Vautrin’in Felsefesi: Balzac’ın Goriot Baba Romanında Ahlak, Güç ve Toplumsal Determinizm

Honoré de Balzac’ın Goriot Baba (Le Père Goriot, 1835) romanında Vautrin, yalnızca suç dünyasına ait karizmatik bir figür değil; aynı zamanda modern toplumun işleyişini çıplak bir biçimde kavrayan bir toplumsal filozof olarak kurgulanmıştır. Balzac, Vautrin aracılığıyla 19. yüzyıl Paris’inin sınıfsal yapısını, güç ilişkilerini ve ahlaki çöküşünü görünür kılar. Vautrin’in felsefesi, bireysel deneyim ile toplumsal yasaların kesişme noktasında yer alır ve romanın ideolojik eksenini belirgin şekilde yönlendirir.


1. Toplumsal Determinizm: “Toplum bir savaş alanıdır”

Vautrin’in felsefesinin merkezinde toplumsal determinizm vardır. Ona göre birey, içinde bulunduğu ekonomik ve sınıfsal yapı tarafından şekillenir; erdemin veya vicdanın, sınıf atlama arzusunun karşısında hiçbir gücü yoktur. Rastignac’a söylediği şu sözler bu determinist bakışın temelidir:

“Toplum bir ordudur: önde yürüyenler, arkadakilerin kemikleri üzerinde yükselir.”
Balzac, Le Père Goriot, Ch. VII

Bu sert ifade, Vautrin’in sosyal Darwinci bir bakış açısı benimsediğini düşündürür; ancak bu Darwinci yaklaşım, Balzac’ın çağdaşı olan düşünürlerden ziyade, Paris’in kapitalist yapılanmasına dair gözleme dayalı bir realizmdir. Balzac’ın “kapitalist modernitenin acımasız işleyişi”ne dair önsezilerini Georg Lukács da vurgular: “Balzac’ın toplumu, ekonomik ilişkilerin bireyleri nesneleştirdiği bir mekândır.” (Lukács, 1950, s. 112).

Bu bağlamda Vautrin’in determinizmi, Balzac’ın gerçekçi projesinin epistemolojik bir uzantısıdır.


2. Gücün Felsefesi: Ahlakın Çöküşü ve Kestirme Yollar

Vautrin’in düşüncesi, Nietzsche’nin güç istencini haber veren bir tavırla, gücü ahlaktan üstün kılar. Rastignac’a Victorine’in mirasına kavuşabilmesi için kardeşinin öldürülmesini sağlama önerisi, ahlaki değerlerin tamamen araçsallaştırıldığını gösterir. Vautrin’in ifadesiyle:

“İnsanlar ikiye ayrılır: kurbanlar ve onları yiyenler.”
Balzac, Le Père Goriot, Ch. VIII

Bu cümle, Vautrin’in etik anlayışını özetler: Toplumda tarafsız bir alan yoktur; herkes ya ezen ya ezilendir. Christopher Prendergast’ın belirttiği gibi, Balzac’ın romanları “ahlaki belirsizliğin hâkim olduğu, güç ilişkilerinin belirlediği alanlardır” (Prendergast, 1986, s. 74). Vautrin burada, bu alanın en bilinçli aktörüdür.


3. Toplumsal Maskeler ve Kimlik: Vautrin Bir “Gizli Sosyolog”

Vautrin’in sürekli kimlik değiştirerek yaşaması —Jacques Collin, Trompe-la-Mort, Vautrin— modern toplumdaki kimliğin performatif yanını görünür kılar. Graham Robb’un biyografik çalışmasında belirttiği gibi, Balzac karakterlerinin çoğunda “kişilik, toplumsal rol tarafından şekillendirilmiş bir maskedir” (Robb, 1994, s. 215). Vautrin bu maskelerin uzmanıdır; insanları okuma, analiz etme ve manipüle etmedeki ustalığı, onun bir tür “gizli sosyolog” olarak işlev gördüğünü gösterir.

Nitekim Rastignac’a şöyle seslenir:

“İnsanların neye benzediğini anlamadan onları yönetemezsin.”
Balzac, Le Père Goriot, Ch. VI

Bu, toplumsal ilişkileri “bilgi”, “psikoloji” ve “çıkar” üzerinden okuyan bir iktidar felsefesidir.


4. Devlet ve Suç Arasındaki Geçirgenlik: Vautrin’in Kurumsal Eleştirisi

Balzac’ın karakterler sistemi içinde Jacques Collin’in daha sonra devlet aygıtı içinde yükselerek bir polis yetkilisine dönüşmesi (Splendeurs et misères des courtisanes, 1847), Vautrin’in felsefesinin derin boyutunu açığa çıkarır: Suç ile devlet arasında yapısal bir akrabalık vardır. Balzac, suçluların zekâsı ve örgütlenme kapasitesi ile devletin bürokratik yapısı arasında paralellik kurar. Foucault’nun Hapishanenin Doğuşunda işaret edeceği “ceza mekanizmalarının iktidarla iç içeliği” (Foucault, 1975) Balzac’ın Vautrin figüründe erken bir sezgi olarak ortaya çıkar.

Bu nedenle Vautrin’in felsefesi, yalnızca bireysel bir suç ideolojisi değil; devlet, güç ve disiplin ilişkilerine dair radikal bir okuma biçimidir.


5. Vautrin’in Ahlak Eleştirisi: Vicdanın Geçersizliği

Vautrin için vicdan, yalnızca güçsüzlerin kendilerini avutmak için taşıdığı bir yükten ibarettir. Goriot’nun fedakârlığına ve kızlarının nankörlüğüne tanık oldukça Rastignac’ın vicdani değerlerinin aşındığını gören Vautrin, ahlakın toplumun üst sınıflarında zaten geçerli olmadığını iddia eder:

“Ahlak mı? Paris’te mi? Bu sözcüğün burada bir değeri yok.”
Balzac, Le Père Goriot, Ch. IX

Peter Brooks, melodramatik anlatı üzerinde yaptığı çalışmada Balzac’ın karakterlerini “ahlaksal gerilimlerin kristalize olduğu figürler” olarak tanımlar (Brooks, 1976, s. 88). Vautrin, bu gerilimin anti-ahlaki ucunu temsil eder.


Sonuç: Vautrin Bir Toplumsal Filozof mu?

Vautrin’in felsefesi, bireycilik, güç, toplumsal determinizm ve ahlakın çöküşü gibi moderniteye özgü temaların yoğun bir bileşimidir. Goriot Baba’da Vautrin’in söyledikleri, yalnızca bir suçlunun sözleri değil; kapitalist modernitenin görünmez yasalarını açığa çıkaran bir toplumsal düşünce sistemidir. Bu açıdan Vautrin, Balzac’ın anlatı evreninde hem bir karakter hem de bir kuramdır: toplumsal ilişkilerin çıplak biçimde analiz edildiği bir felsefi ayna.


Kaynakça

Birincil Kaynaklar

  • Balzac, Honoré de. Le Père Goriot. Paris: Furne, 1835.
  • Balzac, Honoré de. Splendeurs et misères des courtisanes. Paris: Pourrat, 1847.

İkincil Kaynaklar

  • Brooks, Peter. The Melodramatic Imagination. Yale University Press, 1976.
  • Foucault, Michel. Surveiller et punir: Naissance de la prison. Paris: Gallimard, 1975.
  • Lukács, Georg. Balzac ve Fransız Gerçekçiliği. Çev. Mehmet H. Doğan. İstanbul: Payel, 1987.
  • Prendergast, Christopher. The Order of Mimesis: Balzac, Stendhal, Nerval, Flaubert. Cambridge University Press, 1986.
  • Robb, Graham. Balzac: A Biography. W.W. Norton, 1994.