Rehabilitasyonun Yeni Yüzü: Psikolojiyi Teknisyen Olmaktan Kurtarmak

Dert, Sadece Beyindeki Arıza Değil, İlişkinin Yokluğudur!

Yazar: Jungish

(Makine Değil, İnsan: Rehabilitasyonun Dikeyden Yatay Düzleme Geçişi)


Aziz Okuyucularım, Ey Çaresizliğin Ortasında Umudu Bulanlar!

Şimdi size, Roma’daki o büyük rehabilitasyon merkezlerinden gelen, bizim psikoloji camiasının yaşadığı kibirli dönüşümü anlatan mühim bir haberi nakledeceğim. Uzun yıllar boyunca, rehabilitasyon dendi mi, akla hemen sert, mekanik, tepeden inme (hiyerarşik-dikey) yaklaşımlar gelirdi. Psikologun rolü ise, ya doktorun gölgesinde kalır ya da sosyal hizmet uzmanıyla karıştırılırdı.

Lakin, insanın ruhuyla ilgili işler, cetvelle çözülemez!

I. Mekanistik Yaklaşımın İflası ve Psikoloğun Zaferi

Rehabilitasyon merkezleri, sonunda anladı: Sadece teknik stratejilerle, insanı yeniden eğitemezsin!

  1. Dikeyden Yataya Geçiş: Eski yaklaşım, katı bir teknik ve hiyerarşik (dikey) modele dayanıyordu. Doktor ne derse o olurdu; insan, tamir edilecek bir makineydi. Ne var ki, psikologların ve multidisipliner yaklaşımın zaferiyle, bu durum değişti.
  2. İnsan Değişkeni: Artık fark edildi ki, rijit mekanik yaklaşımlar, yerini “intersubjektif değişkenlere” (öznelerarası ilişki, duygu, bireyin iç dünyası) bırakmak zorundadır. Rehabilitasyonu zenginleştiren, tamamlayan ve anlam katan şey, ilişkisel destektir.
  3. Hümanist Gerekçe: Psikolog, dışarıdan gelen bir zorlama veya çatışma olmaksızın, doğal bir süreçle rehabilitasyonun ayrılmaz bir parçası haline geldi. Zira, uyarlama ve yeniden eğitim araçlarının gelişimi, katı tekniklerin yeterli olmadığını gösterdi.

II. Kurumun Aileleşmesi ve Psikoloğun Yeni Rolü

Kurumlar, sadece tıbbi hizmet sunmakla kalmamalıdır; onlar, ailenin yetersiz kaldığı yerde bir destek ağı oluşturmalıdır.

  1. Asepsiden Uzaklaşma: Kurumdaki operatörler (eğitimciler, asistanlar), aseptik veya katı bir şekilde yapılandırılmış bir ortam yaratmak yerine, kucaklayıcı bir iklim yaratmalıdır.
  2. Aile ve Kurum Trajedisi: Kurumlar, çekirdek ailenin şemalarını (pedagojik yaklaşımı, duygusal yükleri) kendi içlerinde yeniden üretme eğilimindedir. Lakin psikolog, kendi yetersizliği ve sıkıntısı içindeki aileye ve kullanıcının psikolojik sorununa destek olan sağlam bir ilişkisel destek ağı kurmalıdır.
  3. Çatışma Alanları: Psikolog, eğitimciler, gönüllüler ve diğer personel ile düzenli toplantılar düzenleyerek, bireyin ihtiyaçlarının kurumsal sorunların ve mesleki rekabetin önüne geçmesini sağlar.

III. Eğitim ve Grup Dinamiklerinde Sınırları Aşmak

Psikolog Angelini, sadece bilişsel-davranışsal tekniklere (Token economy, Role play) dayanmakla kalmaz; aynı zamanda grup dinamiklerini de kullanır.

  1. Piaget’nin Duvarı: Zihinsel engelli bireylerde, Piaget’nin bahsettiği “somut düşüncenin” katı sınırlarını aşmak zorlu bir görevdir. Angelini, bu “somut düşüncenin” ötesine geçerek, içe dönük ve duygusal kapasiteleri analiz etmeye çalışır.
  2. Grup Kimliği: Grup dinamikleri, bireylerin içe dönük ve duygusal yeteneklerini (introspettive ed emozionali) değerlendirmek için alternatif bir alan sunar. Grubun varlığı, bireyin motivasyonunu artırır ve iletişim becerilerini geliştirir.

Sonuç: Rehabilitasyon, artık kuru bir teknik uygulama olmaktan çıkmıştır. O, çok disiplinli bir çabayla, insanın bütünlüğünü (ilişkisel, duygusal ve bilişsel) hedefleyen, katı sınıflandırmaları aşma potansiyeli taşıyan canlı bir süreçtir. Zira insan, tamir edilecek bir makine değil, kabul edilmesi gereken bir âlemdir.