Kategori: Felsefe

Eleştirel Realizmin Manifestosu – Güney Çeğin / Hüseyin Etil

?Ne var ki, dış görünüş ile şeylerin özü, eğer birebir çakışsaydı, her türlü bilim gereksiz olurdu?. Karl Marx 1950?lerle birlikte sosyal bilimler felsefesi alanında iki kuramsal yaklaşımın can çekişine tanık olduk: eleştirel akılcılık ve mantıkçı pozitivizm. Bu vaziyete hâl çaresi ise iki farklı güzergâhtan geldi: Kuhn?un rölativist içerimlere sahip ama kısmen sinik olan yaklaşımı [Bilimsel

okumak için tıklayınız

Din, Ahlak, Evrim ve Toplumsal Yaşam?a Dair Diyaloglar – Denis Diderot

18. yüzyılın en ilerici ve devrimci fikirlere sahip Fransız yazar ve filozofudur. Diderot?nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve hümanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hıristiyanlık dinini reddetmiş olmasıdır. Denis Diderot, varlık konusunda doğaya ilişkin olarak maddeci bir yorum getirmiş ve

okumak için tıklayınız

İnsanın Görkemi – Ralph Waldo Emerson

“Kendimi Emerson’a o denli yakın buluyorum ki onu övmekten çekiniyorum, çünkü kendimi övmüş gibi olmaktan korkuyorum.” Friedrich Nietzche Bu kitap, düşünce tarihinin önemli isimlerinden Amerikalı düşünür Ralph Waldo Emerson’ın Türkçede ilk kez yayımlanmış denemelerinden oluşuyor. Aynı zamanda büyük bir yazar-şair olan Emerson, aralarında Walt Whitman, Emily Dickinson, Edwin Arlington Robinson, Wallace Stevens, Hart Crane ve

okumak için tıklayınız

Diyalektiğin Kategorileri ve Yasaları – Aleksandr Şeptulin

Bu kitap, maddeci diyalektiğin başlıca kategorilerini ve yasalarını ele alıyor. Diyalektiğin kategorilerinin ve yasalarının içeriğini ortaya koyarak, özgül felsefi bir kuram olarak diyalektik maddeciliğin özünü açıklamaya çalışıyor. Diyalektik maddecilik, varlığın genel biçimlerini, gerçekliğin genel bağlantılarını ve gerçekliğin insanların bilincine yansıma yasalarını inceler. Felsefi yorumun, gerçekliğin evrensel özelliklerinin ve bağlantılarının bilince yansımasının temel biçimleri ile bilgilenmenin

okumak için tıklayınız

Marx’tan Spinoza’ya Spinoza’dan Marx’a : Güncel Müdahaleler

Bu derleme, iki temel gereksinimden yola çıkmaktadır. Althusser’den Negri’ye uzanan bir düşünürler grubunun Hegelci Marksizm’e karşı ciddi bir alternatif olarak gördüğü Spinozacı Marksizm’den beslenmiş literatür zengin olsa da Spinoza ile Marx arasındaki bağlantılar üzerine soybilimsel incelemelere az rastlanır. Bu nedenle çalışmada önce, Marx’ın Spinoza’yla karşılaşmasına ışık tutan, Spinozacı perspektifin Marx’ın düşüncesindeki konumunu ele alan, Marksizm

okumak için tıklayınız

Deliliğin Tarihi – Michel Foucault

Michel Foucault, Deliliğin Tarihi?nde, deliliğin gündelik yaşamın bir parçası sayıldığı, kaçıklarla çılgınların sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları Orta Çağ?dan, tehlikeli sayılmaya başladıkları, tımarhanelere kapatıldıkları, öteki insanlarla aralarına ilk kez duvarların çekildiği 18. yüzyıla kadar, Batı?da deliliğin arkeolojisini irdeliyor. Deliliğin fantastik dünyasında dolaşırken Foucault, aslında ?deli?nin bize onun deli olduğuna karar veren, onu öyle konumlandıran genel

okumak için tıklayınız

Antik Çağı keşfeden hümanistler – Deniz Antepoğlu

Bir şiirin unutulduğu tozlu raflardan gün yüzüne çıkarılmasıyla dünyanın değişmesi mümkün mü? Kitapların her zaman gericilikle savaşması ve kaybetse de yüzyıllar sonra bir şekilde yeniden ve yine dirilmesi mümkün mü? Eğer her ikisinde de cevabınız umuttan yanaysa ?Sapma (Medeniyetin Seyrini Değiştiren Keşfin Öyküsü)? sizi kitapların, kitap avcılarının ve düşünmeyi unutan insanların dünyasına davet ediyor. Can

okumak için tıklayınız

Frankfurt Okulu’nda Aydınlanmanın Diyalektiği – Mert Sarı

20. yüzyılın ilk yansında Almanya’nın Frankfurt kentinde, özerk bir kurum olan Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü bünyesinde gelişen eleştirel sosyal felsefe üzerinde temelleri atılan Frankfurt Okulu düşünü, 20. yüzyılın ve günümüzün temel düşünce akımlarından biridir. Modernitenin olumsuzlanmasından doğan postmodern düşüncenin pek çok temsilcisi, kendisini Frankfurt okulu eleştirisinin sürdürücüsü saymaktadır. Örneğin Michel Foucault, Jacques Derrida gibi adlar, sık

okumak için tıklayınız

Dünyayı Değiştiren Düşünürler Cilt: 1 (Hint Veda’larından Giardino Bruno’ya) – Sadık Usta

Felsefe nedir? Felsefe ne zaman ortaya çıktı ve hangi tarihsel süreçlerin ürünü oldu? İdealizm mi yoksa materyalizm mi daha önce ortaya çıktı? Tarihten günümüze değişmeyen felsefi bir çizgi var mı? Felsefede eşitlik düşüncesinin kaynağı nedir ve ütopya ile ilişkisi nedir? Elinizdeki bu eser, hem dünyayı değiştiren düşünürlerin eserlerinden bir seçki sunuyor hem de yukarıdaki sorulara

okumak için tıklayınız

Kapital’i Sahnelemek – Fredric Jameson

Her kriz, küresel kapitalizmin yapısının, ona yön verdiğini iddia edenlerin de kavrayışlarını aştığını gösterirken, Marx?ın Kapital?ini yeniden gündeme getiriyor. Kendi çelişkilerini ve krizlerini, ancak bunları genişletme yoluyla ?aşan? bu karmaşık varlığı resmetmeye girişen Marx, eserini inşa ederken incelediği yapıya ayak uydurur: Sermayenin her öğesinin kendi içinde bir problem olarak ele alındığı, ortaya çıkartılan her karakteristik

okumak için tıklayınız

Yuri Davidov’un özgürleşmenin ve yabancılaşmanın yılan hikayesi

“Okyanusta her nasılsa bir gemi alabora olup içindekilerle beraber batıyor. Biri dışında yolcuların tümü okyanusun dibini boylamıştır. O biri boş bir fıçı veya tahta parçasına sıkı sıkı tutunmuştur. Hayatta kalmak için var gücünü kullanıyor, derken ıssız, hiç bir insanın yaşamadığı küçük bir adacığa yetişiyor güç bela. Yorgunluktan tükenmiştir.  Ne bulduysa yeyip karınını doyurduktan sonra dinlenmek

okumak için tıklayınız

Zaman ve Uzam Kültürü (1880-1918) – Stephen Kern

Titanic neden hatırlanıyor? Bu büyük facia, tarihte benzeri yaşanmamış biçimde, üstelik eşzamanlı olarak tüm dünyada duyulmuştu. Telsizler, telgraf operatörleri, gazeteler an be an bu dramdan haberdar olabilmişlerdi. Gemiyi batarken izleyen yüzlerce kazazede tanıklıklarını anlatacak, Titanic?in hikâyesi yine eşzamanlı bir ivmeyle her yerde bilinir olacaktı. Buharlı gemiler ve enerji kullanımıyla yolculuk süreleri azalmıştı; bu faciayla birlikte

okumak için tıklayınız

Pozitivizm – Kolektif

Bu dizi, felsefenin pratiksiz, pratiğin ise felsefesiz kılındığı; pratiksizliğe ve felsefesizliğe varıldığı günümüzde “insanlığın felsefi düşüncesinin büyük çizgisine bağlanmak” üzere, insanlığın bilimsel düşünce ve bilgi birikiminin gelişimini tarihsel süreci içinde ele alıp izleme çabasının bir ürünüdür. Bu alanda daha derinlemesine ve ayrıntılı bir donanım edinmek isteyen okuyucuyla, materyalist ve diyalektik düşüncenin birikimlerini buluşturmayı amaçlayan dizi,

okumak için tıklayınız

Seçme Metinlerle Rönesans Filozofları – Giorgio De Santillana

Seçme Metinlerle Rönesans Filozofları adlı bu kitap, Leonardo da Vinci’den Thomas More’a, Machiavelli’den Erasmus’a, Galiei’den Copernicus’a, Luther’den Montaigne’e uzanan bir yelpazede insanın bilinç koşullarını kökten değiştiren düşüncelere ev sahipliği yapmış bir çağı, Rönesans’ı ilk elden tanıma olanağı sağlıyor. Bu filozofların özlü biyografilerini de içeren kitap, okurun insanlık tarihinin anıtsal yapıtlarının birbiri ardınca üretildiği Rönesans dönemini

okumak için tıklayınız

Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin ve Varidat – Vecihi Timuroğlu

Vâridât, Şeyh Bedrettin?in öğrencileriyle yaptığı söyleşileri içeriyor. Kavramların ve cümlelerin sağlamlığı, söyleşileri, Şeyh?in okuyup düzelttiğini gösteriyor. Bir tasavvuf yapıtı olan Vâridât, tasavvufun sınırlarını aşıyor, Şeyh?in varlık ve bilgi kuramına dönüşüyor. Şeyh?in Tanrı, varlık ve insan hakkındaki düşünceleri, çağını aşan öze sahiptir. Kuşkusuz, bir Rönesans düşünürü değildir, ama İslam dünyasında eşi az bulunur bir aydındır. Şeyh

okumak için tıklayınız

Varlık Tutulması / Sartre Tiyatrosunda Varlık ve Hiçlik – Ahmet Bozkurt

Varlık Tutulması Sartre?ın varoluş felsefesini odağına alarak ilerleyen varoluşçu tiyatro üzerine yapılmış ilk kapsamlı çalışmadır. Elinizdeki kitabın ana eksenini Varlık ve Hiçlik düşüncesi oluşturmaktadır. Jean-Paul Sartre’ın varoluşçuluk felsefesindeki varlık katmanları eşliğinde, onun tiyatro oyunlarında bu kavramların ele alınış biçimlerini eleştirel bir perspektiften kendi tekilliği içerisinde konumlandırarak olası tüm yorumlara bir parantez açma niyeti taşımaktadır. Hem

okumak için tıklayınız

Nikomakhos’a Etik – Mert Sarı

İnsanlığın kültür birikimindeki anlamlı kök değerlere sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlığın, üzeri örtülmüş kültür hâzinelerini yeniden gün ışığına çıkarmak gerek. İnsanlığın devasa yapıtlarını, öğretilerini ve öğretmenlerini… Kanımca, artık entelektüel ahlak, insana her şeyi açık adıyla çağırmayı yükümlüyor. Küresel sistemin yalpalamaya başladığı son yıllar, tüm ülkelerin toplumsal gerçekliklerinde

okumak için tıklayınız

Yabancılaşma (Marx’ın Kapitalist Toplumdaki İnsan Anlayışı) – Bertell Ollman

Yetkin Marksist felsefeci Bertell Ollman, Diyalektiğin Dansı ve Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş ve Diyalektik Soruşturmalar?dan sonra, Yabancılaşma adlı klasik çalışmasıyla Türkiyeli okurlarla bir kez daha buluşuyor. Yabancılaşma, Marx?ın yabancılaşma kuramı üzerine yazılmış en sistemli ve özgün çalışmalardan biridir. Ollman bu kuramı, kuramı oluşturan unsurları tek tek inceleyerek yeniden inşa eder. Bu inşa sırasında insanın;

okumak için tıklayınız

Spinoza’yı Anlamak – Hadi Rizk

17. yüzyıl felsefesinin önde gelen düşünürlerinden Spinoza, dönemin Hıristiyan Avrupa’sında Yahudilerin yaşadığı sıkıntılara karşıt Altın Yüzyıl’ını yaşayan Amsterdam’daki refah ve özgürlük ortamında sonradan cemaatten dışlanmasına sebep olacak fikirlerini dile getirmeye başlar. Düşüncelerini Descartes okumalarıyla geliştirip onlara cevaben yazdığı metinlerle kendi konumunu belirler, batıl inançlar ve yanılsamaları saf dışı bırakan bir sistem oluşturur. Spinoza’yı Anlamak, sonsuzun

okumak için tıklayınız

Karganın Yolu (Felsefe – Estetik – Gezi) – Korkut Köseoğlu

‘Bu yapıtta okuyacağınız ‘Edebiyat ve İnsan’ adlı yazısının bir yerinde şöyle der, Korkut Köseoğlu. ‘Burjuvazi, bireyi koruma yalanıyla insanı iyice insansızlaştırdı’. Doğru bir saptamadır bu. Ama ben bu saptamayı değil de, bu doğruyu görebilmeyi önemsiyorum. Korkut Köseoğlu doğruyu görebilen gerçekçi bir yazardır. Böyle dönemlerde gerçekçiliğe, ekmek kadar, su kadar, gereksinmemiz var.

okumak için tıklayınız