Victor Frankenstein; tamamen masum bir kurban mı, salt bir kötücül figür mü?

Victor Frankenstein Bir “Trajik Kahraman” Olarak Değerlendirilebilir mi?

Giriş

Mary Shelley’nin Frankenstein romanı, yalnızca erken dönem bilimkurgu geleneğinin kurucu metinlerinden biri değil, aynı zamanda modern bireyin etik, epistemolojik ve varoluşsal krizlerini trajik bir çerçevede ele alan güçlü bir anlatıdır. Romanın merkezindeki Victor Frankenstein, çoğu eleştirmen tarafından bir “bilim insanı”, “kibirli yaratıcı” ya da “ahlaki sorumluluktan kaçan figür” olarak okunmuştur. Ancak Victor’un anlatı içindeki konumu, onu Aristotelesçi anlamda bir trajik kahraman olarak değerlendirmeyi de mümkün kılar. Bu makale, Victor Frankenstein’ın klasik trajedi ölçütleri (hamartia, hybris, anagnorisis, peripeteia) ve modern trajedi kuramları ışığında incelenmesini amaçlamaktadır.


I. Trajik Kahraman Kavramı: Kuramsal Çerçeve

Aristoteles’e göre trajik kahraman, ne tamamen erdemli ne de bütünüyle kötü olan; bir hata (hamartia) sonucu yıkıma sürüklenen, toplumsal ve ahlaki açıdan yüksek konumlu bir figürdür (Poetika, 1453a). Trajik etki, seyircide “acıma ve korku” (eleos ve phobos) duygularını uyandırarak katharsis yaratır (Aristoteles, çev. 1995).

Modern trajedi kuramları ise bu çerçeveyi genişletir. Raymond Williams, modern trajedide yıkımın tanrısal yazgıdan değil, bireyin toplumsal ve ideolojik koşullarla çatışmasından doğduğunu savunur (Williams, 1966). Bu bağlamda Victor Frankenstein, hem klasik hem de modern trajedi anlayışının kesişim noktasında yer alır.


II. Hamartia ve Hybris: Bilgi Arzusunun Trajik Sapması

Victor Frankenstein’ın trajik hatası (hamartia), bilginin kendisi değil, bilgiyle kurduğu sınırsız ve sorumsuz ilişkidir. Victor, doğa yasalarını keşfetmekle yetinmez; yaşamın kendisini üretme arzusuna kapılır. Bu durum, klasik tragedyalardaki hybris (ölçüsüzlük, kibir) kavramıyla doğrudan ilişkilidir.

Victor’un “hayatın gizemlerini çözme” tutkusunu aktarırken kullandığı dil, onun eylemini etik bir sorgulamadan ziyade neredeyse mistik bir vecd hâline dönüştürdüğünü gösterir (Shelley, 1818/2012). Bu noktada Victor, Prometheus mitinin modern bir yansıması olarak, tanrılara özgü bir yetkiyi insan aklıyla ele geçirmeye çalışır (Mellor, 1988).


III. Peripeteia: Yaratım Anından Çöküşe

Aristotelesçi trajedide peripeteia, kahramanın talihinin ani bir tersine dönüşünü ifade eder. Victor için bu kırılma noktası, Yaratık’ın canlanma anıdır. Uzun süre arzulanmış olan yaratım, gerçekleştiği anda dehşet ve kaçışa dönüşür. Victor’un Yaratık’tan kaçışı, onun trajik sürecini hızlandıran temel eylemdir.

Bu noktada trajedi yalnızca bireysel değil, etik bir nitelik kazanır: Victor, yarattığı varlığa karşı sorumluluğunu reddederek zincirleme ölümlerin ve acıların zeminini hazırlar (Botting, 1991). Dolayısıyla peripeteia, fiziksel bir yıkımdan çok ahlaki bir çöküş olarak belirir.


IV. Anagnorisis: Geç Gelen Farkındalık

Victor Frankenstein’ın anagnorisisi (tanıma, fark ediş), Yaratık’la yaptığı son yüzleşmelerde ortaya çıkar. Victor, yaşanan felaketlerin kaynağının yalnızca Yaratık değil, kendi ihmali ve sorumsuzluğu olduğunu kabul eder. Ancak bu farkındalık, klasik tragedyalarda olduğu gibi, yıkımı durdurmaya yetmez.

Shelley burada trajedinin pedagojik boyutunu vurgular: Victor’un bilgeliği, ancak her şeyini kaybettikten sonra ortaya çıkar. Bu geç kalmış farkındalık, onu ahlaki açıdan yüceltirken, insanî açıdan derin bir trajediye hapseder (Poovey, 1984).


V. Acıma ve Korku: Okurda Trajik Etki

Victor Frankenstein, ne tamamen masum bir kurban ne de salt bir kötücül figürdür. Bu ara konum, Aristoteles’in trajik kahraman tanımıyla örtüşür. Okur, Victor’un hatalarını görürken aynı zamanda onun yalnızlığı, pişmanlığı ve psikolojik çözülüşü karşısında acıma duygusu geliştirir.

Bununla birlikte Shelley, korku duygusunu yalnızca Yaratık üzerinden değil, kontrolden çıkan insan aklı üzerinden inşa eder. Bu yönüyle Victor’un trajedisi, bireysel olduğu kadar modern uygarlığa dair kolektif bir uyarı işlevi de görür (Williams, 1966).


***

Victor Frankenstein, Aristotelesçi ölçütler açısından değerlendirildiğinde, hamartia, hybris, peripeteia ve anagnorisis aşamalarını taşıyan bir trajik kahraman olarak okunabilir. Ancak Shelley’nin başarısı, bu klasik modeli modern bir etik ve bilim eleştirisiyle dönüştürmesinde yatar. Victor’un trajedisi, kaderin değil, insan aklının sınır tanımazlığının ürünüdür.

Bu nedenle Victor Frankenstein, yalnızca bireysel bir trajedinin değil, modernitenin kendisinin trajik figürü olarak değerlendirilebilir.


Kaynakça

  • Aristoteles. (1995). Poetika (Çev. İ. Tunalı). Remzi Kitabevi.
  • Botting, F. (1991). Making Monstrous: Frankenstein, Criticism, Theory. Manchester University Press.
  • Mellor, A. K. (1988). Mary Shelley: Her Life, Her Fiction, Her Monsters. Routledge.
  • Poovey, M. (1984). The Proper Lady and the Woman Writer. University of Chicago Press.
  • Shelley, M. (2012). Frankenstein; or, The Modern Prometheus. Penguin Classics. (İlk basım 1818).
  • Williams, R. (1966). Modern Tragedy. Chatto & Windus.