Yazar: cemalumit

50.Sanat Yılı Anısına Ataol Behramoğlu – Ayhan Hüseyin Ülgenay

13.04.1942 Çatalca doğumlu Baba adı; Haydar Ana adı İsmet ailesi Azerbaycan kökenli. Babası askerlik görevini yaparken dünyaya geldi, aslen Erzurumlular. Babasının askerliği bitince Erzurum’ a geri döndüler. Babasının işinden dolayı Karsa yerleştiler. İlkokul üçüncü sınıfa kadar Karsta okudu ( 1949 — 1952 ) İlkokulu Çankırı da bitirdi ( 1955 ) Ortaokul ve Liseyi Çankırı da

okumak için tıklayınız

Yönetmenlerin Atasözleri İle Yarışabilecek Sözleri

“Tarkovski neden muhteşedir, açıklamak çok zor; ama benim için filmlerini izlemek vahiy gelmesi gibi bir şeydir.” Lars Von Tier ”Fotoğraf gerçektir, sinema ise saniyede yirmi dört kere gerçektir.” Jean-luc Godard ”İyi bir filmin kusurları olması gerekir. Hayat gibi, insanlar gibi.” Federico Fellini

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali: Hiç kimse benim dünyada en çok gözyaşı dökenlerden, cesaret ve neşesi en az olanlardan biri olduğumu tahmin edemeyecektir.

Kendisiyle ilgili düşünceleri çoğu zaman olumsuz olan Sabahattin Ali kendisini nasıl algıladığını, sevdiklerine yazdığı mektuplarda büyük bir samimiyetle ortaya koymaktadır. Kendisini bir “palyaço-clown” olarak görmektedir. Dışarıdan bakıldığında mutlu zannedilen ama içinde fırtınalar kopan bir adamdır o. En yakın arkadaşlarından biri olan Ayşe Sıtkı İlhan’a Sinop Hapishanesi’nden gönderdiği mektuplar Sabahattin Ali’nin psikolojik dünyasını anlatması açısından çok

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Gorki’den etkilenmesi

GORKİ, MAKSİM (Aleksey Maksimoviç Peşkov) ( 1868- 1936) Sosyalist gerçekçi edebiyatın öncüsü sayılan Rus yazar. Yücel dergisinin 1935 tarihli 8. sayısında kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Sovyet ve Amerikan muharrirleri arasında severek okuduğum romancılar vardır” diyen Sabahattin Ali, aynı derginin 19. sayısında yapılan bir ankete verdiği cevapta tekrar tekrar okuduğu kitapları sayarken ilk sıraya Gorki’nin Klim

okumak için tıklayınız

Lazım Olan Başka Bir Ömür: Mohsen Namjoo – Önder Göksal

Küçükken ailem kısa dalgadan İran radyosunu açardı. Bütün gece tek eğlencemiz olurdu. Belli belirsiz, cızırtılı o ses tanıdık kelimeler taşırdı kulağıma, ama bir yerden sonra büyü bozulur tek bir kelimenin manası cümleye yetmezdi. ‘Ne söyledi acaba?’ der dururdum içimden. Bir tek o İran şarkılarını dinlediğimde anlam kaygısı yaşamazdım. Çünkü şarkıların anlamı sözlerinde değil melodisindeydi.

okumak için tıklayınız

Bütün cinayetlerde Sabahattin Ali’nin katillerinin parmak izi var!

Sabahattin Ali, hikâyeleri, romanları, şiirleri ve fırtınalı yaşamıyla rüzgâr gibi geçti hayattan. Kısa sürmüş hayatında edebiyatta unutulmaz izler bıraktı. 2 Nisan 1948’de öldürüldüğünde 41 yaşındaydı. Milli Emniyet’çi katili, cinayeti “milli hislerle” işlediğini açıkladıktan sonra ödüllendirildi. Bu köşede yıllar önce Sabahattin Ali’ye, hayatına, cinayet davasına ve o yıllara dair yayımlanan yazımı, bir kez daha paylaşıyorum.

okumak için tıklayınız

Bedri Rahmi Eyüboğlu – Paramparça (seslendiren: Mümtaz Sevinç)

Paramparça Ağaç bütün Işık bütün Meyve bütün Benim dünyam paramparça. Büyük bir ayna kırılmış Kırılıp yere dökülmüş Kainat içine düşmüş Düşmüş amma paramparça. Yaprak yaprak yapıştırdım Diyar diyar dolaştırdım Bir alevdir tutuşturdum Yandım amma paramparça. Bedri Rahmi Eyüboğlu

okumak için tıklayınız

Hiç kimsenin yüzleşmek istemediği bir trajedi: Faust

Kendi kendini anlamak isteyen modern insanlar, Faust da ilk gelişme trajedisini sunan Goethe ile başlayabilirler. Hiç kimsenin yüzleşmek istemediği bir trajedidir bu- gelişmişlerin de, geri ülkelerin de, kapitalist ideologların da, sosyalistlerin de… Ama herkes tekrar tekrar canlandırıp durmakta bunu. Goethe’nin perspektif ye tasavvurları, modernliğin en eksiksiz ye en derin onun serüven ve romansını en ateşle

okumak için tıklayınız

Ömrü boyunca fotoğraf vermeye karşı olan şair, çevirmen, grafik ustası

Cemal Süreya’nın “Şık Derviş” olarak tanımladığı şair, çevirmen, grafik ustası Sait Maden, henüz 19 yaşındadır. Varlık dergisinin 1950 yılında açtığı yarışmada Charles Baudelaire’in “Les Fleurs du mal” (Kötülük Çiçekleri) kitabından çevirdiği “Moesta et Errabunda” başlıklı şiirle birincilik ödülünü kazanır. Sonuçlar açıklanır, şimdi yarışmayı kazananlar ile röportajlar yapılmasına ve bunların Varlık dergisinde yayımlanmasına gelmiştir sıra. Röportajlar

okumak için tıklayınız

15 Ünlü Şairimizden Mutsuzluk Üzerine Şiirler

Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Edip Cansever başta olmak üzere Türkiye Edebiyatı’nın önemli şairlerinin mutsuzluğu anlatan dizelerini derledik. 1. Cemal Süreya – Mutsuzluk Gülümseyerek Gelir Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir; Banliyo treninde rastladığımız Sınav saatini kaçırmış liseli kız, Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

okumak için tıklayınız

Kazanıldığı halde, ödül koyucunun vermekten vazgeçtiği ödül

Bunlardan biri Yaşar Kemal’in başından geçmiştir. 1953-1954 yıllarında “Cumhuriyet”te dizi olarak yayımlanan Yaşar Kemal’in “İnce Memed” romanı, 1956’da “Varlık” dergisinin koyduğu ilk roman ödülünü alır. Ödül, o zamanın parasıyla bin liradır. Fakat ödül açıklanınca kıyamet kopacaktır.

okumak için tıklayınız

Zombi Emek – Vampir Sermaye

David McNailly özellikle 2008 ekonomik krizinin ardından zombi ve vampir hikâyelerindeki artışı gözlemleyerek girişmiş çalışmasına. Yazara göre ekonomik kriz sonrası yapılan betimlemelere de korku figürleri damgasını vurmuştu: Analistler zombi kapitalizminden, zombi iktidarından bahsetmeye başlamış, büyük yatırım bankaları “kokusu paraya benzeyen her şeye o kanlı ağzını doymak bilmemecesine dayayan koca bir vampir” olarak tanımlanmaya başlamıştı. Böyle

okumak için tıklayınız

Julio Cortazar’dan Küba destanı: Buluşma

Julio Cortázar Reunion’da Küba Devrimi’ni kurgusal bir şekilde ele alıyor. İdealist bir adamın duruşunu ve dostluğu konu alan kitapta Che Guevara’dan Fidel Castro’ya Küba devrimine dair pek çok şey bulacaksınız. Çocuğumu düşünüyorum ama o uzaklarda, kilometrelerce uzakta, hâlâ güne yataklarda uyanılan bir ülkede; imgesi bana gerçek değilmiş gibi geliyor, gittikçe silikleşiyor ve ağacın yaprakları arasında

okumak için tıklayınız

Samuel Beckett ve yayımlanmamış öyküsü: Echo’nun Kemikleri

Genç Beckett ilk eseri olan Whoroscope’u yayımlatmayı başardığında henüz 24 yaşındaydı. Ardından Londra’nın seçkin yayınevlerine gönderdiği Sıradan Kadınlar Düşü romanının ise okuyucuyla buluşabilmesi için 60 yıl beklemesi gerekecekti. Tabii, geçen bu 60 senelik zamanda Beckett ününü yürütmüş, Nobel Edebiyat Ödülü’nü çoktan kazanmış, hatta ölmüştü bile. Başka bir deyişle bu kitabı yayımlatmayı başaramamış, yenilmişti. Fakat hayattayken

okumak için tıklayınız

Mehmet Aydın şiir ışıldağıyla yaşıyor – Müslüm Kabadayı

TOPLUMCU AYDINLANMAMIZIN ÇINARI MEHMET AYDIN ŞİİR IŞILDAĞIYLA YAŞIYOR!.. “Paylaştım ekmeğimi Eşle dostla güçsüz olanla Sevgim yüreğim büyüdü Öpüp bağrıma bastım kitabı Daracık ufuklu dünyam Boyuna ışıdı Şarkıya durdu çevrem” diyen MEHMET AYDIN Hocamız için “Selama durdu ÇEVREN” Müslüm Kabadayı

okumak için tıklayınız

Kitap, Kütüphane ve Hatay’da Kütüphane Kültürü – Müslüm Kabadayı

Kitap, hem yaşamın kaydedildiği bir araç hem de insan yaşamını değiştiren, geliştiren bir kaldıraçtır. Yaşamın kaydedilmesi kitaplardan önce de vardı, sözlü anlatım-resim-heykel-müzikle… “Değiştiren ve geliştiren kaldıraç” özelliği ise dikkatle üzerinde durulmayı hak ediyor.

okumak için tıklayınız

Disney’in sınıfsal dünyası: Yoksulluk mutluluktur

“Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” dünyasında, Huysuz’un bile mutlu mesut çalışması gerekiyor. Duke Üniversitesi’nden sosyologların yaptığı yeni bir araştırmaya göre, Disney filmlerindeki sınıf steryotipleri, genç izleyicilere çok çalışıp yoksulluktan kurtulana kadar yazgılarını kabul etmeleri gereken bir hayatı gösteriyor.

okumak için tıklayınız