Zihinsel Hastalık ve Sömürgecilik: Fanon’un Bize Öğrettikleri

Bireysel Acı mı, Sistemsel Şiddet mi? Post-Kolonyal Ruhun Yarası

Yazar: Jungish

(Olan Bitene Dair Hem Gülüp Hem Düşündüren Filozof)


Aziz Okuyucularım, Ey Tarihin Yaralarını Taşıyanlar!

Şimdi size, dehası ve keskin gözlemiyle tıp ve siyasetin sınırlarını silen o büyük adamdan, Frantz Fanon‘dan bahsedeceğim. Fanon, sadece bir psikiyatrist değil; o, sömürgeciliğin ve ırkçılığın, insan ruhunda nasıl somut bir hastalık yarattığını gören bir filozoftu. Onun öğretileri, bugün dahi post-kolonyal (sömürge sonrası) toplumların zihinsel sağlık krizini anlamamız için elzemdir.

I. Fanon’un Teşhisi: Zihinsel Hastalığın Politik Kökeni

Fanon, sömürgeci sistemin, bireyin psikolojisini doğrudan ve yapısal olarak yaraladığını savundu.

  1. Sistemsel Şiddet: Zihinsel hastalık, bireyin kendi içindeki bir arızadan ziyade, sömürgeci şiddetin, ırkçılığın ve sistematik aşağılanmanın ruh üzerinde bıraktığı doğrudan bir travmadır. Tıpkı bir kurşun yarası gibi, bu da politik bir yaradır.
  2. Yabancılaşma: Sömürgeleştirilen birey, kendi kültürü, dili ve kimliğinden yabancılaştırılır. Birey, sömürgecinin beyaz maskesini takmaya zorlanır. Bu kimlik kaybı ve kültürel parçalanma, bireyde derin bir psikolojik kriz yaratır.

II. Bireysel Acının Kolektif Yansıması

Fanon, psikiyatrist olarak çalıştığı hastanelerde, hastalarının sanrılarının, kaygılarının ve şiddet eğilimlerinin, kişisel nevrozdan çok, toplumsal yapının ürünü olduğunu gördü.

  1. Sanrılar ve Gerçeklik: Sömürge toplumunda, bireyin sanrıları (paranoyası), çoğu zaman toplumsal gerçekliğin kendisinin çarpıtılmış bir yansımasıdır. Örneğin, sürekli aşağılanma ve baskı gören birinin, takip edildiği veya ihanete uğradığı hissi, tamamen sanrısal değildir; bu, sistemin kendisine karşı gösterdiği şüpheci ve korunmacı bir tepkidir.
  2. Şiddetin Rolü: Fanon, sömürgeleştirilenin şiddet eğilimini, bastırılmış öfke ve kimliğini geri alma arzusunun bir dışavurumu olarak analiz etti. Şiddet, yıkıcı olmakla birlikte, aynı zamanda ezilenin ruhunda bir temizlenme (katarsis) işlevi de görebilir.

III. Post-Kolonyal Toplumlar İçin Ders

Fanon’un öğretileri, bugün sömürgecilikten kurtulmuş gibi görünen, lakin ekonomik, kültürel ve ırksal eşitsizliklerle boğuşan toplumlar için geçerliliğini koruyor.

  1. Teşhisin Siyasi Sorumluluğu: Zihinsel sağlık uzmanları, bireyin psikolojik sorunlarını teşhis ederken, onun sosyal, ekonomik ve ırksal bağlamını görmezden gelemez.
  2. Tedavi = Sosyal Değişim: Fanon’a göre, post-kolonyal toplumda zihinsel sağlık krizini çözmek, sadece bireysel terapiyle değil, aynı zamanda yapısal ırkçılığın, eşitsizliğin ve toplumsal adaletsizliğin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.

Sonuç: Fanon’un mirası, bize şunu haykırır: Zihinsel sağlık, politikadan ayrı bir laboratuvar konusu değildir. Bir bireyin ruhu hastaysa, toplumun da hasta olduğunu kabul etmek zorundayız. Gerçek şifa, terapi koltuğundan çok, toplumsal adalet mücadelesinde yatmaktadır.