Kategori: Makaleler

Paris, Salon Du Livre 2012 : Kitap Fuarina Hoş Geldiniz – M. Şehmus Güzel

Paris Kitap Fuarı (Salon du Livre) kapılarını ve pencerelerini 15 Mart 2012 perşembe akşam üzeri açıyor : Tam « çay saati »nde ama çay içmek için değil, yeni açmış kitapları koklamak, belki bir iki tanesini nazikçe dalından almak ve okumak için. Okumak eylemini ya metroyla, otobüsle, trenle, taksiyle, otomobille dönüşe veya evde büronuzda masa başına

okumak için tıklayınız

Kadın İçin Bir Özgürlük Kapısı (mı?) – Elif Kutlu

Türkiye kadına şiddetin neredeyse ?sıradanlaştığı? bir dönem yaşıyor. Neredeyse her gün medyada (televizyon, gazete, internet vs.) yeni bir kadın cinayeti haberi, kadına yapılan şiddet haberleri izleniyor/duyuluyor/öğreniliyor. Buna karşın failler ?tahrik? indirimlerinden yararlanıp, elini kolunu sallayarak günlük hayatına yaşamaya devam ediyor. Kadınsa ataerkil bir zihniyetle büyütüldüğünden yaşadıklarının ?sıradanlığına? inandırılıp, şiddetle yaşadığına ve ?namusunun bekçisi? olmasına ?şükretmekle?

okumak için tıklayınız

Kemal Bekir?in ?Sultan ile Kızları? – Berrin Taş

Eylül ayında Kemal Bekir?in toplu oyunlarının ilk kitabı yayınlandı. Kitapta iki oyun var. İkisini de okudum. ?Sultan ile Kızları? ve ?Tuhaf Bir Ölüm?. Sultan ile Kızları?nı yazmak istiyorum. Oyun hem Shakespeare?in Kral Lear?ini anımsatıyor hem de çocukluğumdan aklımda kalan kimi masalları. Yine de oyunun izleği anımsattıklarının dışında gerçekleşiyor. İlk sayfayı açıp okumaya başlayınca oyunun konusu

okumak için tıklayınız

Devletin Bozma Çabasına Karşı Bir Avuç Aydının Direniş Kalesi, Dil Derneği ? Celal İlhan

”Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı?, der Yunus. Sorun, savaşı kesen, ağıyı bal eden sözü nasıl ve nereden bulacağımızdır sanırım. Dilcilerin görevi, bu arayış içinde yer alıp yılmadan, usanmadan, iğneyle kuyu kazmayı sürdürmesidir. Türkçenin o güçlü, savaşı kesen, barışı sağlayan, büyülü sözlerini bulup yeniden halkın hizmetine sunmadan rahat yüzü yoktur dilcilere.

okumak için tıklayınız

Evrim Üzerine Bazı Düşünceler – Okan Yolcu

Charles Darwin 1859 yılında “Türlerin Kökeni” adlı eserini bilim dünyasına sunduğunda büyük yankı uyandırdı. O zamana kadar bütün doğa bilimleri son noktada “idealizm” limanına sığınmak zorundaydılar.Charles Darwin idealizmi temellerinden sarstı. Başta biyoloji olmak üzere bütün doğa bilimlerini idealizmin zincirlerinden koparıp materyalizme yaklaştırdı.Bu yüzden evrim teorisi 150 yıldır türlü saldırılara maruz kalıyor. Evrim denilince ilk akla

okumak için tıklayınız

Kültürlerin Anahtar Sözcükleri ve Gelecek – Müslüm Kabadayı

İnsanın kültürel evriminde dilin işlevi, önemi üzerinde hep dururuz. Bilimsel çalışmalarda da metin oluştururken ?şu ana kadar? ifadesiyle cümleler kurmaya özen gösteririz. Bu diyalektik materyalist yöntemin kaçınılmaz bir sonucudur; çünkü doğal ve kültürel evrimin sürekliliğine dayanır. O nedenle arkeolojik-antropolojik çalışmaların, son yıllarda genetikte meydana gelen hızlı gelişmelerin ışığında kazandığı önem, bu vurguyu daha çok hak

okumak için tıklayınız

Antakya Kahvehaneleri Deyince? – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, ?Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir? der ?Trabzon Deyince? şiirinde. Antakya deyince, aklımıza tek bir şey gelmez; defne, künefe, humus, lehm-i varak (kâğıt kebap) başta olmak üzere birçok şeyi arka arkaya dizebiliriz. Nedense, kentlerle ilgili betimlemelerde ya da zihinlerde kalıcı olan şeylerin başında ?yiyecek?lerin adları vardır. ?Can boğazdan geçer?le bağlantılı bir

okumak için tıklayınız

Kemal Daysal – M. Şehmus Güzel

13 Şubat 1967?de Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruluşunda Kemal Daysal Maden-İş Sendikası delegesi olarak yerini aldı. (1) Kemal Daysal makine mühendisi olduğundan beri ve mutlaka daha önceki yaşam diliminde de hep örgütçü oldu. Hem bir, bazen birkaç örgüt içinde yer aldı, hem bizzat kendisi örgütledi. Daysal?ı öteden beri tanıyan dostlarından Ali Altınkanat bu

okumak için tıklayınız

Net ve Nick İlişkisi İle Mutsuz İnsanlar Kitlesi – Nejdet Evren

Bilgi-sayar ve net ortamı henüz yaygın değilken insanlar nick kullanmıyorlardı. Bazı kişiler arkadaş çevresinden lakabı ile tanınıp ve çağrılıyorlardı. Ancak bu lakabı kişi değil çevresi veriyordu ona…Oysa nick öyle değil, kişisel tercihlere dayanmaktadır ve bunun bilgi-sayar üzerinden iletişim ile yakından ve doğrudan bir ilişkisi var. Net ortamındaki iletişimin soğukluğu, tek-yönlülüğü ve keyfiliği kişilerin korunma duygularına

okumak için tıklayınız

Yürekten Dile Dilden Yüreğe / Bir Yolcu, Celal İlhan – Mehmet Aydın

Mesleği, makine bakım teknisyenliği olan yazar, Anadolu?da Bir Nokta? (1999), ?Ateşle Dans? (2005), ?Dokunan?(2007), ?Grevden Dönenin!? (2009), olmak üzere dört kitap yayımlamış. Bunlardan ilki doğduğu köyü anlatan bir araştırma kitabı, iki ve üçüncü kitapları öykü, dördüncüsü anı roman denilebilecek bir kitap. Tüm yazdıklar, emeğe yönelik, onu yücelten öne çıkaran ürünler. Bu nedenle, aldığı üç ödül

okumak için tıklayınız

Sumru Yağmurdereli?nin Ardından – M. Şehmus Güzel

Bir abiyle bir kızkardeş ancak bizde, bizim kültürümüzde, bizimkine benzeyen kültürlerde bu kadar birbirine bağlı, bu kadar yakın, bu kadar candaş ve yoldaş olabilirler. Tanıyanlar anlatıyorlar. Tanıyanlar anlattılar ve anlatacaklar. İşte bir örnek : Hem Eşber Yağmurdereli?yi hem Sumru?yu yakından tanıyan Ömer Nazmi, abi ve kız kardeşi için aynen şunları yazıyor : « Eşber Yağmurdereli’nin,

okumak için tıklayınız

Yurttaşlığın Kıyısında Aleviler – Kazım Ateş

Türkiye kendi modernleşmesini tartışıyor. Devlet, hukuk, eğitim, ekonomi, kültürel farklılıklar, din, laiklik, ordu, siyaset, vesayet gibi başlıklarda yürütülen tartışmanın merkez konularından biri de yurttaşlık. Türkiye?nin son otuz yılına damgasını vuran Kürt sorunu, Alevilerin 2008 ve 2009 yıllarında güçlü biçimde dile getirdikleri eşit yurttaşlık talepleri, Ermeni soykırımı tartışmaları gibi konularda devam eden gerilimler Türkiye?nin kendi tarihiyle

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Sosyalizm – Howard Chodos

Yakın bir zamanda okuduğum, “20. Yüzyılda Marksizm” adlı bir kitap sayesinde tanıdığım bir yazarın yaptığı değerlendirmeyi paylaşmak istiyorum. Benim de bağımsız olarak ortaya attığım fikirlere yakınlığı dikkatimi çekti. Bulmacanın çözümüne çok yaklaşıp, çevresinde dolaşan bu yazıyı, kardeşim Mehmet Aksoy taradı ve düzeltmelerini yaptı. Yazıda bahsi geçen tablo görme engelimize takıldı. Tabloları metin olarak elimden geldiği

okumak için tıklayınız

“Özgürlük Körebe” Oyununda Kime Hantuş – Müslüm Kabadayı

“Özgürlük Körebe” Oyununda Kime Hantuş – Müslüm Kabadayı Nasıl ki yeni ve daha gelişkin teoriler, ?somut durumun somut tahlili?ni öncüllerini de çok iyi özümleyerek geliştiriliyorsa, insanların ve hatta toplumların konumlarını değerlendirirken çocukluklarına, ilk evrelerine başvurmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Burada bunun genetik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarına derinlemesine dalacak değilim; özlü biçimde şunu belirtmeliyim: Organizma ilk örneğinden

okumak için tıklayınız

Etiyopya Kralının Gözleri’ne Bir Bakış – F. Mustafa Fıstıkçıoğlu

Edebiyatımızda önemli bir yer tutan Mustafa Balel?in, ?Karanfilli Ahmet Güzellemesi?sini izleyen yedi yıllık bir suskunluğun ardından kaleme aldığı ?Etiyopya Kralının Gözleri? altı öyküden oluşuyor. Altı öyküde de ilk dikkati çeken ortak özellik tamamının başkahramanının ve anlatıcısının bir çocuk olması. Bir başka deyişle, belli bir yaşa ulaştıktan sonra geçmişine bir göz atan insanın çocukluklarıyla hesaplaşması? Öykülerinde

okumak için tıklayınız

M. Şehmus Güzel’den “Felsefe Üzerine” – Mustafa Günay

FELSEFE?YE DAİR YAZILAR? M. Şehmus Güzel?in Felsefe Üzerine kitabında felsefeyle ilgili yazıları yer alıyor. Güzel?in daha çok Fransız felsefesi ve filozoflarını ele alan kitabının ?Giriş? bölümünde düşünme, felsefi düşüncenin nitelikleri, filozof ve felsefeci kavramları irdelenerek, günümüzde felsefenin nasıl bir anlamı ve işlevi olabileceği tartışılmaktadır. Güzel, aydınlanma felsefesi gibi düşünce geleneklerini ele alırken de, aydınlanmanın ve

okumak için tıklayınız

“Kumrunun Gördüğü” adlı kitaba dair – Ümit Cingöz

Kumruların, kedilerin, parça parça edilen gemilerin görebildiği; ama dikkat edilmezse herkesin göremediği öyküler… Gerek kurgudaki, gerek içerikteki özgünlük ve arayış kendine has bir öykü dilini ve kurgusunu yakalamayı başarıyor. Öykülerin çoğu klasik kurgunun dışında gelişiyor. Gerçeğin nerede başladığı, nerede ?üste? çıktığı, nerede derine indiği kestirilemiyor. Öykülerin bu yönü de ?Büke Öykücülüğünün? özgün yönünü oluşturuyor. Büke

okumak için tıklayınız

Geçmişin Hayali – Alkan Darcan

Bir kuyunun çıkrığında sallanan ipe tutunup, yolculuğa çıkmaya hazırlandığım sırada, kuyunun derinliklerine doğru; göreceğim şeylerin bu denli ilginç olabileceğini muhakkak ki, tahmin edemezdim. Hayal gücümü bunca zorlamadan, geçtiğimiz yolu bulabilmekti amacım… Satirler değildi görmeyi umduğum veya yeşillikler arasında akan berrak nehirler. Masmavi gökyüzü, pırıl pırıl güneş çok uzaktı düşlerime bile.

okumak için tıklayınız

Stephen Jay Gould – Okan Yolcu

Stephen Jay Gould (1941-2002)’un hayatını araştırmaya başladığınızda karşınıza çıkacak olan şudur; Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog,taksonom ve bilim tarihçisi. Kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından birisidir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi’nde ders vererek ve New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde çalışarak geçirmiştir. Gould’un hayatı için bu açıklama çok yetersizdir. Çünkü

okumak için tıklayınız