Dünya Tiyatrosu Tarihi I – Özdemir Nutku

“Dünya Tiyatrosu Tarihi, adından anlaşıldığı gibi, tiyatronun gelişimindeki gerçekleri ortaya koymak istediğinden, özel düşüncelere yer veremezdi. Bunun için, sayısız belgeye, kitaba dayanan tiyatro gelişiminin panoramasını vermeye çalıştım. Kitapta yalnızca nesnel olarak gösterilmiş gerçekler olduğundan, bütün dünyada yazılan tiyatro tarihlerinde olduğu gibi, dipnotu vermedim. Bunun yerine her cildin sonundaki “Sistematik Bibliyografya” ile her bölümde yararlandığım yapıtların sırayla adlarını gösterdim. Dipnot olmayışı, okuyucu için daha da rahatlık sağlayacaktır. Kitaptaki resimler de konuların ilerleyişine göre sistematik dizide yerleştirilmiştir.” Prof. Dr. Özdemir Nutku

Kitaptan Bir Bölümler
Siyasal ve Toplumsal Ortam
Eski kent devletlerini tiranlar yönetirdi. Tiran, yanında para ile tuttuğu askerleri ona bağlı kaldıkları sürece mutlak gücü olan bir kimseydi. Bir tiran genellikle,

Devamını oku

İlk Kürtçe Roman Şivanê Kurd, (Kürt Çoban) – Erebê Şemo

“Geleneksel Kürt edebiyatın modernize etmek ve yeni anlatım biçimleriyle yeni kanallar bulmayı amaçlayan, Kürt romanının öncülerinden 1897 1978 yılları arasında yaşayan Sovyet Kürt yazarı Erebê Şemo?nun, Şivanê Kurd yani Kürt Çoban adlı romanı Kürtçenin ilk romanı olarak bilinir. 1935 yılında Erivan’da yayınlanan ilk yapıtı özelliği taşıyan bu roman çoğunlukla yazarın başından geçenleri, çocukluk ve gençlik yıllarını, göçmen Kürtlerin Kafkasya?daki yaşantılarına odaklanır. “Şivanê Kurd, tümüyle yazarın yaşam öyküsüdür” diyen Eskere Boyik, romanın “zengin ve temiz bir kürtçe ile yazıldığını, sohbet dilini esas aldığını belirtiyor. Rusça, Türkçe ve Fransızcaya da çevrilen folklorik öğelerle dolu, yazarın çocukluk ve gençlik döneminde sosyal konuları alan olan bu roman, daha sonra yazar ve düşünür Nureddin Zaza tarafından gözden geçirilerek yeniden yayınlandı. Roman ayrıca Ekim Devrimi?ne, Sovyetlerin savaşına ve iç karmaşaya da odaklanır. Roman Kürtçe yazıldıktan sonra kısa sürede

Devamını oku

Söyleşiler: Vir-gül-üne Dokunmadan – M. Şehmus Güzel

M. Şehmus Güzel?in ?Söyleşiler : Vir-Gül-Üne Dokunmadan? isimli yeni çalışması Kaldıraç Yayınevi tarafından 1 Kasım 2008?den itibaren okuyuculara sunuldu.

Güzel, yazar, sanatçı, şair, öğretim üyesi, ozan ve müzisyen kadın ve erkek birçok kişiyle değişik konularda gerçekleştirdiği söyleşileri belli bir tarihi düzene göre derlemiş, toparlamış 192 sayfalık bir kitap haline getirmiş. İyi de etmiş. Ve bilhassa sohbetlerde söylenenlerin virgülüne bile dokunmadan sunuyor. Kitabın ismi de buradan ve kullanılan bu yöntemden geliyor zaten.

Bu kitap özellikle önce bu açıdan dikkat çekiyor. Çünkü önemli olan söyleşmek değil sadece,

Devamını oku

Sesimiz: Eğitimi ve Korunması – Gül Sabar

Gül Sabar ?Sesimiz? isimli bu çalışmasında, kendi şan anlayışı çerçevesinde, en değerli çalgı olan ve özen isteyen insan sesinin nasıl eğitilebileceğine ve hangi yollarla korunabileceğine odaklanıyor. Sabar çalışmasında, insan sesinin geçmişini, yapısını ve işleyişini inceliyor ve bunun nasıl geliştirilebileceğini araştırıyor. Sabar?ın kitabı, karmaşık bir enstrüman olan sesin nasıl geliştirilebileceğini ve sesin bir virtüöz gibi nasıl kullanılabileceğini uygulamalar, teknikler aracılığıyla ve kolay anlaşılabilir bir dille anlatıyor. Çalışmanın, sesini iyi kullanmak isteyenlere veya onu geliştirmeyi düşünenlere hitap edecek nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.

“Ses eğitimi, ses üzerine yapılan teknik çalışma, zamanla oluşabilecek ses sorunlarının en büyük ilacıdır. Sorunlar ortaya çıktığında bu tenik desteği almak sağlıklı bir yol değildir. Bunun üstesinden gelmek zor olduğu gibi uzun zaman da alabilir.
Günümüzde şarkı söylemek işportacılık yapmak kadar kolay bir ?meslek? oldu. Sesin güzelliği -ki artık bu da çok aranan bir özellik değil ya-, biraz da cesaret varsa kişi kendini

Devamını oku

Lale Bahçelerinden Fransız Sokaklarına – Kemal Siyahhan

Kemal Siyahhan, yazıp – çizdiği romanı ‘Lale Bahçelerinden Fransız Sokaklarına’da, Avrupadaki yenilikleri keşfetmek için yola çıkan Osmanlı heyetinin yaşadıklarını bilinçaltındaki kahramanlar eşliğinde anlatıyor.
Dünya yüzeyinde Doğu ve Batı kültürlerinin tezat tezahürlerini Türkiye’dekiler kadar içselleştiren bir topluluk daha yoktur sanırım. Buna rağmen iki medeniyetin karşılıklı olarak yarattığı bu baskı ortamından tinsel bir evren yaratmayı başarmış bir münevver topluluğu daima olmuştur memleketimizde. Edebiyat tarihimize şöyle bir bakacak olduğumuzda Halit Ziya’dan Oğuz Atay’a değin süren bu siyasi meseleyi tinselleştirme geleneğinin değişen çağla birlikte bugün nasıl bir gerikalmışlık hissiyatı yarattığını görebiliriz. Türkiye’de yazan – çizen her sanatçının, bu hissiyatın birtakım düşünsel sancılara neden olduğu gerçeğinden hareketle bir arayış içersinde olduğu savı, tıpkı ulaşılmak istenen noktanın güçlü bir basınç oluşturduğu savı kadar doğrudur. Vurgun yeme pahasına bu derinliğe ulaşmaya çalışan bir kitaptan,

Devamını oku

Ve Durgun Akardı Don – Mihail Aleksandroviç Şolohov

Ve Durgun Akardı Don, Don bölgesinin destanıdır. Eser, bir Kazak ailesi ekseninde Don bölgesini ve savaşın, devrimin ve iç savaşın bölgeye yansıyışını çok yönlü, derinlemesine ama sade bir dille anlatır. Birinci ciltte Don Kazakları’nın Çar dönemindeki yaşam koşulları, gelenekleri, görenekleriyle dile getirilir. Bu cilt, nehir romanın kahramanlarını ve ruh durumlarını da tanıtır. İkinci ciltte, Birinci Dünya Savaşı, 1917 Kerenski Hükümeti dönemi, General Kornilov Olayı ve 1917 Ekim Devrimi’yle, roman kahramanlarının bu olaylardaki durumuna ayrılmıştır. Üçüncü ve dördüncü ciltlerde Don Kazakları’nın ayaklanmaları, Don bölgesinde kurulan bağımsız cumhuriyetler, İç Savaş ve Avrupa’nın bu iç savaştaki rolü irdelenir. Bu kargaşada savrulan kahramanlarla canlı bir belgesel ve çağdaş bir destan

Devamını oku

“Ben Buradayım…” Oğuz Atay’ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası – Yıldız Ecevit

“Ben Buradayım…” Oğuz Atay’ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası, tam 4 yıllık bir çalışmanın ürünü. Akrabalar, çocukluk arkadaşları, eski dostlar, başka yazarlar derken Yıldız Ecevit, 100?e yakın kişiyle görüşmüş. Ne var ki, ”Ben Buradayım”, Oğuz Atay?ın günlüğü ya da dostlarından alınan bilgiyle oluşturulmuş bir biyografik kitap değil. ”Ben Buradayım”ın en önemli özelliği, okura Oğuz Atay?ı, Atay?ın … Devamını oku

Marksizmle Maceram – Marshall Berman

Birinci Dünya Savaşı?ndan önce Almanya?nın Bavyera kentinde Coburg adlı bir işçi mahallesinde başgösteren verem salgınında onlarca kişi hayatını kaybeder. Çaresiz kalan hekimlerin ellerinden gelen tek şey, hastaların hiç değilse onurlu bir şekilde ölmelerine yardım etmektir. Son istekleri sorulan işçilerin çoğunun tek bir vasiyeti vardır: Öldükleri zaman ?Komünist Manifesto? ile gömülmek.
Amerikalı siyaset felsefecisi Marshall Berman son kitabı ?Marksizmle Maceram?ı, babası işçilerin eline ?Manifesto?yu tutuşturan hekimlerden birisi olan uluslararası ilişkiler kuramcısı Hans Morgenthau?ndan dinlediği bu anıyla bitiriyor.
Bir kitabı sonundan başlayarak tanıtmak kuşkusuz biraz tuhaf. Ancak Manifesto?nun yazılışının 150. yılı dolayısıyla kaleme alınan ?Hayaletin Şarkısı? başlıklı son makale, Berman?ın ?bir kitap yazarının ruhunun derinliklerinden fışkırmalı? dediği şeyi hissetmek bakımından doğru bir tercih aynı zamanda. Zira dünya üzerinde bir zamanlar koyunlarına ?Manifesto?yu alarak ölmeye can atan işçilerin olduğunu

Devamını oku

Yalnız Mor – Kemal Siyahhan

Kemal Siyahhan?ın kahramanları küçük dünyaları olan, çevrenin, ailenin, geleneklerin baskısıyla sindirilmiş ama büyük serüvenler, büyük aşklar, büyük ölümler özleyen kişilerdir.
Kemal Siyahhan, Atmaca, Deli, Öküz ve Hayvan dergilerinde çizgi öykülerle başlayan gündelik hayatı anlatma serüvenini romanlarıyla sürdürüyor. Yeni kitabı Yalnız Mor?da babasının günlüklerini okuyarak, mahremiyetini paylaşmanın suçluluğunu duyan genç bir kız, hiç beklemediği bir maceraya sürüklenir. Siyahhan, sıradan yaşantıları ruhsal yönelişleriyle edebiyata katarak, aile, komşuluk, dostluk değerlerini, bireysel hırsları, çatışmaları aynıyla yansıtmakla kalmamış, küçük insanın hayallerini, umutlarını, yenilgilerini, çaresizliklerini inceden inceye işlemiştir. Göçmenlik psikolojisinin neden olduğu hayati kırılma noktalarından trajik öyküler üretmiştir. Köyün yoksulluk, çıkar ilişkileri, katı gelenekler gibi meselelerinin yanı sıra şehirdeki, yabancılaşma ve yalnızlık romanın temel eksenini oluşturmaktadır; ?Yalnızlık dört duvar arasında,

Devamını oku

Bertolt Brecht ve Epik Tiyatro – Özdemir Nutku

Çağdaş tiyatronun önde gelen ismi olan Bertolt Brecht, yalnızca 20. yüzyılın değil 21.yüzyıla da ışık tutacak kapsamda kültür tarihinin önemli bir yol göstericisi olacaktır.
Brecht’in bu güne değin yayınlanmış olan oyun, şiir, hikaye, düzyazı, deneme, inceleme, eleştiri ve kuramsal yazıları 10.000 sayfaya yakın, yirmi iki ciltlik yer tutan zengin bir bilgi hazinesidir.
“Eleştirel toplumcu gerçekçi tiyatro olarak epik tiyatroyu kuramsal ve uygulamalı olarak temellendirmiş olan B. Brecht, asıl olarak Meyerhold ve Piscator deneyimlerini özümseyerek, yepyeni bir tiyatro deneyiminin ufuklarını açmıştır.
Aristotelesçi olmayan tiyatro ve dramaturgi anlayışını temellendirmiş, kurumsallaştırmış ve yöntemleştirmiş olan Brecht, bu bağlamda, öğretisel oyun kavramını getirdiği kadar, epik sahneleme, epik sahne tasarımı, epik müzik ve epik dramaturginin ilkelerini de koymuş; epik tiyatro ile Aristotelesçi tiyatro arasındaki karşıtları kuramsal olarak gerçekleştirmiş, sahneyi değiştirebilirliğinin ortamı olarak almıştır.” Özdemir Nutku
BERTOLT BRECHT VE EPİK TİYATRO
Bertolt Brecht (Eugen Bertolt Friedrich Brecht) 10 şubat 1889 14 ağustos 1956 tarihleri arasında

Devamını oku

Shakespeare Sözlüğü – Özdemir Nutku

Prof. Özdemir Nutku?nun, uzun süreli çalışmasının ürünü olan ?Shakespeare Sözlüğü?, öğrenciler, çevirmenler ve Shakespeare?le ilgilenenlere ziyadesiyle hitap edecek bir rehber. Tüm zamanların en büyük tiyatro yazarlarından biri olarak kabul edilen Shakespeare, özgün metin tekniğiyle de iz bırakmış bir isim. Shakespeare?in tüm oyunları ve şiirlerini; Elizabeth dönemi argosunu; deyimleri ve özdeyişleri inceleyen Nutku?nun sözlüğü, Shakespeare?e ilişkin 20 bin sözcüğün Türkçe karşılığını barındırıyor. Ayrıca, Shakespeare?in metinlerinde geçen sözcükleri açıklarken, sözcüğün geçtiği perde, sahne ve dize numarasını da veren Nutku, oldukça pratik bir esere imza atmış diyebiliriz.

“William Shakespeare tüm zamanların en büyük tiyatro yazarı olarak kabul edilir. Hamlet, Kral Lear, Othello ve Macbeth gibi büyük trajedilerden başka Bir Yaz Gecesi, Hırçın Kız ve Size Nasıl Geliyorsa gibi komedilerin yaratıcısı olan bu büyük yazarın dili bugün modern okuyucu için anlaşılmaz ya da yanlış anlaşılabilecek deyimler, Elizabeth dönemi İngilizcesindeki lehçe ve argo kullanımlar ve

Devamını oku

‘Karanlıktaki Adam’ Yada Şu Garip Dünya Yuvarlanıp Giderken? – Canan Koçak

?Bir dakika önce hayatını yaşıyorsundur, bir dakika sonra bir de bakarsın ki savaştasın.?
?Sıradan ve tekdüze hayatından aniden koparak, çapı dört metreyi bulan, silindir bir çukura düşmüş olan adamın adı Owen Brick?tir. Genelkurmayın suikastçısı ve kurtarıcısı görevi verilmiş olan Brick, öyle bir haldedir ki, ne görevini ne de hayatına dair herhangi bir şeyi hatırlamaktadır. Kendine gelmesi ve içine düştüğü bu karmaşayı anlaması epey zaman alır.
Karşılaştığı Amerika, şu an varolandan çok farklıdır. Alışılmışın ötesinde, işgal edilen başka bir ülkenin toprakları değildir. Olanlar, ABD?nin iç savaşı, yani Amerika?nın kendi kendisiyle yaptığı kör dövüşünden ibarettir. Onbaşı Brick, olaylardan habersiz, yaklaşık dört yıldır süren iç savaşı sonlandırmak üzere görevlendirilmiştir. Yakılan yıkılan ABD eyaletleri, çaresizce kurtarıcısını beklemektedir. Kendini savaşın içinde bulan Brick, ne kadar kaçmak istese de, bu kabustan kaçamayacaktır. Aslında yaşadığı kabus, bir dünyadan başka bir dünyaya yapılan bir yolculuktur. Onu bekleyen iki seçenek, bir tarafta sıradan yaşamı,

Devamını oku

Özdemir Nutku ‘nun Hayatı

Özdemir Nutku, 12 Ocak 1931′ de İstanbul’ da doğdu. İlkokuldan sonra 1942′ de Robert kolejine girdi ve hazırlık sınıflarıyla birlikte sekiz yıllık orta eğitimden sonra 1950′ de B.A. derecesiyle mezun oldu. 7 yaşında piyanoya başlayan ve 1949 yılında ilk ve son klasik piyano konserini veren Nutku, ellili yıllarda bir caz kuarteti kurarak caz piyanisti olarak tanındı. Amatör bir müzisyen olan Nutku’ nun tiyatroya olan ilgisi kolej yıllarında başladı. Okulun temsil kolunda, amatör olarak çeşitli rollerde oynayan yazar, 1946/1947 döneminde, Kadıköy Süreyya sineması’ nda sahnelenen Franz Lehar’ ın Tarla Kuşu operetinde ilk profesyonel rolünü oynadı.
Ailesiyle Ankara ya taşındıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ ne bir yıl devam etti. 1952 de yine aynı Üniversitenin D.T.C.F. İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsüne yazıldı. Bir yandan da, Kolej yıllarında başlayan şiir yazma merakı ile

Devamını oku

Geleceğin Aşk Dünyasından – Charles Fourier

Önde gelen ütopyacı sosyalistlerden Charles Fourier (1772-1887) uzun yıllar boyunca unutulmuş, akıldan çıkmıştı. Onun değişik, daha güler yüzlü bir yaşam bağlamında duyusal haz ve özgür sevgi üzerine spekülatif ve pratik düşünceleri ilk kez bu kitapta bir araya getirilmiştir. Kitabın başında ‘ütopyanın bu Buster Keaton’u’nun biyografisi de yer almaktadır.

Fransız düşünür, ütopik sosyalizminin Saint Simon’dan sonra gelen en önemli temsilcisi Fourier, zengin bir kumaş tüccarının oğludur. Lise öğrenimini Cizvit Okulu’nda tamamladı. 19 yaşında Lyon’a yerleşti ve ticaretle uğraşmaya başladı. Aynı yıl Jironderlerin Lyon’da düzenlediği bir ayaklanmaya katıldı. Tutuklandıysa da hapisten kaçarak ölümden kurtuldu.
1794’de askere yazıldı, ancak hastalığı nedeniyle ordudan ayrıldı. Bu tarihten sonra Paris’e yerleşen Fourier, bir süre değişik ticari işletmelerde satıcılık ve katiplik gibi işler yaptı. 1803’te iş yaşamından uzaklaştı ve yaşamının geri kalan bölümünde, toplumsal, iktisadi ve felsefi öğretisini yaymak ve düşüncelerini

Devamını oku

Süleyman Okay – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Tanınması gereken insanlar vardır. Ama yeterince tanınmazlar. Tanınamazlar. Bu onların mütevazi olmalarından kaynaklanabilir. Onların yaşadıkları dönemlerin kendilerine özgü özelliklerinden gelebilir. Unutulmamasında yarar var : 1960?larda ve 70?lerde bu kadar dergi, bu kadar günlük gazete, günlük gazetelerin bu kadar bölgesel ve/veya edebi eki yoktu. Bu kadar yerel ve ulusal televizyon kanalı bulunmuyordu. Televizon denen « alet »in 1968?de ülkeye getirildiğini vurgulamak lazım. Hele internet denen « şey »den kimsenin haberi bile yoktu. İşte o koşullarda ve mütevazilik, alçak gönüllülük, zamanının kıtlığı ve benzeri kimi kişisel özellikleri nedeniyle kimi önemli yazarlar, şairler ve sanatçılar hak ettikleri ölçüde tanınmadılar. Tanınamadılar.
Bunlardan biri, belki de en önemlilerinden biri Süleyman Okay?dır. Türkiye?de ulusal düzeyde tanıyanı çok azdır, ama siz bir de onu Antakya ve çevresinde sorun. Tanımayanı, bilmeyeni olamaz. Çünkü o yaşadığı döneme damgasını vurmuş bir kahramandır : Yaşamıyla ve yaşam biçimiyle,

Devamını oku

Türk Romanında Postmodernist Açılımlar – Yıldız Ecevit

Yıldız Ecevit, 20.yüzyıl avangardist roman estetiğinin genel bir tasvirini yaptıktan, bu estetiğin üstkurmaca, metinlerarasılık, çoğulculuk gibi temel özelliklerini irdeledikten sonra, postmodern edebiyatın Türkiye’deki yayılımını inceliyor. Modern Türkçe edebiyatın dört önemli metnini, postmodern edebiyat kuramının olanaklarıyla çözümlüyor: Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunları’ı… Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’sı… Hasan Ali Toptaş’ın Bin Hüzünlü Haz’zı… Metin Kaçan’ın Fındık Sekiz’i… Belki yazarlarının bile aklından geçirmediği metinlerarası ilişkiler, ounlar kurgulayarak, eleştirmen-okur insiyatifinin hakkını veriyor.
Modern-sonrası Türkçe edebiyatın analizi açısından önemli bir kaynak olan Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, “özgür konumunun büyüsüne kapılmış okur tutumu” açısından da zenginleştirici bir deneyimi yansıtıyor.

“Bilginin günümüzdeki sunuluşu, pazarlanışı ve tüketimi, oldukça hızlı. Ama bir kitabın sayfaları ve yazarının duygu ve düşünceleri arasında uzun süre kalabiliyorum hâlâ. Yıldız Ecevit?in İletişim Yayınlarınca basılan

Devamını oku

Li Rojhilatê Dilê min (Kalbimin Doğusunda) – Murathan Mungan

Murathan Mungan’ın Omayra, Sahtiyan, Oda Poster ve Şeylerin Kederi ile Kum Saati’nden 23 şiirini bir araya getiren Kürtçe şiir seçkisi, Ruken Bağdu Keskin tarafından 1996 yılında Li Rojhilatê Dilê min (Kalbimin Doğusunda) adıyla çevrildi ve Metis Yayınları tarafından yayımlandı.
Ji van şiîrên di vê berhevokê de; Berê (Önce), Xwîn, Xwê, Mirî (Kan, Tuz, Ölü), Me Ji Bîr Nekir (Unutmadık), Mîrên Payîzê (Güz Beyleri), Kurtik (Gömlekler), Şivanên Şevê (Gecenin Çobanları), Du Kêr (İki Bıçak), Kêrên Jibîrkirî (Unutulmuş Bıçaklar) ji Omayra; Erdên Bêdeng (Issız Topraklar), Sextiyan (Sahtiyan), Barîna Hespan (Atların Yağması), Varaka (Varaka), Çiya û Kapîtal (Dağlar ve Kapital), Rawirên Xwînê (Kan Yaratıkları), Pirsa Kêmnetewitiyê (Azınlık Sorusu), Ew Teyrên Kelaşan e (Onlar Ceset Kuşları) ji Sahtiyan; Metala Eşqê ya Tarî ji Oda, Poster ve Şeylerin Kederi; Xewnên Prensesên Şiyarbûyî (Uyanmış Prenses Rüyaları) û Berbang û Şahmaran (Şafak ve Şehmaran) ji Kum Saati hatine hilbijartin.

KURTIK
Kurtikê ku diguhêze çermê min

Devamını oku

Yazmak Ya da Yaşamak – Jorge Semprun

?Yazmak ya da Yaşamak?, Buchenwald toplama kampı eksenli, ancak 1937?den, 1960?lara bir İspanyol komünistinin siyasi mücadelesini gözler önüne seren bir anı-roman.
1923 doğumlu Jorge Semprun, İspanyol İç Savaşı?nın çıkmasının ardından ailesi ile birlikte Fransa?ya iltica etmek zorunda kalır. Fransa?da feslefe okurken Marksizm?e olan ilgisi artar ve Alman işgali sırasında Komünist Parti saflarında direnişe katılır. 1943?te yakalanarak Buchenwald toplama kampına gönderilir. 1945 yılının baharında ise, Almanya?nın yenilgisinin kesinleştiği günlerde, kamptan sağ kurtulmayı başarmış çok az kişiden biridir. Toplama kampında yaşadıkları, uzun yıllar peşini bırakmayacak ve romanlarında önemli bir yer tutacaktır. Ancak ilk romanını yazması için uzunca süre geçmesi gerekmiştir. Toplama kampı ve İspanyol iç Savaşı?ndan İkinci Dünya Savaşı?nın bitimine kadar geçen süre, onu ölümle burun buruna yaşamak zorunda bırakmıştır. Kendi ifadesiyle, ölümden dönmüş biridir, bir hortlaktır. Bu yüzden

Devamını oku

Hititler – Stefano De Martino

İtalya’nın Trieste Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Stefano De Martino, Türkçe’ye çevrilen “Hititler” adlı kitabını Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde tanıttı. İtalyan Hoca, ‘tarihi değerleri çok yüksek’ dediği Ankara’da yaşayanların çok şanslı olduğunu söyledi.
Kitabının tanıtım toplantısı sonrasında Ankara Hürriyet’in sorularını yanıtlayan Martino, Hititlere ilgisinin öğrencilik yıllarında okuduğu bir makaleden kaynaklandığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Bu kadar büyük bir kültür var ortada, ancak bu alanda çok büyük bilgi eksikliği olduğunu fark ettim. Hititlere ilgim böyle başladı. Hititlerle ilgili dört kitap yazdım.
En yakın zamanda Türkçe öğreneceğim. Uzun yıllardır Hititler ile ilgili kazı çalışmaları yapıyorum. Hititler isimli kitabım İtalya’da 2003 yılında yayınlandı ve 2000 baskı yaptı. Kitap’ta Anadolu’nun ve tüm uygarlık sahnesinin en güçlü ve ileri medeniyetlerinden olan Hititler’in devlet yapıları, askeri düzenleri ve toplumsal örgütlenme biçimleriyle kendilerinden sonraki

Devamını oku

Köle – Hans Kırk

17. yüzyılın sonlarına doğru Yeni Dünya?dan İspanya?ya doğru yola çıkan, altın yüklü bir İspanyol hazine gemisi… Gemide dönemin sınıfsal yelpazesinin neredeyse her renginden insan vardır. Ve hepsi bulundukları yerden bakmaktadır dünyaya. Derken bir Kızılderili köle çıkar sahneye. İlkel ve basit düşünen genç bir adamdır bu. Ama onun bu ilkel ve basit düşünceleri, dönemin ?uygar? ve ?iktidar sahibi? güçlerine ve onların yaklaşımlarına karşı kimliğini savunma cüreti ve inadıyla birleşince, gemide her şey altüst olur?

Köle, hem içeriği, hem de yazılma nedeni ve koşulları açısından son derece ilginç bir roman. Siyasi mücadelenin tam ortasına atılmış bir komünist olan Danimarkalı yazar, Nazilerin 1940?ta Danimarka?yı işgal edişinin ardından tutuklanır. Kirk ve arkadaşları 1941 sonları ve 1942 başlarında, yazarın kendi deyimiyle ?ümitsiz bir durum?la karşı karşıyadırlar. Nazilere boyun eğip eğmeme tartışmalarının ortasına düşmüşlerdir. Roman işte bu boyun eğip eğmeme tartışmasına

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme