Kalküta 1946: Doğrudan Eylem, Doğrudan Vahşet
“Doğrudan Eylem Günü” (Direct Action Day) olarak bilinen ve Kalküta’nın tarihindeki en karanlık sayfalardan biri olan 1946 olaylarını biliyor musunuz ?
Tarih 16 Ağustos 1946. Hindistan’ın İngiliz pençesinden kurtulmaya çalıştığı o kritik dönemeçte, siyasetin dili sustu ve yerini satırların, meşalelerin ve linç ayinlerinin vahşi senfonisine bıraktı. “Doğrudan Eylem Günü” (Direct Action Day) adı altında başlatılan süreç, aslında medeniyetin ne kadar kırılgan, insanın ise ne kadar barbar olabileceğinin kan donduran bir kanıtıdır.
“Ya Bölünmüş Bir Hindistan, Ya Yok Edilmiş Bir Hindistan”
Muhammed Ali Cinnah’ın bu sözü, sadece siyasi bir restleşme değildi; Kalküta sokaklarına saçılan bir ölüm fermanıydı. İngilizler çekilirken arkalarında huzur değil, birbirine diş bileyen iki dev kitle bıraktılar. Müslüman Birliği’nin “Pakistan” talebi için ilan ettiği “Hartal” (genel grev), Kalküta’da grevden çok bir mezbahaya dönüştü. Siyasetçiler masada harita çizerken, halk sokakta birbirinin etini parçalıyordu.
72 Saatlik Cehennem: “Uzun Bıçaklar Haftası”
Kalküta, 72 saat içinde modern bir şehirden Orta Çağ karanlığına gömüldü. 4.000’den fazla ölü, 100.000’den fazla evsiz. Ama bu rakamlar, yaşananların dehşetini anlatmaya yetmez. Hindular ve Müslümanlar, yıllarca komşuluk yaptıkları insanları sırf inançları farklı diye sokak ortasında katlettiler. Kadınların çığlıkları, yanan mahallelerin isli dumanına karıştı. Şehir artık “Büyük Kalküta Katliamı” (Great Calcutta Killings) olarak anılacak bir toplu mezara dönüşmüştü.
Otoritenin İhaneti ve Seyirci Kalanlar
Olayların bu raddeye gelmesindeki en büyük pay, şüphesiz ki “idari körlük” yaşayan yöneticilerindi. Dönemin Bengal Başbakanı Suhrawardy, polis merkezinde operasyonları izlerken (!) sokaklarda kan gövdeyi götürüyordu. İngiliz Valisi Sir Frederick Burrows ise orduyu müdahale ettirmekte o kadar geç kaldı ki, askerler sokağa çıktığında artık temizlenecek sadece cesetler kalmıştı. Devlet, vatandaşını korumak yerine onun birbirini boğazlamasını sessizce izledi.
Bir Ülkenin Doğum Sancıları Değil, Bir Toplumun İntiharı
Birçok tarihçi bu günü Hindistan’ın bölünmesinin (Partition) kaçınılmaz hale geldiği nokta olarak görür. Ancak 16 Ağustos, sadece bir sınır çizgisinin çekilmesi değil; bir arada yaşama iradesinin toplu infazıydı. Komşusunu satırla doğrayan bir toplumun, artık aynı bayrak altında yaşaması imkansızdı.
Son Söz: Hatırlamak Lanettir
Bugün Kalküta’nın (Kolkata) kalabalık sokaklarında yürürken, 1946’nın o ağır ceset kokusunu kimse hissetmiyor olabilir. Ama o gün dökülen kan, bugünkü Güney Asya jeopolitiğinin harcını oluşturdu. Doğrudan Eylem Günü bize şunu öğretti: Siyaset nefretle beslendiğinde, sonuç her zaman masumların kanıyla ödenir. 1946 Kalküta’sı, insanlığın sadece bir günde nasıl canavarlaşabileceğine dair en acımasız hatırlatmadır.
Peki kan durdu mu ? Hayır.
Not: The Bengal Files filmi tam da bu dönemi güzel şekilde anlatan bir filmdir izleyin.