Memenin Hükmü ve O Küçücük Egonun Çaresizliği
“Yakınlık Beni Boğamaz” Feryadı: İnsan, En Büyük Yalanını Nasıl Söyler?
Yazar: Jungish
(Otoritenin Sınırları: Bir Bebek, Bütün Hayatımızı Nasıl Özetler?)
Aziz Okuyucularım, Ey Kendi Zincirini Kendi Kesenler!
Şimdi size, o koca mektepli psikanalistlerin, en nevrotik, en bunalımlı halimizi anlatan bir sahneyi anlatacağım: Memeyi bekleyen o ağlak, çaresiz bebek! Bu, hayatımızın en temel gerçeğidir.
Oysa siz, o koca lafı söylersiniz: “Yakınlık beni boğamaz. Benim sınırlarım, benim elimdedir.” Heyhat! Bu, egonun (o kibirli bilinçli benliğin) söylediği en büyük yalandır!
I. Temel Çaresizlik: Memenin Mutlak Otoritesi
Hayatımız, o ilk andaki temel çaresizlikle başlar.
- Dramatik Sahne: Düşünün o küçük, kırmızı, buruşuk bebeği. Dünya bir kaostur. O, ne konuşabilir, ne kendini besleyebilir, ne de o acı karnını doyurabilir. Bütün varoluşu, o memenin (Annenin) gelmesine mutlak bir bağımlılıkla bağlıdır!
- Sınırların İhlali: O an, bebeğin sınırı yoktur. Annenin bedeni, bebeğin evreni, yiyeceği, güvenliği ve Tanrısıdır. Bebek, annesi gelmezse parçalanacağını sanır; bu temel paniktir!
- Hüsnü Bey’in Kökeni: İşte bizim o otoriter, kontrolcü Hüsnü Bey bile, o günlerde o memenin mutlak otoritesi altında titremiştir. Bütün o kontrol manyaklığı, o temel çaresizliği bir daha yaşamamak için kurduğu kibirli bir savunmadır!
II. O Yalancı Yemin: “Beni Boğamazsın!”
Yetişkin olduğumuzda, o çocukluk travmasını unutmak için kendimize yüksek sesle yeminler ederiz:
“Yakınlık beni boğamaz. Benim sınırlarım, benim elimdedir.”
- Egonun Kibri: Bu, Ego’nun kibridir. Bilinçdışının derinliklerinde, o kaybolma, yutulma (boğulma) korkusu hâlâ canlıdır. Bu yüzden “yakınlıktan” (ihtiyaç duymaktan, teslim olmaktan) kaçarız.
- Nevrotik Kaçış: Bunalımlı, nevrotik ve kararsız bir yetişkin (tıpkı o ağlayan bebek gibi), dışarıdan “bağımsız” görünür. İlişkilerde mesafe koyar, kendini izole eder. Zira yakınlaşmak demek, tekrar kontrolü kaybetmek ve çaresiz kalmak demektir.
III. Sınır, Kontrol Değil, Dürüstlüktür
Peki, gerçek sınır nerede başlar? Sınır, karşı tarafı itmek değil, kendini tanımaktır!
- Gerçek Sınır: Sınır, “Kontrol bende!” demekten ziyade, “Evet, ben bazen çaresiz ve ağlak bir bebeğim. Ama şimdi, bilinçli bir yetişkin olarak bu ihtiyacımı dürüstçe ifade edebilirim” demektir.
- Özgürlük: Gerçek özgürlük, temel çaresizliğimizi inkâr etmek değil, onu kabul edip, o memenin (kaynağın) keyfiyle yaşamayı bırakmaktır.


