16 Haziran Akşamının Şiiri – Kemal Özer

15-16 Haziran 1970 eylemleri ile işçi sınıfının gösterdiği direnişin edebiyattaki yansımalarından biri olan Kemal Özer?in şiirini sunuyoruz: 16 HAZİRAN AKŞAMININ ŞİİRİ* Hâlâ durur o akşam, belleklerinde, mayalanır durur, birlikte bakmanın derinliğiyle, önüne geçilmez coşkusuyla, birlikte yürümenin, bir ağızdan söylemenin güzelliğiyle bir şarkıyı,

okumak için tıklayınız

Türkiye Siyasetinde Kürtler (Direniş, Hak Arayışı, Katılım) – Kolektif

Kürt siyasal hareketleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri Türkiye siyasal hayatında karşılık bulacak bir eylemlilik arayışı içinde. Ama direnerek, itiraz ederek ama ittifaklar kurarak, uzlaşarak ya da kendisini dönüştürmeye çalışarak, “Türkiyelileşme” mücadelesi vererek… Türkiye Siyasetinde Kürtler’deki yazılar bu arayışın ve mücadelenin arkasında yatan dinamikleri, tarihsel süreci farklı açılardan ele alıyor: Kürtlerin siyasi temsiliyet ve katılım mücadelelerinden

okumak için tıklayınız

Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi – Karl Marx

“Eleştiri silahı, silahların eleştirisinin yerini kuşkusuz alamaz; maddi güç ancak maddi güçle yenilebilir; ama teori de, yığınları sarar sarmaz maddi bir güç durumuna gelir. Teori ad hominem kanıtlar kanıtlamaz yığınları sarabilir ve radikal duruma gelir gelmez ad hominem kanıtlar. Radikal olmak, şeyleri kökünden kavramaktır. Ama insan için kök, insanın kendisidir.” (Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi, s.

okumak için tıklayınız

Novum Organum (Tabiatın Yorumu ve İnsan Alemi Hakkında Özlü Sözler) – Francis Bacon

Modern felsefenin kurucularından Bacon’a göre, insan, ‘tabiat’ı anlar ve ona hükmeder. Bunu hem nesnelere hem zihne bakarak yapar. Anlamak hükmetmektir; bilgi güçtür; bilmek, yapmaktır. Güç ile eşanlamlı olan bilgiyi elde etmek için ‘tabiat’ın kanunlarına uymak gerekir. Çünkü sebebin bilinmemesi, sonuçta, insanı yanlış düşüncelere sürükleyebilir. Oysa spekülatif felsefede sebep olarak gösterilen şey, pratik bilimde kural olarak

okumak için tıklayınız

Şimdi emekçi olduk atölyeleri doldurduk

DİSK-AR?ın (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü) yaptığı araştırmaya göre, dünya genelinde 5-17 yaş arasındaki çocuk sayısı 1 milyar 586 milyon iken bunların 306 milyonu çalışıyor. Bu rakam dünya genelinde 5-17 yaş arasındaki her 5 çocuktan birinin çalıştığını ortaya koyarken, Türkiye?de de rakamlar pek parlak değil. Türkiye?de 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların oranı

okumak için tıklayınız

Kurdu Öldürmek İçin – Julio Travieso

Kurdu Öldürmek İçin (Para Matar al Lobo) romanının 1940 doğumlu yazarı Julio Travieso, Küba edebiyatının en ünlü temsilcilerindendir. 1967 yılında Savaş Günleri (Dias de Guerra) adlı öykü kitabıyla, Granma Yayınevi ödülünü kazanmıştır. Travieso’nun 1976 yılında yayınlanan bu ilk romanı, Batista diktatörlüğüne karşı savaşan Küba gençliğinin yaşamından bir kesittir. Romanda, mücadelenin ne denli karmaşık ve zor

okumak için tıklayınız

Kaçan Balık – Celal İlhan

Otobüsün kapısında öğrenci görünüşlü bir kız belirdi. Gözleri oturabileceği bir koltuk arar gibiydi. Önde ve ortalarda boş koltuk görünmüyordu. Yanımdaki boş koltuğa oturabileceğini düşünmek bile kalp vuruşlarımı hızlandırmıştı. Arkalara doğru geçip giderse duyacağım acının üstesinden nasıl gelebileceğimi düşünüyordum.

okumak için tıklayınız

Havana Bildirileri – Fidel Castro

Doruk Yayınları?nın ?Devrimler? dizisi, bir ayaklanma döneminde merkezi rol oynamış kilit isimlerce yazılmış klasik metinlerden oluşuyor. Dizinin elimizdeki kitabı da, ABD?nin Küba üzerinde kurmaya çalıştığı muazzam baskıya karşı, Fidel Castro ?nun Latin Amerika toplumunu harekete geçirmek için tasarladığı bir dizi konuşmayı, ?Havana Bildirileri? başlığıyla sunuyor. ABD?nin tezgahlarına yanıt veren buradaki bildiriler,

okumak için tıklayınız

Cezaevi Arkadaşım Yılmaz Güney (Çirkin Kral’la Ulucanlar’da) – Avni Bektaş

Avni Bektaş, 1975-1976 arasında Ankara Ulucanlar cezaevinde tutuklu kalmış. Bektaş?ın bu dönemde yolu, Yumurtalık olayı nedeniyle cezaevinde bulunan Yılmaz Güney ?le kesişir. İşte yazar bu kitabında, Güney?le bu tarihlerde başlayan dostluğunu ve cezaevi hayatına dair anılarını anlatıyor. Bektaş cezaevine girdiği günden tahliye olduğu tarihe kadar yaşadığı olayları ve tanıdığı farklı kişileri anlatırken, Yılmaz Güney ?in

okumak için tıklayınız

‘Son romantik’i uğurlarken… – Murat Özer

‘Yedinci Sanatın Şövalyesi’ Rekin Teksoy’un ardından bir şeyler söylemek lâzımdı, çok zor da olsa… Onun söyleyeceklerinin sınırı yoktu, oysa bizimkilerin kifayetsiz kaldığı, kalacağı aşikârdı… Hayattan göçüp gidenlerin arkasından hep iyi şeyler söylenir, iyi şeyler yazılır. Kimisi bu cümleleri hak eden bir hayat sürmüştür, kimiyse ?âdet yerini bulsun? diye o cümlelerle uğurlanır. Bir de öyle insanlar

okumak için tıklayınız

Köpekler Manifestosu – Mahmut Alınak

Dışarıdayken yazımına başlanıp Kandıra 2 No’lu F Tipi cezaevinde tamamlanan roman… Mahmut Alınak’ın Köpekler Manifestosu’ndaki Can adlı köpek, Jack London’ın Vahşetin Çağrısı’ndaki Buck adlı köpeğin kardeşi bir bakıma. Ama Can, Buck gibi kurtların arasına karışıp vahşi doğaya dönmek yerine, ona türlü acılar yaşatan düzene isyan ederek trajik olduğu kadar destansı bir serüvenin başkahramanı olarak karşımıza

okumak için tıklayınız

Süryanca Dilbilgisi – Mehmet Çelik ve Mehmet Sait Toprak

Uzun soluklu bir akademik çalışmanın meyvesi olan ?Süryanca Dilbilgisi?, aynı dil ailesine mensup Arapça ve İbranice?den yararlanarak Süryanca?nın gramatik kurallarını ortaya koyuyor. Süryani dili ve edebiyatının tarihi süreçteki evriminin anlatımıyla açılan kitapta, Süryani alfabesi, harf sistemi, telaffuz kuralları; Süryanca isimler, zamirler, ayrılmaz takılar, tümleç, sıfatlar ve son ekler gibi konular ele alınıyor.

okumak için tıklayınız

Öğretmenlik ve Kutsallık – Özcan Yolcu

“Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir”. Sokrates Meslekler üzerine çeşitli klişe ifadeleri sıkça duyarız. En yaygın olanlarından biri de öğretmenlik için söylenen “kutsal” bir meslek olduğudur. Peki öğretmenlik bu kutsallığın neresinde? Öğretmenler için kutsanmak yeterli midir?

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ve Sanat

Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: “- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” der. Nazım’i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım’ı tepeden tırnağa süzer ve:  “-Demek Nazım Hikmet sensin”, der. Nazım’a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, “gidebilirsiniz” der. Nazım tam

okumak için tıklayınız

“Tavşanlar” isimli masal – İbrahim Kürşat

Evvelce zamanda, bir köyün bir evinde, anne ve iki çocuk yaşarmış. İki kardeş, uçurtma uçururken, süt içerken, körebe oynarken, pencereden bakarken, şarkı söylerken, uyurken, kalkarken hep kavga ederlermiş. Çocuklarının hep kavga ediyor olması, annelerini çok üzüyormuş. Anne, üzülmekten uyku uyumaz, gökyüzü seyredemez olmuş.

okumak için tıklayınız

Kitap Üstüne Kitap Koyanlar’dan: Hoca Bekir Efendi – Müslüm Kabadayı

Taş ustaları, özellikle nahit taş ustaları keski, murç, taraklarıyla resim yaparlar. Onların taşa verdikleri her süste özlemler, düşler ve doğadan yanımsalar yer alır. Eski evler, konaklar, çeşmeler, hanlar, hamamlar, köprülere renk veren bu taşların yerini beton, çelik karkas almaya başladıktan bu yana iki şey kayboldu; birincisi ?el emeği göz nuru? denen insan merkezli işçilik, ikincisi

okumak için tıklayınız

Pêl bi pêl çîroka kurdî – Receb Dildar

Not: Bu yazıda Kürt öykü dünyası anlatılmaktadır. İlk yazılı öykünün yazıldığı günden bugüne Kürtlerin yaşadığı coğrafyalardaki üretimlere ve bu üretimlerin yazarlarından söz edilmektedir. Rastî çiqas astengiyan hatibe jî niha çîroka kurdî di nav qada edebiyata cîhanê de ciyê xwe girtiye û her diçe di nav vê qadê de ciyê xwe xweş dike. Lê dîsa jî

okumak için tıklayınız