Sevim Burak’ın Afrika Dansı adlı eseri, deneysel anlatımı ve parçalı yapısıyla Kafkaesk edebiyatın absürt ve kaotik dünyası
1. Deneysel Anlatım ve Kafkaesk Edebiyatın Genişletilmesi
Sevim Burak, Afrika Dansı’nda klasik anlatı yapısını reddederek parçalı, döngüsel ve ritmik bir dil kullanır. Bu, Kafka’nın Dava veya Şato gibi eserlerinde görülen düzensiz, labirentimsi anlatı yapısına benzer, ancak Burak’ın yaklaşımı daha şiirsel ve bedensel bir boyuta sahiptir. Kafka’nın absürt dünyası, bireyin anlam arayışını engelleyen dışsal (bürokratik, toplumsal) yapılar üzerine odaklanırken, Burak bu absürdü bireyin iç dünyasına, özellikle kadın kimliğinin parçalanmışlığına ve toplumsal cinsiyet rollerine taşır.
- Parçalı Anlatım ve Absürtlük: Burak’ın metni, sürekli kesintiye uğrayan, tekrar eden ve tamamlanmayan cümleleriyle Kafka’nın anlatılarındaki belirsizlik ve anlamsızlık hissini yankılar. Ancak Burak, bu parçalanmayı sadece varoluşsal bir kaygı olarak değil, aynı zamanda kadın deneyiminin kaotik temsili olarak kullanır. Örneğin, metindeki dans motifleri, hem özgürleşme arzusunu hem de toplumsal baskılar altında ezilen bedenin çaresizliğini sembolize eder. Bu, Kafka’nın bireyi ezici sistemler karşısında pasif bir konuma yerleştiren anlatımından farklı olarak, daha dirençli ve performatif bir absürtlük sunar.
- Kültürel ve Yerel Bağlam: Kafka’nın evrensel ve soyut bürokratik kaosu, Burak’ın metninde Türkiye’nin toplumsal ve kültürel dinamikleriyle yeniden şekillenir. Afrika Dansı’ndaki kaotik dünya, sadece bireysel değil, aynı zamanda sömürgecilik sonrası kültürel kimlik arayışının ve modernleşme süreçlerinin çatışmalı doğasının da bir yansımasıdır. Bu, Kafkaesk edebiyatın evrensel temalarını yerel bir bağlama yerleştirerek genişletir.
2. Dilsel ve Yapısal Parçalanma ile Kafka’nın Bürokratik Kaos Anlayışının Diyaloğu
Kafka’nın bürokratik kaosu, bireyin anlam dünyasını yok eden, mantıksız ve erişilmez sistemlerle tanımlanır (Dava’daki mahkeme, Şato’daki ulaşılmaz otorite). Burak’ın Afrika Dansı’nda ise bu kaos, dilsel ve yapısal düzeyde bireyin kendi kimlik arayışındaki çatışmalara dönüşür. Burak’ın metinlerindeki dil, tıpkı Kafka’nın yasal ve bilimsel terimlerle dolu steril dili gibi, kasıtlı olarak karmaşık ve erişilmezdir, ancak Burak bu karmaşayı daha organik ve ritmik bir şekilde sunar.
- Dilsel Parçalanma: Burak’ın metninde dil, sürekli kesintiye uğrar, tekrar eder ve anlamın sınırlarını zorlar. Bu, Kafka’nın karakterlerinin bürokratik dilin labirentinde kaybolmasına benzer, ancak Burak’ın dilsel kaosu daha çok bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal dayatmalarla mücadelesini yansıtır. Örneğin, metindeki tekrarlar ve ritmik yapı, dansın hem özgürleştirici hem de kısıtlayıcı doğasını vurgular; bu, Kafka’nın bürokratik dilinin bireyi felç eden etkisine karşı bir tür direniş olarak okunabilir.
- Yapısal Kaos ve Bürokratik Sistemler: Kafka’nın eserlerinde bürokrasi, bireyin anlam arayışını engelleyen bir dışsal güçtür. Burak ise bu kaosu, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel normlar gibi içselleştirilmiş sistemler üzerinden yeniden kurgular. Afrika Dansı’ndaki anlatının parçalı yapısı, bireyin bu sistemler karşısında bütünlüklü bir kimlik oluşturamamasını temsil eder. Bu, Kafka’nın bürokratik kaos anlayışıyla diyalog kurarken, onu daha öznel ve toplumsal bir bağlama taşır.
- Mizah ve Direnç: Kafka’nın eserlerinde absürtlük, genellikle trajik bir çaresizlik hissiyle birleşir. Burak ise absürt ve kaotik dünyayı, Kafka’ya kıyasla daha ironik ve dirençli bir tonda işler. Metindeki dans sahneleri, toplumsal normlara karşı bir isyan olarak okunabilir; bu, Kafka’nın bireyinin bürokrasi karşısında teslimiyetine karşı bir alternatif sunar.
Sonuç
Sevim Burak’ın Afrika Dansı, Kafkaesk edebiyatın absürt ve kaotik dünyasını, dilsel ve yapısal parçalanma aracılığıyla hem biçimsel hem de tematik olarak genişletir. Kafka’nın bürokratik kaos anlayışını, bireyin iç dünyasına, kadın deneyimlerine ve Türkiye’nin kültürel bağlamına taşıyarak yeniden yorumlar. Burak’ın metni, Kafka’nın evrensel temalarını yerel ve öznel bir düzlemde ele alırken, absürtlüğe direnç ve ironik bir mizah katar. Bu diyalog, Kafkaesk edebiyatın sınırlarını zorlayarak, onu daha çok katmanlı ve performatif bir alana dönüştürür.