlikte, boş inançların, insani zaafların ve bunların sonucu olan ahmaklıkların eğlendirici bir yergisi olan anlatı, bu ahlaki yaklaşımın ötesinde Leibniz’in felsefesini de eleştirmekte, “önceden kurulu uyum” ve “Tanrısal inayet” anlayışının karşısına, rastlantıların belirsizliğini ve yine Leibnizci bir kavram olan insanın “yeterli neden” ilkesi

okumak için tıklayınız

Yerin Dibinden Geliyorum – Ayşe Özlem İnci

“Kendimizi neremizden çekersek kurtulacağımızı bilmediğimiz insanların, dayanılması zor bir ritimle bizleri sarsmalarına müsaade eder, eş-yaratıcısı olduğumuz bu sarsak iskeletle dengede kalmaya çalışır ve hayatımıza kıytırık telaşlardan ziller takarız. Bu ziller her sarsıntıda çalar ve böylece ne kadar zor durumda olduğumuzu başkaları da duysun diye can atarız.” Dağ başında, akıl hastanesinin soğuk taşlarının üzerinde, evlerin sıcak

okumak için tıklayınız

Talat Paşa / İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı – Hans-Lukas Kieser

Hans-Lukas Kieser, Talat Paşa, İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı’nda, etno-milliyetçilik ve siyasal İslâmla güç kazanan, radikal “çözüm”lere ve şiddete açık bir adamın dönemini anlatıyor. 1908 Jön Türk Devrimi’ndeki rolünden, sürgüne ve orada öldürülmesine kadar uzanan bir aralıkta hayatını ele alıyor, Talat’ın önceden fark edilmemiş gücüyle imparatorluğun fiili lideri olma yolunu izliyor. Savaş dönemi İstanbulu’nu yansıtmanın

okumak için tıklayınız

Rakamlar ve Erik Ağacı – Murat Celep

Rakamlar kılıktan kılığa girmeyi severler. Bu kitapta da farklı kılıklara girerek bize mahalledeki erik ağacının hikâyesini anlatıyorlar. Her sabah odasının penceresinden karşıdaki erik ağacına bakan Ece’nin, parkta arkadaşlarıyla maç yapan Cem’in, erik yaprağı yemeyi her şeyden çok seven Tırtıl’ın maceralarını da unutmadan… Benzersiz, ilginç, eğlenceli… Rakamlar ve Erik Ağacı, çocukların konsantrasyon ve algı yeteneklerini geliştirirken

okumak için tıklayınız

Ivanhoe – Walter Scott

Tarihî romanın mucidi Walter Scott, Ivanhoe’da Norman İstilası sonrası İngiltere’de yaşanan büyük çalkantıları anlatıyor. Norman İstilası’ndan sonra İngiltere, tahtta hak iddia eden prensler, baronlar ve onların emrindeki şövalyeler arasındaki muharebelere sahne olur ve Sakson-Norman çatışması tarihin seyrini değiştirecek sonuçlara gebedir. Sakson şövalyesi Wilfred Ivanhoe, bir yandan düşmanlarıyla dövüşürken öte yandan esir düşen genç ve güzel

okumak için tıklayınız