“Coğrafya kaderdir” sözü kime aittir?

Coğrafya kaderdir, yaşanılan coğrafi alanın ve iktisadi durumun insan refahı üzerine etkilerini betimleyen, genellikle olumsuz anlamda kullanılan bir söylemdir. Türk dilinde yaygın olarak kullanılırken ilk olarak kimin ne anlamda söylediği ile günümüzdeki karşılığı muhtelif tartışmaların konusudur. Ağırlıkla İbn-i Haldun’a ve Mukaddime’sine doğrudan veya ikincil olarak zayıf ve tekrarlayıcı (aktarıcı) referanslar ile atfedilen bu sözden “Türkçede

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: “güçlük belli kötülükleri görmekten çok, bir vakitler iyi diye yaptığımız şeyleri bir daha gözden geçirmek olur “

Bugün kısa yazacağım, yarın gene yazarım, bugün yalnız kendim için yazıyorum, yalnız kendime bir iş görebilmiş olmak için, mektubunuzun etkisini birazcık olsun atabilmek için… Yoksa bütün gün duyacağım ağırlığını üstümde. Ne anlaşılmaz bir insansınız Milena! Viyana’da yaşıyorsunuz, derdiniz başınızdan aşmış, gene de şaşmaya, üzülmeye vakit bulabiliyorsunuz… başkalarını, örneğin beni düşünüyor, uyuyamadığım için üzülüyorsunuz! Bakın buradaki

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: “Sevinçliyim, geceleri bana uğramayan uykunun yolunu öğrendim artık.”

Sevgili Bayan Milena, İstemeden mektubumdan sezinlemeyesiniz diye şunu söyleyivermek istiyorum: Aşağı yukarı on beş gündür giderek artan bir uykusuzluk çekiyorum; kaygılandığım yok pek, gelip geçici durumlar bunlar, belirli nedenleri de var (gülünç ama, Baedeker’e göre buranın havası da yaparmış!), istemediğiniz kadar hem, elle tutulur çeşitten olmasa bile… Gelgeldim kütük gibi yapıyor kişiyi, bir hayvan ürkekliği

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın “yazdığı kitaplar şaşırtıcıdır, ama kendi daha çok şaşırtıyor insanı.” Milena

Sabahtan akşama, akşamdan sabaha durmadan karşılık verebilirim yazdıklarınıza! “Frank sevgiden korkuyor, ama yaşamdan korkmuyor, öyle mi, nasıl olur?” diyorsunuz. Frank, yaşamı herkes gibi almıyor ki! Para, borsa, döviz işleri… Bir yazı makinesi bile akıl sır erdiremediği nesneler onun için (aslında da öyle ya, bu saydıklarım, ama bizler o gözle bakmıyoruz); bütün bu saydıklarım, gizlemci, çözümü

okumak için tıklayınız

YAZMAYA DEĞER İNTERAKTİF SÖZLÜKLER

Bu yazıda, okunup yazılmaya değer gördüğümüz sözlük sitelerini paylaşacağız. Yazının devamında kitap severler için de güzel bir müjdemiz var. Herhangi bir ücret ödemeden, tamamen ücretsiz bir şekilde kitap sahibi olabileceğiniz bir etkinliği de sizlere duyurmuş olacağız. 1999 yılında hayatımıza giren sözlük konsepti 23 senedir bir şekilde hayatlarımızın bir parçası olmayı başardı.  Her ne kadar birçok

okumak için tıklayınız

Telaş – Anton Pavloviç Çehov

Okulunu yeni bitirmiş enstitülü kız Maşenka Pavletskaya, bir gezintinin ardından, mürebbiyeliklerini yaptığı Kuşkin’lerin evine döndüğünde, olağanüstü bir telaşla karşılaştı. Kendisine kapıyı açan kapıcı Mihaylo endişeliydi, yengeç gibi kızarmıştı. Yukarıdan gürültüler geliyordu. “Ev sahibesi bir nöbet geçirdi herhalde…” diye düşündü Maşenka, “ya da kocasıyla tartıştı…” Sofada ve koridorda oda hizmetçilerine rastladı. İçlerinden biri ağlıyordu. Sonra Maşenka,

okumak için tıklayınız

Veba Kralı – Edgar Allan Poe

Tanrılar, serserilerde nefret ettikleri şeyleri Kralların yapmasına izin verir, aldırmazlar. —BUCKHURST’IN FERREX VE PORREX TRAGEDYASI (II.I.). Bir Kasım gecesi, on iki civarında, Üçüncü Edward’in yiğit krallığı döneminde, Sluys ile Thames arasında işleyen ve sonra o nehirde demirleyen bir ticaret ıskunası olan “Free and Easy”nin tayfasından iki gemici kendilerini Londra’da, St. Andrews’de bir birahanenin içki odasında

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın “günah, ıstırap, umut ve doğru yol” üzerine aforizmaları

1. Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de, insanı çelmelemek içindir sanki. 2. İnsanların tüm kusurları sabırsızlık, yaptıkları işte yönteme vaktinden önce son veriş, ve sözde bir sorunu sözde bir çit içine almaktır. 3. İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan

okumak için tıklayınız

Uyku – Orhan Kemal

Türkiye edebiyatının en özgün ve gerçekçi yazarlarından Orhan Kemal, yazdığı roman, oyun ve öykülerin hepsinde yoksul, hayatla mücadele etmek zorunda olan ama umudunu, yaşama sevincini kaybetmeyen insanlardan söz eder. Uyku’daki yedi öykü, yine aynı dünyanın çocuklarını anlatıyor.  “Orhan Kemal, “Uyku” öyküsünde hafta tatilinde de çalıştırılan çocuk işçilerin dramını anlatır. Bu yasa dışı durumu, çocuklara acıdığından, yetkililere

okumak için tıklayınız

Düşünme Etiği – Fatmagül Berktay

“Dünyayı sadece çağdaşlarımızla değil bizden sonrakilerle de paylaşıyoruz ve onu yaşanabilir bir yer olarak inşa etmek, korumak ve geleceğe bırakmak sorumluluğumuz var,” diyor Fatmagül Berktay. “Dünya sevgisi, ona ihtimam gösterme, özgürlük aşkı gibi kavramlar politik etkinliğin temelini oluştururlar. Eğer kişi politikayla ilgiliyse veya politika teorisiyle uğraşıyorsa neredeyse otomatik olarak bu değerlerle ilgilenmek ve seçimler yapmak

okumak için tıklayınız

Çoğu Zarar Azı Karar / Dünyayı Küçülme Kurtaracak – Jason Hickel

İnsanın barındırdığı farklı imkânların çağlar içinde büyük bir şiddetle bastırılmasıyla vardık bu çöküş ânına — karşı karşıya olduğumuz ekolojik krizi yaratan sınıfsız, tahakkümsüz, arı haliyle soyut insanlık değil. Bu çöküşte en büyük sorumluluğu taşıyan kesimler ise bedeli hâlâ en az sorumluluğu olanlara yıkmaya çalışıyor. “Yüksek gelirli ülkelerin aşırı enerji ve malzeme kullanımını azaltması gerekiyor, hızla

okumak için tıklayınız

Tanrı Kent – Jale Sancak “Adımlarım iyice ağırlaştı, hatırlamaktan nasıl yoruldum bilsen”

Bir Şehre Sığmış Bir Ülkenin Hikâyeleri: Tanrı Kent Jale Sancak ile kendi deyişiyle İstanbul’un “tam da bu gününü, bu günün insan hâllerini, yaşam koşullarını ve atmosferini edebiyatla” anlattığı kitabı Tanrı Kent üzerine konuştuk. Jale Sancak’ın Tanrı Kent’i tek bir şehre sığan tüm ülkenin hikâyesi olarak yeniden bizlerle beraber. Geçtiğimiz ay İthaki Yayınları’ndan çıkan Tanrı Kent ile adımlıyoruz İstanbul’un neredeyse tüm

okumak için tıklayınız

Uyanan Güzel – Jale Sancak “yırtıcı metallerle kuşatılmış gri bir şehir”

Jale Sancak’tan ‘Uyanan Güzel’  Jale Sancak “Uyanan Güzel”de, okura yabancı gelmeyecek, yırtıcı metallerle kuşatılmış gri bir şehir yaratıp içinde hapsolmuş kahramanı Vahide’nin orta yaşlarından sonra kendini adım adım keşfini ve bir uyanışı anlatıyor. Sancak ile ‘farkına varışlar üzerine kurulan’ romanını konuştuk. – Şiirle başlayan yazın serüveniniz boyunca pek farklı alanda esere imza atsanız da yirmi

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran: “Benim anayurdum dilim” (Söyleşi: Elif Şahin Hamidi)

Ece Temelkuran’ın iyilik güzellik çabası her şeye rağmen devam ediyor; şu çivisi çıkmış dünyaya rağmen… Çünkü insan milyonlarca yıldan bu yana böyle yapmış: iki bin yıl önce bir tabağa, bir sürahiye şahane bir çiçek işlemiş, bir kadın  dokuduğu kilime biraz daha güzellik katmak için bir motif daha eklemiş. Her şeye rağmen azimle dönmeye devam eden

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in Ahmet Hamdi Tanpınar ile tanışması

Edip Cansever’in çocukluk yıllarının geçtiği Saraçhanebaşı’nda, Nigar hanım adında ve evinde birçok kedi besleyen bir komşuları vardır. Nigar hanım eşi ve iki erkek kardeşiyle yaşar. Kardeşlerden biri sonradan Cansever’in Kumkapı Ortaokulu’nda velisi olan Kenan Tanpınar, öteki de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Küçük Edip’in unutamadığı bir şey komşu evin odalarından birinin kitaplarla dolu olmasıdır. Cansever’in Ahmet Hamdi’yle tanışıklığı bu komşuluktandır. Tanpınar 194o’lı

okumak için tıklayınız

Anton Çehov: “Hayat amma da değişiyor, insan ne kadar da aldanıyor.”

Döneminin aynası olabilen bir yazarın dünyasına baktığımızda, insanın ruhunun derinliklerini dile getirdiği öyküleriyle etkileyici bir anlatı dünyası kurmuş olduğunu gözleriz. Çehov gerçekliği diyebileceğimiz ‘kara-acı’/ ‘ironik söylem’ özelliklerini anlatısına sindirmesiyle bir çığır açtığını söylemeliyiz. Yaşanan ânla yiten zamanın aralığındaki insanın gerçekliğini anlatmada, yaşadığı dönemin tanıklığında durağan gibi görünen hayatların ardındaki toplumsal sanrıyı o incelikli ironisiyle sergiler.

okumak için tıklayınız

Sevinç – Anton Pavloviç Çehov

Saat, gecenin ikisiydi. Saçı başı karmakarışık, heyecanlı Mitya Kuldarov, anne babasının evine adeta uçarak girdi ve hızla bütün odaları dolaştı. Anne babası yatmışlardı. Kız kardeşi, yatağının içinde uzanmış, bir romanın son sayfasını okuyordu. Liseli erkek kardeşleri de uykudaydılar. “Nereden böyle?” diye sordular annesiyle babası. “Neyin var senin?” “Ah, hiç sormayın! Hiç beklemiyordum bunu! Hayır, asla

okumak için tıklayınız

Alan Turing’in felsefeye etkileri

Turing’in matematik, bilim ve felsefe alanındaki katkılarını iki ayrı bölümde ele almak gerekir. Bunların ilki, alttan alta “nesnel zekânın” ya da “insan zekâsının” doğası, potansiyeli, yapabilecekleri, sınırları, dinamiği vb. gibi hep aynı temel konulara angaje olmakla birlikte, onun yüzeyde sunmuş olduğu spesifik “bilimsel” çalışmalarını (sinir ağları, insan zekâsı ve morfogenesis) içermekte ve bunların yine spesifik

okumak için tıklayınız