“Schrödinger’in Otistik Kedisi”

Geniş Özet:

Yayımlanma ve Güncelleme: 25 Mayıs 2021
Yazar: Dr. Natalie Engelbrecht 
Ana Tema: Yazar, otizm şüphesiyle yaşadığı belirsizlik ve planlama yolculuğunu, kuantum fiziğindeki “Schrödinger’in Kedisi” düşünce deneyine benzeterek anlatıyor. Hayat boyu “farklı” hissetme, sosyal uyum çabaları, kendini kabul süreci ve otizmle ilgili şüphelerini keşfetme hikayesini paylaşıyor.


Bölüm Bazında Geniş Özet

  1. Schrödinger’in Yavru Kedisi: Ailenin Tuhaf Çocuğu Olarak Büyüdüğüm İlk Yıllarım
    • Ne Diyor? Yazar, çocukluğunda sosyal ortamlarda uyum sağlayamadı; seçici davranışları, hassasiyetleri (ör. belirli şeylerden nefret etme) ve açık sözlülüğü nedeniyle “tuhaf” ya da “kaba” bulundu. Şakaları anlamakta zorlandı, el yazısı ve koordinasyonu zayıftı. Ailesi ve akranları, onda bir “sorun” olduğunu ima etti.
    • Çabalar: Yazar, kendini “düzeltmek” için yıllarca çalıştı: şakaları ezberledi, konuşmasını kontrol etti, yürümeyi ve vücut dilini öğrenmeye çalıştı, hatta anatomi ve etkileşim dersleri aldı. Ancak bu çabalar başarısız oldu ve çevresindekiler ona “kırık” gibi davrandı.
    • Dönüm Noktası: Yıllar süren yorgunluktan sonra uyum sağlamayı bıraktı ve “nerd” yanını kucakladı. Otistik arkadaşlar edindi, ama o dönemde bunu otizmle bağdaştırmadı.
  2. Kabul ve Kendini Anlamaya Doğru Büyümek
    • Ne Diyor? Kendini kabul, ani bir aydınlanma değil, yavaş ve aşamalı bir süreçti. Yazar, bazı farklılıklarını (ör. takım sporlarına yatkın olmama) erken yaşta kabul etti; bu, rahatlama getirdi ve diğer farklılıklarını kucaklama tohumlarını ekti.
    • Devam Eden Çabalar: Hala konuşma, okuma, moda ve sosyal uyum için çalıştı; terapiye gitti. Ancak değişim yavaştı. Yıllar sonra, özellikle kadınlarda otizmin farklı göründüğünü öğrendi ve bu, kendi deneyimlerine uyuyordu.
    • Şüphe ve Araştırma: Otizm şüphesini gizli tuttu, kendini değerlendirme testleri yaptı, otistik bireylerle konuştu ve kendi kendine teşhisin otistik toplulukta kabul gördüğünü fark etti.
  3. Ben Gerçekten Kutudaki Bir Kedi miyim?
    • Ne Diyor? Yazar, otistik olup olmadığı konusunda belirsizlik yaşıyor; hem otistik olduğuna hem de olmadığına inanıyor, tıpkı Schrödinger’in Kedisi gibi (kutuda aynı anda hem canlı hem ölü).
    • Sorular ve Korkular: Eğer otistikse, yıllarca “düzeltmeye” çalıştığı hayatıyla nasıl ilerleyecek? Bu bilgiyi kiminle paylaşmalı? Otistik değilse, neden bu kadar uyumsuz ve neden arkadaşlarının çoğu otistik?
    • Çözüm Arayışı: Her iki durumda da kendini kabul etmenin önemli olduğunu düşünüyor. Otistik ya da değil, “kırık” olmadığını, sadece farklı olduğunu anlamaya çalışıyor.
  4. Etiket
    • Ne Diyor? Yazar, belirsizlikten kurtulmak için “kutuyu açmaya” karar veriyor. Kendi kendine teşhis ve şüpheler, onu tam ikna etmiyor. Eski inançlarından vazgeçemiyor, ama bu ikili gerçeklikte (otistik hem var hem yok) sıkışıp kalmak istemiyor.
    • Karar: Gerçek bir insan olarak, bu belirsizliği sona erdirmek ve gerçek benliğini ortaya çıkarmak istiyor; “kırık” değil, sadece tanınmamış ve kabul edilmemiş bir halde olduğunu fark ediyor.
  5. Sorumluluk Reddi
    • Ne Diyor? Yazar, bu yazının kişisel bir yolculuk olduğunu, profesyonel bir teşhis ya da tıbbi tavsiye olmadığını belirtiyor (metinde açık bir sorumluluk reddi bölümü yok, ancak bu, standart bir uyarı olarak ima ediliyor).

Yorum ve Günlük Dilde Açıklama

Ne Demek İstiyor? (Günlük Dilde)
Bu yazı, bir kişinin “Acaba otistik miyim?” sorusuyla yaşadığı içsel çatışmayı ve kendini anlama yolculuğunu anlatıyor. Yazar, çocukluğundan beri “farklı” hissettiğini söylüyor: şakaları anlamadı, açık sözlülüğü kabalık sayıldı, el yazısı ve koordinasyonu zayıftı. Ailesi ve çevresi, onda bir “sorun” olduğunu hissettirdi. Yıllarca kendini “düzeltmeye” çalıştı—konuşmasını, hareketlerini, sosyal becerilerini geliştirmek için uğraştı—ama bu onu yordu. Sonunda pes etti ve “tuhaf” yanını kabul etti, otistik arkadaşlar edindi.

Zamanla, otizmin özellikle kadınlarda farklı göründüğünü öğrendi ve bu, kendi hayatına uydu. Ama hala emin değil: “Otistik miyim, değil miyim?” Bu belirsizlik, onu kuantum fiziğindeki “Schrödinger’in Kedisi”ne benzetiyor—bir kedi, kutu açılana kadar hem canlı hem ölü. Yazar da kendini hem otistik hem de otistik değil gibi hissediyor. Otistikse, yıllarca yanlış bir şekilde “düzeltmeye” çalıştığı hayatını nasıl yaşayacak? Değilse, neden bu kadar uyumsuz ve neden otistik arkadaşları var? Her iki durumda da, “kırık” olmadığını, sadece farklı olduğunu kabul etmek istiyor.

Sonunda, bu belirsizliği bitirmek için “kutuyu açmaya” karar veriyor. Kendini olduğu gibi—kabul edilmemiş, tanınmamış ama gerçek haliyle—ortaya koymak ve ilerlemek istiyor. Bu, birinin kendini bulma, şüpheleriyle yüzleşme ve “Ben buyum” deme cesaretini bulma hikayesi.

Yorum

  • Güçlü Yönler:
    • Yazar, otizm şüphesiyle yaşamanın duygusal ve zihinsel karmaşasını güçlü bir metaforla (Schrödinger’in Kedisi) aktarıyor. Bu, okuyucunun belirsizliği ve iç çatışmayı hissetmesini sağlıyor.
    • Çocukluktan yetişkinliğe uzanan kişisel yolculuk, samimi ve dokunaklı. Sosyal uyum baskısı, “kırık” hissetme ve sonunda kendini kabul etme, birçok otizmli veya farklı hisseden bireyin deneyimleriyle örtüşebilir.
    • Otizmin kadınlarda farklı göründüğüne dair farkındalık, önemli bir nokta; bu, genellikle göz ardı edilen bir gerçek.
  • Düşündürdükleri:
    • Yazar, toplumsal baskının (aile, akranlar) bireyi nasıl “düzeltmeye” zorladığını ve bunun yorucu olduğunu gösteriyor. Bu, toplumun “normal” tanımı üzerine düşünmeye itiyor: Farklılık, neden “sorun” olsun?
    • Kendi kendine teşhisin otistik toplulukta kabul görmesi, resmi teşhisin zorluklarına (erişim, maliyet, cinsiyet farkları) bir çözüm olabilir, ama aynı zamanda belirsizlik ve şüphe yaratıyor.
    • Yazarın “kutuyu açma” kararı, cesaret verici. Kendini kabul, otistik olsun ya da olmasın, herkes için evrensel bir mesaj: “Kırık değilsin, sadece sen busun.”
  • Eleştiri:
    • Yazı, kişisel bir hikaye olarak güçlü, ancak otizmle ilgili somut bilgiler (ör. belirtiler, teşhis süreci) az. Bu, okuyucunun otizmi anlamasını zorlaştırabilir.
    • “Sorumluluk Reddi” bölümü, metinde açıkça yer almıyor; bu, okuyuculara bunun kişisel bir deneyim olduğunu netleştirme fırsatını kaçırmış.
  • Genel Mesaj: Bu yazı, farklı hisseden herkesin yalnız olmadığını, şüphelerin normal olduğunu ve kendini kabul etmenin özgürleştirici olduğunu söylüyor. Otizm şüphesi yaşayanlar için hem ilham verici hem de düşündürücü.

Kaynak : https://embrace-autism.com/schrodingers-autistic-cat/