Yazar: cemalumit

Stephen Jay Gould – Okan Yolcu

Stephen Jay Gould (1941-2002)’un hayatını araştırmaya başladığınızda karşınıza çıkacak olan şudur; Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog,taksonom ve bilim tarihçisi. Kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından birisidir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi’nde ders vererek ve New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde çalışarak geçirmiştir. Gould’un hayatı için bu açıklama çok yetersizdir. Çünkü

okumak için tıklayınız

Cam Kent – Paul Auster

“Quinn hayatta en çok yürümeyi severdi. New York sonsuz adımlar labirentiydi… …ve ne kadar yürürse yürüsün, o labirent ona hep kaybolmuşluk hissi verirdi. Yürüyüşe her çıktığında kendini ardında bırakırdı sanki. Kendini sokaklara atarak, kendini gören bir göze indirgeyerek düşünmekten kaçmayı başarabiliyordu. Her yer birbirinin aynı oluyor ve en iyi yürüyüşlerinde kendini hiçbir yerdeymiş gibi hissedebiliyordu.

okumak için tıklayınız

Duvar Yazısı – Paul Auster

Duvar Yazısı kitabında 1971-79 yılları arasında yazdığı şiirleriyle karşımıza çıkan Paul Auster, ‘eğitimli bir avare’nin duygu ve düşüncelerini anlatıyor bize. Paul Auster’ın şiirleri, Duvar Yazısı/ Seçme Şiirler adıyla Can Yayınları’nın yeni oluşturduğu şiir dizisinden yayımlandı. Türkçe okurları tarafından etraflıca bilinen Auster, hayatı boyunca yazar figürünün peşine düşmüş, bu yolda yalnızlığı çekmiş, kendini yeniden keşfetmiş (oluşturmuş

okumak için tıklayınız

Kürt Sineması: Yurtsuzluk, Sınır ve Ölüm – Müjde Arslan

Kürt yönetmenler Bahman Ghobadi ve Hiner Saleem’in kazandıkları ödüllerin ardından ilginin arttığı ve son yıllarda gelişimini hızlandıran Kürt sineması, gazeteci-yönetmen Müjde Arslan’ın derlemesiyle “Kürt Sineması: Yurtsuzluk, Sınır ve Ölüm” adıyla kitaplaştı. Müjde Arslan’ın derlediği ve iki makalesinin de yer aldığı kitap toplam beş bölümden oluşuyor. “Kürt Sineması Tarihi, Gelişimi” adlı ilk bölümün yazılarını Devrim Kılıç,

okumak için tıklayınız

Anadolu’nun Yazgısını Anlatan Öyküler – Mahmut Makal

Doğan Soydan?ın 1988?de yayımlanan ve yedi öyküden oluşan ilk yapıtı ?Delikli Kuruş?u okuduğumda çok beğenmiştim. Güzel bir anlatımla Irak sınırındaki Çukurca?nın gerçek havasını getiriyordu çünkü. 6 Mart 1989?da ona şu mektubu yazmıştım.: Kardeşim Doğan Soydan, ?Delikli Kuruş? adlı öykü kitabını aldım. Yaşayıp yazdığın için hepsi de güzel olmuş. Eline sağlık. Zoraki yazar ve zorlanarak yazılan

okumak için tıklayınız

Emperyalist Kuşatmaya Karşı Suriye’yle Dayanışmak – Müslüm Kabadayı

Eskiler, ?Gön inceldiği yerden delinir.? demişler. Biz yeniler, bu atasözünü devrimci bakış açısıyla dönüştürmek zorundayız : İnsan, inceldiği yerden ayağa dikilir. Bugün insanlığın inceldiği yer nedir ya da neresidir? Vicdanını sermayeye teslim etmemiş, insanın mutluluğunu ve doğanın korunmasını isteyen her insan, savaşın büyük bir yıkım ve zulüm olduğunu bilir. Bugüne kadar gerçekleşmiş savaşların ana nedeninin

okumak için tıklayınız

Yeşim Ustaoğlu / Su, Ölüm ve Yolculuk – Mizgin Müjde Arslan

Yeşim Ustaoğlu’nun filmlerinin hiçbirinde neden ‘baba’ yoktur? Bütün filmlerinde çok özel anlamlar yüklenen su, yolculuk ve ölüm seyirciye neyi anlatır? Yönetmenin kişisel yaşam öyküsü ile sineması arasında nasıl bir bağlantı vardır? Yönetmen neden bizi Türkiye tarihiyle, ötekiyle, karakterin kendisiyle yüzleştirir? Bütün filmlerinde neyi sorgular? Neden bu kadar çok soru sorarız bir Yeşim Ustaoğlu filmi izlediğimizde?

okumak için tıklayınız

Korku ve Kaygı – Hoimar von Ditfurth

Korku ve Kaygı bir tartışma kitabı. Hoimar von Ditfurth’un yönettiği, konularında uzman biliminsanı ve düşünürleri bir araya getiren bir konferansın konuşma ve tartışmalarından oluşuyor. Konuya felsefe, psikoloji, antropoloji, psikanaliz ve edebiyat gibi farklı alanlardan bakan tartışmacılar, insan davranışı olarak korku ve kaygının nedenlerini, tarih ve toplum içindeki değişimini inceliyorlar. Korku ve kaygıyı ayırt etmeye yardımcı

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Sınırları ve Toplumsal Proletarya – Haluk Yurtsever

Dünyayı daha iyiye, güzele doğru değiştirmek, sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum kurmak gerçekten olanaklı mı? Bu büyük dönüşümün motoru olacak bir toplumsal özne var mı? Daha hakça, eşitlikçi ve özgür bir topluma geçiş için gerekli toplumsal rolü kim, hangi güç ve özneler yerine getirebilir? Yaşadığımız dünyadan hoşnut olmayan, bununla da kalmayıp dünyayı değiştirmek için mücadele

okumak için tıklayınız

Kayda Geçsin – Ece Temelkuran

Ece Temelkuran “inatla” kayda geçsin diye tarihe not düşüyor!.. ”Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür. Bu, milyon kez yaşanmıştır bu topraklarda. Yine de bu kaderin değişebileceğine dair bir umudum var mı? Pek yok! Her zaman söyledim bunu. Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile

okumak için tıklayınız

Georg Lukacs’ta Gerçekçilik – Korkut Köseoğlu

?Edebiyatta gerçekçilik, yüzyıllar boyunca, git gide gelişmiştir. Fakat gerçekçilik düşüncesi ve kavramın kendisi 19.yy ortasında oluşmuştur.? Önce Puşkin(1799?1837), daha sonra da Belinski (1811?1848) geçmişte yaşamış kimi yazarlarda ortak bir niteliğe değinmişlerdi. Bu ortak nitelik gerçekçilikti. Önceleri bu ortak yön sanat eserindeki karakterlerin çok yönlülüğüyle ortaya çıkmıştı. Çok yönlülük, olaylar, koşullar ve değişik durumlarda karakterlerin nasıl

okumak için tıklayınız

Bu kitapların peşine düşmeli – Aslı Tohumcu

Almanya?da yaşayan/doğmuş Türk çocuklarının ?anadili eğitimi? bahsi açıldığında kaplan kesilen, dil haklarını ve ikidilliliğin yararlarını savunan bizler, konu Türkiye?de yaşayan Kürt ya da Ermeni çocuklara ve onların anadillerine gelince ne kadar da anlayışsız ve ırkçı kesiliyoruz. Çeşitliliğin hiçbir türüne saygımız yok ki dilsel çeşitliliğe olsun. Oysa bir dilin varlığını sürdürebilmesinin en temel koşulu, o dilin

okumak için tıklayınız

Bir Roman Değerlendirmesi: Ankara – Korkut Köseoğlu

Yakup Kadri, Ankara romanını ilk kez 1934 yılında yayınlamış. Romanında Cumhuriyet devrimlerinin amacına ulaşamamasını anlatır. Ankara, hem bir roman, hem de siyasi eleştiri kitabıdır. Romanın siyasi etkisi kendini hemen göstermiştir. Kadro dergisindeki yazıları ve Ankara romanının etkisiyle, Yakup Kadri aynı yıl ülkeden uzaklaştırılmış Tiran?a büyükelçi olarak gönderilmiştir. Ankara üçüncü tekil kişi ağzıyla yazılmıştır. Roman üç

okumak için tıklayınız

Baharat Deyip Geçmeyin! – Elif Kutlu

Bu MÖ 4. yüzyıldan günümüze kadar devam eden bir yolculuk. Her ne kadar bir zamanlar çok değerli olsa da bu gün sadece sofralarda yer bulabiliyor. Tüketim toplumunda modası geçen her şey gibi o da 18. yüzyıldan itibaren o şaşaalı zamanlarını yitiriyor. Bu yolculukta, sosyal statü belirtisi olmaktan, ilaç olmaya, kutsal bir değer taşımaktan, ticareti canlandıran

okumak için tıklayınız

Kiraz Küpeler – Mustafa Balel

“Kiraz Küpeler”, öyküleriyle olduğu kadar çevirileriyle de bilinen Mustafa Balel?in sekiz öyküsünü bir araya getiriyor. Bu öykülerin ortak özelliği, acımasız bir hızla akıp giden dünyada, insani sıcaklığın, samimiyetin izini sürüyor olmalarıdır diyebiliriz. Öykülerde, açlık, yoksulluk ve çaresizliğin yanı sıra, varlığı unutulmanın eşiğine gelmiş dostluklar, hayatı anlamlı kılan kuşatıcı sevgiler hikâye ediliyor. Balel, kitaba adını veren

okumak için tıklayınız

Aşk Şiirleri – Louis Aragon

MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara Mutlu aşk yok ki dünyada Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o

okumak için tıklayınız

Körler İçin Mektup – Sağırlar ve Dilsizler Üzerine Mektup (Ciltli) – Denis Diderot

Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie’nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. 1749’da yayımlanan Körler Üzerine Mektup’ta bilgi edinmede duyuların rolünü ele aldı. Diderot bu eserde din hakkında ileri sürdüğü düşünceler yüzünden tutuklandı,

okumak için tıklayınız

İnsan Yazdığı Şeydir – Tahsin Yücel

Tahsin Yücel, 1954’de, Alphonse Daudet’nin Tarasconlu Tartarin’iyle başlayan çevirilerini kendi yapıtlarının yanı sıra hep sürdürmüş, 2008’de yayımlanan son çevirisi Robert Desnos’nun Hayır, Aşk Ölmedi’ye gelinceye dek yüze yakın eseri Türkçeye kazandırmıştır. İnsan Yazdığı Şeydir’de Tahsin Yücel’in, aralarında Balzac, Flaubert, Camus ve Barthes’ın da bulunduğu yirmi altı yazarın otuz altı çeviri yapıtı için yazdığı sunuşlar ile

okumak için tıklayınız

Üzerinde Güneş Batmayan Katliam (El Nino Kıtlıkları ve Üçüncü Dünyanın Açlıkla İnşası) – Mike Davis

Viktorya döneminin son çeyreğinde, tropikal kuşağın dört yanında ve ayrıca kuzey Çin’de, muazzam kuraklıklar tarımı tekrar tekrar enkaza çevirdi. Yaşanan kuraklıklar ve salgınlar, yoksul kırlarda 50 milyondan fazla insanın canına mal oldu. Bir zamanların yemyeşil toprakları kasvetli çöllere dönüşürken, Etiyopya, Çin ve Brezilya’nın bazı kesimlerinde, bir nükleer katliamı akla getirecek ölüm oranları ortaya çıktı. Büyük

okumak için tıklayınız

Mit ve Destan 1 (Hint-Avrupa Halklarının Destanlarında Üç İşlev İdeolojisi ) – Georges Dumezil

20. yüzyılın en önemli filologlarından Georges Dumézil’in başyapıtı Mit ve Destan Yapı Kredi Yayınları farkıyla Türkçede. “Hint-Avrupalıların dünyayı açıklayışı, insanlığın sayısız rüyasından sadece biridir ve içeriği bakımından, ayrıcalıklı bir rüya da değildir. Ama onun gözlem koşulları bakımından ayrıcalığı vardır ve bu, Hint-Avrupalıların mirasçısı olan halkların, bugünkü gerileme ve gelecekteki muhtemel ‘tahttan çekilme’lerinden önce, “gerçek” tarihte

okumak için tıklayınız