“Sorun sen değilsin. Sorun, seni yabancılaştıran düzen.” mi ?

“İnsan yalnızca üretim araçlarından değil, kendi öz varlığından da yabancılaştırılır.”

— Karl Marx

📌 Anlamsızlık mı hissediyorsun?

Her gün bir şeyler üretiyor ama ona bile dokunamıyorsan, bu yabancılaşmış emeğin doğal sonucudur.

“İnsan, artık kendine ait olmayan bir hayatı yaşar.”

— Erich Fromm

📌 Değersizlik mi çörekleniyor içine?

Çünkü bu sistem seni sürekli ölçer, kıyaslar, performansını raporlar ama asla “yeter” demez.

“Modern birey, kendini bir ‘pazar nesnesi’ gibi hissetmeye başlar.”

— Alain Ehrenberg

📌 Öfken mi birikiyor, taşan dürtüler mi artıyor?

Bu, yalnızlaştırılmış, sesine karşı sağır kalınmış, kendine bile yabancılaştırılmış bir ruhun haykırışıdır.

“Sinirli değilim, sadece yıllardır kimse beni duymadı.”

— Bir psikiyatri hastanesinde duvara kazınmış yazı

Birey hasta değil.

Toplum patolojik.

Yabancılaşmış emek, sadece bedenini değil, özbenliğini parçalar.

İnsan, kendi hayatını yaşamıyor; kendisine yabancılaştırılmış bir hayatın taşıyıcısı hâline geliyor.

Ve sonra sana “terapi al” diyorlar.

Ama kimse sistemin delik deşik ruh sağlığını konuşmuyor.

“Kapitalizmin krizleri, bireyin krizi gibi pazarlanır.”

— Mark Fisher

Yabancılaşma sessizdir.

Tıpkı yalnızlık gibi.

Ama sonuçları?

Çığlık kadar gürültülüdür.i