?Hüzünbaz Öyküler? – Mehmet Özçataloğlu

14 Şubat Dünya Öykü Günü?nün hemen ertesinde düştü önüme ?Gölgeler Islanmaz.? ?İnsan, öyküsüyle var? diyerek seslenilen günün ertesinde. Ben de, insan sıcaklığında öykülerin içine bıraktım kendimi. Öykü denizinin üzerinde değil, dibinde yüzdüm. Nedeni ise kitaba adını veren ilk öykü ?Gölgeler Islanmaz? oldu. Baba-kız ilişkisini odak noktasına almış olan öykü, kız evlat sahibi her babanın korkularını

okumak için tıklayınız

Andre Breton ‘dan şiirler… “Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Yüreği yoktur umutsuzluğun…”

Andre Breton; 1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yazarak Gerçeküstücü akımın kurucusu, ”Gerçeküstücü Devrim” dergisinin editörü, Cezayir’deki Fransız sömürgeciliğine karşı ”121’in Manifestosu”nu kaleme alan, “Manyetik Çayırlar”, ”Çılgın Aşk” ve ”Nadja” gerçeküstücü başyapıtların yazarıdır. Olmak Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada, toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir

okumak için tıklayınız

Polonyalı Anne Frank?ın günlükleri

İkinci Dünya Savaşı’ndan yıllar sonra ortaya çıkarılan, Polonyalı Yahudi bir kız çocuğunun savaş yıllarında yazdığı günlük, Rywka Lipszyc ismini Yahudi soykırımının simgelerinden Anne Frank’ın yanına yerleştirdi. Ailesini savaş sırasında kaybeden Polonyalı Rywka Lipszyc’in ülkesindeki Lodz gettosunda, Ekim 1943’ten Nisan 1944’e kadar yazdığı 112 sayfalık günlük, İngilizceye Malgorzata Markoff tarafından çevrildi ve yazıldıktan yetmiş yıl sonra

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin soyadını alma öyküsü

Haziran 1934?te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu gereği herkesin kendisine soyadı seçtiği günlerde Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı?ya gönderdiği mektubunda şöyle yazmaktadır: “Yeni isim aldın mı? Benim almak istediğim isim Kubaşır?dır. Kubaşmak kelimesinden geliyor. Orta Anadolu?da çok kullanılır. Tarama dergisine bak… Manasını nasıl bulacaksın?? Sabahattin Ali, ortaklaşa iş yapma anlamına gelen ?kubaşmak? sözcüğünü kendisine soyadı olarak beğense

okumak için tıklayınız

Beckett?ın karanlıktaki öyküsü: Echo?s Bones

Yazar Samuel Beckett?ın seksen yıl önce yazıp yayıncısına onaylatamadığı için rafa kaldırılan öyküsü Echo?s Bones 17 Nisan?da yayımlanıyor. Samuel Beckett seksen yıl önce (1934) hikâyelerini More Pricks Than Kicks (Aşksız İlişkiler, Ayrıntı Yayınları) adıyla bir kitapta toplayıp yayımcısına yollar. Chatto&Windus yayınevinden Charles Prentice, derlemenin on birinci öyküsü olan Echo?s Bones?u okuması çok zor ve

okumak için tıklayınız

66.Sone – William Shakespeare (Çeviren: Can Yücel)

66. SONE Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış, Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru, Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

okumak için tıklayınız

Eserleriyle Çarlık Rusya’sını bir doktorun hastalığı teşhis etmesi gibi anlatan yazar, Anton Pavloviç Çehov

“Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı… Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı… Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın, gerçek ve içten

okumak için tıklayınız

Burjuva Sanat – Proleter Sanat ? Devrimci Sanat Ayrımı Var mı Ya da Sanat hakkında sorular… – Adil Okay

Yazımın başlığı iddialı oldu değil mi? Evet, ?Burjuva sanat – Proleter sanat – Devrimci sanat? kategorileri tartışmaya açıktır. Devrimci sanatçı, burjuva sanatçı? diyebiliriz elbette. Ya da bir sanatçının devrimci mücadeleye katkısı sorgulanabilir. O takdirde de sanat değil ?etik? tartışırız. Çünkü sanatın biricikliği ilkesi esastır. Yani bir esere öncelikle ?sanat mı – değil mi? diye bakmak

okumak için tıklayınız

Mağaradaki Kitap – Can Başkent

0. Platon?un mağara alegorisini düşünün. Hani şu sadece gölgeleri, perdeye (duvara) yansıyan görüntüleri görebildiğimizi, ?gerçeğinse? bu olmadığını, hakikatin, gölgelerin ötesinde ve üzerinde olduğunu anlatan düşünce deneyi. Platon?a göre içinde yaşadığımız dünya ve hayat da böyledir – görüntülerle oynar dururuz, hakikatsa bu değildir. Biz ancak hakikatin yansımalarıyla kendimizi avuturuz. Yüzyıllardır kağıda basılan, mücellitlik ve hattatlık gibi

okumak için tıklayınız

Lev Tolstoy, Andersen ve masalları için ne dedi?

?Marko Vovçek?in çevirisiyle yayınlandığı zaman, bu masalları anlamamıştım. On yıl kadar sonra ise bu küçük kitabı alıp okudum ve Andersen?in çok yalnız bir adam olduğunu bir anda bütün açıklığıyla hissettim. Çok yalnız. Hayatını bilmiyorum; herhalde serserice bir yaşam sürüyor, çok geziyordu. Bu da onun yalnız olduğu konusundaki hislerimi kanıtlar. Bu yüzden

okumak için tıklayınız

Mehmet Özçataloğlu

Yazarın Yazıları ?Melodiyle Örülü Bir Sınıf? ?Charlie Small ve Yer Altının Gizemi!? ?Kitaplar Üzerine Bir Kitap? ?İnsan Olmaya Dair?/ Karlar Altındaki Ülke? ?Büyülü Kuş?la Başka Diyarlara?? “Sevdalı Bulut Masalı” ?Aslan Tomsonlar Ülkesi? ?İstasyonda Vals? ?Şahmaran? ?Sanatın İçine tükürülmesin diye!? ?Hüzünbaz Öyküler? ?Kardeşimin Hikayesi Bu Eleştiriyi Haketmedi!? ?Ya Yaşar Kemal Olmasaydı?? Ot var, sevdalığa çare var,

okumak için tıklayınız

Howard Fast’tan Nâzım Hikmet ‘e bir şiir…

Kendi duvarların nasıl tutamadıysa kelimelerini, bizim duvarlarımız da tutamadı, kardeşim, kelimelerin buldu bizi. O gün cezaevinde geldi yanıma pek iyi bildiğin cezaevi fısıltısıyla o ince yazar, Albert Maltz… Hayatı anlatan şeyler söylemekti onun suçu da, barışı, umudu, özlenen şeyleri… Özgür olduğunu söyledi bana.

okumak için tıklayınız

Markopaşa ‘Toplatılmadığı zamanlar çıkar’ veya ‘Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.’

Markopaşa haftalık mizah dergisi; Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Şerif Hulusi, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz?un yazarlığını yaptığı 1946 yılında yayın hayatına başlayan Türkiye basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biridir. Sabahattin Ali başyazarlığını, Mustafa Mim Uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir. O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına karşı birçok dava açılmış, kimi

okumak için tıklayınız

Medya ve Savaş Yalanları / Gerçekler Nasıl Karartılıyor – Lenora Foerstel

Günümüzün siyasal-toplumsal yapısını kavramak açısından medya neden bu kadar büyük bir önem taşıyor? Medya, hükümetle birlikte yönetici sınıf rolünü oynar. Peki bu rolün gerçekleşmesinde kullanılan entrikalar nasıl yaşama geçirilir? ABD medyasının büyük başarısı olarak sunulan “Watergate Soruşturmaları”nın sulandırılması ve gerçeklerin örtbas edilmesinde ABD medyası nasıl kilit bir rol oynadı? ABD medyasının öve öve göklere çıkarttığı

okumak için tıklayınız

Kütüphanede Bir General – İtalo Calvino

İtalyan öykü ve roman yazarı İtalo Calvino, Kütüphanede Bir General adlı öyküsünde kütüphaneyi, askerleri dönüştüren bir özne yapar. Askerlerin hüküm sürdüğü Panduria ülkesinde ordunun itibarını zedeleyen kitaplar olduğunun fark edilmesi üzerine, General Fedina yönetiminde bir komisyon, tüm kitapları incelemek için ülkenin en büyük kütüphanesine girer: Görev dağılımı yapıldı. Her bir teğmen belli bilgileri öğrenmek, tarihin

okumak için tıklayınız

Tarihsel Gelişmenin Düzensiz Karakteri ve Sanat Sorunları – Karl Marx

6. Maddi üretimin eşitsiz gelişmesi ve, örneğin, sanatınki. İlerleme kavramı alışılagelmiş soyut biçimiyle anlaşılmak gerekir. Modem sanat, vb.. Bu oransızlık somut toplumsal ilişkiler içinde, örneğin, eğitimde olduğu denli önemli ve an­laşılması güç değildir, örneğin kültürde. Birleşik Devletlerin Avrupa?yla ilişkileri. Ancak, burada tartışılması gerekli ger­çekten güç nokta, üretim ilişkilerinin hukuksal ilişkiler ola­rak bu eşit-olmayan gelişmede nasıl

okumak için tıklayınız

Ekin Sapı Devrimi – Doğal Tarıma ve Doğal Hayata Giriş

Masanobu Fukuoka, doğal tarım hareketinin Japonya’daki önemli sözcülerindendir. Bu eşsiz eserinde, temel aldığı hayat felsefesi ve alçakgönüllü bilgeliğiyle, doğal hayat, doğal tarım ve doğal beslenme üzerine bize engin bir deneyim sunuyor. Japonya’nın küçük bir köyünde 60 yıldır sürdürdüğü doğal tarım yöntemiyle, doğanın kendini ve insanı nasıl onarabildiğini bütün açıklığıyla göz önüne seriyor. Modern tarımın yok

okumak için tıklayınız

Kulelerde Bayraklar – Anton Semyonoviç Makarenko ‘Kusurlu olan insanlar değil, aralarındaki ilintilerdir’

Kulelerde Bayraklar, yalnız dünün değil, bugünün de büyük öyküsüdür. Potansiyel suçlu olarak görülen, sokak çocuklarının yeteneklerinin açığa çıkartılarak özgüvenli insanlar haline getirilmesi ve Sovyet toplumuna kazandırılmasının öyküsü. Ünlü Sovyet eğitimcisi Makarenko’nun, kendi disiplinlerini ve hukuklarını kendileri belirleyen, kendi kendilerini yönetmeyi öğrenen, çalışmayı bir angarya değil de insani bir zorunluluk ve zevk olarak görmeyi öğrenen 1

okumak için tıklayınız