Kategori: Felsefe

Tarihsel Maddecilik Üzerine – Franz Mehring

“Alman Marksist kuramcı, politikacı ve tarihçi Franz Mehring?in Tarihsel Maddecilik Üzerine (Über den Historischen Materialism) adlı broşürü Prinkipo Yayıncılık?tan çıktı. Die Lessing-Legende: Eine Rettung adlı kitabına ek olarak kaleme alınan bu broşür ilk olarak 1893 yılında yayınlandı. Franz Mehring, 1886 yılına kadar liberal burjuvazinin yayın organlarında görev aldı. Bu arada, Bismarck?ın ?Sosyalizm Karşıtı Yasa?sına karşı

okumak için tıklayınız

Caliban ve Cadı (Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim) – Silvia Federici

Caliban ve Cadı kapitalizme geçiş sürecinde bedenin bir tarihidir. Silvia Federici, geç ortaçağların köylü ayaklanmalarından cadı avlarına ve mekanik felsefenin doğuşuna kadar toplumsal yeniden üretimin rasyonelleştirilmesini araştırır. Asi bedene karşı savaşın ve beden ile zihin arasındaki çatışmanın, nasıl modern toplumsal örgütlenmenin iki merkezi ilkesinin, yani ?emek gücü? ile ?kendi bedeni ve yaşamı üzerinde mülkiyet hakkı?nın

okumak için tıklayınız

Hayatın Anlamı – Terry Eagleton

Hayatın anlamı nedir? Daha fazla güç, servet, seks, aşk, çikolata, futbol, entelektüel tefekkür ya da günü yaşamak mı? Hayatın bir anlamı var mıdır; yoksa o da tüm anlamlar gibi sadece postmodern bir kurgudan mı ibarettir? Anlamın hızla buharlaştığı günümüz kapitalizminin kentli, pragmatik politik ve kültürel dünyasında her şeye rağmen ortak ya da hayatlarımıza gömülü anlamlardan

okumak için tıklayınız

Dogmanın Cellâdı, Özgürlüğün Yalnız Şövalyesi – Bedriye Korkankorkmaz

“Bu kusursuz gün- her şey olgunlaşmakta, yalnız üzüm değil altın rengini alan-, bir güneş ışını vurdu hayatımın üstüne: Geriye baktım, ileriye baktım, hiç bu denli çok, bu denli iyi şeyler görmemiştim bir seferde. Boşuna görmemişim bugün kırk dördüncü yaşımı; gömebildim, çünkü onun içinde yaşayan şey kurtuldu, ölümsüz oldu. “Tüm değerleri yenileyiş”in ilk kitabı; Zerdüşt’ün Türküleri;

okumak için tıklayınız

Marx’ın Halleri (Marksist Düşüncede Diyalektik Bir Yolculuk) – Kurtul Gülenç, Önder Kulak

“Katı olan her şeyin buharlaştığı” bir dönemden “hiçbir şeyin katılaşmaya dahi fırsat bulamadığı” bir döneme girdik. Toplumsal, kültürel ve teknolojik değişim öyle bir hıza ulaştı ki üretilen bir alet daha dolaşıma girmeden “temel niteliklerini” yitirme tehlikesi ile karşılaşıyor; tüketim nesnesi olduktan kısa bir süre sonra da demode oluyor. Kuşkusuz fikir dünyası da bu hızdan nasibini

okumak için tıklayınız

Biyani – Albert Camus

Yek ji klasîkên modern, mînaka girîng a edebiyata eksistansiyalist romana Albert Camus, “Biyanî” di nav weşanên Avesta de deket. Kitêb ji aliyê Fawaz Husên ve ji fransî bo kurdî hatiye wergerandin. Kitêba Biyanî li dora fikir û ramana absurd û pelepûciyê çerx dibe. Beşê pêşîn ji dîtinên felsefî yên Albert Camus pêk tê. Lehengê romanê

okumak için tıklayınız

50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem – Alaeddin Şenel (Alâeddin Şenel)

Bu kitap, bilm ve bilimsel yöntem temelinde çeşitlenen, bilgibilim, bilim felsefesi, bilim tarihi bağlamında dolaşan soruları, A.Osman Gürel, Alâeddin Şenel, E.Zeynep Güler, Ender Helvacıoğlu, Funda Karapehlivan Şenel, Hasan Aydın, İsmihan Yusubov, Kerem Cankoçak, Korkut Boratav, Müjgan Tez, Onur Hamzaoğlu, ve Yaman Örs tarafından yanıtlandı… Bilgi edinmenin bilimsel olan ve olmayan yöntemleri nelerdir? Bilimsel yöntem ile

okumak için tıklayınız

Doğmanın Köküne Fikir Bombası Koyan, Özgür Düşüncenin Yılmaz Savunucusu, Eleştiri ve İroninin Bilgesi: Erasmus – Bedriye Korkankorkmaz

?Arı gibi çalışkan bir bilim adamı, özgür düşünceli bir din bilimcisi, sert bir eleştirmen, yumuşak bir öğretici, biraz kuru dizelere kaçan biraz şair, billur gibi anlatıma sahip bir mektup yazıcısı, hem de acımasız satirik yazıların yazarı, hem de insanoğlunu insan kılan tüm yüceliklerin savunucusu bir havaridir? diyordu Stefan Zweig, Erasmus’un kişiliği hakkında Rotterdamlı Erasmus’un Zaferi

okumak için tıklayınız

Batı’nın İnsan Doğası Yanılsaması – Marshall Sahlins

Özgürlükçü antropolojinin öncü isimlerinden Marshall Sahlins bu kitapta, Eski Yunan’dan modern çağa kadar süregelen Batı’nın “insan doğası” anlayışını sorguluyor. Tukidides’ten Platon’a, Machiavelli’den Thomas Hobbes’a ve Amerikan Devrimi’nin liderlerine kadar izi sürülen bu anlayış, “toplumsal sözleşme” kuramlarının, monarşi ve cumhuriyet düşüncesinin de temelini oluşturur. Batı’nın insan doğası kavrayışına göre,

okumak için tıklayınız

?Vejetaryenliğin Yararları?na Dair – Gönenç Kaytaz

Hayatınızda en son ne zaman bir alışkanlığınızdan vazgeçtiniz? Üstelik öyle büyük bir bahab anı falan da yaşamadan; yani hayatın günlük akışında, her şey normal ilerlemekteyken, içinizde, tanımlayamadığınız derinliklerinizden bir şeylerin sizi sessizce değiştirmiş olduğunu; -hem de bunu, üzerinden bir süre geçtikten sonra- fark ettiğiniz oldu mu hiç? Alışkanlıklar ne menem bir şeydir ki hayatımıza habersizce

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1 – Henri Lefebvre

“Aşina olunan bilinmez,” diyor Hegel. 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Henri Lefebvre, ‘politik dramın’ gündelik temelinin unutulduğu, felsefecilerin hakikati başka yerde aradığı, edebiyatçıların mucize ve macera peşinde koştuğu bir dönemde aşina olunana bakıyor: “Asıl değişim nerede olup biter? Gündelik hayatın esrarsız derinliklerinde!” İktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın her gün yeniden üretildiği, buna rağmen değişimin ve

okumak için tıklayınız

Klasik, İbrani, Hıristiyan Antikçağ Kaynaklarına Göre Tanrıların Doğuşu – Ludwig Feuerbach

Alman filozof Ludwig Feuerbach, elimizdeki kitabında, klasik, İbrani ve Hıristiyan Antikçağ kaynaklarına dayanarak Tanrı inancının ortaya çıkışını irdeliyor. Tanrı inancının insanın doğasında olmayıp, bir talebin nihayetinde ortaya çıktığını söyleyen Feuerbach, böylece insan zihnindeki Tanrı fikrinin yapay olduğunu belirtiyor. Tanrı?nın, sadece talep edildiği, içten arzu edildiği için tasarlanmış, düşünülmüş ve inanılmış bir varlık olduğunu savunan düşünüre

okumak için tıklayınız

Dil ve Politika (Dilin Kökeni, Etnik Boyutu ve Kimlikle İlişkisi) – Kemal İnal

Maalouf’un dediği gibi insan dinsiz yaşayabilir ama dilsiz asla. İletişimin hızla arttığı günümüz dünyasında dile her zamankinden daha çok iş düşmekte. Küreselleşmeyle sınırlar aşılırken farklı kültürler anlaşabilecek ortak bir zemini yine dil üzerinden bulabiliyor. Dünya çokkültürlü ve çokdilli ama hemen herkes artık bir lingua franca haline gelen İngilizceyi kullanıyor. Yeni iletişim teknolojileri öncelikle görselliğe dayalı

okumak için tıklayınız

Kahrolsun Özel Mülkiyet – Okan Yolcu

Yaşlı dünyamız son bin yıllarda özellikle son 200 yılda 4,5 milyar yılda tanıklık etmediği korkunçlukta olaylara tanıklık etti/ediyor. Bu durum bir türün kendi kendini yok etme girişimidir. Hiç bir canlı türü kendi türüne karşı bu kadar acımasız olmadı. Milyonlarca insan savaşlarla birbirlerini öldürüyor. Çevre kirliliği yaratarak doğadaki bütün canlı türlerini tehdit ediyor. Korkunç katliamlar düzenliyor

okumak için tıklayınız

Tamamlanmamış Bir Proje Olarak Paris – Bora Erdağı

Postmodernite tartışmalarının ?şafağı attığında?, Jurgen Habermas?ın da şafağı atmıştı. ?Modernite versus Postmodernite? başlıklı o meşhur makalesinde moderniteyi tamamlanmamış bir proje olarak tanımlamış ve postmoderniteyi enine boyuna eleştirmişti. Bu makale 1980 yılında Theodor W. Adorno ödülü kazanan Habermas?ın, ödül töreninde yaptığı konuşmasıdır. Habermas modernitenin kültürel ve tarihsel boyutlarını, estetik niteliklerini, Aydınlanma çerçevesini ortaya koyduktan sonra,

okumak için tıklayınız

Zerdüşt Avesta (Zerdüştilerin Kutsal Metinleri) – Xanna Omerxali

Avesta -Zerdüştilerin Kutsal Kitabı- dünya medeniyetinin yazılı tarihinde en saygın eserlerden biridir. Binyıllar içinde Avesta kitapları yeniden yazıldı, tercüme edildi ve nesilden nesile aktarıldı. Avesta -kutsal Zerdüşti kanonik metinlerinden geriye kalanların derlemesi. Versiyonlardan birine göre, dini metinlerin bütün külliyatı 1200 fragarddan (?bölüm, kısım?) oluşuyordu ve Milattan bin yıl önce altın rengi tahtaların üzerine yazılmıştı.

okumak için tıklayınız

Çalışmak Sağlığa Zararlıdır – Annie Thebaud-Mony

Risklerin alt işverene devri. Başkasını tehlikeye atma. Onura saldırı. Duygusal ve fiziksel şiddet. Mesleki kanserler “Dünyanın her yerinde, rekabet gücü adına, çalışma hayatı öldürüyor, yaralıyor, binlerce kadını ve erkeği hasta ediyor. Sağlıklarına ciddi biçimde zarar verdiğini bilseler de, bu insanların, geçimlerini sağlayabilmek için bu tür işlerde çalışmaktan başka çaresi yok… Sağlık Sigortası Fonu’nun ve Çalışma

okumak için tıklayınız

Tatlı Şiddet (Trajik Kavramı) -Terry Eagleton

Terry Eagleton bir başyapıt niteliğindeki bu kitabında, trajedinin ve tragedyalar tarihinin siyasal bir analizine girişiyor. Dramadan edebiyat ve felsefeye, dinden teoloji ve antropolojiye kadar disiplinlerarası geniş bir alanda gezinen bu eleştirel çalışma, antik çağ bereket kültleri ve kurban ritimleriyle modern çağ devrimleri arasında bağlantı ve kümelenmeleri açığa vuran radikal bir güzergâh yaratıyor. “Acı”yı ortak bir

okumak için tıklayınız

Frankfurt Okulu Eleştirisi – Hans Heinz Holz Evrensel

2011 Aralık ayında hayatını kaybeden Marksist filozof Hans Heinz Holz, Frankfurt Okulu Eleştirisi’nde, “salt teorik” olmayı hedefleyen, hemen önlerinde akıp gitmekte olan tarihsel eylemi kasıtlı olarak görmeyen ve çalışmalarını “felsefenin gerçekleşmesi alanına” özellikle uzak tutan bir felsefeyi eleştirisinin hedefine koyuyor. Horkheimer, Adorno, Marcuse Lowenthal, Pollock gibi isimlerle anılan Frankfurt Okulu’nu karakterize eden, bir dogmaya dönüştüğünü

okumak için tıklayınız

Eski Yunan’da Mit ve Tragedya – Jean-Pierre Vernant, Pierre Vidal-Naquet

Mitlerin mantıki bir kavrayışla algılanmasın kökleri yeni çağda başlamamıştır; tersine, antikitenin başlangıç tarihine kadar uzanır. Neredeyse IV. yüzyıldan beri düşünürler “mit ve tragedya” üzerine kafa yormuşlar, onların arka planında yatan gerçeklik ve mantıksallığı bir anlamda anlamaya çalışırken bir anlamda da hesaplaşmaya çalışmışlardır. Ortaçağ resmi, müziği ve edebiyatı, imparatorlukların tekeline geçen tektanrılı dinlerin içinden ve dışından

okumak için tıklayınız