Kategori: Makaleler

Yanlış Evrim: Şeker Hastalığından Ayak Mantarına…Vücudumuz Modern Yaşama Uyumlu Değil!

Bugünün insanları, göçebe atalarımız için gerçekte var olmamış hastalıklarla uğraşıyor. Bunlara uyum sağlayabilir miyiz? Çalışma sandalyeme oturup, bilgisayarıma notları sırayla girerken ve İnsan Vücudunun Öyküsü adlı kitabı okurken kamburlaştım. Bu kitap, fazlasıyla ve rahatsız edercesine vücudum hakkındaki bilgilerin farkında olmamı sağladı. Belimdeki ağrıyı dindirmek için esnedim. Pencereden dışarı göz attığım zaman, bahçe hayal meyal görünüyordu.

okumak için tıklayınız

Paris, Ernest Hemingway’i neden unutuyor?

Amerikalı yazar Ernest Hemingway ile Paris arasında yakın bir ilişki vardı. Hemingway ilk kez 1920’de Paris’e gitmiş, 20’li yılların bir bölümünü kentte geçirmiş, Paris 1944’de müttefik güçlerce kurtarıldığında onun anıları yeniden canlanmıştı. Ama o dönemden tam 70 yıl sonra, Hemingway’in Paris’teki hatıraları silinmek üzere… Bundan 20 yıl önce Paris’ten haber geçmeye başladığımda Hemingway hakkında bir

okumak için tıklayınız

Grinin Elli Tonu “Buralar zaten yeşil. Yeşil yol nedur ki?”

Şehvetli ve çok sapkın bir başlık oldu. Yapılan talanın büyüklüğünün yanında tabii çokta masumane filhakika! Bizler gibi onlarda yeşile vurgunlar. Kendi yeşilleri için bizim yeşilimizi hiç hesapsız çalıyorlar üstelik. Kendi maksatlarında diledikleri gibi de kullanıyorlar. Bir bakmışsınız yeşilin envai çeşit tonu gözleri doldurabildiğine grinin elli tonu olmuş bile. Tüh ..! Geç kaldık grinin cürretkâr arzularına

okumak için tıklayınız

Dağ Kokusu -Kalbini Arayan Kavmin Öyküleri- Seyit Oktay

Edebi üretimin boyutlarından biri de özelden kamuya ulaşmanın yordamlarından olmasıdır. Anlatı ve hikayeleştirmede ilmek ilmek örülen kurguda, sisle kaplı karlı dağların şahikasını tırmanmanın yazımsal edimidir bizleri sarıp sarmalayan. İşte Seyit Oktay’ın “Dağ Kokusu” adlı öykü kitabını okurken adım adım yücelere erme gizlerinin şifresi metinde görünür kılındı demek yanlış olmayacaktır. “Dağ Kokusu”, “Kalbini arayan, Kavmin Öyküleri”

okumak için tıklayınız

Kafka: Utanç ve Suçluluğun Şairi – Saul Friedlander

Kafkaesk deyişinin kaynağında sadece Franz Kafka’nın yüzlerce mektubu, onlarca öyküsü, üç romanı ve günlükleri yoktur, aynı zamanda yazarın yaşam öyküsü de gerçeküstü çarpıtmalarıyla bu deyimi hak eder. Belki bu yüzden çok sayıda araştırmacı ve biyografi yazarı bunaltan ve insana yönünü kaybettiren baskıcı dünyanın kökeninde Kafka’nın hayat öyküsünü aramıştır. Kafka’nın hayatıyla ilgili okuduğum bu kaçıncı kitap

okumak için tıklayınız

Yaz Sıcakları ve Okumak – Adil Okay

Ön Not: “Yaz sıcakları ve okumak” adını verdiğim bu yazı, Suruç Katliamından bir gün önce yazılmıştı. Katliam haberi gelince öfke ve acıdan yazıyı kenara attım ve “Çevremizdeki yaratıklar ve pırıl pırıl gençler” adlı bir yazı kaleme aldım. Yaşadığım kentte katliamı protesto mitingine katıldım. Ama yine de kendime gelemedim. Günler sonra, sakinleşemesem de kenara koyduğum yazılarıma

okumak için tıklayınız

“Bizim intikâmımız çocuklarımızın atacağı kahkahalar olacak.”

Yazı tahmin ettiğimden uzun ve biraz da detaylı oldu. Ama tasavvur ettiğimden fazlası yazıya dönüştü. Ama hâlâ da eksik geliyor. Derlemenin ana kaynağını Yordam Kitap’tan basımı yapılan, Denis O’Hearn’ın yıllar yıllı araştırması, okuması neticesinde kaleme aldığı ‘Yarım Kalmış Bir Şarkı’ kitabı oluşturuyor. Bobby Sands’ın hayatının ve mücadelesinin yanında Bobby’nin arkadaşlarının ve de ailesinin de oldukça

okumak için tıklayınız

Bazarov ile Raskolnikov: Rasyonel Akıl-Vicdan İkilemi ve Devrimci Sol Düşünce – İlkin Mehrabov

Yevgeniy Bazarov ve Rodion Raskolnikov… Birazcık kitap sayfası çevirmiş herkesin aşina olduğu unutulmaz iki Rus roman kahramanı. Ne çok duymuşuzdur isimlerini dost sohbet-lerinde ve ne çok insan tanımışızdır hayatının en azından bir bölümünde Bazarov’a imrenmiş olan. Ne çok insan Raskolnikov’u çok iyi anlayabildiğini söylemiştir bize. Birbiri ile bağlantılıdır da bu iki roman kahramanı. Dostoyevski’nin Suç

okumak için tıklayınız

Ressam Remzi Raşa Anısına, Hayat Renk Işık – Adil Okay

1928 Kırıkhan – Antakya doğumlu ressam REMZİ RAŞA’yı kaybettik. 29 haziran’da 50 yıldır yaşadığı Paris’te hayatını kayebden Raşa, 31 temmuz 2015’te Monmarte mezarlığında toprağa verildi. Raşa, Fikret Mualla kuşağındandı. Dünyanın birçok yerinde sergiler açmış bir gönüllü sürgündü. Onun hakkında –sağlığında- bir kitap yayınlayan M. Şehmus Güzel ile atölyesini ziyaret etmiş ve uzun uzun sohbet etmiştik.

okumak için tıklayınız

Aydınlanmanın Devrimci Eğitimcisi : Tevfik Fikret – Müslüm Kabadayı

Eğitimciler vardır, insanın bilimsel merakının ve özgür düşünme gücünün önüne vurulan seddi yıkarlar. Farklı özgürlük anlayışları olmakla birlikte aydınlanma döneminin düşünürleri arasında köleci-feodal eğitim uygulamalarına karşı “özgür eğitim” için kafa yoran, mücadele eden eğitimciler var. Kapitalizmin yarattığı derin eşitsizliğe, yoksulluğa ve cehalete karşı farklı denemelere, uygulamalara girişen “ütopik sosyalist eğitimciler” söz konusudur, Robert Owen gibi.

okumak için tıklayınız

Özgürlüğe Kaçış – Tolga Aras

Kendimize küçük alanlar yaratıp özgürlük tohumları ekme eylemi uzun zaman öncesine dayanıyor. Dünya tarihi böyle örneklerle dolu. Büyük bedeller, savunmalar, direnişler ve hatta kayıpların öyküsü de o tarihe dâhil. İşin garip tarafı böylesi dirençler, özgürlüğü yitirmeye ramak kala patlıyor. Distopya ütopyaya, oradan da gerçeğe dönüşüyor. Mahmut Eşitmez, ilk romanı Liberhell’le buna benzer bir direnişi, mücadeleyi,

okumak için tıklayınız

Bir kayıp nesne olarak Ütopya’nın adı(1) – Mesut Lizor

Suruç’ta katledilen Genç Yoldaşların anısına, Gerektiği gibi yazılmış metin örümcek ağına benzer: gergin, eşmerkezli, saydam, sıkı örgülü ve çapraşık. Uçuşan her şeyi kendine çeker. Arasından geçmeye çalışırken ağa yapışıp kalan metaforlar onu besleyen avlardır. Konu ve malzeme kendiliğinden ona doğru kanat çırpıyordur. Bir tasarımın gücü ve doğruluğu bir alıntının başka bir alıntıyı davet etmesini sağlayıp

okumak için tıklayınız

Başkaldırdığı Kadardır İnsan – Zafer Köse

Bazıları sanıyor ki, insanlar bilinçsiz olduğu için başkaldırmıyor. “Cahil” diye yorum yapıyorlar. Oysa, gerçekleri görmek için bilgiden çok, cesaret gerekir. Görünce gereğini yapmayı kabul etmek, görmeyi göze almak gerekir. Vicdan gerekir. Yani, bilinçli varlığı yaratan, başkaldıran kişiliktir. Bu nedenle, başkaldırı, bilinçten önce gelir.

okumak için tıklayınız

Görevimiz dünyanın kendini yok etmesini engellemek – Albert Camus

Albert Camus’un ödül aldığı 1957 yılında yaptığı konuşma: Özgür akademinizin, bu cömert ve onur verici ilgisi karşısında, özellikle de bu ödülün kişisel liyakatlarıma baskın çıktığını dikkate alınca, yoğun bir şükran duygusu hissediyorum. Her insan, ya da daha güçlü nedenlerden dolayı, her sanatçı fark edilmek ister. Ben de istiyorum. Ancak kararınızın sonuçları ile, gerçekte olduğum kişiyi

okumak için tıklayınız

Ben yalnızca barışçı değil, bir barış savaşçısıyım – Albert Einstein

Katı ekonomi öğretilerinin ya da geleneklerinin kölesi olacak yerde dünyanın zenginliklerini hakça dağıtabilseydik, herkese yetecek kadar para, iş ve yiyecek olacaktı şu yeryüzünde. Ama özellikle bir şeye, düşünce ve çabalarımızın yapıcı çalışmalardan saptırılıp yeni bir savaşın hazırlığı uğruna kötüye kullanılmasına asla izin vermemeliyiz. Ben de o büyük Amerikalı’nın, Benjamin Franklin’in söylediğine katılıyorum. İyi bir savaş

okumak için tıklayınız

“Söylemek Yazmak” – Müslüm Üzülmez

Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 4 6. Söylemek Yazmak Okuma listemde olan tarihle ilgili kitapların okumasını tam bitirmiştim ki, -benim için- bir sürpriz oldu. Kıymetli hemşerim, sevgili hocam M. Şehmus Güzel’in kaleme aldığı Söylemek Yazmak(*) adlı kitabının yayımlandığı haberini aldım. Kitabı hemen temin edip bir solukta okudum.

okumak için tıklayınız

Çevremizdeki Yaratıklar – Adil Okay

Ne çok yaratık var çevremizde. Önce “hayvanlar var” diye yazdım. Sonra hayvanlara haksızlık olacağını, çocukluktan dilime yerleşmiş, “hayvan”ı küfürle özdeşleştirme alışkanlığından arınmam gerektiğini düşündüm. Yaratık! Daha uygun. Kim bu yaratıklar. 30’dan fazla silahsız- savunmasız genci katleden(ler) değil sadece. Onları besleyenler de yaratıktır. Onları alkışlayanlar da.

okumak için tıklayınız

Oluş – Özgür Akbulut

Kimi kuramsal anatomistlerin,’bireyi’ toplumsal değer metaforunda, birey-toplum ilintisi ile kopuş karmaşasından uzak olasılıklar olmasını reddeder.Şüphesiz bu kopma hâli Ortadoğu özelinde,Asya tip üretim normlarında türeyen bireysel mikroorganizmaların alışılageldik ”ol/ma” denklemi ”değil,olamaz” gibi kopuk bir algı söz konusu,belki de;evet. kopuk.

okumak için tıklayınız

Çiğdem ve Hakkı – M. Şehmus Güzel

Hakkı minik sırt çantasını her zamanki gibi huzur ve barış içinde hazırladı. Kitaplar önce, sonra iki tişört ve yedek bir pantalon. Hepsi bu kadar. Sırtında keten bir çeket, bir tişört, bir gömlek, bir pantalon. Ayakkabısı sıradan bir tenis, hesaplı tarafından. Hakkı marka sevmez. Çiğdem’i sever. Samsun’da aynı fakültede, aynı sınıfta, aynı anfide, aynı sırada dirsek

okumak için tıklayınız

Bellek ve Akdeniz – Müslüm Üzülmez

(Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 3) 5. Bellek ve Akdeniz Fransız düşünür Fernand Braudel, Bellek ve Akdeniz(*) kitabında tarihin bir belleği olduğunu ve bu belleğinde Akdeniz ve Akdeniz kıyıları olduğunu ileri sürer: Okuyucuları tarihöncesi ve antikçağa bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculuk tarihsel derinlik içinde, tarihöncesinden Roma fethinin tamamlanmasına kadar devam eder. Akdeniz’in jeolojik başlangıcından sonra

okumak için tıklayınız