Kategori: Makaleler

Anadolu’nun Yazgısını Anlatan Öyküler – Mahmut Makal

Doğan Soydan?ın 1988?de yayımlanan ve yedi öyküden oluşan ilk yapıtı ?Delikli Kuruş?u okuduğumda çok beğenmiştim. Güzel bir anlatımla Irak sınırındaki Çukurca?nın gerçek havasını getiriyordu çünkü. 6 Mart 1989?da ona şu mektubu yazmıştım.: Kardeşim Doğan Soydan, ?Delikli Kuruş? adlı öykü kitabını aldım. Yaşayıp yazdığın için hepsi de güzel olmuş. Eline sağlık. Zoraki yazar ve zorlanarak yazılan

okumak için tıklayınız

Emperyalist Kuşatmaya Karşı Suriye’yle Dayanışmak – Müslüm Kabadayı

Eskiler, ?Gön inceldiği yerden delinir.? demişler. Biz yeniler, bu atasözünü devrimci bakış açısıyla dönüştürmek zorundayız : İnsan, inceldiği yerden ayağa dikilir. Bugün insanlığın inceldiği yer nedir ya da neresidir? Vicdanını sermayeye teslim etmemiş, insanın mutluluğunu ve doğanın korunmasını isteyen her insan, savaşın büyük bir yıkım ve zulüm olduğunu bilir. Bugüne kadar gerçekleşmiş savaşların ana nedeninin

okumak için tıklayınız

Georg Lukacs’ta Gerçekçilik – Korkut Köseoğlu

?Edebiyatta gerçekçilik, yüzyıllar boyunca, git gide gelişmiştir. Fakat gerçekçilik düşüncesi ve kavramın kendisi 19.yy ortasında oluşmuştur.? Önce Puşkin(1799?1837), daha sonra da Belinski (1811?1848) geçmişte yaşamış kimi yazarlarda ortak bir niteliğe değinmişlerdi. Bu ortak nitelik gerçekçilikti. Önceleri bu ortak yön sanat eserindeki karakterlerin çok yönlülüğüyle ortaya çıkmıştı. Çok yönlülük, olaylar, koşullar ve değişik durumlarda karakterlerin nasıl

okumak için tıklayınız

Bu kitapların peşine düşmeli – Aslı Tohumcu

Almanya?da yaşayan/doğmuş Türk çocuklarının ?anadili eğitimi? bahsi açıldığında kaplan kesilen, dil haklarını ve ikidilliliğin yararlarını savunan bizler, konu Türkiye?de yaşayan Kürt ya da Ermeni çocuklara ve onların anadillerine gelince ne kadar da anlayışsız ve ırkçı kesiliyoruz. Çeşitliliğin hiçbir türüne saygımız yok ki dilsel çeşitliliğe olsun. Oysa bir dilin varlığını sürdürebilmesinin en temel koşulu, o dilin

okumak için tıklayınız

Bir Roman Değerlendirmesi: Ankara – Korkut Köseoğlu

Yakup Kadri, Ankara romanını ilk kez 1934 yılında yayınlamış. Romanında Cumhuriyet devrimlerinin amacına ulaşamamasını anlatır. Ankara, hem bir roman, hem de siyasi eleştiri kitabıdır. Romanın siyasi etkisi kendini hemen göstermiştir. Kadro dergisindeki yazıları ve Ankara romanının etkisiyle, Yakup Kadri aynı yıl ülkeden uzaklaştırılmış Tiran?a büyükelçi olarak gönderilmiştir. Ankara üçüncü tekil kişi ağzıyla yazılmıştır. Roman üç

okumak için tıklayınız

Belleğini Yitirmeyen Şair? Kemal Özer – Mustafa Özmen

?Dostluklar kurulsun insanlar gülsün / Son bulsun savaşlar kimse ölmesin? Nesimi Çimen 2 Temmuz sönmeyen yangın Sivas? 2 Temmuz 1993? Madımak Oteli? 33 aydın, yobazlarca katledilir. Hem de güpe gündüz… bir şehrin orta yerinde? devletin valisinin, polisinin, askerinin gözleri önünde. Onlar yalnızca 33 insan değil 33 ayrı yaşamdı. Kiminin kitaplarını üst üste koyduğunda boyunu aşardı.

okumak için tıklayınız

Şiir ve Şair Üstüne Düşünceler[1] – Temel Demirer

?İşte yine bahar geldi. Yeryüzüne şiirler söyleyen bir çocuk gibi.?[2] Hem kendisi, hem de başkaları olabilmek gibi benzersiz bir ayrıcalığa sahip olan şair, ?Dilin simyageridir,? Melih Cevdet Anday?ın deyişiyle? Sonra da Turgenyev?e göre, ?Şiir, ilâhların dilidir.? Cervantes?e göre, ?Şiir, yalnızlığın dostudur.? Montaigne için ise, ?Büyük şiir düşüncelerimizi doyurmaz, allak bullak eder.?

okumak için tıklayınız

72. Koğuş* Okuması – Mustafa Özmen

Hapishaneleri herkes yazabilir? herkes anlatabilir. Ama önemli olan hapishaneye nasıl baktığındır. Dünyaya bakışın ne ise hapishane de odur. Orhan Kemal hapishaneye bütünün bir parçası olarak bakmış. Mahpusları dört duvarla sınırlamamış. Tipler yaratmıştır. Orhan Kemal?in tipleri yalnızca hapishane sakinleri olarak kalmamış, günlük yaşamda karşımıza çıkan tiplere dönüşmüştür. Orhan Kemal?in parçalı bir bakışı olsaydı biz onlara ya

okumak için tıklayınız

Adolf Hitler için intihar girişiminde bulunan üç kadın ve intihar eşi Eva Braun – Barış Kişin

Adolf Hitlerin uzun bir süre beraber olduğu ve intihar etmeden bir gün önce evlendiği kadın olan Eva Braun, 6 Şubat 1912’de Almanya’nın Münih kentinde doğdu. 1929 yılında Hitler’in birçok fotoğraflarını çeken Alman fotoğrafçı Heinrich Hoffman’ın* yanında çalıştığı sırada kendisini Bay Kurt olarak takdim eden  Hitler ile tanıştı. İlşkilerinin ilk döneminde iki kez intihara kalkıştıysa da

okumak için tıklayınız

Taha Toros – M. Şehmus Güzel

Taha Toros mutlaka çok çalışkan, üretken, yaratıcı ve paylaşımcı bir insan olarak akıllarda kalacak. Kanımca öyle olmasını o da isterdi. Çalışkan, üretken, mütevazi, sürekli araştırmak ve yazmak serüveni içinde bir yaratıcı. Birçok kitabı yanında İlk Kadın Ressamlarımız veya Fikret Muallâ 1903-1967 gibi konusunda orijinal, kolay bulunması mümkün olmayan bilgilerle dolu kitaplarını burada öncelikle anmak isterim.

okumak için tıklayınız

Nermi Uygur?a Bölük Pörçük Bakış – Cengiz Gündoğdu

Mehmet Akkaya Nermi Uygur?la ilgili çalışmasının sonunda şöyle der, ?? bugün veya gelecekte ?Türk Felsefesi? diye dünya düzeyinde bir felsefeden söz edilecekse kuşkusuz ki adı öncelikle anılacak kişilerden biri düşünmeyi eylemden ayırmadığı için bir eylem kişisi de olan Nermi Uygur olacaktır.? Bu saptama doğrudur. Gerçekten de Nermi Uygur, Türk dilinin güzelliğini anlamış, bu dili geliştirmek

okumak için tıklayınız

İstanbul’un Siyasal İktisadi Yapısı ve Yeni Türkiye Sinemasına Yansımaları – Zahit Atam

 Giriş İstanbul bir metropoldür. Binlerce yıllık bir metropoldür üstelik. Bu açıdan benim çalışmam, çok sınırlı bir çerçevede olacak ve bu kentin özellikle son yirmi yıllık tarihi içinde sosyo-ekonomik yapısının genel özellikleri ile bu özelliklerin kentte yaşayan insanlara ?bir insan? olarak neler vaat ettiklerini açığa çıkarmak ve yeni Türkiye sinemasının filmlerinde bunların izlerini sürmek.

okumak için tıklayınız

Düşünce, Eylem Pratiği Birlik ve Çelişki – Nejdet Evren

İnsan ile düşünce, insan ile eylem ve düşünce ile eylemin yan yana durmaları kimi düşünürlerce insanlaşmanın başlangıcı sayılan sözcüklerin çizgilere ve yazıya dökülmesinden bu yana çeşitli evrelerden, evrimlerden geçerek düşünce, dil ve edim üçlemi ile var ola gelmiştir. Olgusal yapısı ile dil, düşüncenin/soyutlamanın gelişmesi ile bir ün, bir nida, bir çığlık olmaktan çıkarak anlamlı, anlaşılır

okumak için tıklayınız

Arshile Gorky’yi kim öldürdü? Celâl Üster

Arshile Gorky’yi tanıyor musunuz? Ya da, Arshile Gorky adını duydunuz mu? Geçen yüzyılın sanatının değişmesinde önemli bir rol oynamış olan bu ressamın yaşamöyküsünü kaleme alan Nouritza Matossian’nın dediği gibi, ‘Resimleri Amerika ve Avrupa’daki büyük müzelerde asılıyken ve sanatını Ermeni kültürü besleyip zenginleştirmişken, Gorky, paradoksal bir biçimde, Ermenilerin çoğu tarafından bile tanınmamaktadır. Şüphe yok ki, doğduğu

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiiri 4 – Mustafa Özmen

Platon’un bilindik adalet tanımı şuydu; ?Adalet, güçlünün işine gelendir.? Günümüz adaletinin de uyguladığı budur. Bu adalet kavramı; soğuk mahkeme duvarlarını, yasaları, düzmece tutanakları, gözaltıları, hukuksuz dava süreçlerini çağrıştırır. Bu dava süreçleri ancak ?güçlünün? adalet anlayışıdır. Bu süreçler gelip geçicidir. Bir de insanlığın adalet süreçleri, adalet tanımları vardır. Bu sürecin en önemli yapıcıları sanatçılardır, şairlerdir, yazarlardır.

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiiri 1 – 2 – Mustafa Özmen

?Sevmek, sonsuz özgürlüklere bir açılımdır.?*(Bilinç Gezgini) Baharlar doğanın, insanın yeniden doğumudur. Doğum zorlu, sıkıntılı bir süreçtir. Bu bahar bizleri zorlu ve sıkıntılı bir süreç bekliyor. Bir yandan Filistin?i düşünüyorum. Arafat?ın taş generallerini düşünüyorum. 40 yıldır savaşım veren taş generalleri. Her sabah yaşama, direnişe yeniden uyanmak. Umuda yeniden uyanmak. Evet savaşlar devam ediyor. Irak, Afganistan dünyanın

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiiri 5 – Mustafa Özmen

12 Eylül 1980 Türkiye tarihinin karanlık günlerinden biri. 12 Eylül toplumda büyük yaralar açtı. Bu yaraların bir kısmı kapandı. Bir kısmı kapanmadı. Zamana bırakıldı bu yaralar. Devrimci bir çok genç katledildi. İşkencelerden geçti. Aileler büyük acılar yaşadı. Yalnızlaştırıldı. Devrimcileri hedef alan bu darbe, hem devrimcileri hem de toplumu sindirdi. Toplumun bugün bu denli sessiz kalmasının

okumak için tıklayınız

Kit-ap – M. Şehmus Güzel

Saint-Mandé Paris?in kendine yapışık kardeşi. Kız kardeşi mutlaka. Başkentin 12. ve 20. ilçeleriyle içiçe. Paris?in güneydoğusundaki tarihi ve monarşik unsurları ve derme çatma çadırlarında gün sayan yertsiz-yurtsuzları bağrında barındıran kimini maalesef kış aylarında yitiren Vincennes ormanının içinde. Kralcı kasaba kolay kolay cumhuriyetci olamamıştır ve bunun izleri bugün bile görülüyor. Binalarına, yontma taştan yapılı iri ve

okumak için tıklayınız

Sanat(çı) Olarak Resmin (ve Ressamın) Soru(n)ları[*] – Temel Demirer

?İnsan yüzünü kim daha doğru görür: Fotoğrafçı mı, ayna mı, yoksa ressam mı??[1] Sanat asla yalnızca ?sanat? değildir. Biryerlere tutsak olup, kolunu, yakasını/paçasını kaptıran sanat özgür değildir. Evet, ?gücün? önünde secdeye kapanıp, aklını/ eylemini/ sorumluluğunu terk edenlerin, egemenin dayattığı ?Köle/Efendi? oyununu bozması mümkün değildir.

okumak için tıklayınız

Çehov Duyarlılıklarıyla Örülmüş Öyküler Yazarı: Doğan Soydan – Nadir Gezer

Anadolu destanlar ülkesidir. Ve insanının yaratıcılığı bir başkadır Anadolu?da Destanlar, ağıtlar üretir, insan sıcaklığının bütün güzelliğini nakşeder insan yüreğine. Anadolu insanını anlayabilmek için onun derinlerinden çıkıp gelmek gerekir. Anadolu insanının acılarını ve sevinçlerini onunla paylaşanlar, onun sevilerinin, hırçınlıklarının ve teslimiyetçiliğinin nedenlerini anlayabilir, onunla duygusal yaklaşımlara ortak olabilirler. Bu tür yazarlar salt duygusal olamazlar. Geldikleri köken

okumak için tıklayınız