Kategori: Sinema

Göstermek ve Gösteren Kendimi Göstermek – Bilal Nergizli

?Godard?ın sanatı: Göstermek ve gösteren kendimi göstermektir? MacCabe. Jean-Luc Godard sinemaya ilk adımını film eleştirmenliği ile atar. Daha sonra öncülük edeceği Fransız Yeni Dalga akımının en önemli temsilcisi olur. İlk yazısı olan ?Politik Bir Sinemaya Doğru?da Godard?ın ileride neler yapacağına dair fikirler barındırır. Bu yazısı ana akımın yanında ileriye dönük bir alternatif sinemayı içerir. Colin

okumak için tıklayınız

Aydınlanan Şeyler Üzerine Çarpıtmalar – İdil Ceren Bozkurt*

Bir insan gerçeğini ne kadar yadsıyabilir ya da çarpıtabilir? Yaşananlar, insan zihninin muhteşem hüneriyle bambaşka bir gerçekte bulabilir kendisine ve buna inanarak uzun yıllar mutluluğun kristalini sağlayabilir. Fakat geçmişi anımsatacak herhangi bir şeyin varlığını algılamak, aslında o uzun yıllar boyunca mutlu yaşadığını sandığı anların gerçeğiyle yüzleştirir insanı. Her Şey Aydınlandı filmi bu tip bir yüzleşmeyi

okumak için tıklayınız

Sinemanın Yüzyılı – Giorgio Vincetti

“Sinema gerçekten bir halk gösterisi midir? Bu soru, bütün sinema tarihine damgasını vurur. Seyirci bugün, büyük oranda Amerikan filmlerine yönelmektedir. Diğer yandan sinema tarihi ve kurumlarından da oldukça uzaktır. Genel çizgileri ile bile olsa, ne sinema tarihini, ne de sinema üzerine geliştirilen düşünceler tarihini bilmektedir. Yüzyıl boyunca sanatçıların ve kuramcıların sinema anlayışları hep, gerçeğin, optik-mekanik

okumak için tıklayınız

Karpuz Kabuğu Denize Düşünce – Seçil Büker

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak kimin aklına gelir? Arzu, bir “delilik” olarak tezahür ederse yönetmen karpuz kabuklarından filmler çeker. Sinema bir cennet midir gerçekten? Salvatore 1988’de sinemanın yeni bir cennet olduğunu söylemişti (Nuovo Cinema Paradiso, Giuseppe Tornatore). Çocuk Salvatore öylesine mutluydu ki, onu cennette kollayan, koruyan bir “baba”sı (Alfredo) vardı ve üstelik bu makinist “baba” kesmek

okumak için tıklayınız

3 Maymun Film Çözümlemesi

Üç aylık Akıl Defteri dergisi ile Bağlam Yayınları Zahit Atam?ın koordinatörlüğünde, aylık Film Çözümlemelerine başlıyor. Filmler ve sanatçılar temel olarak Psikanalitik ve Sosyolojik yaklaşımlarla ele alınacak. Özel olarak Yeni Türkiye Sinemasının örneklerini kendilerine konu seçmenin yanı sıra, her bir filmin çözümlenmesine filmin yaratım süreçlerinde yer almış sanatçılar da katılacaktır. Etkinlikler Avrupa Pasajının ikinci katındaki Aynalı

okumak için tıklayınız

Filmlerle Sosyoloji – Bülent Diken, Carsten Bagge Laustsen

Filmler asla “sadece film” ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden uzaklaştırmayı amaçlayan hafif kurgular değildir. Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler. Bu nedenle, elinizdeki kitabı yanlızca filmlerin toplumsal gerçeği nasıl yansıttığı ya da meşrulaştırdığıyla ilgilenenler değil, toplumlarımızın nasıl olup da kendilerini

okumak için tıklayınız

Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney – Agah Özgüç

Yılmaz Güney: 53 yıllık kısa ömrüne tam 111 film sığdıran Türk sinemasının çirkin kralı; seyircinin gönlüne taht kurmasını sağlayan ilk dönem filmlerinin yanı sıra, gerçek sinemacı kimliğini oluşturduğu ”Acı”, ”Ağıt”, ”Umutsuzlar”, ”Umut”, ”Zavallılar” ve ”Arkadaş” gibi filmlerle, toplumsal duyarlılığını sinema anlayışının orta yerine yerleştiren bir devrimci tutum takınırken, ”İzin”, ”Sürü”, ”Yol” ve ”Duvar” gibi gerçekten

okumak için tıklayınız

Senaryo Tekniği ve Senaryolar – Orhan Kemal

Orhan Kemal’in 1963 yılında yayımlanan ‘Senaryo Tekniği’ isimli kitabı bugün unutulan kitaplardan biriydi. Yazarın kızı Işık Öğütçü, Orhan Kemal sevenler ve genç kuşak sinemacılar için kitabı yeniden elden geçirerek okuyucularla buluşturdu. Orhan Kemal, Türkiye edebiyatına roman, öykü ve tiyatro türünde eserler vermesinin yanı sıra, kuşkusuz, sinemaya verdiği emekle de bilinen bir isim. Orhan Kemal, başlangıçta

okumak için tıklayınız

Sinema Bir Şenliktir (Bütün Yapıtları – Sinema Yazıları) – Onat Kutlar

Daha önce de çeşitli baskıları yapılan ?Sinema Bir Şenliktir?, Onat Kutlar?ın sinema yazılarını bir araya getiriyor. Bilindiği gibi Kutlar, 1965-76 yılları arasında Türk Sinematek?in kurucularından biri ve yönetmeni olarak görev yapmıştı. Elimizdeki kitapta ise, bu önemli ismin 1960?tan başlayarak Meydan, Yeni Sinema, Milliyet Sanat, Papirüs ve Hürriyet Gösteri gibi dergilerde yayımlanan sinema yazıları bulunuyor. Yabancı

okumak için tıklayınız

Kurbağa Yağı Satıcısı – Akira Kurosawa

Akira Kurosawa, “Raşomon”, “Yedi Samuray”, “Ran”, “Kagemuşa” ve “Düşler” adlı filmleriyle 20. yüzyılın dev sinemacıları arasında eşsiz bir yere sahip olan ve kamerasını her zaman “insanlığın büyük serüveni”ne çeviren nadir yönetmenlerden. Kendisinin “otobiyografi gibi bir şey” diye nitelediği bu kitabındaysa, hayatının başlıca dönüm noktalarını, onu sinemanın büyülü evrenine sokan ağabeyiyle ilişkisini, ilk ustası bildiği Yamomoto”dan

okumak için tıklayınız

Peter Harcourt’un “Altı Avrupalı Yönetmen” adlı kitabına dair – Erman Bostan / Zahit Atam

Altı Avrupalı Yönetmen, Peter Harcourt?un Eisenstein, Bunuel, Renoir, Bergman, Fellini ve Godard?ın 60?ların sonu 70?lerin başına kadar çektikleri filmleri üzerine yazılmış bir inceleme-eleştiri çalışması olarak tanımlanabilir. Bu yönetmenlere örneğin Antonioni?nin neden katılmadığı sorusu sorulabilir. Harcourt kitabın Türkçedeki bu ilk baskısına yazdığı önsözde bu seçimi hem kişisel ilgi noktalarına hem de yönetmenlerin kitabın yazıldığı 1966-1972 yılları

okumak için tıklayınız

‘Sinema Sanatına Giriş’ ve ‘Cadde-i Kebir?de Sinema’ adlı kitaplara dair

Ey ressam, tutalım ki o selviyi (selvi boylu güzeli) resimleyeceksin / yürüyüşündeki edaya gelince ne yapacaksın? (Ali Şir Nevai 1440-1501) Nijat Özön?ün Sinema Sanatına Giriş kitabının uzun bir öyküsü var. Nijat Özön bizim yazınımızda bir yandan sinema tarihçiliğini, öte yandan toplumbilimden beslenen eleştiriyi, bunların yanında sinema kuramlarına giriş yazılarını yazan ve önemli metinleri çeviren isimdir.

okumak için tıklayınız

William Indick ‘in “Senaryo Yazarları İçin Psikoloji” Kitabına Dair – Okan Özkartal

Sinema senaryoları ilginç bir şekilde sinema yayınları içerisinde ciddi bir yer kaplıyor, hem sinema tarihinin önemli filmlerinin hem de son dönem yeni Türk sineması filmlerinin senaryoları ?bazı örneklerde reji notlarıyla birlikte- basılıyor. Bununla birlikte senaryo yazma teknikleri adı altında onlarca pespaye yayın raflarda geziniyor, kendi filmlerinin senaryolarını oluşturmak isteyen sanatçı adayları, öğrenciler, senaryo yazarlığına adım

okumak için tıklayınız

Mekânın Zamanını, Zamanın Yıkıcı Etkisini ve Direnişin Türküsünü Dinlemek: ZamanMekan’da Yolculuk – Zahit Atam

Yirminci yüzyılı inceleyen kitabında Hobsbawm iki nitelik üzerinde durur: birincisi yüzyıl nispeten kısadır, 1990 yılında reel sosyalizmin tarihe karışmasıyla son bulmuştur. İkincisi ise başta iki dünya savaşı ve genel olarak soğuk savaş ekseninde kutuplaşmaları ve siyasal uygulamaları ile aşırıdır. Tarihsel gidişat radikal değişimlere uğramıştır. Bir de bütün bunlara birey ya da tek başına insan ile

okumak için tıklayınız

J. Dudley Andrew ‘in “Büyük Sinema Kuramları” adlı kitabına dair – Zahit Atam

Büyük oranda Avrupalı bir etkinlik olarak sinemayı teorik olarak inceleme çabası ortaya çıktı. Bu çaba 1960?lara kadar Avrupalı olmaya devam etti. Bu tarihten sonra iki farklı meydan okumayla süreç değişim geçirdi. İlk önce Üçüncü Dünyanın siyasal sineması kendi konumlarından yola çıkarak Avrupalıların bakış açısına, sanat değerlendirmelerine, sanatın amacına ve fonksiyonlarına ilişkin değerlendirmelerinden çok farklı bir

okumak için tıklayınız

Proust Senaryosu – Harold Pinter

Harold Pinter, Joseph Losey`in birkaç filminin senaryolarını yazmıştı daha önce. Bu kez birlikte, Proust`un ünlü yapıtı üzerinde çalıştılar. Sonuçta, “A la Recherche du Temps Perdu”nün temel izleğini-: “yitirilmiş, bulunmuş ve sanat yoluyla sabitleştirilmiş zaman”- titizlikle koruyan ve sürdüren bir senaryo çıktı ortaya. Pinter “şimdi” yitik zamanın peşinde! Harold Pinter’in Hayatı Harold Pinter 2005 Nobel Edebiyat

okumak için tıklayınız

Politik Kamera / Çağdaş Hollywood Sinemasının İdeolojisi ve Politikası – Michael Ryan, Douglas Kellner

Politik Kamera, altmışlı yılların sonlarından seksenlerin ortalarına kadar uzanan ve ABD toplumunda politik ibrenin giderek artan bir hızla sağa yöneldiği bir dönemde Hollywood sinemasının bu yönelime nasıl karşılık verdiğini ele alan, kültür ile politika arasındaki ilişkiye dikkat çeken bir üslupla yazılmış eleştirel bir inceleme. Ryan ve Kellner, altmışların özgürlükçü ve eşitlikçi değerlerle örülü toplumsal atmosferinden

okumak için tıklayınız

Sekans – Sinema Yazıları Seçkisi

Düzenlediği sinema konulu seminerler ve Sekans sinema dergisi ile adını duyuran Sekans Sinema Topluluğu üretmeyi sürdürüyor. Yakın zamanda dergisini elektronik ortama taşıyarak www.sekans.org adresinde yayınlamaya başlayan topluluk, şimdi de sekans sinema yazıları seçkisi adını taşıyan kitabıyla bir sinema kitapları serisinin ilk yapıtını çıkardı. Kitapta ilk anda göze çarpan başlık, altı yazıdan oluşan bir dosya olarak

okumak için tıklayınız

Atillâ Dorsay / Sinemayı Yazan Adam – Söyleşiyi yapan: Rıza Kıraç

Rıza Kıraç?ın yeni kitabı Atilla Dorsay: Sinemayı Yazan Adam, Say Yayınları tarafından yayınlandı. Rıza Kıraç kitabını şöyle tanıtıyor: “Her sinema meraklısının dikkate aldığı en az bir sinema yazarı, eleştirmeni mutlaka vardır. Onun sözünü dinler ya da dinlemez ama mutlaka onun eleştirisini bilmek ister. Sinema eleştirisinde, yazınında kırk yılı aşkın emeğiyle Atillâ Dorsay tam da bu

okumak için tıklayınız

Beynelmilel / Politik Film Senaryoları 1 – Sırrı Süreyya Önder. “Erdemsiz güç kıyıcıdır”

Sırrı Süreyya Önder, beğeniyle karşılanan filmi ?Beynelmilel?in hem senaryosunu yazdı hem de filmi, Muharrem Gülmez?le birlikte yönetti. Önder senaryosunda, isimlerini Kürtçe?de düğün anlamına gelen ?govend?ten alan gevendelerin, bir gecede ?bando? olunması fermanını almaları ve bunun ertesinde yaşadıklarını anlatıyor. Önder?in eseri, 12 Eylül?ün ülkenin her tarafına sinmiş faşizan mantığını gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor. Senaryonun yer

okumak için tıklayınız